1. YAZARLAR

  2. Şahin Alpay

  3. Evet 'demokratik özerklik' ama nasıl?
Şahin Alpay

Şahin Alpay

Yazarın Tüm Yazıları >

Evet 'demokratik özerklik' ama nasıl?

A+A-

Demokratik Toplum Kongresi, Diyarbakır merkezli bir sivil toplum girişimi. DTK'nin geçen hafta sonunda yazar, gazeteci ve akademisyenlerle yaptığı, basına kapalı toplantıda tartışmaya açtığı "Demokratik Özerk Kürdistan Modeli Taslağı" başlıklı, tamamının 16 sayfa olduğu bildirilen metni görmedim, ama geniş bir özetini okudum. (Hürriyet internet, 20 Aralık)

Taslak, yeni yapılacak anayasa ile Türkiye'nin Kürdistan olarak anılacak Kürt çoğunluklu bölgesine geniş idari özerklik tanınmasını öneriyor. Öneri, özerk bölgenin kendi meclisi, bayrağı ve sembolleri, ("askerî tekel olarak değil, toplumun iç ve dış güvenlik ihtiyaçlarına göre demokratik organların denetimi altında" oluşturulacak) "öz savunma"ya (?) sahip olmasını; resmi dilinin Kürtçe ve Türkçe olmasını, Kürtçenin anaokulundan üniversiteye kadar eğitim dili haline gelmesini kapsıyor. "Kürt halkı ile Türkiye arasında yeni bir sözleşme" olacağı belirtilen bu statünün, mevcut sınırlar içinde "halkların kardeşliğinin ve birliğinin pekişmesini sağlayacağı..." vurgulanıyor; "yeni Türkiye Cumhuriyeti anayasası ve AB hukukunca tanınarak, yasallığı sağlanmalıdır..." deniyor. Bu ifadelerden kalkarak taslakta, adı konmasa da Türkiye'nin federal bir yapıda yeniden örgütlenmesinin önerildiği söylenebilir.

Bu özellikleriyle taslaktaki öneri, gerek başkanlığını Şerafettin Elçi'nin yaptığı Katılımcı Demokrasi Partisi'nin (KADEP), gerekse Bayram Bozyel başkanlığındaki Hak ve Özgürlükler Partisi'nin (Hak-Par) programlarında yer alana benzer bir federalizmi öngörmekte. İlginçtir, Barış ve Demokrasi Partisi'nin (BDP) Türkiye'nin "20-25 bölgeye" ayrılmasını öngören ve İspanya modelinde bir yeniden yapılanmayı, yani bölgelere yetki devrini (devolüsyonu) öngören "Demokratik özerklik projesi"nden belirgin şekilde ayrılmakta.

Kürt sorununun çözümünü programlarının merkezine koyan farklı parti ve sivil toplum hareketlerinin geliştirdikleri önerilerin önümüzdeki dönemde yoğun bir şekilde tartışılacağı muhakkak. Bu tartışma yapılırken dikkate alınacak temel noktalar ise herhalde şunlar olmalı:

Bunca acı tecrübeden sonra artık idrak etmiş olmalıyız ki, sorunlarımızı ancak özgürce tartışarak çözebiliriz. İfade özgürlüğünün şiddet savunması ve nefret söylemi dışında yasal engeli olmamalıdır; eğer yasal engeller varsa hepsi kaldırılmalıdır. Kimse ne güvenlik kuvvetlerinin ne de PKK'nın silahlı tehdidi altında olmamalıdır. Tartışma ancak silahların sustuğu bir ortamda yürüyebilir. Şiddetle çözümü dışlamak, barışçı demokratik yola bağlı kalmak şartıyla, isteyen federalizmi, isteyen ayrılmayı savunabilir. Bütün fikirler tartışmaya açıktır, ama kararlar tabii ki ilgili bütün tarafların katılacağı müzakereler sonunda şekillenecek anayasada ifadesini bulacaktır.

Mevcut aşırı merkeziyetçi nitelikteki devlet yapısının, Kürt çoğunluklu bölgenin taleplerine cevap vermediği ortada. Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuyla sonuçlanan bağımsızlık mücadelesini Türkler ve Kürtler birlikte verdiler. Bu mücadele, kurulacak yeni devlette Kürtlere kültürel ve idari özerklik tanınacağı vaadiyle yürütüldü. Bu vaadin yerine getirilmemesi neredeyse Cumhuriyet'in kuruluşundan bu yana devam eden (Süleyman Demirel hesabıyla) 29 isyana neden oldu. İsyanların son bulması için de Kürtlerin gerek anadillerini özgürce kullanma gerekse çoğunlukta oldukları bölgede idari özerklikle ilgili taleplerinin karşılanması gerekiyor.

Öte yandan aşırı merkeziyetçi devlet yapısının Türkiye'nin bütününde yönetimin etkinliği ve yönetime katılım açısından büyük sorunlar arz ettiği uzun yıllardır ülke gündeminde. İdarenin ülke çapında "yerinden yönetim"i, yerel yönetimleri güçlendirecek şekilde örgütlenmesi, yalnız Kürtlerin değil Türkiye toplumunun yaygın bir talebi. Kısaca, Türkiye'nin gönüllü birliğini, daha etkin ve demokratik bir idareyi güven altına almaya yönelik "demokratik özerkliğe" evet. Ama nasılını iyice tartışmalıyız. s.alpay@zaman.om.tr

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT