Etnik kimliğe göre din yorumu olur mu?

24.11.2011 00:06

Ahmet Kurucan

"Sünni İslam, Şii İslam, ılımlı İslam, Türk İslamı, Afgan, Pakistan, Avrupa İslamı, modern İslam, geleneksel İslam, halk İslamı, akademik İslam, popüler İslam." 'Daha yok mu?' dediğinizi duyar gibiyim.

Cevabım; var: Kürt İslamı.

Bu yazıda ele alacağım konu Kürt İslamı, ama önce diğerleri hakkında kısa bir açıklamada bulunmak isterim; yukarıda geçen ve sonu İslam ile biten -çeşit demeye dilim varmıyor ama sınıflandırma, etiketleme, nitelendirme diyebilirim- ve izafet ifade eden yaklaşımların kendilerine özgü izahları var. Söz konusu sınıflandırmaların muhteva ve kapsama alanları, onların zuhur ettiği dönemin siyasi, felsefi, ekonomik, kültürel, hukuki vb. arka plan şartları, bunlara sahip çıkan ve bir aidiyet simgesi olarak kullanan Müslümanlar ve tabii ki pratik hayata yansıyan yönleri teker teker ele alınıp konuşulacak olan konular. Dikkat ederseniz bunların yanlışlığı-doğruluğu üzerinde konuşmuyor; "İslam İslam'dır, bunun şusu-busu olmaz" türünden klişe yorumlarla meseleyi toptan reddetmiyor; aksine bir vakıa olarak kabullenilmesi gerektiğine işarette bulunuyorum.

Gelelim Kürt İslamı'na; ülkemizin kanayan yarası Kürt meselesine her nedense belirli bir zümre ısrarla İslam'ı da katmak istiyor ve Kürtlerle Türklerin en önemli ortak paydalarından olan İslam dinini tartışmaların ortasına koymayı murad ediyor. Dile getirmiş olduğu yorumlara bakınca İslam dini hakkında ne basit ne de derinlemesine red"vukufiyetinin olmadığı zahir olan bu kesimin amacı, dinin anlaşılması ve Kürt meselesinin çözümünde dinin bir araç olarak kullanılması değil. Tam aksine İslam'ı, Kürt İslamı nitelendirilmesi ile parçalayıcı bir unsur olarak kullanmak istiyorlar.

En basitinden diyorlar ki: "İslamiyet'in Kürt toplumuna özgün yorumu geliştirilemediği için başkaları adına aydınlanma, ilerleme ve güç kazanma kaynağı olan İslamiyet, Kürdistan için bölünme, parçalanma ve başkasına bağlanma nedeni olmuştur." Sadece bu cümle bile yukarıda ifade etmeye çalıştığım düşüncemi temellendirmeye yeter aslında. Çünkü İslam başka şeydir, İslamiyet başka. İslam, Allah ve Rasulü'nün (sas) nassları ile sabit değerlerden oluşan dinin adı iken, İslamiyet zaman, mekân ve insan şartlarına bağlı olarak bu nassların yorumlanan ve hayata geçen formuna verilen isimdir. Bir başka tabirle; İslam sabiteler iken İslamiyet değişkenlerden müteşekkildir. Zaten Afgan İslamı, Türk İslamı vb. isimlendirmelerle ifade edilmek istenen mana da budur. Yani İslam'ın genel geçer normlarına, Afganlıların, Türklerin vb. ihtiyaç ve zaruretlerin sevkiyle ilmi birikimlerini, tecrübelerini, idrak ufuklarını devreye koyup örf-âdet, gelenek-görenekleri başta birçok etkileyici unsurların da katkısıyla yaptıkları yorumun adıdır. Eğer kasdedilen bu ise -ki bu olduğunda şüphe yok- o zaman "İslamiyet'in Kürt toplumuna özgün yorumu..."diye başlayan cümledeki İslamiyet yerine İslam denilmesi lazım ki bu düşünce bir mana kazansın.

İkinci olarak; tarihî gerçekler sözü edilen yaklaşımı doğrulamamaktadır. Çünkü dinî nassların yorumları etnik temele göre yapılmaz. Tarihin hiçbir döneminde de yapılmamıştır. Bu yorumları yapanların tabii ki etnik bir kökeni vardır; ama o etnik kökenin mutlak manada yorumlara etkisi olmaz, olamaz. Kültürün olmuştur, coğrafi yapının olmuştur, iktisadi şartların olmuştur ama mücerred manada etnik kimliğin olmamıştır.

O zaman şunu rahatlıkla diyebiliriz; etnik köken temelinde "Kürt İslamı" -bunun yanlış olduğunu yukarıda söyledik- diye bir şey olmaz, olamaz; tıpkı Türk İslamı'nın olmadığı ve olmayacağı gibi.

Nasreddin Hoca'dan mülhem, bindiğimiz dalı kesiyoruz; bilmem farkında mıyız?

ZAMAN 

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim