Eşsiz esir anlaşması ile Gazze raporu arasında

05.10.2009 02:41

Yaser ez Zeatira

Hamas hareketi ile İsrail arasında imzalanan ve bu doğrultuda esir asker Şalit'in bir dakikalık video görüntüleri karşılığında 20 Filistinli esir kadını serbest bırakan anlaşma, siyasî ve direnişçi göstergeleri açısından üzerinde durulmayı çokça hak ediyor.

Öncelikle Hamas'ın silahlı kolu El Kassam Tugayları'nın üç yılı aşkın süredir esir askeri elinde tutmasının haddizatında büyük bir başarı olduğunu ifade etmek gerekli.

Bir esir askere karşın 10 bin esir Filistinliyi görmezlikten gelen uluslararası ikiyüzlülük üzerinde fazla durmayacağız. Bazıları 'Niçin sadece kadın esirler serbest bırakılıyor?' diye soracaktır. Bunun Filistin direniş hareketinde kadına bakışın yapısına dair bir göstergesi var mı? Burada Filistinli kadınının ve özellikle de dindar olanının düşmana karşı direniş sahasında hep var olduğu sözüyle cevap verebiliriz. Kadının erkekten daha fazla direnişin sonuçlarına katlandığını ve şehit ve esir evlatlarını koruma misyonunu üstlendiğini bilmemiz yeterli. Bir anne, kız kardeş ve eştir. Özetle esir erkeklerin sayısına kıyasla esir kadınların sayısı kadının direniş hareketi içindeki varlığını yansıtmamaktadır. Anlaşmanın göstergeleri içinde esir kadınların kimlikleriyle ilgili bir nokta var. Bu nokta Hamas hareketinin benimsediği tutumların yapısını yansıtıyor. Hamas, Filistin halkının evlatları arasında bir ayırım yapmıyor. Zira Hamas'ın şehitlerinin ve esirlerinin eşleri Batı Şeria'daki yönetim tarafından kovuşturmaya tabi tutulurken Hamas, Fetih hareketinden 5, Hamas'tan 4, Cihat hareketinden 3, Halkçı Cephe'den 1 ve hiçbir örgüte bağlı olmayan 7 esir kadını özgürlüğüne kavuşturuyor. Bu, ilgili çevrelere birleşmenin direniş yolunda olacağı, düşmana ödün verme ve işbirliği yapma süreçlerinin daha fazla çekişme içereceği başlıklı bir mesajdır. Akil kişiler bu süreçlerin hakları ve saygınlığı geri getirmeyen boş süreçler olduğu gerçeğinin bilincindeler. Geriye esirlerle ilgili bir bağlamda oldukça önemli şu cümle kalıyor: Uğrunda cihat ettikleri, esir düştükleri, şehitler verdikleri davadan vazgeçerek özgürlüklerine ulaşamayacaklardır.

Esir kadınların çıkmasına olan sevincimiz Filistin yönetiminin Gazze savaşıyla ilgili Goldstone raporuna yönelik tutumunun temsil ettiği kahırla aynı zamana denk geldi. Filistin yönetimi, Amerikan baskılarından sakınmak, telefon şirketi anlaşmasını geçirmek ve Lieberman'ın Filistin yönetiminin Hamas'a yönelik son savaştaki teşvikini su yüzüne çıkarma tehdidinden sakınmak için raporun rafa kaldırılmasını istedi. Filistin yönetiminin tutumu birçok yabancı diplomatın ve uluslararası insan hakları örgütlerinin ifadesine göre 'skandal' oldu; ancak bizim açımızdan şaşırtıcı değildi. Çünkü bu bağlamdaki seri epey uzun ve Abbas yönetimi bütün dokunulmazları kırdılar. Barış fırsatının kaçırılmaması yönündeki konuşmaları faydasız. Herkes Netanyahu'nun bu bağlamdaki malzemesini biliyor; ancak kendisini işgalin rahmeti altına koyanların ve hatta kendi halkına karşı işgalle işbirliği yapanların liderleri uluslararası mahkemelerde savaş suçlusu olarak yargılanmaktan kurtulamaz.

Ürdün gazetesi El Düstur 3 Ekim 2009

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim