Eşkomutanların Pırlanta Savaşı

17.06.2010 00:34
Eşkomutanların Pırlanta Savaşı
Engin Ardıç’ın bugünkü Sabah’ta kaleme aldığı ironik yazısı militarizmin çirkin çarkın ne kadar çürütücü olduğunu gözler önüne seriyor.

Kamuoyunun "Darbe Günlükleri" ile yakından tanıdığı ve adı Ergenekon davası sanıkları arasında adı geçen eski DKK Org. Özden Örnek'in eşi Sevil Örnek ile emekli Tümamiral İlker Güven'in boşanmak sürecindeki eşi Sunahanım Güven arasında yaşanan "22 parça pırlanta ve 150 bin dolarlık" sermaye transferi üzerinde basın yayın organlarının da katkısıyla magazinel tartışmalar yaşanıyor. Oysa generallerin eşleri arasında yaşanan bu olay askeri hiyerarşide yaşanan ve birebir eşlere de yansıyan emir komuta içerisinde seyreden ve hayatın her alanına sirayet eden emir komuta mantığının mide bulandırıcı boyutu biraz daha ağır basan çirkin yansımasından ibaretti.

Atatürkçülük ve laiklik hassasiyetini vurgulamakta komutan eşleri bir karar mı aldılar derhal Genelkurmay Başkanı Başbuğ'un eşi bayan Sevim Başbuğ'un peşine takılıp Anıtkabir'de boy gösterirler. Ergenekon cuntasına bir operasyon düzenlenmiş ve Org. Tuncer Kılıç gözaltına mı alındı derhal bayan Başbuğ'un komutasında toplanan eşkomutanlar Kılıç ailesine kameralar önünde moral destek ziyareti gerçekleştirirler. Hanımlar da TSK teamülleri çerçevesinde eş kontenjanından mutlak bir rütbeye kavuştuğu için akıl, beceri, fazilet vs gibi insanı üstün kılan değerler değil her durumda kocanın statüsü belirleyici oluyor. Yani sadece terfi dönemlerinde değil her zaman sicil amirine bağlı hareket eden subaylar sürece paralel olarak sicil amirlerinin eşleri olan eşkomutanlara da bağlı hareket etmek zorundalar. Üstelik eşleri de eşkomutanlara saygıda, itaatta hediyede, iltifatta kusur etmemeye özen gösterecekler. Madem 'askerlik bir hayat tarzıdır' o halde eşin komutanının eşine, çocuğun komutanının çocuğuna esas duruşta bulunacak. Maddi, manevi her türlü fedakarlık komutanlar ve eşkomutanlar için seferber edilecek ki TSK'nın birlik ve bütünlüğü ilelebed payidar olsun!

Engin Ardıç'ın bugünkü Sabah'ta kaleme aldığı ironik yazısı işte bu militarist ve çirkin çarkın ne kadar çürütücü olduğunu gözler önüne seriyor. Çirkinlikler örgüsünün akıl ve mantık düşmanı tutarsızlıklarına dikkat çeken sözkonusu yazıyı dikkatinize sunuyoruz:

 

Giniralşa / Engin Ardıç

Eski Rus romanlarında böyle geçer, "giniralşa"... Generalin karısı demektir.
Hani şu "N. kentinden" bilmemkaç "verst" uzaklıktaki "L. kasabasından" dem vuran on dokuzuncu yüzyılın eski Rus romanları... Hani, generalin karısına "çaya gidilen" romanlar...
Bu deyim artık kullanılmıyor. Rusça öğreten ve okuma parçası olarak da eski Rus romanlarından örnekler veren ders kitaplarında "eski bir deyim" diye açıklama yapılıyor.
Fransızca'da da böyleydi, "la generale"... Ya da "la marechale"... Sanki kadın, kocasıyla birlikte ordulara komuta ediyor... Eşbaşkan gibi, eşkomutan... Havası da ona göre tabii.
Şişman, beyaz tenli, üç çeneli Rus kadınları...
Ya göbekli, pancar suratlı, ya da inadına kemikli, sıska, seyrek sakallı, gözleri çakmak çakmak Çar generalleri...
Geçen gün haberlere baktım.
Sunahanım Hanım, Sevil Hanım'ın 22 parça pırlantasıyla 110 bin dolarını geri vermemiş... Sevil Hanım dava açmış...
22 parça pırlanta... Ulan biz burada o kadar şeriatçılık ederek, o kadar vatanı milleti satarak, o kadar yandaşlık ve yalakalık yaparak milyarları götürüyoruz, bizim karıda var toplam üç parça, beş parça pırlanta!...
Üstelik bu bir kısmı... Yirmi ikisini kaptırmış, geride daha kaç parça kalmış?
Pırlantaları ve dolarları bir hanımdan öbür hanıma götüren de, paşanın emir subayı... Öyle iddia ediliyor.
Sevil Hanım "alışveriş için yurt dışına gideceğini" söyleyerek Sunahanım Hanım'dan 150 bin dolar istemiş... (Oysa biz hanımla birlikte üç bin dolar denkleştirince ipimizi kırarız vallahi.)
Hanımın eşi de "ilişkide bulunduğu değişik kişilerden" ancak 110 bin dolar denkleştirebilmiş... (İlişkide bulunduğum kişilerden beş bin dolar istesem bir daha selam vermezler.) Bu arada elbette vatanı birtakım göbeğini kaşıyan ampul kafalıların elinden kurtarma planları da yapıyor...
Bu parayı da emir subayı vasıtasıyla öbür hanıma teslim etmiş.
Devir teslim nerede gerçekleşmiş? Orduevinde. (Sakallı ve başörtülü girmek yasak, elinde yüz on bin dolarla girmek serbesttir.)
Sevil Hanım da, "bu paraları nereden bulmuş, önce onu açıklasın" diyor...
Öyle ya, kocası bizim gibi vatan haini değil ki paraları cukkaya doldursun... Memur maaşına talim eden adam.
Sevil Hanım'ın kardeşinin de Nişantaşı'nda mağazası varmış... (Bizim küçük baldız da rahmetli bacanaktan kalan emekli maaşına talim ediyor.)
Sunahanım Hanım, pırlantaları "takıp iade etmek üzere" istemişmiş...
"Düğüne gideceği zaman komşudan ödünç tayyör almanın" daha ileri bir düzeyi...
Oysa Sevil Hanım da onu uzaktan tanıdığını, aralarında "bir samimiyet olmadığını" ileri sürüyor.
Pardon, hangi hanım hangi hanımdan ne almış ne vermiş, ben şaşırdım.
Bir hanım öbür hanım için "eşim emekli olduktan sonra bu iddialarda bulundu" diyor. (Sıkıysa muvazzafa bulaş!)
Eşi de (hangisi hangisinin eşiydi, karıştırıyorum) eşine demiş ki, "mahkemede bu hanım için 'agresifti, kirliydi, bakımsızdı' de, pırlantaları verme!"
Bu hesaba göre, cadalozların ve pasaklıların takıları "miri mal" mı sayılıyor?
Falan filan...
Şimdi söyleyiniz bakalım, ordunun itibarını sarsanlar "liboşlar" mı yoksa bu tür bazı hanımlar mı? "Giniralşa" kelimesinin çoğulu nasıldı yahu, onu da Rusça bilenler söylesinler.

 

  • Yorumlar 1
    Diğer Haberler
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim