Eskiden olsa hükümet istifa ederdi

30.07.2011 18:00

Abdülkadir Selvi

Türkiye ilk kez Genelkurmay Başkanı ile üç kuvvet komutanının istifasına tanıklık etti. Aslında bunun ilk denemesi geçen yıl ki Yüksek Askeri Şura toplantısı sırasında yapılmıştı.

Ancak Atilla Işık istifa etmiş, diğer komutanlar geri adım atmıştı.

Bu kez karargahta alınan karar uygulamaya konuldu.

Peki bu durum hükümet açısından sürpriz oldu mu?

Hoş karşılanmadı ama sürpriz de olmadı. Hatta Başbakan Erdoğan'ın kararlı duruşu, istifaya giden süreci getirdi.

'Sürpriz olmadı' dedim çünkü bu Koşaner paşa'nın üçüncü istifa girişimiydi. Ve bu kez emeklilik dilekçesi işleme konuldu.

İlk istifa girişimini geçen yılki YAŞ toplantısı sürecinde yapmıştı Koşaner paşa... Hatırlarsanız 2010 Şurasından 8 gün sonra Şura kararları imzalanıp, açıklanabilmişti.

Bu süre zarfında Kara Kuvvetleri Komutanı olması beklenen Atilla Işık paşa istifa etmiş, Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na atama konusunda sorun yaşanmış, Başbakan Erdoğan bir Korgeneralin Kuvvet Komutanı olabileceğini söylemişti. O açıklama sıradan bir söz değil, bir kararlılığın ifadesiydi.

Yani karargahta "toplu istifayı" konuşan dönemin Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un, "Restine rest"le karşılık vermişti.

2010 şurasında Cumhurbaşkanı Gül, Koşaner Paşa'yı Köşk'e çağırarak, "Genelkurmay Başkanı olarak ekibinizi siz düzenleyin. Elinizi taşın altına koyun. Bize yardımcı olun" dedi.

Koşaner elini taşın altına koymadı ama krizin derinleşmesine de destek vermedi.

Işık Koşaner Genelkurmay Başkanı olduğu günden itibaren en büyük desteği Başbakan Erdoğan'dan aldı. Hatta öyle ki Başbakan Erdoğan, Balyoz iddianamesiyle ilgili olarak Genelkurmay tarafından yapılan yazılı açıklamaya tepki gösterdikleri için AK Parti Genel başkan yardımcılarını, "Işık Paşa'yı eleştirmeyin" diye uyarmıştı.

Koşaner de kendisine 'hayırlı olsun' ziyaretine gelen kabinenin önemli bir bakanına, "Sorunları yüz yüze görüşelim. Bana destek olun. Beni rahat bırakın ordumu yöneteyim" demişti.

Koşaner Paşa'nın ikinci istifa girişimi ise balyoz tutuklamaları sırasında yaşanmıştı. Koşaner ile Başbakan Erdoğan'ın Dolmabahçe görüşmesinden söz ediyorum. Hatta öyle ki, dönemin Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül'ün, Dolmabahçe görüşmesi sırasında Balyoz tutuklamalarına askerlerden daha fazla tepki gösterdiği ve kabine üyesi arkadaşlarıyla tartışmaya girdiği bile konuşulmuştu.

Dolmabahçe toplantısı sırasında da Koşaner Paşa'nın istifa imasında bulunduğu ancak Başbakan Erdoğan'ın tutumu karşısında geri adım atmak durumunda kaldığı söylenmişti.

Geçen yıl atama sancısı Şura sürecinde ortaya çıkmıştı. Şurayı kilitleyen İnternet Andıcı'nın bir numaralı sanığı 1.Ordu Komutanı Hasan Iğsız'ın Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na atanmak istemesi üzerine patlak vermişti. İlker Başbuğ'un, Iğsız'ın atanması konusundaki ısrarı her defasında Başbakan Erdoğan'dan geri dönmüştü.

Bu kez ise kriz, Şura'dan önce başladı. YAŞ toplantısıyla ilgili yapılan ilk haberlerde hep Hava Kuvvetleri Komutanlığı'na kimin getirileceği konusu üzerinde duruldu. Ama asıl sorunu darbe tutuklusu 17 generalin emekliye sevk edilmesi talebi oluşturuyordu.

İlk toplantı 14 Temmuz günü Çankaya Köşkü'nde yapıldı. Cumhurbaşkanı Gül, geçen yıl ki ilke kararını ortaya koydu ve darbe tutuklusu generallerin terfi ya da temdit için önüne getirilmemesini istedi. Başbakan Erdoğan TSK ile hükümet arasındaki ilişkileri zedeleyen darbe tutuklusu generallerin emekliye sevk edilmesini istedi. Koşaner ise buna yanaşmadı. Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Genelkurmay Başkanı birlikte ya da ayrı ayrı tam 4 toplantı yaptılar.

En kısa olanı dünkü toplantıydı. 1 saat sürdü. Başbakan Erdoğan makamına gelince ilk iş olarak Adalet bakanlığı ile Başbakanlık bürokratlarının birlikte çalışma yapması talimatını verdi. Bu çalışmaya Adalet Bakanı Sadullah Ergin başkanlık ediyordu. Zorlu günler için seçilmiş olan Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz ise her aşamada devredeydi.

Ankara'da krizin zirveye çıktığı anda Başbakan Erdoğan iki talimat verdi.

1-YAŞ toplantısı yapılacak

2-Jandarma Genel Komutanı önce kara Kuvvetleri Komutanı sonra Genelkurmay Başkanlığı'na atanacak.

Normal prosedüre göre, 2013 yılında Genelkurmay Başkanlığı görevini üstlenmesi beklenen

Necdet Özel, kararlı bir duruş sergiledi, sivil iradenin yanında yer aldı ve elini taşın altına koymak suretiyle 2 yıl önceden bu göreve gelmesinin yolu açıldı.

Bu olay bir kez daha Çankaya'nın nasıl önemli olduğunu ortaya koydu. Cumhurbaşkanlığı makamında Abdullah Gül değil de Ahmet Necdet Sezer olsaydı bu operasyon yapılabilir miydi?

27 Nisan'da e-muhtıraya karşı dik duran, geçen yıl ki YAŞ'ta sivil iradenin son söz sahibi olduğunu ortaya koyan Başbakan Erdoğan bir kez daha, son söz ve yetkinin sivil iradenin olduğunu ortaya koydu.

Önceden komutanlar kaşlarını çatsa ya da üç beş satırlık bir metin karalasalar hükümet istifa ediyordu. Şimdi ise sivillerin kararlı tutumu sayesinde askerler istifa etmek zorunda kalıyor.

Peki ne oluyor? Bir rejim bunalımı yaşanmıyor. İstifa eden generallerin üstünden demokrasi tıkır tıkır işliyor.

YENİ ŞAFAK 

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim