1. YAZARLAR

  2. Faik Akçay

  3. Eşitleri bir tanımlasanız da eşitliği bir anlasak!
Faik Akçay

Faik Akçay

Yazarın Tüm Yazıları >

Eşitleri bir tanımlasanız da eşitliği bir anlasak!

A+A-

Danıştay 8. Dairesi, YÖK'ün üniversiteye girişte katsayı farkını kaldıran kararının yürütmesini oybirliği ile durdurdu. Kararda, meslek liselerinin konumu "belirli mesleklere yönelik ara insan gücü yetiştirmek" biçiminde yorumlandı. Bu kararla, imam-hatip liselerini bitirenlerin yükseköğretim kurumuna girmelerini engellemek için tüm meslekî ve teknik ortaöğretim kurumlarını bitirenlerin yükseköğretime girmelerinin yolu kesildi.

Bildiğimiz kadarıyla, meslek liselerinde okuyanların yüzde kaçının, okudukları alanda başarılı olacak yetenekleri, bu alana ilgilerinin ne olduğuyla ilgili bir araştırma yok. 14 yaşında, çoğunlukla anne-babanın verdiği kararla bir ortaöğrenim kurumuna giren genci, yaşamı boyunca, isteklerinin, ilgilerinin, yeteneklerinin dışında işlerle uğraşmak zorunda bırakan bir hayat sürdürmesine neden olmak, o gence yapılabilecek en büyük kötülüktür. İnsanların, yanlışların bir yerinden dönmeye hakları olmalıdır. Danıştay verdiği kararla bu hakkı gençlerin elinden almaktadır.

Bir ülkenin eğitim sistemi, imam-hatip okullarını bitiren öğrencilerin yükseköğretime girişlerinin önünü tıkamaya ya da açmaya göre belirlenemez. Bu ilkel bir düşüncedir.

"Meslek liseleri içinde bulunan % 7 imam hatip lisesi mezununun önünü kapamak amacıyla 28 Şubat'ta uygulanmaya başlayan, % 93'ü oluşturan diğer meslek liselerini de cezalandırmayı hedefleyen, 28 Şubat darbeci anlayışının eseri katsayı adaletsizliğinin YÖK tarafından kaldırılması, darbeden yana olan çevreleri rahatsız etmiştir." (Kocaeli Gönüllü Kültür Kuruluşları basın açıklaması, 27.11.2009) Meslek, teknik ortaöğretim kurullarında okuyan 7 öğrencinin yükseköğretime girişini engellemek için, geride kalan % 93 öğrenciyi, onlarla birlikte zarara uğratmanın mantıklı bir açıklaması yoktur.

Danıştay kararının gerekçesinde, "Milli eğitim sistemimiz, örgün eğitimde, yönlendirme esasına dayalı kademeli geçişi öngören bir modelle örgütlenmiş olup, bu örgütlenme şekli eğitimin amacı ve temel ilkelerinin doğal bir sonucudur. Eğitim ve öğretim hakkının herkese fırsat ve imkân eşitliği dahilinde sunulabilmesi için ilgi, yetenek ve eğilimleri farklı olan bireylerin bu özelliklerine en uygun eğitim kurumlarına yönlendirilmesi amaçlanmıştır. Eğitim sistemimizde, genel liselerle meslek liselerinin uygulanan program ve amaçları yönünden sahip oldukları farklılıklar gözetilerek, özellikle meslekî eğitimin milli eğitim sistemindeki yerinin ve işlerliğinin artırılmasını hedefleyen eğitim politikası doğrultusunda, ülkenin gelişen ve değişen ekonomik ve toplumsal gereksinimlerinin karşılanması için eğitim düzeyinin yükseltilmesi amaçlanmıştır." (Taraf Gazetesi, Yargı kararıyla eşitlik yasaktır, 26.11.2009)

Milli eğitim sisteminin, ilköğretimden yükseköğretime dek tüm basamaklarında, yapılmaya çalışılan, yapıldığı söylenen yönlendirmelerin gerçek anlamıyla yaşama geçebildiği, yeterli düzeyde olduğu söylenemez. "Eğitim ve öğretim hakkının herkese fırsat ve imkân eşitliği dahilinde sunulabilmesi için ilgi, yetenek ve eğilimleri farklı olan bireylerin bu özelliklerine en uygun eğitim kurumlarına yönlendirilmesi amaçlanmıştır." değerlendirmesi, gerçekdışı bir yaklaşımdır.

Danıştay, Yüksekova, Çukurca liseleriyle, Galatasaray Lisesi, Ankara, İstanbul, İzmir fen liseleri, Çankaya Lisesi öğrencilerinin, ÖSS elemelerinde aynı sınava nasıl alındıklarına yönelik bir eşitlik (!) tanımı yapsa da, eğitim sistemimizin eşitliğe dayalı yapısı (!) yargı kararıyla ortaya çıkarılsa, çok güzel olur. Bu sistemin neresinde, öğrencilerin ilgi ve yeteneklerine göre yönlendirme vardır? İstanbul Barosu Başkanı Muammer Aydın, 'Eşitlik eşit insanlar arasında olur' buyurmuşlar. ÖSS yarışında eşitleri bir tanımlasa, eşitlik algısını anlamış olacağız.

Katsayı uygulamasının kalkması, meslek liselerine girişi artırmıştır. Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, bir soru önergesine verdiği yanıtta, "...2002 ve 2003 yıllarında mezun olanların sadece yüzde 2,9'u üniversiteye girebildi, 2004'te bu oran yüzde 2,3'te kaldı. 2005 yılında meslek liselerinden mezun olanların, yüzde 2,4'ü, 2006'da da yüzde 2,7'si üniversiteli olabildi." bilgisini vermiştir. (Radikal Gazetesi, Katsayı kalkınca meslek liselerine giden öğrenci sayısı arttı, 31.10.2009) Bu sayılar, katsayının kaldırılmasının, imam-hatip liselerinden yükseköğretime bir akış sağlamadığını, korkulacak bir durum olmadığını göstermektedir.

Buna karşın, katsayı uygulaması, meslek ve teknik ortaöğretim kurumlarına yönelmeyi hızlandırmıştır. Yükseköğretime girişte fark kalkınca, meslekî, teknik ortaöğretime girişler artmıştır. "Yükseköğretime giremezsem, hiç değilse bir iş bulacak meslek okuluna gideyim" yönelimi, doğal bir sonuçtur.

Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu verdiği bilgide, "Meslekî ve teknik eğitimin ortaöğretim içindeki oranı 2004-2005 eğitim ve öğretim yılından bu yana kadar geçen sürede artış gösterdi. Önceki yıllarda yüzde 38 olan meslekî ve teknik eğitimin ortaöğretimdeki oranı katsayının kalktığı 2008-2009 eğitim-öğretim yılında yüzde 43'e ulaştı." (aa) demektedir. (Aynı kaynak) Bu sayılar, katsayı uygulamasının kaldırılmasının, ülke gençliğini meslek alanlarına yöneltmeye başladığını göstermektedir.

Sorunun kaynağı, nitelikli eğitimin yokluğudur

Yükseköğretimin doğru yapılanması, giriş sınavlarında bazılarına kapı açıp bazılarına kapatarak sağlanamaz. Bir öğrencinin yükseköğretimin neresinde öğrenim görüp göremeyeceği, bu öğrencinin ilgi ve yeteneklerinin ölçülmesiyle sağlanmalıdır.

Genel ortaöğretim sürecinden geçen öğrenciler, yükseköğretim kurumlarının bir alanında ya da yaşamın herhangi bir alanında uzmanlaşamamaktadır. Bu açıdan bakıldığında genel ortaöğretim okullarını bitirenler, meslekî, teknik alanlarda ortaöğretim bitirenlere göre yaşamla daha kopuk, yaşamda işe yarayacak bilgi edinmede daha donanımsızdırlar. Yükseköğretime girişte, meslekî, teknik öğrenim gören ortaöğrenim bitirenlerin öncelikle alınmaları gereken, öğrenimlerine uygun alanlar bulunmalıdır. Yetersiz de olsa, bunlar vardır.

Ülkemizde, bu alanda yaşama geçecek bir adım atılmamıştır. Ortaöğretim, yükseköğretim süreçlerinde öğrenim gören gençlerin büyük çoğunluğu, ilgileri, yetenekleri dışında, çoğunlukla istemedikleri alanda öğrenim görmektedir. Katsayı uygulamasının kaldırılması, bu yanlışlığı bir parça da olsa, ortadan kaldırma çabasıdır. Bu çaba engellenmemelidir. Bunu başarabilmek için, yeni yasal düzenlemeler gerekmektedir.

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT