Ertuğrul Özkök özür dilemesin...

07.06.2009 18:03

Sibel Eraslan

Çünkü ismi yazılırken bile özen gösterilmeyen “Dr.Kezban”, bu “ağır eleştiri”yi, baştan hak etmiş bir kadındır.

Hatırlayacaksınız medya tarihine “testis vakası” olarak geçen hadiseyi. Konya Numune Hastanesi’nde görevli iki kadın hekim, nöbetleri esnasında hastaneye gelen acil bir vakaya, bakmamışlardı. Yer yerinden oynamıştı. Bu çağda nasıl bir zihniyettir ki erkek hastanın testisi bahane edilerek röntgen ve ultrason çekimleri gerçekleştirilmezdi? Bir Uğur Dündar Klasiği olarak tarihe geçen bu haberin yalan olduğu, kısa sürede ortaya çıkmıştı. Görevli doktorlardan Dr. Kaziban Arbağ, hastane görevi dışında, başörtüsü kullanan bir kadındı ama hastanedeki görevi esnasında başörtüsü kullanmadığı halde, hakkında üretilmiş yalan haber dolayısıyla hastasına bakmayan bir hekim olmakla suçlanıyordu. Durumla ilgili soruşturmalar ve teftişler tamamlanmış, bu araştırmalar sonucunda Uğur Dündar’ın yaptığı haberin doğru olmadığı, kadın hekimin, erkek hasta ve testisi bahane ederek herhangi bir savsaklamada bulunmadığı ispat edilmişti...

Ve fakat yalan haber dolayısıyla büyük bir infiale sebep olunmuş, gerçek dışı haber Dr.Kaziban Arbağ’ın meslek onurunu rencide eden bir boyuta çıkmıştı. Bunun üzerine doktor hanım kendisi hakkında yalan haber üreten gazeteci Uğur Dündar hakkında bir tazminat davası açmıştı... Dava esnasında doktor hanımı aklayan teftiş raporları ve geçirdiği soruşturmalar, mahkeme tarafından delil olarak kabul edilmemişti. Yargıcın delil olarak kabul ettiği tanık şahadetlerindeyse: Çağrılan tanıklardan üç kişi doktor hanımın hastane içinde başının örtülü olmadığını, diğer bir tanığın ise doktor hanımın mesleğini örtülü olarak ifa ettiği belirtilmişti. Bakanlığın yaptığı teftiş ve soruşturmaları kale almayan Mahkeme, dinlediği üç şahidin lehte beyanını da dikkate almayarak, tek bir şahidin aleyhteki beyanı üzerine, Dr.Kaziban Arbağ’ın “müsbet ilmin ve akılcı bilimin aksine” olarak nitelediği türbanını, hastane içinde de taktığına karar vermişti.

Dr.Kaziban Arbağ’ın açtığı davasının konusu, yalan bir haberin tazminatıyla ilgiliyken, nasıl olup da işin örtüsüne ve kişisel yaşamının tesbiti davasına dönüştüğünü, hukuken anlamanın imkanı yoktur.

Doktor hanım: Uğur Dündar yalan söylüyor, ben onun iddia ettiği gibi hastama bakmamazlık yapmadım diyor.

Mahkeme: Evet ama konu bu değil, sen madem ki başını örtüyorsun, zaten baştan suçlusun diyor...

1- Mahkeme, önüne gelen davanın konusunu değiştirmiştir.

Konuyu yalan haber ve tazminat olmaktan çıkarıp, bir kadının örtülü olup olmadığına, oradan da başörtüsünün ilme-bilime uygun olmadığına, örtünün altında yatan zihniyetinin eleştiriyi hak ettiğine ve doktorun bu tür bir eleştiriyi “ağır” da olsa kabul etmesi gerektiğine getirmiştir...

2- Mahkeme, davanın açılma sebebiyle ilgili anlam bağını koparmıştır. Sebep-sonuç ilişkisini berhava etmiştir. Sen bu konuda dava açtın ama boşver, biz senin örtülü olup olmamana bakalım hele bir edasındadır...

3- Mahkeme, deliller konusunda zorlama yapmıştır. Konusunu saptırdığı davada yasal delil olan teftiş ve soruşturma raporlarını atlamaya karar vermiştir. Bilirkişi ve müfettiş zabıtlarını değil ama tanıkların ifadelerini delil kabul etmiştir. Dinlediği tanıklardan üçü, yargıcın istediği gibi ifade vermese de, bir tanık yargıcın istediği yönde konuşmuştur. Tamam bu kadar yeterli. Karar çıkmıştır...

4- Zabıt düşülmüş, karar kesilmiştir: “Davacı kamu görevi gören doktor olarak okuduğu müsbet ilmin ve akılcı bilimin aksine başına taktığı ‘türban'ın altındaki zihniyetin nedeniyle eleştirilmesine, bu eleştiriler ağır da olsa katlanmak zorunda olduğundan, ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir”...

...

Hukuk açısından bir yüzkarası olan bu yorum, başörtüsü takan tüm kadınlara şu unutulmaz dersi veriyor aslında: Başın örtülüyse, hakkında çıkacak yalan haberlere katlanmalısın. Başın örtülüyse, ağır eleştiri alacağını en başından bilmelisin. Senin inandığın din, müspet ilim ve akılcı bilime uygun değil.

Dikkatinizi çekerim: Mahkemenin razı olunmasını gözettiği ve karara bağladığı “ağır eleştiri”, aslında bir yalan haberdir. Kadınların yalan haberlerle kararan dünyası, hak edilmiş bir ağır eleştiri bağlamında, normalleştiriliyor, sanki yasalmış görünümüne sokuluyor... Bundan sonra yalan, sadece ağır bir eleştiridir o kadar.

VAKİT

  • Yorumlar 1
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim