1. YAZARLAR

  2. Mehmet Kamış

  3. Ertuğrul Özkök
Mehmet Kamış

Mehmet Kamış

Yazarın Tüm Yazıları >

Ertuğrul Özkök

A+A-

Türk medyası çok önemli günler yaşıyor. Aydın Doğan'ın holdingdeki görevinden ayrılmasından sonra Doğan ailesi de belirli bir zaman diliminde yönetimden çekileceğini açıkladı.

Daha önce Sedat Ergin Milliyet Gazetesi genel yayın yönetmenliğini bırakmıştı, ancak medyadaki asıl önemli değişiklik Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni'nin görevinden ayrılmasıyla gerçekleşti kuşkusuz. Türk basınının özellikle de Doğan Grubu'nun maestrosu Özkök'le ilgili bu haber, medyadaki dengeleri allak bullak edecek cinstendi.

Ertuğrul Özkök ile birkaç programda ayaküstü görüşme haricinde tanışıklığım olmadı. Ama üniversite yıllarından beri, Türkiye'deki her gazeteci gibi yakından takip ettiğim bir isimdi. Çetin Emeç'in bir suikast sonucu öldürülmesinden sonraki dönemde geldiği yayın yönetmenliği makamında üstelik Türkiye'nin en çalkantılı 20 yılında görevde kalmayı başarmıştı.

Nehrin kıyısında oturan adam gibi görevde olduğu dönemde Özal, Demirel, Ahmet Necdet Sezer ve Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanlığını, Yıldırım Akbulut, Demirel, Tansu Çiller, Mesut Yılmaz, Necmettin Erbakan, Bülent Ecevit, Abdullah Gül ve Tayyip Erdoğan'ın başbakanlığını gördü.

Bu yirmi yıl içinde kim ne derse desin Türkiye'nin en çok konuşulan, en çok tartışılan isimlerinden birisiydi. Zaman dışında Türkiye'deki birçok gazeteyi derinden etkileyen, başarılı bir yayın yöneticisiydi. Hatta bazı gazetelerin logosunu kapattığınızda Hürriyet Gazetesi bile sanacak kadar benzeştirdi kendisine. Pek çok gazeteci kendi içinde hep onunla çekişti. Kendini hep onun yerine koydu ya da onun yerinde olmak istedi. Bu yayın yöneticilerinin büyük bir bölümünü de aslında kendi yetiştirmişti. Medyada etkin olmalarında, şöhret bulmalarında müspet ya da menfi onun parmağı vardı.

70'li, 80'li yıllardaki Cumhuriyet Gazetesi'nin okul olma özelliğini elinden aldı. Medya içindeki bu görevi Hürriyet'e taşıdı. Hürriyet, medyanın amiral gemisi olmayı onun zamanında perçinledi. Ertuğrul Özkök, yaptıkları, yazdıkları, ortaya attıkları ve gazetesiyle, sürekli tartışılan, konuşulan, eleştirilen ama hep merkezde kalmayı başaran isim oldu.

Medyada dibinde ot bitirmeyen yöneticiler gibi olmadı. Bazıları daha sonra kendine rakip olsalar da o, kendi ekibini yetiştirdi, kendi yazarlarını ortaya çıkardı. Elini tuttuklarının ışığını yaktı ve Türkiye gündemine soktu. Projeleri hep tartışıldı ve gündem oluşturmayı başardı.

Gazete yönetmenliği yaptığı dönemler, Türkiye'nin gerçekten çok karışık ve şaibeli yıllarıydı. Zaten kendisi de, faili hâlâ belli olmayan Çetin Emeç suikastından sonraki dönemde göreve gelmişti. 90'lı yıllar faillerinin asla yakalanamadığı cinayetlerle geçti. Hele bir 93 yılı var ki, Cumhuriyet tarihinin en karanlık yıllarından biriydi. 28 Şubat sürecinde de Hürriyet'in kaptan köşkünde o oturuyordu. Türkiye 90'lı yılların bütün karışık, kritik eşiklerini geçerken medyanın en etkin ismi Ertuğrul Özkök ve gazetesiydi.

Aslında Ertuğrul Özkök'ü ortaya çıkaran, Türkiye gündeminde etkin olmasını sağlayan ilk isim merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal'dı. Özal'la çok yakın ilişkileri ona 'Özköşk' denmesine bile sebep olmuştu. Ancak 90'lı yıllarda Özal'ın Türkiye'ye ve bu millete kattığı bütün kazanımlar, birer ikişer elinden alınırken yeterli direnci göstermedi. Özgürlüklerden, demokrasiden yana tavır almadı. Eğer alsaydı yayın yönetmenliği ömrü daha kısa olurdu ama Türk demokrasi tarihine altın harflerle yazılırdı.

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT