1. YAZARLAR

  2. Robert Fisk

  3. Ermeni diyasporası dehşete düştü
Robert Fisk

Robert Fisk

Yazarın Tüm Yazıları >

Ermeni diyasporası dehşete düştü

A+A-

Erivan'ın Ankara'nın soykırımı kabul etmesini görüşme şartı olmaktan çıkarması sonucu, Ermeni diyasporası infiale kapıldı. 'Almanya Holokost'u sorgulasa İsrail ilişkileri sürdürür mü?' diye soran diyasporaya göre cumartesi günü bir 'ticaret karşılığı inkâr' anlaşması imzalanacak

1915 güzünde, İstanbul-Bağdat demiryolunun yapımında çalışan Litzmayer adlı Avusturyalı bir mühendis, gördüğünün Mezopotamya’ya ilerleyen kalabalık bir Türk askeri birliği olduğunu sandı. Fakat kalabalık yaklaşınca bunun askerlerin nezaretinde yürüyen kadınların oluşturduğu büyük bir kafile olduğunu anladı.

40 binden fazla kadının hepsi Ermeni’ydi, erkeklerinden koparılmışlar (o erkeklerin büyük kısmı Türk jandar-maları tarafından çoktan öldürülmüştü) ve soykırımdan farksız bir ölüm yürüyüşüne çıkarılmışlardı. O soykırımda 1.5 milyondan fazla Ermeni öldü.

Sürekli tecavüze ve dayağa maruz bırakılan kadınlardan bazıları, Erzurum, Sivas, Bitlis ve Türkiye’deki batı Ermenistan’ın diğer şehirlerden yola çıktıktan sonra zehir içmişlerdi. Litzmayer’le aynı dönemde yaşayan Pispokos Grigoris Balakyan şöyle yazıyordu: “Bazıları öyle bir durumdaydı ki, paçavralara sarılmış iskeletlere benziyorlardı, derileri güneş, soğuk ve rüzgârdan yanıp kayışa dönmüştü. Şoka uğrayıp donakalmış birçok hamile kadın, yeni doğurdukları bebekleri adeta insanlığa ve Tanrı’ya bir isyan gibi, yol kenarına bırakmıştı.” 

Sarkisyan yoğun lobi yapıyor

Her yıl bu kitlesel etnik temizlikle, geçen asrın ilk soykırımıyla ilgili yeni kanıtlar ortaya çıkıyor ve her yıl Türkiye soykırım yaptığını inkâr ediyor. Fakat cumartesi günü Ermenistan Devlet Başkanı Serj Sarkisyan (hayatta kalan Ermenilerin milyonlarca torununu dehşete düşürecek biçimde) Türkiye’yle diplomatik ilişkilerin yeniden tesisini, bu sayede yeni ticaret anlaşmalarını ve petrol menfaatlerini öngören bir protokol imzalamayı planlıyor. Ve bunu, ülke dışındaki Ermenilere verdiği en önemli sözü (Türkiye’nin 1915’te Ermenilere soykırım uyguladığını kabul etmesi talebi) yerine getirmeden yapmaya hazırlanıyor.

Dün Beyrut’ta, Sarkisyan’ın otelinin dışında binlerce Ermeni bu ‘ticaret karşılığı inkâr’ anlaşmasını protesto etti. Pankartlarda ‘Unutmayacağız’ yazıyordu. ‘Ermeni tarihi satılık değildir’ yazıyordu. Devlet başkanına hain diyorlardı. İçlerinden biri, “Bir buçuk milyon şehidimiz niye satılığa çıkarılıyor?” diye soruyor ve ekliyordu: “Peki Türkiye’deki Ermeni toprakları, dedelerimizin arkada bıraktığı evler ne olacak? Sarkisyan onları da satıyor.”

Üzücü hakikat şu: Rusya, ABD, Fransa, Lübnan ve başka birçok ülkeye dağılmış 5.7 milyonluk Ermeni diyasporası, 1915’te Osmanlı acımasızlığının darbesini yemiş Ermenilerin torunları. Küçük, denize kıyısı olmayan, modern dönem Ermenistan’ı (vaktiyle doğu Ermenistan denen bu ülkenin nüfusu sadece 3.2 milyon) yoksul, sallantılı bir tür demokrasiyle gösteriş yapıyor ve dibine kadar yolsuzluğa batmış durumda. Dışarıda yaşayan zengin kuzenlerinin gönderdiği paralara bel bağlıyor; Sarkisyan’ın onları Türkiye’yle imzalanacak anlaşmaya ikna etmek için New York, Los Angeles, Paris, Beyrut ve Rostov’a yaptığı umutsuz ziyaretlerin sebebi de bu.

Türkler Dağlık Karabağ’a yönelik olası bir anlaşma için de bastırıyor; tarihi Ermenistan’ın parçası olan bölge, yaklaşık 20 yıl önce Ermeni milisler tarafından Azerbaycan’dan ele geçirildi - Ermenilerin bir miktar etnik temizlik yaptığı da unutulmamalı. Fakat diyasporanın infiale kapılmasına yol açan, Erivan hükümetinin Türkiye’nin soykırımı kabul etmesini görüşmelerin şartı olmaktan çıkarmasıydı.

Beyrut’ta protesto gösterisi düzenleyen Ermenilerden biri şöyle diyordu: “Ermeni hükümeti Türk ve Ermeni tarihçilerin 1915’te neler yaşandığına karar vermek için birlikte çalışacağını söyleyerek bizi yumuşatmaya çalışıyor. Alman hükümeti aniden Holokost’u sorgulamaya başlasa ve buna tarihçilerin karar vereceğini söylese, İsrail diplomatik ilişkilerini sürdürür müydü?”

İhanet eden edeneydi zaten. ABD Başkanı Barack Obama Ermeni seçmenlere seçilirse soykırımı tanıma sözü veren ve seçilince onlara ihanet eden, hatta kelimeyi bile kullanmaktan kaçınan art arda üçüncü Amerikan başkanı oldu. Ermeni soykırımının hemen ardından Lloyd George ve Winston Churchill’den (ki olanları soykırım diye niteleyen ilk Britanyalı siyasetçidir) zehir gibi kınamalar gelmiş olmasına rağmen, Britanya Dışişleri de ödlek bir edayla, katliamların ‘ayrıntılarının’ tartışmalı olduğunu iddia ediyor. Ancak kanıtlar ortaya çıkmaya devam ediyor, bu gazetenin okuyucularından bile kanıtlar geliyor. Dedesi John ‘Jock’ Davidson Avustralya Süvarileri üyesi olarak 1. Dünya Savaşı’na katılan bir okuyucu, Robert Davidson şunları yazıyor: “Dedem de Ermeni soykırımına tanık olmuş. Humus kentinin surlarının dışında yüzlerce Ermeni cesedi gördüğünü yazmış. Erkekler, kadınlar ve çocuklar... Hepsi çıplakmış ve çürümeye ya da köpekler tarafından kemirilmeye bırakılmış. Dedemin süvari birliği bu insanlara yapılan mezalim karşısında neye uğradığını şaşırmış. Bir başka seferinde de birliği iskeleti çıkmış bir Ermeni kadın ve iki çocuğuyla karşılaşmış. Kadın onlara Türklerin kocasının ve iki büyük çocuğunun boğazını kestiğini anlatmış.”

Kalemlerden kan damlamasın...

Piskopos Balakyan hakkındaki yeni kitabında (Ermeni Cefası) tarihçi Peter Balakyan (piskoposun torununun torunu) Britanya askerlerinin bugün Irak’ta bulunan Kuttel Amara’da Türklere teslim oluşunu ve onların da kuzeye doğru ölüm yürüyüşüne çıkarılışını (13 bin Britanyalı ve Hintli askerden sadece 1600’ü sağ kalmış) anlatıyor. Kitapta bu askerlerin Suriye’deki Humus kentinden çok uzakta olmayan Der Zor yakınlarından geçerken tanık oldukları Ermeni katliamına dair anlattığı dehşet verici sahneler de yer alıyor. Askerlerin anlattıklarını dinleyen Piskopos, “O uçsuz bucaksız çöllerde insan kemiği yığınlarıyla, parçalanmış kafataslarıyla ve her yere saçılmış iskeletlere, öldürülmüş çocukların iskeletlerinden oluşan öbeklerle karşılaşmışlar” diye yazıyor. Cumartesi günü dışişleri bakanları İsviçre’de protokolü imzalamaya oturduğunda, kalemlerinden kan damlamamasını ummalı. (8 Ekim 2009)

RADİKAL

YAZIYA YORUM KAT