Ergenekon’un kanlı iç savaş operasyonları

28.07.2010 00:43

Rasim Ozan Kütahyalı

Şu an Türkiye’de postmodern bir iç savaş yaşanıyor... Türkiye bir demilitarizasyon süreci yaşıyor. Ali Bayramoğlu’nun sık sık belirttiği gibi bu süreci böyle yaşayan ikinci bir ülke yakın dönem siyasi tarihte yok.

Yunanistan, İspanya ve Portekiz askerî vesayet rejiminin Avrupa coğrafyasındaki son kaleleriydi. Hepsi “bir anda kopuş” şeklinde demilitarize oldular... Bu üç ülkenin Genelkurmay karargâhları sonuna kadar direndi, ipler gerildi ve zamanı geldi gerilen ip bir anda koptu. Bu üç ülkenin ordusu da madara oldu, subaylık, “utanılan bir meslek” haline geldi, sonra da devrimsel bir hızla bu ülkeler sivil ve özgürlükçü bir anayasal rejime geçti. Portekiz’de bir dönem -mesleki itibarsızlık nedeniyle- subaylığa başvurular o kadar azaldı ki, sivil hükümet, “subaylığa özendirici” önlemler almak zorunda kaldı. İspanya’da askerler sosyal ortamlarda mesleklerini saklamak zorunda kaldıkları için şikâyetçi oldular. Bir dönem bu haberler İspanyol medyasına yansımıştı.

Türkiye yumuşak bir geçişle bu demilitarizasyon sürecini yaşıyor. Soruşturmalarla, davalarla bu süreç ilerliyor. Bir yandan, darbe girişiminde bulunanlar yargılanıyor fakat bu darbecilerle ortak iş tutan kimileri de Genelkurmay içinde en yüksek yerlerde bulunuyor. Adını saydığım bu üç ülkede önce askerî vesayet tasfiye edildi, sonrasında yargılamalar yapıldı. Bizde ise bir yandan darbeciler yargılanmaya çalışılıyor, en üst düzeyden tutuklamalar oluyor, bir yandan da hâlâ Başbakan’ın eşi orduevine bile giremiyor, ağırlaştırılmış müebbetten yargılanan Saldıray Berk’in “Jandarma Genel Komutanı” olması için Genelkurmay bastırıyor. Özetle bir yandan Ergenekon terör yapılanması tasfiye edilmek isteniyor, ama aynı Ergenekon terörü devlet içindeki konumunu muhafaza etmeye çalışıyor.

Ergenekon yapılanması bu postmodern iç savaşı kaybetmemek için son kozlarını oynuyor. Artık bildik klasik bir darbeye girişemezler, bir şekilde AK Parti Hükümeti’ni tek başına iktidar olmaktan çıkaracak formüller üzerinde çalışıyorlar. 22 Temmuz 2007 seçimlerinden evvel de AKP’nin oy kaybetmesi için yapılacak her şeyi yapmıştı Ergenekon yapılanması. Hemen her gün şehitler veriyorduk, Bugün gazetesinin büyük bir başarıyla ortaya çıkardığı ihanet planları hemen her gün devredeydi o günlerde. Ergenekon-PKK ortak operasyonuyla şehit ettirilen gençlerimizin cenazeleri AKP-karşıtı provokasyon mitinglerine dönüştürülmek isteniyordu Ergenekon takımı tarafından. Bir yandan da Ulus-Anafartalar bombalaması gibi olaylar tertipleniyordu. Fakat Türkiye halkı Ergenekon’un bu terör yöntemlerine %47 ile büyük bir şamar indirdi. Bu ülkenin halkı bu alçak tezgâhlara gelmeyeceğini kanıtladı üç yıl önce.

Şimdi de 12 Eylül halk oylamasından “HAYIR” çıkması için ellerinden ne gelirse yapıyorlar. 22 Temmuz öncesi yöntemleri artık halk yemiyor, daha çok askerimizin ölmesi için “kasıtlı yapılan hatalar”ı görüyor artık bu halk. İrtica korkusu gibi yöntemler zaten hiçbir zaman tutmadı. Ergenekon’un şu an elinde tek koz var.

Batı bölgelerindeki kasaba ve şehir merkezlerinde bir iç savaş ortamını yaratabilecek operasyonlar yapmak. Türkler ve Kürtler arasında bir iç savaş ortamı yaratabilecek operasyonlar başarıya ulaşabilir mi? Evet, Batı sahil şeridinde şu an bu provokasyonlar için zemin müsait. Batı bölgelerinin nasyonalizmi maneviyatçı-milliyetçi Orta Anadolu modelinden daha farklı olarak daha laikçi-ulusalcı bir mahiyet arz ediyor. Böyle bir laikçi-ulusalcı yapının Kürtlerle hiçbir manevi ortak zemini yok. Zaten yeni Türk bölücübaşı Ertuğrul Özkök’ün dillendirdiği “Kürtler bize yük oluyor, niye beraber yaşayalım, niye Kürtleri besleyelim, gitsinler kendi coğrafyalarına” diyen ruh hali daha çok Batı bölgelerinde ifade ediliyor. İnegöl olayları böyle bir etnik iç savaş zemininin var olduğunu bize bir kez daha gösterdi. Daha evvel olan Türk- Kürt toplumsal gerginlikleri de hep Batı coğrafyasında yaşanmıştı.

İnegöl olayları kendiliğinden çıkmış gibi gözüküyor... Fakat bundan sonrasında dikkat etmek gerekir. Türk derin yapılanmasının tarihinde “çok başarılı olmuş” Sivas, Maraş, Malatya, Çorum operasyonları vardır. Türk derin terör yapılanması buralarda Alevilerle Sünniler arasında bir vahşet ortamını yaratabildi. Türk derin yapılanması ilk fitili kendi ateşledi, Alevi evlerini ve işyerlerini bizzat fişledi, sonrasında ajanlarıyla gaza getirdiği Sünni çoğunluğu Alevilere saldırttı, sonra da hiç müdahale etmedi. Türkiye’de Alevi-Sünni çatışma ortamı, bir karşılıklı güvensizlik ortamı o zaman için vardı, derin yapılanma da bunu istismar etti. Şu anda da Batı bölgelerinde Türk-Kürt etnik çatışma ortamı vardır, Türkiye’nin vicdan güçleri kesinlikle olası Ergenekon provokasyonlarına karşı tedbir almalıdır. Belki de Balyoz soruşturması bağlamındaki 102 tutuklama kararını böyle yorumlamak gerekir.

TARAF

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim