Ergenekoncular da andıççılar da bilir ki Allah vardır!

14.06.2009 00:07

Hamdullah Öztürk

Kur'an der ki, "Allah mühlet verir ama asla ihmal etmez." İnsanlara verilen iradenin hikmetleri vardır. İnsanlar o hikmet alanı içinde tercihlerini yapar; ama kalkıp da beyazı siyah, yalanı doğru yerine koyup, "Biz istedik. Böyle olacak!" mantığıyla kendilerini insan ötesi bir şey görmeye başlarsa, işte o zaman hesabın adresi değişir.

Dinler tarihi bize bu konuda birçok örnek sunuyor.

Konuya neden böyle girdim?

Taraf gazetesinde yayınlanan akla ziyan bir belge, AK Parti ve dünyanın dört bir tarafına Türkçeyi, Türk bayrağını ve Türkiye sevgisini taşıyan gönüllüler hareketini yok etme planlarını ortaya koydu.

Plana göre, masum insanlar, evlerinden silah ve mühimmat çıkartılarak "Silahlı Terör Örgütü" mensubu gösterilecek. Bu amacı gerçekleştirebilmek için baskını asker yapacak, iddianameyi askerî savcı hazırlayacak, hükmü de askerî hakimler verecek. Omzunda rütbe taşıyan ve bir üst rütbeye kayıtsız şartsız itaat etmek üzere eğitilen yargı mensupları emir tahtında, hukuk adamı kimliğiyle asla onaylayamayacağı kararları, imzalamak zorunda kalacak. Hukuktan bahsedene "Sen de mi onlardansın yoksa!" tehdidi yapıştırılacak!..

Başından beri bizler, Ergenekon Silahlı Terör Örgütü'nün, -çıkan silahların adresi her seferinde TSK'yı gösterse bile- TSK'nın dışında, ama her kuruma olduğu gibi, oraya da el atmış bir örgüt olduğunu iddia ediyorduk. Doğu Perinçek'in yönlendirmesiyle ESTÖ mensupları ise her fırsatta arkalarında Genelkurmay'ın olduğunu söylüyordu. Hatta Perinçek, hapishanede bir de kitap yazdı. Üç genelkurmay başkanını mukayese etti.

ESTÖ 'ün asker tutukluları, askerlik psikolojisini kullanarak genelkurmay başkanına sitem üstüne sitem ettiler. Tutuklu eşlerinin medyaya yansıyan konuşmalarında kadın diliyle komuta kademesine sitemler edildi. Hatta bir emirle cumhurbaşkanına bile dava açtırabileceği söylendi! Hurşit Tolon, Genelkurmay Adli Müşaviri'ne demediğini bırakmadı. GATA'ya sevk edilenlerle, hapiste yatanlar arasındaki ayrım üst rütbelilerin korunduğuna dair söylentileri hızlandırdı.

Bu arada Genelkurmay Başkanı "Mücadelenin hukuki alanda sürdürüleceğini"; "Demokrasi ve hukuk dışına çıkanların TSK'da barınamayacağını" söylüyordu. Taraf'ın gün yüzüne çıkardığı belge gösterdi ki, kazın ayağı çok farklı. Belki de burada sorulması gereken temel soru şu: TSK'da üst irade olmadan, birileri, böyle bir belgeyi kendiliğinden çalışabilir mi?

Belgeden çıkan sonuca göre, ESTÖ tutuklularının eşlerinin Genelkurmay'a yönelik eleştirileri ve Tolon'un Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşavirliği'ne yönelik ağır sözleri etkisini göstermiş. Eğer bir üst irade yoksa, ast rütbede bulunanlar, Genelkurmay'ı büyük bir zan altına sokarak ESTÖ davasını sahiplenmekten kaçınamaz hale getirmek istemiş.

Genelkurmay Başkanlığı "hukuk" ile, bazı hanfendilerin ve emeklilerin kurmaya çalıştığı, "Bir genelkurmay başkanı kendi personelini yargıya teslim eder mi? Olur mu canım böyle bir şey?" baskısı arasında tercihe zorlanıyor. Belgeye göre askerî yargı, masum insanları "Terör suçundan mahkum etmek üzere oluşturulacak sahte bir davayı" ciddiye alacak. ESTÖ suçlularını aklayabilmek için, çürük elmalarını sahiplenme uğrunda, adaletin yerini bulmasını engelleyerek "büyük bir sorumluluk!" ifa etmiş olacak! Yani tamamen hukuki olan bir devlet kurumu kendi varlık sebebiyle çatışmaya sokulacak!

"Bir üst irade olmadan ast rütbedekiler kafasına göre çalışmalar yapabilir mi?" sorusunu tekrarlamak istiyorum. Çünkü bu belgede yer alan planın birebir uygulaması askerî yargıda görülmekte olan "Karargah Evleri" davasında uygulanıyor. Bir taraftan, Perinçeklerin TSK örgütlenmesini araştıran, Karargah Evleri dosyasını boşaltmak için her şey yapılıyor, diğer taraftan da onun yerine, tam da belgede yer aldığı gibi, bir astsubaya İzmir'den hipnozcu getirtip, işkence altında "Fethullahçı" olduğu söylettiriliyor. Yani Genelkurmay'ın gücünü kullanarak, Askerî Yargı'yı adaletin karşısına dikmek isteyen ESTÖ 'cüler, gayretullaha dokunacak işlere kalkışıyor. Ergenekoncular ve andıççılar gibi bizler de biliriz ki Allah vardır. Mazlumun ahı arşı titretir. Ve bu durum sadece müminlerin imanını güçlendirir.

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim