Ergenekon’a bakamamak

19.07.2008 05:33

Erol Katırcıoğlu

Türkiye’de solun en önemli sorunu belki de ‘topluma’ değil de ‘küçük çevrelere’  konuşmak durumunda kalmış olması. Bunun da bu topraklarda çok da şaşırtıcı bir durum olmadığı açık. Sürekli olarak bölünerek yeni ‘dini tarikat’lar üreten bir toplumda solun gelişiminin bu sürecin dışında kalması belki de zordu. O nedenle de bu derin ‘tarihsel yasa’ hükmünü sürdürdü ve öyle anlaşılıyor ki sürdürmeye de devam ediyor. Bu kez ‘Ergenekon’ vesilesiyle yeniden yeni ayrılıklar, yeni düşmanlıklar ve yeni küçük çevreler üretiyor. Son günlerde medyaya yansıyan ve ‘solcu’ bilinen bazı yazarların yazdıklarından bu durumu görmek mümkün.

İnsanların taşıdıkları fikirler tabii ki önemli. Ama belki de ondan daha önemli olan bu fikirlerle onların ne yaptıkları. Örneğin ‘sol’ fikirlere sahip olan ve öyle tanınan bir kişi eğer insanları kendi fikirlerine uygun düşmedikleri için aşağılıyorsa; eğer bilimi kendisinin, hurafeleri de ötekilerin temsilcisi olarak görüyorsa, bu kişiye neden ‘solcu’ densin ki? Ya da eğer anlayamadığı bir meselede anlamaya çalışmak yerine küfürle cevap vermeyi yeğliyorsa, karşısındakinin en az kendisi kadar saygı değer olduğunu umursamıyorsa, ikna yerine dövüşmeyi tercih ediyorsa, bu kişinin ‘sol’ fikirlere sahip olmasının ne kıymeti harbiyesi olabilir ki? Bence sol fikirlere sahip olmak ‘solcu’ olmak için yeterli değil, o ‘sol’ fikirlerle insanlarla nasıl bir ilişki kurulduğu çok daha önemli.

Sanıyorlar ki en ‘sol’ fikirleri onlar taşıyorlar. En derinden Marks’ı bilenler onlar. En radikal şeyleri onlar söylüyor. Ve onlar söylemedikçe hiç bir şey ‘sol’ olmuyor. Bir şey ‘sol’ olamayınca da hiç bir şekilde anlam kazanamıyor. Öte yandan ‘darbe’lerin vahşetini yaşamış solun içinden bu insanlar şimdi bir darbe yapmayı planladıkları gerekçesiyle açılan davaya karşı sessiz kalmayı yeğliyor. ‘Sol’ olmak böyle bir şey midir sizce? Sanki darbelerin mağduru olan, işkencelerde aşağılanan onlar değilmiş gibi, sanki yaşları büyütülerek idam edilenlerin yoldaşları onlar değilmiş gibi. Anlayacağınız ‘sol’ fikirlere sahip olmuş olmak kurtarmıyor sol olmayı. O fikirlerle ne yapıldığı çok daha önemli.

Türkiye’de sol bu hatta yol alamaz. Bu benim kanaatim. Toplumda bunca yoksulluk varken, toplumda bunca kimliğinden ya da inancından dolayı aşağılanmışlıklar yaşanırken, toplumda bu kadar çok çaresizlik içinde yol arayan, yoldaş arayan insan varken, böyle kendi içinde mırıldanan, kendi içinde konuşan ve diğerine yıldırımlar yağdıran bir sol olabilir mi?

Daha doğrusu böyle bir sol herhangi bir biçimde başarılı olabilir mi? Bence başarının yolu toplumla konuşmaktan ve topluma konuşmaktan geçiyor. Ona değmekten, onla paylaşmaktan geçiyor. Küçük küçük dükkanlardan çıkan karın gurultusu gibi seslerle güçlü ve yüksek perdeden  bir şarkı  söylemek mümkün değil. Toplumu katmadan bunu başarmak da... İşte o zaman sizin sol olduğunuz sizin kendinize atfettiğiniz bir nitelik olmaktan çıkıp toplumun size atfettiği bir nitelik haline gelebilir.

AKP ne olursa olsun, Amerika ne plan yapıyor olursa olsun, bu dava bence ‘sol’ için de çok önemli. Bu dava nereye gidebilir, gerçekler ne kadar açığa çıkabilir bilmiyorum. Bildiğim bir şey varsa birileri bizim için bu ülkede demokrasinin fazla, özgürlüklerin de geniş olduğunu düşünüyor. Bu birilerinin bu davayla ilgili olmaları ise çok mümkün. O nedenle Ergenekon’a bakmak gerek, onu önemsemek gerek. Onların iddialarının aksine daha fazla özgürlük ve daha demokrasi için.

RADİKAL

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim