Ergenekon Yapılanması ve Çağdaş Yeniçeriler

07.08.2013 07:43
Ergenekon Yapılanması ve Çağdaş Yeniçeriler
Ki, asırlarca süren saltanat geleneğinden sonra, 1920’li yıllarda Cumhûriyet adına oluşturulsa da gerçekte, cumhûrsuz (halksız ve halk’a karşı olarak) oluşturulan askerî vesayet sisteminin de yeni adı idi, Ergenekon..

Ergenekon ve Çağdaş Yeniçeriler

Selahaddin E. Çakırgil

Ergenekon..

200 yıl öncelerde uydurulmuş bir türkçülük masalıyla, türk kavminin, Orta Asya’daki yurtları kuraklıktan çöle dönüşünce, bir kurdun öncülüğünde, demir dağlarını eritip açtıkları bir tünel aracılığıyla kurtuldukların üzerine kurulmuş, hiç bir ciddiyeti olmayan bir efsanenin, bir masalın adı idi.

Ama, laiklik ve türk kavmiyetçiliği üzerine kurulu resmî ideoloji, bu masalı geniş kitlelere 100 yıla yakın zamandır öylesine ciddîyetle anlatmıştı ki, niceleri bu masalı gerçek bile zannetmiş ve bu ismi sevip, pek de itibar göstermişti.

Ama, bu ismin son ve yaygın şekilde ortaya çıkışı, ordu içinde bir ‘hayalî kurtuluş’ masalı etrafında oluşan darbeci yapılanmayla bağlantılı idi. Esasen, bu isim, 1923’den beri ortaya çıkan hemen her askerî darbe nitelikli toplum mühendisliği hareketlerinin dilinden düşürmedikleri bir kelime idi. Ki, bu darbeciler, ‘toplumu adam etmek’ adına, kendilerini toplumu gütmekle vazifeli olduklarına inan(dırıl)arak yetiştiriliyorlardı. Ve bu ideale ve kof inanca bağlılık adına, 90 yıllık Cumhuriyet saltanatı boyunca, askerler -elbette askerlerin hepsi değil, ordunun komuta kademesine kadar yükselmiş olanlar- tam bir saltanat sürüyorlardı; dokunulmazlık kazanmışlardı ve meşhur deyimle, ‘devletin ve halkın ordusu değil, elinde devlet ve halk bulunan bir ordu’ konumunda idiler. Ülke ve halk, bu kesimlerin vesayet cenderesi içindeydiler.

Bu kesimler, 1826’de kışlaları topa tutularak varlığına son verilen Yeniçeri Ocağı’nın, yeni imkan, şart ve silahlara uygun şekilde, Yeniçeriliğin ifsada uğramış o son şeklini fiilen ve zihniyet dünyası itibariyle sürdürmekteydiler.

Ki, asırlarca süren saltanat geleneğinden sonra, 1920’li yıllarda Cumhûriyet adına oluşturulsa da gerçekte, cumhûrsuz (halksız ve halk’a karşı olarak) oluşturulan askerî vesayet sisteminin de yeni adı idi, Ergenekon..

Şimdi, bu cenderenin zorlanması gibi bir imkânla yeni yeni tanışıyor halkımız..

Ordu içinde yuvalandığı artık, mahkeme kararıyla da ortaya konulan işbu Ergenekon isimli suç örgütünün 5 yılı aşkın bir süredir devam eden yargılamalardan sonra, ‘Silahlı Terör Örgütü’ olarak nitelenmesiyle çağdaş yeniçeriliğin entrika çarklarının bir kısmına ve dokunulamayanlara dokunuldu ve hesab sorulur oldu.

Onlarca general ve onların sivil yardımcıları ağır hapis cezalarına çarptırıldılar. Bazıları, idâm cezası kaldırıldıktan sonra, onun yerine getirilen ‘ağırlaştırılmış müebbed / ömür boyu’ hapis cezasına çarptırıldı; bazıları, sadece müebbed hapis cezasına, bir kısmı 49, bir kısmı 34, bir kısmı, 20-25, 15 yıl hapis cezalarına..

Kimsenin felaketine sevinilememelidir, elbette.. Hele de haksızlık varsa..

Ama, milletin kendilerine, ülkeyi ve halkı dış saldırılardan korumak için emanet verdiği silahı millete doğrultarak, onları gütmek hakkının kendilerine verilmiş bir tabiî vazife olduğunu sananların cezasız kalmalarına da sevinilememelidir. Ki, hazırlanan onbinlerce sahifelik iddianamelerde, sanıkların ileri sürdüğü gibi gibi bir takım çelişkili veya manipulasyonlar olsa bile, yıllarca sürdürülen yargılamalarda elde edilen bilgiler, ortaya çıkarılan belgeler ve gizlenmiş silahlar, gizlenmeye çalışılan gerçekler ve dile getirilen itiraflar ortada nasıl bir örgütlü cinayet şebekesinin bulunduğunu ortaya koyuyordu.

Yapılan yargılamalar ne kadar sağlıklıdır, o ayrı bir konu.. Bu sistem, özü itibariyle, milletin hakk olduğuna inandığı değerler üzerine kurulu olmadığından, bu konuya, sistem içindeki güç odaklarının bir iç mücadelesi olarak bakmak da mümkündür.

Yapılan yargılamalarda haksızlığa uğramış kimseler yok mudur?

Var olabilir elbette.. Ama, bu kararlar henüz Temyiz’den, Yargıtay kontrolünden geçmediğine ve kesin hüküm haline dönüşmediğine göre, yanlışlıkların, haksızlıkların düzeltilmesi imkanı yine de vardır. En azından, darbecilerin başarılı oldukları zamanlarda, başkalarına tanımadıkları hukukî imkanlar, bu kişilere geniş bir hareket alanı açmaktadır.

Yazının Devamı…

Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim