1. YAZARLAR

  2. Eser Karakaş

  3. Ergenekon üzerinden Ahmet Necdet Sezer
Eser Karakaş

Eser Karakaş

Yazarın Tüm Yazıları >

Ergenekon üzerinden Ahmet Necdet Sezer

A+A-

Türkiye’den, Çankaya’dan bir Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer geçti.

Sayın Sezer’in isminin Cumhurbaşkanlığı için ansızın ortaya atıldığı günlerde bu adaylık için ne düşündüğümü soran arkadaşlara kendisini tanımadığımı ama Anayasa Mahkemesi Başkanı olarak Anayasa Mahkemesi’nin 37. kuruluş yıldönümünde yaptığı konuşmanın çok olumlu bir konuşma olduğunu, böyle bir metnin altına imza atan kişinin üstelik Süleyman Demirel sonrası Çankaya’ya çıkma ihtimalini çok önemli gördüğümü söylediğimi hatırlıyorum.

Bendeniz hukukçu değilim ama bir öğretim üyesi olarak metin analizlerine yabancı olmadığım için bu metnin ruhunda özgürlükler açılımı olduğunu çok rahat söyleyebilirim.

Sonra Sayın Sezer Çankaya’ya çıkıyor, çok fazla amerikanvari bir şovla Migros’a gidiyor, poşet taşıyor, kırmızı ışıkta duruyor ama kısa süre sonra bu şovların arkası kesiliyor.

Sayın Sezer’in Cumhurbaşakanı olarak TBMM’de 1 Ekim 2006 tarihinde yaptığı başka bir konuşma daha var.

Hem Anayasa Mahkemesi’nin 37. kuruluş yıldönümünde hem de 1 Ekim 2006’da TBMM’nin açılış günü yapılan konuşmalara internet üzerinden ulaşılabilir.

Sayın Sezer’in TBMM önünde yaptığı son konuşma ise Anayasa Mahkemesi Başkanlığı döneminde yaptığı konuşmayla taban tabana zıt; bu konuşmada vurgu çok belirgin bir biçimde özgürlüklerin anayasal sistem içinde nasıl sınırlandırılabileceğine yönelik.

Sayın Sezer’in Anayasa Mahkemesi Başkanı olarak yaptığı konuşmadan 1 Ekim 2006 TBMM konuşmasına giden hukuk adamlığı yolculuğu doğrusu en hafif deyimiyle acıklı.

Anlaşılan Sayın Sezer Çankaya’da iyi bir devlet terbiyesinden geçirilmiş, yukarıda gönderme yaptığım iki metin bu terbiyevi sürecin çok net kanıtları.

Ya da bir ‘intisap’ söz konusu; açmaya çalışacağım.

İki gündür İbrahim Şahin üzerinden yeniden Sayın Sezer’in ismi gündemde.

Sayın Sezer anayasal yetkisini kullanarak, bir Adli Tıp raporuna da istinaden, İbrahim Şahin’in cezasını affediyor ve böylece Şahin’in herkesin iyi bildiği işlerine geri dönmesine katkı yapıyor.

Sayın Sezer kullandığı bu yetkiyi Anayasa’nın 104. maddesinden alıyor ve bu maddenin ilgili paragrafı Cumhurbaşkanı’nın görev ve yetkileri üstbaşlığıyla şöyle diyor: ‘Sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebiyle belirli kişilerin cezalarını hafifletmek veya kaldırmak’.

Ekranlarda izlediğimiz, marifetlerini ve demeçlerini işittiğimiz İbrahim Şahin yukarıdaki anayasa maddesi tanımına ne kadar uyuyor okurların takdirine bırakıyorum.

Bir Cumhurbaşakanı’nın böyle bir yetkiyi kullanırken çok daha titiz davranması gerektiğini söylemeye bile gerek yok ama muhtemelen Sayın Sezer bu af yetkisini kullanırken başka bir titizlik göstermiş.

Susurluk-Ergenekon sürecinin baş aktörlerinden İbrahim Şahin’i affeden Sayın Sezer’in ziyaret ettiği tek televizyon kanalı da o dönemin Kanaltürk’ü ve bu kanalın sahibi de şimdi yine Ergenekon sanığı olarak tutuklu bulunan Tuncay Özkan.

Hayat dediğiniz nedir ki, bir tesadüfler bileşkesi.

Ergenekon davasının bir numaralı sanığı Veli Küçük ise bir gün yine tesadüfen Şişli’den geçerken bir kalabalık görüyor, yanındakilere soruyor, Hrant Dink’in davası olduğunu öğreniyor, içeri giriyor ve Hrant’a bozuk para atıyor; Hrant’ın o gün öldürüleceğini anladığını yakınları ifade ediyorlar.

İbrahim Şahin de anlaşılan geçirdiği kafa travması (Anayasa’ya göre sürekli hastalık) iyileştikten ve Sayın Sezer tarafından affedildikten sonra Anadolu’daki Ermeniler’e takılıyor ve nasıl öğrendi ise (bu konuda uzman Canan Arıtman’dan olabilir) DTP içindeki 520 Ermeni’nin peşinde olduğunu ifade ediyor.

Sayın Sezer’in Çankaya görevi sırasında Türkiye ilk Nobel’ini kazanıyor ama ülkeye bu büyük şerefi taşıyan Sayın Orhan Pamuk Çankaya’ya davet bile edilmiyor; gerekçesi de muhtemelen Pamuk’un Ermeniler’le ilgili bir sözü.

Yukarıda Sayın Sezer’le ilgili ‘intisap’ tabirini kullandım; intisap her zaman örgütsel olmak zorunda değil, daha sıklıkla zihinsel oluyor zaten.

Ergenekon örgütü de, kriminel yanı bir tarafa, zaten özünde bir zihniyet meselesi.

STAR

YAZIYA YORUM KAT