1. YAZARLAR

  2. Cemal Fedayi

  3. Ergenekon neden yüzyılın davası?
Cemal Fedayi

Cemal Fedayi

Yazarın Tüm Yazıları >

Ergenekon neden yüzyılın davası?

A+A-

Selim İleri, Salah Birsel'den, o da Max Jacob'dan naklediyor. Hayata ve gerçeğe yönelik en iyi tespitlerin hastane ve mahkemelerde yapılacağını düşünen Jacob, şöyle haykırmış: "Ağır Ceza'ya koşun!" (Zaman, 18 Ekim 2008)

13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmeye başlanan Ergenekon davası da tarihimizin son 50 yılının karanlıkta kalmış birçok gerçeğini ortaya çıkarmaya aday bir gelişmedir.

İlk günlerdeki manzaraya, Ergenekoncuların mahkeme salonundaki taşkınlıklarına ve dava süreciyle birlikte hızlanan PKK provokasyonlarına topluca baktığımızda dava sürecinin olağan seyrine, davanın kendi haline bırakılmayacağı, mahkemeye ve üyelerine ağır baskıların olacağı aşikâr bir şekilde görülmüştür. Bu yüzden mahkemeye sivil ve demokratik güçlerin destek olması, onların yükünü hafifletmesi gerekecek.

MAHKEME DESTEKLENMELİ

Bu dava, yıllar sürecek bir seyir izleyecektir. Bu uzun süreçte birçok tertip ve kışkırtma olacaktır. Gerek hükümet gerekse sivil güçler, mahkemeye gerekli bütün desteği vermelidir. Mahkeme yalnız bırakılmamalıdır. Çünkü bu dava ile, şimdiye kadar dokunulamayan ve hesap sorulamayan birçok kişiye ve kuruma dokunulmuş, birçok tabunun üzerine cesaretle gidilmiştir. Susurluk sürecinde ifade vermeye bile tenezzül edip gelmeyenler tutuklanmış ve sorgulanmıştır. Davanın kazasız belasız bu aşamaya gelmesi bile Türk hukuk ve demokrasi tarihi açısından büyük bir başarıdır.

TBMM, Susurluk Araştırma Komisyonu ile bir adım atmıştı; bu bir teşebbüstü, fakat akim bırakılmıştı. Bu sefer teşebbüs aşamasından sonuç aşamasına geçilmelidir. Ergenekon her haliyle, Susurluk'a göre bir ileri aşamadır. Ergenekon davası sağ-salim tamamlanır ve sorumlular cezalandırılabilirse Türk demokrasisi taçlanmış ve güçlenmiş olacaktır.

BİR DEVLET ANLAYIŞI YARGILANACAK

Bu mahkeme neyi yargılayacak? Somut bilgiler gazetelerde yayınlanıyor; falan kanuna, filan yönetmeliğe aykırılıktan yargılanacaklar deniliyor... Fakat aslında yargılanacak olan, bir devlet (yönetme) anlayışıdır. Bu anlayışa göre halk cahildir, kendisi için neyin doğru olduğunu bilemez, o nedenle demokrasi bizim gibi "geri kalmış toplumlar" için uygun bir yönetim şekli değildir, bir avuç "aydınlanmış" elit toplumu gütmelidir. Onlara göre toplum, güdülecek bir sürüdür; millet devleti değil devlet milleti yönetmelidir...

Fakat onlar istemese bile Türkiye 1950'de demokrasiye geçmiştir. Bu devlet anlayışı 14 Mayıs 1950'nin rövanşını 27 Mayıs 1960'ta almıştır. Cuntanın hazırladığı 1961 Anayasası ile milli iradenin önü, atanmış bürokratlar ve anayasal kurumlarla kesilmiş; devlet yönetimi büyük bir oranda atanmış seçkinlere teslim edilmiştir. Demokrasinin önüne kurulan bu "legal" engellerle yetinilmemiş, kesin ve kısa yoldan sonuç alınması gereken konularda devreye girmek üzere Ergenekon tipi illegal yapılar teşkil edilmiştir.

YASSIADA'DAN SİLİVRİ'YE

Ergenekon davası başlayınca medyada, bu davayı daha önceki davalarla kıyaslayanlar oldu. Doğrusunu söylemek gerekirse Ergenekon davasının bir benzeri bugüne kadar görülmemiştir. Bu, Türk siyasi ve hukuki tarihi açısından bir ilktir; devrim niteliğinde bir gelişmedir. Fakat illa eski davalardan birine benzetmek gerekirse, tersinden Yassıada davasına benzetmek mümkündür.

Ergenekon, Yassıada'ya tersinden benzemektedir. Yassıada'da bir "millet anlayışı" yargılanmış ve cezalandırılmıştı. Milletin isteğini kutsal kabul eden, halkın oyunu icraata döken, devletin bekasının ancak milletin bekası ile mümkün olacağını kabul eden bir zihniyet, Yassıada'da mahkûm edilmişti. Yassıada gerçekte bir mahkeme değildi; cuntanın emrinde bir infaz komitesiydi. Ergenekon ise gayet şeffaf ve demokratik bir ortamda görülen bir davadır. Yassıada bir "millet anlayışı"nı tasfiye etmişti; Ergenekon ise sakat bir "devlet anlayışı"nı yargılamak istiyor. Kendi kafalarındaki devletin âlî menfaatleri için her türlü kanunsuzluğu mubah gören bir anlayışı bertaraf etmeye çalışıyor.

Bu ülkede 27 Mayıs tasfiye edilemediği ve yargılanamadığı için 12 Mart, 12 Eylül ve 28 Şubat oldu. Ergenekon davasının en büyük faydası, bu ülkede bir daha kimsenin elini kolunu sallayarak darbe yapılamayacağını göstermesi noktasında olacaktır. Ergenekon çetesinin tasfiyesiyle birlikte, Yassıada'yı tezgâhlayan zihniyet, bir daha böyle bir şeye tevessül edemeyecektir. Kimileri Ergenekon yapılanmasının temellerini 1950'lere kadar götürse de esas yapılanmanın 27 Mayıs döneminde teşekkül ettiğini düşünüyorum.

SONUÇTA NE OLACAK?

Ergenekon örgütü ve daha genel olarak Ergenekon zihniyeti bu ülkenin son 50 yılında etkin olmuştur. Ancak, bu davadan son 50 yılın hesabını görmesini beklemek haksızlık olacaktır. Ama en azından son 20 yılın bazı olaylarının aydınlatılması mümkündür.

Uzun sürecek bu davanın sonucunda muhtemelen sanıkların büyük çoğunluğu, delil yetersizliğinden ya da zamanaşımından dolayı cezalandırılamayacaktır. Fakat gerçeğin ortaya çıkarılabilme ihtimali bile Türk demokrasisi için büyük bir kazanç olacaktır. Tutukluluk ve sorgu süreci bile darbe niyetlileri için caydırıcı olmuştur. Tabir caizse, "şuyûu vukûundan beter" bir etkiden söz edebiliriz. Nitekim daha soruşturma sürecinde bile darbe niyetlilerinin nasıl etkilendiğini geçenlerde yaşanan bir konuşmadan anlıyoruz. Bir konuşmasında, emekli Korgeneral ve İP Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Müjdeci, kendisine 'darbe yapın' şeklinde gelen taleplerin Ergenekon operasyonundan sonra kesildiğini söylemiştir: "...Mesela en azından bana günde 100'den fazla 'Ya bu memleketin hali ne olacak? Daha ne duruyorsunuz, bir darbe yapsanıza!' diye arayanlardan bir tane kalmadı arkadaşlar. Herkes sustu, herkes yola geldi..." (Zaman, 12 Ekim 2008) Ergenekon davası, Türk siyasi tarihinin yeniden yazılmasını gerektirecek seviyede yeni bilgilerin ortaya çıkmasını sağlayabilir ve bu bilgiler demokratik güçlerin önünü açabilir. Öyle veya böyle, Türkiye bu dava ile çok ileri bir adım atmıştır. Sonuna kadar arkasında durulmalıdır. Silivri'yi ihmal, demokrasiyi ve hukuku ihmal anlamına gelecektir.

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT