Ergenekon için Yargıtay devrede

03.10.2008 16:26

Bülent Korucu

Sabah Gazetesi, Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin, Danıştay saldırısıyla bağlantısını araştırmak üzere Ergenekon iddianamesini incelediğini yazdı.

Bu konudaki talep Danıştay davasında ömür boyu hapse mahkûm edilen Süleyman Esen'in avukatından gelmişti. Avukat Mehmet Ener, Danıştay cinayetinden ve Cumhuriyet bombalamalarından mahkûm olan Alparslan Arslan'ın, Ergenekon terör örgütü ile bağlantısının ortaya çıktığını belirtiyor. Ener, eksik soruşturma gerekçesiyle müvekkilinin tekrar yargılanmasını talep ediyor. Temyiz başvurusunu görüşecek olan 9. Daire'nin kararı merakla bekleniyor.

İnceleme, zıt iki değerlendirmeye yol açtı. Bence çok zayıf olan karamsar değerlendirmeden başlayayım. 9. Daire'nin Şemdinli davasını askerî mahkemeye göndermesinden hareket eden karamsarların tezleri şöyle: Danıştay saldırısı ve Cumhuriyet Gazetesi'nin bombalanması eylemleriyle Ergenekon terör örgütü arasında bağlantı olmadığına karar verirse, en güçlü ve somut suçlama boşluğa düşer. Veya bağlantıyı kabul edip 'eski dosya' olduğu için birleşmenin Ankara'da gerçekleşmesine hükmedebilir.

Bu tezlere, iyimserlerin görüşlerini de sıralayarak cevap verebiliriz. İddianamedeki deliller ve kamuoyunun ilgisi 'bağlantı yok' hükmünü zorlaştırıyor. Danıştay saldırısına bakan Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, kararını verdiğinde henüz Ergenekon soruşturması tekâmül etmemiş ve iddianame ortaya çıkmamıştı. Ergenekon gibi önemli ve büyük sonuçlar doğurabilecek bir davada en küçük şüphenin yargılamadan muaf tutulmasını kimse izah edemez. Hiçbir yüksek yargıç, böyle bir karara imza atmak istemez. Yargıtay bağlantıyı onayladığında ise iddianame, yerel mahkemenin kabul kararından sonra ikinci elemeyi de geçmiş olacak. Birleşmenin Ankara'da olma ihtimali ise çok zayıf. Zira dosyanın eskiliğinden daha önemli olan belirleyici kapsamdır. Ergenekon soruşturması bir havuz ise Danıştay saldırısı sadece bir kova su; havuz kova ile birleştirilemez. Normal olarak küçük, büyüğe katılır. Ankara'daki mahkemenin başkanının emekli olması, savcının görev yerinin değişmesi dosyaya vukufiyet açısından da İstanbul'u öne çıkarıyor. İstanbul'daki özel yetkili mahkemenin, yetki konusunda ısrarlı olmaması beklenemez. Uyuşmazlık Mahkemesi'ne gidecek süreç, yargı camiasını yıpratacağı için kolayca göze alınmamalı. Özel mahkeme salonu ve benzeri hazırlıklar da cabası. Karamsarların 367 gibi kararları emsal göstererek tezlerini ispatlama girişimlerinin de havada kalacağını düşünüyorum. Nihayetinde Anayasa Mahkemesi, yapısı itibarı ile siyasî kararlar verebilir. Ama Yargıtay'ın hem içtihat yetkisi daha katı metinlerle sınırlıdır hem de hukukla çerçeveli gelenekleri vardır. Kısacası Yargıtay'daki incelemeden komplo teorileri üretmeyi düşünenlere pek ekmek çıkmaz.

Ekonomik kriz değil -Allah korusun- dünya savaşı çıksa bu davadan kamuoyu ilgisi eksik olmaz. Başından beri medyanın bir kesiminin görmeme ve hatta sulandırma çabaları bile bu ilgiyi zayıflatmadı. Duruşmalara sayılı gün kalmışken ve tutuklamalar son sürat devam ederken, Ergenekon'un gönüllü avukatlarının fazla umutlu olması için sebep yok. Söz tutuklamalardan açılmışken, Tuncay Özkan ve Adil Serdar Saçan'dan bahis açmadan geçmek olmaz. İkilinin birlikte tutuklanması tesadüf değil. Eskiye dayanan beraberliğin son halkası aynı dalgada cezaevine girmekmiş. Son 10 yılda bu muhteşem ikilinin yollarının kesiştiği noktaları mercek altına almakta fayda var.

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim