Ergenekon denen ahtapot!

24.01.2009 03:52

Mehmet Kamış

Hale Nur Özgür Kıyıcı! Tam 40 yıldır kardeşinin katilini arıyor. Bu, Türkiye şartları için inanılmaz bir kararlılık. Bir faili meçhuller cehennemi olan bu ülkede, bir faili meçhul yakınının normalde birkaç yıl acı çekip bunu yüreğinin derinliklerine gömmesi en gerçekçi çözüm olarak görülürdü.

Oysa Hale Kıyıcı'nın 1969 yılında İstanbul Üniversitesi önünde katledilen kardeşi Taylan Özgür'ün katillerinin cezalandırılmamış olması, onun yüreğindeki acının hâlâ ilk günkü gibi kalmasına neden oluyor.

Taylan Özgür, 68 kuşağı öğrenci liderlerinden biriydi. 1969 yılında Beyazıt'ta bir öğrenci gösterisi sırasında arkadan sıkılan ve karaciğerine giren tek kurşunla öldürüldü. Katil zanlısı olarak Lisan Çakıcı isimli bir polis memuru tutuklandı ancak daha sonra serbest kaldı. 1990 yılında yarbaylıktan emekli Talat Turhan, Gazeteciler Cemiyeti Lokali'nde yaptığı basın toplantısında, Taylan'ın katilinin 1969 yılında üsteğmen olan ve 1990 yılında halen görevde bulunan üst düzey bir general olduğunu söyleyecekti.

Hale Özgür; 23 Ağustos 2007 tarihli Atılım Dergisi'ne verdiği röportajda, kardeşinin katilini Talat Turhan'ın bildiğini vurguluyordu. Turhan'ı sıkıştırdıklarında aldıkları bilgileri ise şöyle aktarıyordu: "Dosyayı 1978 yılında Fehmi Güneş'e verdiği sırada odada Uğur Mumcu, Ertuğrul Günay ve Deniz Baykal da varmış. 'Üsteğmenin kim olduğunu bildiren dosyayı teslim ettim, ben görevimi yaptım.' dedi. Bununla ilgili hiçbir dava açılmadı. Yıllardır biz bu üst düzey generalin kim olduğunu soruyoruz. Genelkurmay Başkanlığı'na, Meclis Başkanlığı'na her yere başvurular yaptık, bir sonuç alamadık. Yani, faili meçhul değil, bu katliamın faili biliniyor, diğerleri gibi."

Hale Özgür Kıyıcı'nın, yıllardır katilin kim olduğunu öğrenmek için kapısını çalmadığı yetkili, kurum ve kuruluş kalmadı. Ama o ismi bir türlü öğrenemedi. Bu gerçek her seferinde 'devlet sırrı'na takıldı ve sonuç alamadı.

Taylan Özgür'ün katledilmesinin üzerinden tam 40 yıl geçmiş olmasına rağmen Türkiye, yine faili meçhulleri, yasadışılığı, derin devleti, devlet adına işlenen cinayetleri konuşuyor. Bu ülkede Taylan'dan sonra da binlerce kişi failinin kim olduğu bile belli olmadan cinayetlere kurban gitti. Bugün anlıyoruz ki, bu iş öyle bir kişinin, iki kişinin cinayet işlemesi gibi bir şey değilmiş. Koskoca bir ahtapot var karşımızda. Taylan Özgür'ün cinayeti gibi bugün de, bu ahtapota, yani Ergenekon terör örgütüne karşı inanılmaz bir karartma yapılmak isteniyor. Koca Ergenekon terör örgütü, sanki İbrahim Şahin ve Tuncay Güney'den ibaretmiş gibi bir hava estiriliyor. Bunların arkasındaki güçlerin araştırılmasından dehşete düşenler var. Bugün kamuoyuna yansıyanların aslında birer piyon olduğunu anlamayalım istiyorlar. Kolları ülkenin her yerine uzanmış bu terör örgütü hâlâ yüzeysel tartışılıyor. Hâlâ, o ona bunu dedi, bu buna şunu dedi, tartışmasına dönüştürülmek isteniyor.

CHP; tıpkı bugüne kadar cinayetlerin köklerine inilmemesi için çaba sarf ettiği gibi, Ergenekon terör örgütüne karşı yapılan bütün operasyonlardan da büyük rahatsızlık duyuyor. Sadece CHP değil DTP'nin de Ergenekon tartışmasından çok keyif almadığını görmek mümkün. Kürtlerin haklarını savunma iddiasındaki bir partinin Ergenekon konusundaki tavrının böyle mi olması gerekirdi? Günlerdir Silopi'deki asit kuyuları tartışılıyor. Güneydoğu'daki faili meçhul cinayetler konuşuluyor ama DTP'den bir tanecik ses çıkmıyor. Hakikaten bu ülkede kimin gerçekte neyi savunduğunu anlamak o kadar zor ki!

Hale Nur Özgür Kıyıcı diyor ki: "Benim amacım sadece kardeşimin katilini bulmak değil. Bir delil bulduk ve bu delilin ucunda da belki diğer faili meçhullere ulaşacağız."

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim