Ergenekon, demokrasi ve hukuk adına bir dönüm noktasıdır!

27.07.2008 16:54

Hasan Cemal

Türkiye darbelere, askeri müdahalelere, muhtıralara, siyasal idam, cinayet ve suikastlara, bombalı saldırı ve katliamlara, işkencelere fazlasıyla alışık bir ülke.
Kaç tanesini yaşadık.
Kaç tanesini gördük.
Hepsi çok acıydı. Hepsi derin ve hazin izler bırakarak geçti gitti.
Kimileri, ders çıkardı yaşananlardan. Kimileri, doğru bildiğini okumaya devam etti.
Yakın siyasal tarihimizin kepaze sayfalarını oluşturan tüm bu kopuşlar herhalde Türkiye’nin demokrasi ve hukuk yolunda ödemek zorunda olduğu bedellerdi.
Toplumda taşları bazı bedeller ödenmeden yerli yerine oturmuyor. Farklılıklar, barış içinde bir arada yaşamayı bedelini ödemeden öğrenemiyor.
Ne yazık ki öyle.
Avrupa’yı düşünün.
Farklı inançlar, farklı mezhepler, farklı milliyetler, farklı ideolojiler yüzünden yaşlı kıtada yaşanan savaşları, ihtilalleri, iç savaşları, soykırımları, etnik ve kültürel temizlikleri düşünün...
Avrupa’da gözü dönmüş milliyetçiliklerin yol açtığı iki dünya savaşının insanlığa yaşattığı o korkunç acı ve kırımları gözünüzün önüne getirin.
Avrupa sahnesine, ancak bütün bu keskin kopuşlardan sonradır ki, tarihin en büyük demokrasi ve barış projesi olarak çıkabildi Avrupa Birliği...
Bir başka deyişle:
Bütün farklılıklar birbirlerini tüketemeyeceklerini, yok edemeyeceklerini, yaşadıkları büyük trajedilerle anladıktan sonradır ki demokrasi, hukuk ve insan hakları düzeni konusunda bir uzlaşmaya vardılar.
AB böyle doğdu.
Büyük bedellerin sonunda...
Bizim yaşadıklarımız da az değil. Döktüğümüz bunca kan ve gözyaşıyla artık olgunlaşmamızın ya da akıllanmamızın zamanı gelmedi mi?..
Ben çoktan geldiğini düşünüyorum.
Olgunlaşmak ya da akıllanmak demek, öncelikle bir toplumda herkesin kendinden farklı olanı kabullenmesi, farklı olana tahammül etmeyi bir hayat tarzı haline getirmesidir.
Olgunlaşmak ya da akıllanmak demek, herkesin demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, özgürlükler düzenini içine sindirmesidir.
Olgunlaşmak ya da akıllanmak demek, herkesin devlet ve toplum düzeninde kaba kuvveti ve zoru değil, hukukun bağlayıcılığını kabullenmesidir.
Kısacası:
Toplum olarak olgunlaşmak ve akıllanmaktan söz ediyorsak, bunun yolu demokrasiyi herkesin ortak platform olarak benimsemesinden geçiyor.
Bu da kolay olmadı, olmuyor.
İşte Avrupa’nın yaşadıkları...
İşte bizim yaşadıklarımız...
Ergenekon da böyle bir şey. Daha doğrusu Ergenekon olayı da, Türkiye’de farklı olanı sevmeyenlerin, demokrasiyi içlerine bir türlü sindiremeyenlerin organize olmalarıdır.
Askeri kışkırtmak üzere örgütlenmeleridir.
Ülkede hükümete karşı askeri darbe ortamı oluşturmak için bombalar patlatmak, suikastlar düzenlemek, siyasal cinayetler işlemektir.
Bu işler yeni değil ülkemizde.
Sözü uzatmak yersiz.
Ergenekon, özellikle AKP’den kurtulmak için 2002 yılı sonundan beri işleyen bir darbe sürecinin çok önemli halkası, belki de kendisidir.
Askeri ve sivil boyutları vardır.
Özden Örnek günlükleri vardır.
Şener Eruygur, Hurşit Tolon, Levent Ersöz paşalarla ilgili ek iddianame konusu vardır.
Ve Ergenekon’un 2002 yılı öncesine, elbette Susurluk’a uzanan kökleri vardır.
İddianame‘ye gelince...
Boş gözükmüyor.
Bilgi ve belge açısından zengin...
Mahkemede ne olur bilemem.
Ancak, dünkü yazımda da belirttiğim gibi, Ergenekon bu ülkenin bir demokrasi sorunudur.
Bu davanın açılabilmiş olması bile, Türkiye’de demokrasi ve hukuk açısından bir dönüm noktasıdır.
İyi pazarlar!

MİLLİYET

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim