1. HABERLER

  2. ETKİNLİK

  3. Ereğli’de “İman-Amel İlişkisi” Semineri
Ereğli’de “İman-Amel İlişkisi” Semineri

Ereğli’de “İman-Amel İlişkisi” Semineri

Feda-Der’ de “Asr Suresi Bağlamında İman-Amel İlişkisi” konuşuldu.

A+A-

Feda Der ’de bu hafta “Asr Suresi Bağlamında İman-Amel İlişkisi” seminerini Erkam Çoşgun sundu.

Sunumda İslam düşünce tarihinde ve Müslüman halklar nezdinde kırılmalara neden olan iman-amel yaklaşımlarının Kur’an düzleminde yeniden ele alınması ve konunun Asr Suresi bağlamından koparılmaması gerektiği dile getirildi.

 İlk İslam toplumunun inşa sürecinde Asr Suresinin önemli bir kilometre taşı olduğunun dile getirildiği oturumda, maalesef sonraki nesillerin surenin içeriğini ıskalamış olduğu ve iman-amel tartışmalarıyla derin ayrılıklara neden olunduğu vurgulandı.

“Asr” etimolojik olarak “usare” kelimesiyle aynı köktendir. Usare bir şeyin posasının atılması, sıkılması sonrası geriye kalan özüdür. İmam Şafi’nin  “Kur’an’da başka sure indirilmeseydi de sadece Asr suresi indirilmiş olsaydı insanlık için yeterdi” sözü daha bir anlam kazanmaktadır. Ayrıca insana atıfla; insan ömrü olan zamana, bir günlük olan zamana, dünya hayatı olan zamana ve zamanların hasadı olan zamana şeklinde de bir okumanın yapılabileceği dile getirilen oturumda bu zamanın insana şahid olan zaman olduğu vurgulandı.

“İman edenler” hitabını sadece Allahu Teâlâ’ya iman etmeyi ifade etmediği, O’na güvenmeyi de içerdiğini dile getiren Erkam Coşgun,  “Allahu Teala’ya güvenmeyenler ‘İman edenler’ hitabının muhatabı olamaz” diyerek konuşmasına devam etti.

“Salih Amel” kavramının ,”insanı ve toplumu ıslah eden amel” anlamını da içerdiği, dolayısıyla ayetin muhatabı olan iman edenlerin önemli bir özelliğinin “Islah edenler, kendini ve toplumunu değiştirmek, dönüştürmek gayretinde olanlar” olduğu ifade edildi. Toplumu Rabbimizin istediği yönde dönüştürmenin, ıslah edici ameller içerisinde olmanın önemi, daha ilk inen ayetler içerisinde önemle vurgulanmasına rağmen, zamanla ‘salih amel’ kavramı, bireyin sadece kendisine dönük yaptığı bireysel ibadetler olarak algılanmaya başlamış ve ‘salih amel’ tanımlamasında bir sapma meydana gelmiştir. Amellerimizin ıslah merkezli olması gerektiği gerçeği unutulmuş ve pasif, edilgen, ibadetlerini yerine getirmesine rağmen ne kendisini ne de çevresini ıslah edebilecek bir güce erişemeyen ve hatta zihinsel olarak buna lüzum da görmeyen nesiller yetişmiştir. Dolayısıyla bu kavramın yeniden sağlıklı bir şekilde ele alınması ve namazımızdan orucumuza, zekâtımızdan emr-i bi’l ma’ruf nehy-i ani’l münker gerçeğine kadar tüm yapıp etmelerimizin, gerek kendimizi gerekse içerisinde yaşadığımız sosyal çevreyi ıslah etmeye dönük ameller olarak algılanması gerekir.

İnsanı ve toplumu inşa sürecinde hak ve sabır boyutunun da dile getirildiği oturumda, tavsiyeleşmenin önemine dikkat çekildi. Peygamber efendimizin, sahabelerle bir araya geldiğinde ve ayrıldığında Asr suresini okuduğu yönündeki sünnetinde, basit bir okuma eylemi olmadığı, müminlerin birbirlerine hak olanı hatırlattıkları ve hak uğrunda mücadele verirken direnmeyi sabretmeyi Allah’ın yolu için göğüs gerip gerektiğinde her türlü bedelleri ödemeyi göze alan insanlar olabilmek adına ortaya koydukları bir istişare eylemi olduğu vurgulandı.

Sunumu gerçekleştiren Erkam COŞGUN şu ifadelerle seminerini sonlandırdı:

“İmanıyla yani Allah’a duyduğu sınırsız güvenle salih amel işleyen, hak olanı ortaya koyan, anlatan, bu uğurda başına gelecek olanlara göğüs gererek sabreden, bunu Müslüman kardeşleriyle beraber yapan kişi, ASR’a şahitliğini yapmış demektir. Bu ‘ASR’, ziyan içinde geçmemiştir ve üzerine yemin edilmeyi hak etmiştir”.

Çok verimli geçen oturum dinleyicilerin soru ve katkılarıyla devam etti.

HABERE YORUM KAT

1 Yorum