1. YAZARLAR

  2. Muhammed Nureddin

  3. Erdoğan'ın Kürt açılımı ile Öcalan'ın girişimi arasında
Muhammed Nureddin

Muhammed Nureddin

Yazarın Tüm Yazıları >

Erdoğan'ın Kürt açılımı ile Öcalan'ın girişimi arasında

A+A-

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, birkaç gün önce Suriye ziyareti sırasında hükümetinin Türkiye'deki Kürt sorununun çözümü için pratik adımlara bilfiil başladığını açıkladı ve bunu 'Kürt açılımı' olarak adlandırdı. Kendisine eşlik eden Türk gazetecilere, hükümetin Kürt bölgelerine yönelik 12-13 milyar doları aşan malî yatırımların miktarı etrafında ayrıntılar vermesi sonrası Erdoğan, açılımın yeni olmadığını ve 2005 yılına kadar gittiğini, Kürtçe televizyon kanalı ve radyosu kurulduğunu belirtti.

Gerçekten de 'Kürt açılımı' Erdoğan'ın dediği gibi yeni değil. Zira 2005'te Erdoğan ilk defa 'Kürt sorununun' varlığını itiraf etmişti. Fakat bu itiraftan önce de Süleyman Demirel, Mesut Yılmaz ve Tansu Çiller'den toplu itiraflar yapıldı ve hepsi de Kürt gerçeğini kabul etti. Yıllar daha fazla zaman kaybından başka bir anlam taşımaksızın gelip geçti. Bugün Erdoğan'ın Kürt açılımından tam olarak neyi kastettiği bilinmiyor. Fakat Erdoğan'ın, dürüst bir niyetle Türkiye'nin çözmeden istikrar bulmayacağı bu soruna nokta koyma eğiliminde olduğu şüphesiz. Yalnız Erdoğan'ın Kürt sorununa yönelik bu 'Kürt açılımı' şu süreçte en az şu dört engelle karşı karşıya.

İlki Kürt sorunu ordunun abası altından ve bakış açısından henüz çıkamadı. Bu bakış açısı sorunu PKK terörü, Türkiye topraklarının bütünlüğünün tehdit edilmesi ve dolayısıyla sorunun çözümünün öncelikle PKK'nın bitirilmesiyle olacağı şeklinde özetleniyor. Bu savaş 25 yıldır sürüyor ve henüz bitmedi. Yani askerin bu meseleye bakışı sağlıklı değil. Aksi takdirde sorunun 'çözümü' bu kadar süre uzamazdı. İkinci engel ise Erdoğan'ın 'Kürt açılımının' Türkiye'nin İmralı adasında tutuklu PKK lideri Abdullah Öcalan'ın Kürt sorununun köklü çözümü için pratik öneriler sunacağına dair haberlerin öncesinde gelmesi. Bu öneriler Kürtlere Türklerle birlikte cumhuriyetin kurucuları sıfatıyla Türk teminatları ve şartları karşılığında tam silah bırakmayı garanti ediyor. Öcalan'ın girişimi öncesindeki Erdoğan'ın girişiminin bu zamanlaması, Ankara'nın sorunun ciddi çözümüne girme ciddiyeti ve Erdoğan'ın girişiminin Öcalan'ın girişimine karşı öncü bir manevradan ibaret görülmesi etrafında kuşkular oluşturuyor. Üçüncü engel Türk devleti nezdindeki Kürt muhatabın kim olacağı konusu. Zira tutuklu Kürt lider hâlâ kendisini Kürtlerin birinci muhatabı olarak sunuyor. Parlamento'da 21 milletvekili bulunan ve siyaset yapan tek Kürt partisi DTP liderleri de onun yanında yer aldı. Öcalan'ın, Türkiye'deki Kürt hareketinin tek meşru temsilcisi olarak görülmesi yönünde parti başkanı Ahmet Türk ve milletvekillerinin açıklamaları olmuştu.

Türk hükümeti sadece DTP'li vekillerin varlığını tanıyorsa ve Başbakan Erdoğan şu ana kadar onlarla bir araya gelmeyi dahi reddetmişse Öcalan'ı muhatap olarak nasıl kabul etsin?! Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Öcalan'ın Türkiye'nin girişiminde muhatap olamayacağını ifade ederken gayet açıktı. Türk hükümetinin bu noktayı aşma güçsüzlüğü Erdoğan'ın 'Kürt açılımını' tabiri caizse vakit geçirme hanesine konulmaktadır.

Dördüncü engel ise Türkiye içindeki Kürt konusunun Irak'ın kuzeyindeki Kürt sorunundan ayrılmasının imkansızlığı. PKK'nın Kuzey Irak'taki varlığı kendisini aynı zamanda bölgesel ve uluslararası oyunun bir parçası kılıyor. Ortada Türkiye'de Kürt sorununun çözülmesi ve akabinde PKK'nın Kuzey Irak'ta temerküz etmesi konusuna çözüm bulunmasına dair bir karar olduğuna dair şu ana kadar ciddi bir gösterge yok.

Türkiye'de Kürt sorunu bölgesel bir soruna dönüştü. Bu yüzden 15 Ağustos'ta Öcalan'ın muhtemel 'girişimine' kadar bu sorun kendisini rüzgârın önünde bulacak, Erdoğan'ın girişimi ve önceki öneriler ve girişimler kâğıt üzerindeki mürekkepten ve önümüzdeki süreçte yaşanması beklenmeyen bir mucize bekleyişi içinde içerikten yoksun sözlerden ibaret olacak.

Birleşik Arap Emirlikleri gazetesi El Haliç 25 Temmuz 2009

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT