1. YAZARLAR

  2. Nuh Gönültaş

  3. Erdoğan’ın Baykallaşması, Baykal’ın Tayyipleşmesi...
Nuh Gönültaş

Nuh Gönültaş

Yazarın Tüm Yazıları >

Erdoğan’ın Baykallaşması, Baykal’ın Tayyipleşmesi...

A+A-
"Dün dündür bugün bugündür" sözü aslında siyasetteki en doğru sözdür.
 
Biz onu yıllarca "ilkesizlik" olarak anladık.

Ama siyasette bu sözün nelere kadir olduğunu yıllar içinde gördük.

Patenti Süleyman Demirel'e ait bu sözü kendimize biraz daha yaklaştırırsak Mevlana'nın "Dün dünde kaldı cancazım bugün yeni şeyler söylemek lazım" sözlerine sığınabiliriz.

Ha... Demirel bu sözü ilkesizlik olarak kullanmış olabilir. Ama konumuz bu değil.

Siyasette kim ilk ortaya çıktığı gibi devam ediyor veya edebiliyor.

Kimse!

Siyasette kim dün söylediklerini bugün tümüyle hayata geçirebiliyor?

Kimse!

Siyasette kim muhalefette iken vaat ettiklerini iktidarken tümüyle yerine getiriyor, ya da getirebiliyor!

Kimse!

Şekil AK Parti'de görüldüğü gibi...

Dünya değişiyor, dengeler değişiyor, köprülerin altından çok sular akıyor, eski çamlar bardak oluyor vs.

Dolayısıyla dün dün oluyor bugün bugün.

Dolayısıyla Deniz Baykal'ın seçim öncesi başörtülü hatta çarşaflı kadınları partisine çağırması...

Onlara parti rozeti takması...

Yalnız kaldılar, sorunlarına kimse sahip çıkmadı, biz ilgileneceğiz demesi...

Geçmişte bu konuda söylediklerine ve hatta yaptıklarına bakılarak katiyen ilkesiz bir davranış olarak görülmemeli.

Hatta bir seçim manevrası olarak da görülmemeli.

Deniz Baykal aslında iyi rollerin adamı. Özünde kötü bir insan değil. Türkiye için iyi olanı güzel olanı isteyen bir kalbi var.

Ama partisinde insan eti yiyen canavarlarla birlikte olmak durumunda.

Keşke Türkiye'nin sorunlarını duvara dayanmadan çözebilse.

Ne yapacağız yani, başörtüsü sorununu görmezden gele gele nereye varacağız.

Varacağımız yer işte burasıydı: Duvar.

Kürt meselesinde de öyle. Duvara dayandığımızda sorunu çözmek için adım atılacak. Daha önce değil.

Bu bizim rejimimizin karakteri.

Duvara dayanmadan asla...

Bütün başörtülüleri yok edemeyeceğimizi anladığımızda...


Bütün Kürtleri öldüremeyeceğimizi, öyle ya da böyle, onlarla beraber yaşamak zorunda olduğumuzu anlayana kadar.

Başörtüsü sorununu Türkiye'de çözebilecek tek adam olan CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın konuya el atması ümit vericidir.

Kürt sorununun çözümünde de Devlet Bahçeli, ancak Devlet Bahçeli imzası olur.

Kim çözerse çözsün, yeter ki herkes için barışçıl bir çözüm olsun.

Baykal'ın bu yaptığının altında bir çapanoğlu mu aramalıyız?

 Asla... Konuya asıl çözebilecek adam el attığı için sevinmeliyiz.

Demek ki vakti gelmiş!

Tayyip Erdoğan'ın Baykallaşmasını, Deniz Baykal'ın Tayyipleşmesini zamanın bu değiştirici, törpüleyici, hatta sosyal olaylar karşısında acz içine düşürücü özelliğine borçluyuz.

Yalan mı? İşte her şey ortada...

Dün dündür, bugün bugündür...

İşte Erdoğan, işte Baykal!
 
BUGÜN

YAZIYA YORUM KAT