Erdoğan'ın AKPM Konuşmasından Notlar

14.04.2011 03:20
Erdoğanın AKPM Konuşmasından Notlar
Erdoğan, sert konuştu: "Genelkurmay'ın Balyoz açıklaması yanlış... Türkiye'ye çok Fransızsınız... Başörtüyü pazarlık meselesi haline getirmek yanlıştır."

Strasbourg'daki Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nde (AKPM) dün bir konuşma yapan Başbakan Erdoğan, Avrupalı parlamenterlerin basın özgürlüğüne yönelik eleştirilerine sert cevap verdi.

Erdoğan, Avrupa Konseyi Başkanı Jagland'a, basına yönelik baskı iddialarıyla ilgili araştırma yapması için heyet göndermesini teklif etti. Erdoğan'ın "Avrupa'nın belli çevrelerden değil, daha objektif kaynaklardan bilgi edinmesini temenni ediyoruz." sözleriyle yaptığı davete Jagland'dan olumlu cevap geldi. Jagland, Erdoğan'ın davetinden memnuniyet duyduklarını belirterek, en kısa zamanda bir heyet göndereceklerini duyurdu.

Gazeteciler, Örgüt İlişkileri Nedeniyle Tutuklandılar

Lüksemburglu parlamenter Anne Brasseur'un Ahmet Şık'ın "İmamın Ordusu" isimli kitap taslağının sansüre uğradığını iddia etmesi üzerine Erdoğan söz konusu gazetecilerin yazılarından dolayı değil, darbecilerle ve terör örgütleriyle ilişkileri nedeniyle tutuklandıklarını hatırlattı. Başbakan, "Bu kitapları toplatan ben değilim. Basılmamış dediğiniz kitapla ilgili tutuklanan medya mensuplarının belge-bilgileri dediğimiz olay var ya, işte bu belge-bilgiler ardından neyin geldiğini gösteriyor. Yargı, yürütmeye 'bu hazırlığın üzerine gidin' diyor. Bunun üzerine gidildiğinde ortaya bu çıkıyor. Bombayı kullanmak suçtur. Ama bombanın hazırlanmasındaki malzemeleri kullanmak da suçtur. Bombanın kullanılmasında ne varsa fitilinden ta diğer maddelerine varıncaya kadar bunun ihbarı gelmişse güvenlik güçleri bunu toplamaz mı? Gider onları alır. Eğer daha önce gelmiş bilgiler içinde bu tür hazırlıkların olduğu varsa, yargı kararını vermiştir, güvenlik güçlerimizden 'şu adreste bir hazırlık vardır gidin onu alın' demiştir. Bu kitap daha sonra internet sitelerine girmiştir. Bu yürütmenin yapmış olduğu bir eylem değil, yargının aldığı bir karardır. Hep işimize geldiğinde bağımsız yargıdan bahsediyorsunuz ama Türkiye'ye gelince bağımsız yargı istemiyorsunuz. Yürütmeye bağımlı yargı istiyorsunuz. Kusura bakmayın, Türkiye'de yürütmeye bağımlı yargı yok. Bağımsız yargı var." ifadelerini kullandı.

Türkiye'de sadece 26 gazetecinin meslek dışı faaliyetleri nedeniyle tutuklu durumda bulunduğunu hatırlatan Erdoğan, "Bu gazetecilerle ilgili süreç yazılarından, düşüncelerinden dolayı değil çeşitli suç örgütleriyle terör örgütleriyle olan, darbecilerle olan ilişkileri sebebiyle bir yargı süreci söz konusudur. Bunların yargı belgeleriyle, belgelendiği için yürütmeye bir görev verilmiştir. Yürütmenin bu konuda bir adım atması söz konusu değildir." şeklinde konuştu. İsviçreli Parlamenter Andreas Gross ise Erdoğan'ın Türkiye'nin karanlık güçlerine karşı yürüttüğü mücadeleden memnuniyet duyduklarını söyledi.

Ermenistan, Diasporaya Ürkek

Erdoğan, Ermeni Parlamenter Armen Rüstemyan'ın "Türk-Ermeni sınırlarının açılmasını neden Karabağ sorununun çözümüne bağlıyorsunuz?" şeklindeki sorusuna şu sözlerle cevap verdi: "Azerbaycan halkının hakkını Ermenistan'a yedirecek değiliz. Ermenistan yönetimi diasporaya karşı ciddi bir ürkeklik içinde. Ermenistan diasporaya karşı ürkekliğini atabilirse bu sorun daha kolay çözülecektir."

"Türkiye'ye Çok Fransız'sınız"

Başbakan, Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin Halk Hareketi Birliği (UMP) üyesi Muriel Marland-Mulitello'nun Türkiye'de gayrimüslim azınlıklara ibadet hakkı şeklindeki iddiasına ise "Türkiye'ye Fransız kalmışsınız." deyimiyle cevap verdi. Fransız parlamenteri Türkiye'ye davet eden Erdoğan, "Türkiye'yi yakından takip etmiyorsunuz. Duyduklarınızla hareket ediyorsunuz." dedi. Başbakan Erdoğan, Sümela Manastırı ve Akdamar Kilisesi'nin ibadete açıldığını hatırlattı.

Erdoğan, bazı milletvekillerinin Türkiye'de demokrasiyle ilgili provokatif soruları üzerine şu sözlerle tepki gösterdi: "Fransa'da Romanların ihraç edildiğini görüyorum. Demokrasi bu mu? Fransa'da kişisel inanç özgürlüklerine saygının olmadığını görüyorum. Türkiye'yi bu noktalarda yargılama gayreti içine girenler önce kendilerine bir baksınlar sonra bizi yargılasınlar." Avrupa'da İslam karşıtlığının yükselişte olduğunu hatırlatan Erdoğan, "Popülizm uğruna, oy alabilmek ve seçilebilmek hırsıyla, en temel insani değerlerin, en temel hakların, özgürlüklerin baskı altına alınması, sadece o ülkenin halkına değil, tüm bir Avrupa'ya, bu geniş coğrafyaya yapılmış en büyük haksızlık ve kötülük olacaktır." ifadelerini kullandı.

Araplara Demokrasiyi Fazla Gören Zihniyet Yıkıldı

Avrupa'nın Ortadoğu ve Kuzey Afrika'dan yükselen özgürlük taleplerine kulak tıkayamayacağını ifade eden Başbakan, "Demokrasiye, temel hak ve özgürlüklere, sadece bir kesimin layık olduğunu iddia etmek, demokrasiyi kimi toplumlar için henüz erken görmek, en az ırkçılık kadar tehlikelidir." dedi.

Balyoz davasıyla ilgili Türk Silahı Kuvvetleri'nin yaptığı açıklamayı değerlendiren Başbakan Tayyip Erdoğan, "Toplum bunu, süreci etkileme gayreti olarak yorumlayacak." dedi. Savcı Zekeriya Öz'ün görev değişikliğinin Ergenekon davasını etkilemeyeceğine inandığını söyleyen Başbakan, BDP'lile-rin sivil itiatsizlik eylemlerine ise sert tepki gösterdi: "Bu, birlik ve beraberliğe karşı bir dinamittir."

Başbakan Tayyip Erdoğan, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) Balyoz davasıyla ilgili yaptığı açıklamanın yanlış olduğunu söyledi. Dün Strasbourg'daki Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nde (AKPM) parlamenterlere hitap ettikten sonra beraberindeki gazetecilerin sorularını cevaplayan Erdoğan, "Eleştiri yapılır mı? Yapılabilir. O ayrı. Ama bu nihai karar değildir. Tutukluluğun reddine aittir. Bu, sürece yönelik açıklamadır ki o yönden yanlıştır. Eğer nihai karar verilmiş olsa da sonra açıklama yapılsa bir şey diyemem. Ama şu anda yapılmasını doğru bulmam." dedi. Erdoğan, toplumun, söz konusu açıklamayı süreci etkileme gayreti olarak yorumlayacağını söyledi.

Savcı Zekeriya Öz'ün atanması ile ilgili olarak ise bunun Ergenekon davasını etkilemeyeceği, sürecin aynı kararlılıkla devam edeceği değerlendirmesinde bulundu. Sivil itaatsizlik eylemlerine tepki göstererek, "Bu, birlik ve beraberliğe karşı bir dinamittir. Diyanet'in beyanlarını tanımıyoruz, demek, tehlikelidir." ifadesini kullandı. AKPM'deki konuşmasının sert olduğu yönündeki yorumlara ise şu karşılığı verdi: "Sert değil, netti."

Strasbourg'da AKPM'de konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, daha sonra beraberindeki gazetecilerin sorularını cevapladı. Geçtiğimiz günlerde Genelkurmay sitesine konulan, mahkemenin Balyoz kararı ile ilgili metni yanlış bulduğunu kaydeden Erdoğan, "Temennim, TSK'nın böyle bir yorumu kendi sitesinde yapmamasıdır. Orada bana göre yanlış yapılmıştır. Sürece tesir etme gayretidir." dedi. Gelini ve kızının ABD vizesi talebinin başörtüsü nedeniyle İstanbul başkonsolosluğunda reddedildiğini söyleyen Erdoğan, "Başbakan olarak benim gelinim, kızım ABD başkonsolosluğunda başörtüsü sebebiyle vizesini alamıyorsa, ben inanıyorum ki benim normal vatandaşıma kim bilir ne çileler çektiriyorlar." dedi. Erdoğan'ın, gazetecilerin sorularına verdiği cevaplar şöyle:

Fransa'nın tavrı

Fransa'nın AB müzakerelerine olumsuz tavırları var. 8 fasıl bloke edildi, 5 tanesini Fransa yaptı. Bütün bunlara karşı bizim kalkıp da eyvallah, iyi yaptınız diyecek halimiz yok. Son dönemde vatandaşlarımıza karşı takındıkları tavır da şık değil. Dün akşam gördünüz, çifte vatandaşlık müracaatı yapın dedim. Vatandaşlarımız 'almıyorlar' dediler. Ayrımcı değilseniz benim halkıma karşı bunu niçin yapıyorsunuz? Benim ülkemde Fransız işadamlarına hiçbir ayrımcılık yapılmadı.

Zekeriya Öz'ün görevden alınması

Biz yürütme olarak bugüne kadar yargının güvenlik güçlerine veya bizlere yüklemiş olduğu konuları aksatmadan harfiyen yerine getirdik. Bundan sonra da harfiyen yerine getirilecek. Bizde aksama olmaz. Bu süreç aynı kararlılıkla devam eder. Sayın Öz'ün İstanbul başsavcı yardımcılığına atanması da süreci değiştirmez. Devlette devamlılık esastır. Aynen sürecektir.

Başörtülü vekil

Ülkemde hiçbir zaman biz gerilimin yanı olmadık, olmayacağız. Ama başörtü konusunda ciddi bir zemin oluşmuştur. 8 yıl önceki durumla bugünkü durum arasında çok şey değişmiştir. İnanıyorum ki, önümüzdeki süreçte de çok daha sağlam bir zemine oturacaktır. 'Başörtülü aday koymayana oy yok' mantığı zayıf bir mantık, onu da kınıyorum. Başörtüsü meselesi sadece Parlamento'ya girmek olarak değerlendiriliyorsa, yanlış anlayıştır. Başörtüyü pazarlık meselesi haline getirmek de yanlıştır. Çünkü bugün dünden daha iyi, ama unutmasınlar, yarın bugünden daha iyi olacaktır.

Sivil itaatsizlik

KCK meselesinde kimse siyaset yaptıkları için veya Kürt oldukları için içeri alınmamıştır. Yargı, vakti saati geldiğinde açıklamayı yapacaktır. Medya birçok şeyi PKK ve BDP'nin yaptığı açıklamalarla değerlendiriyor. Mesela cuma namazlarıyla alakalı son zamanlardaki gelişmeler tehlikeli boyuta ulaşmıştır. 'Diyanet'in imamlarını tanımıyoruz' diyorlar, böyle bir kampanya olur mu? Kim yapıyor bunu? Dağ yapıyor, ada yapıyor. Kim peşine takılıyor? BDP. Bizim çimentomuz olan dinimizi bölmeye, parçalamaya yönelik bir adımdır. Bu ülkenin birliğine, beraberliğine dinamit koymaktır. Sivil itaatsizlik diye git caddenin ortasına kurul. Gösterinin yapılacağı yer bellidir. Çadır kuracağım. Yasak yere kuramazsın. Biz bu eylemlerin içinden gelmiş insanlarız. Biz de yaptık bu eylemleri. Hiçbir zaman yasalara karşı yapmadık. Bu beyefendiler yasa masa tanımıyor.

Sümeyye Erdoğan'ın başına gelen olay

Kızım, gelinimle Genç Osman'ı izlemeye gidiyorlar. En ön sırada yerleri var. Sahnede adı geçen kişi burada ahlaki olmayan birçok hareketleri yapmanın ötesinde bir de gelip direkt olarak adeta göz göze olacak şekilde bir kez, iki kez, üç kez aynı hareketleri yapıyor. Ben bu Genç Osman'ı gençlik yıllarımda izlemiştim. Böyle bir sahneyi de hiç görmedim. Kendine göre bir tuluat yapıyor. Orada terbiyesiz ifade kullanıyor. Bu ifadeyi kullanınca da kızım ve gelinim terk ediyor. Arkasından bazı gençler de çıkıyor. Şimdi bir sanatçının izleyiciyle bu şekilde bir diyalog kurması düşünülemez. Bir defa bir sanatçının görevi, oradaki eseri en iyi şekilde sergilemektir. Bu, sanatın ötesinde ideolojinin deli gömleğini giydirip ortaya koyuyor. Meğerse birkaç ay önce iki başörtülüye aynı durumu yapmışlar.

ABD, başörtülü gelinime vize vermedi

Başbakan Erdoğan önceki gün kızı ve gelininin başından geçen bir olayı şöyle anlattı: "Gelinim önceki gün ABD İstanbul Başkonsolosluğuna vize almak için gitti. Oradaki görevli, gelinime diyor ki: 'Lütfen karşıda bir resim çektirin, öyle gelin.' Gelinim, 'Fotoğrafımı sistem kabul etti. Niçin tekrar çektireyim?' diye soruyor. Şu andaki mevcut genelgenin gereği bu diyorlar. Gelinim vazgeçiyor. Durum bize ulaşıyor. Arkadaşlar büyükelçiyi arıyor. Özür vs. en sonunda işi çözüyorlar. Başbakan olarak benim gelinim, kızım ABD başkonsolosluğunda başörtüsü sebebiyle vizesini alamıyorsa, ben inanıyorum ki benim normal vatandaşıma kim bilir ne çileler çektiriyorlar. Önce demokrasiyi kendileri kavrasın. Büyükelçi, önceki gelişinden bu zamana kadar geçen zamanda Türkiye'yi bayağı unutmuş. Çok mesafe aldık." Erdoğan'ın bu ifadelerinin ardından ABD'nin Ankara Büyükelçiliği, bir açıklama yaptı. Yazılı açıklamada, "ABD Dışişleri Bakanlığı'nın, vize başvurusu sahiplerini başörtülerini çıkarmaya zorlamamıştır. Fakat bakanlığın, vizedeki fotoğraflarla ilgili kuralları açıktır.Vize fotoğraflarında başvuru sahibinin yüzü tamamen görülüyor olmalı. Bu, başvuru sahibinin başörtüsünü çıkarmasını gerektirmez." denildi.

MUSTAFA ÜNAL – EMRE DEMİR / ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim