Erdoğan’dan santrafor atak: Başkanlık rejimi

22.04.2010 04:05

Sibel Eraslan

Her şey son Cumhurbaşkanlığı seçiminde yaşadığımız “siyah siyaset”le başladı aslında.

Anayasa Mahkemesi cumhurbaşkanlığı seçimi hakkında toplantı yeterlilik sayısını (184) olduğu halde, cumhurbaşkanlığı seçmek için gerekli nitelikli çoğunluğa (367)’ye çıkarmıştı bu kararıyla. Halbuki daha evvel seçilen Cumhurbaşkanları Turgut Özal, Süleyman Demirel ve Necdet Sezer’de böylesi bir zorlamaya gidilmemişti. Bu, açıkça hukukun siyasallaşması anlamındaydı ki bu yüzden siyasetin rengi siyahtı...
Önemli bir bayrak çekiş hareketiydi 367 meselesi. Onu takip eden süreçte Yüksek Mahkemelerin giderek siyasallaştığını, siyasete açık müdahale eder hale geldiğini, hatta muhalefet partisi gibi hareket ettiklerini, perde perde hep birlikte seyrettik. Kuvvetler Ayrılığı ilkesi, sistemimiz içinde imtizaç/uyumlulukla işletilmeye çalışılır. Parlamenter sistemin nirengi noktası, ayrı ama uyumlu kuvvetlerin harmonisiyle yürür. Ne ki artık ok yaydan çıkmış, kuvvetlerin karşılıklı olarak birbirlerinin sahalarına müdahale eder oluşu, gayri ciddi bir manzara vermektedir...
Başbakan Erdoğan’ın “Başkanlık Rejimi” konusunu ortaya atması zamanlama açısından dikkate değer. Bir tıkanmayı ve inatlaşmayı, aslında pekala kopuş da diyebiliriz, aşmak istiyor. Başkanlık Rejimi, kuvvetlerin sert ayrılığı üzerine kurulu. İki turlu bir seçimde devlet başkanı adayları yarışıyor, %51 oy alan Başkan oluyor, ilk turda bu oy hiç kimse tarafından alınamazsa 2. turda en çok oyu alan kişi Başkan’lığa geliyor. Hem Başbakan hem Cumhurbaşkanı... Öyle zannedildiği gibi bakanlar kurulu, bakanlar falan da yok. Sekreterlerle komisyonlarla kısacası Başkan ve Adamlarıyla yürütülüyor siyaset... Bir de Yarı Başkanlık Rejimi var ki bu daha da monarşik bir yapı, Başkan Meclis’i feshetme yetkisine sahip...
Başkanlık Rejimi, Amerika Birleşik Devletlerinde yürüdüğü gibi başarıyla işlemiyor her yerde. Amerika’nın kuzeyine demokrasi getiren Başkanlık Rejimi, güney kıtaya diktatörlükten başka hiçbir şey vaat etmedi bugüne kadar. Latin diktatoryalarının hepsi Başkanlık Rejimini uyguluyor, dikkatinizi çekmek isterim.
Aslında Prof.Dr.Burhan Kuzu da bizlere Hukuk Fakültesi’nde ders verdiği günlerde Esas Teşkilat kürsü başkanı Prof. Selçuk Özçelik gibi karşı çıkardı Başkanlık Rejimine. Derslerinde tuttuğum notlar, girdiğim sınavlarda verdiğim cevaplar hâlâ hafızamda. Peki Hocam ne oldu da bugün partiniz Başkanlık Rejimi’nden söz ediyor... Üstelik de seçim barajlarının düşürülmesi meselesi, anayasa değişiklikleri içinde talep edilirken... Şimdi tam tersi bir gündemle, “tek adam”a gidiyoruz... Başkanlık rejimi ile, küçük partiler defterden silinecek, iki büyüğe mahkûm olacağız. Daha çok temsil ve doğrudan katılım hedefleri de müzeye kaldırılacak.
Öyle zannediyorum ki bu siyasi bir taktiktir...
Anayasa değişikliği hadisesini her yönden tıkamak üzere harekete geçen Yargı’nın siyasete daha fazla müdahalesini önlemek için ortaya atılmış bir tartışma konusudur...
Başbakanın her zaman çok iyi çalıştırdığı “madem öyle işte böyle” şeklindeki santrafor atağı olarak görmek istiyorum “Başkanlık Rejimi” tartışmalarını... Bu işin; burun kıranların ülkesi haline gelen ülkemizde, geleceği yer çok açık; seçimle gelen diktatörlük olur...
Ama bunun sorumlusu, nereden bakarsanız bakın, Anayasa Mahkemesi’dir. Kendi kurallarını kendi eliyle çiğneyip, yargıyı bırakıp siyasete dalmış olmasaydı, hiçbir şey bu kadar sertleşmezdi...
Anayasaya göre Şeklen bakması gereken konulara bile Esastan bakacak kadar açık hukuk ihlalleri ile başımıza Başkanlık Rejimi derdini salan yüce mahkemeye ne demeli? Sen sağ ben selamet misali, ipleri koparmaya geldi dayandı işler...
Bir de hep Tayyip Erdoğanlı hülyalar görüyoruz.
Tamam bugün Ak Parti var...
Ama yarın öbür gün başka bir partinin Başkanlık Rejimi de sözkonusu olabilir.
O zaman ne yapacaklar acaba bugün Başkanlık Rejimi’nden söz açıldı diye kapı önlerine sıra sıra dizilen yaşa varolcular? Önce Başkanlık Rejimi’nin ne olduğunu bilelim, bilahare seviniriz arkadaşlar...

VAKİT

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim