1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Erdoğan ve İsrail’e Savaş Tehdidinin Hesabı
Erdoğan ve İsrail’e Savaş Tehdidinin Hesabı

Erdoğan ve İsrail’e Savaş Tehdidinin Hesabı

‘Gerekirse İsrail’le savaşırız!’ diyen Erdoğan, her türlü hesabı yapmıştır, herhalde… Selahaddin E. Çakırgil yazdı...

A+A-

SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL'in yorumu:

Filistin Özerk Yönetimi’nin başkanı Mahmûd Abbas, Filistin Devleti’nin uluslararası hukuk açısından geçerli olacak şekilde ilan edilmesi için, BM Genel Kurulu’na resmî talebde bulunmaya hazırlanırken..

Ve, HAMAS yetkilileri, bir mücadelenin sonunda elde edilecek olan değil de, uluslararası muamelelerle sunulacak olan bir devletin Filistin dâvasına hizmet etmiyeceğini, bunun uluslararası güç odaklarının bir oyunu olarak kalmaya mahkûm olacağını belirtirken..

Siyonist İsrail rejimi de, bir askerî emr-i vâkı’ ile yeni bir sürpriz yapabileceğini hissettirecek şekilde tavırlar geliştirirken..

Ve, geçen yıl, BM. Genel Kurul konuşmasında, 2011 yılındaki Genel Kurul çalışmalarında uluslararası hukuk açısından teşekkül etmiş, varlığı kabul edilmiş bir Filistin Devleti ile birlikte olunması temennilerini dile getirdiğini unutan Amerikan Başkanı Obama, 13 ay sonra, Kasım-2012’da yapılacak başkanlık seçimlerinde yeniden seçilme ümidini tamamen yitirmemek için Yahudi lobisine olan ihtiyacını da gözönünde bulundurarak, BM. Genel Kurulu’nda kabul edilse bile, Filistin Devleti’yle ilgili diğer işlemlerin yapılacağı yer olan Güvenlik Konseyi’nde veto yetkisini kullanabileceğini açıkça dile getirmiş bulunuyor..

Böyle bir çetrefilli tablo içinde, T.C. Başbakanı Erdoğan’ın da, hem de Amerika’da, bir televizyon proğramında, ’İsrail’le gerekirse savaşırız..’ diyebilmesi, son derece önemli bir gelişme olup, bütün Ortadoğu’yu, hattâ dünyayı bir yangın yerine çevirebilecek mahiyettedir.

 

Evet, Tayyîb Erdoğan’ın, 21 Eylûl akşamı, ’PBS’  isimli Amerikan televizyonunun kendisiyle yaptığı mülâkatta, T.C. Başbakanı olarak söyledikleri, son derece önemli..

Proğramın sunucusu Rose'un  ’İsrail karşıtlığı’na dair sorusu üzerine, 'Bizim Türkiye olarak İsrail halkına karşı herhangi bir olumsuzluğumuz yok. Burada bizim yaklaşımımız İsrail yönetimine karşıdır..’ diyen Erdoğan, 'İsrail belli bir ekonomik güce, belli bir silah gücüne sahib..

Söylediği ne? 'Filistin'in elinde silahı olmayacak'. Senin elinde atom bombasına kadar her şey var, Filistinlilerin elinde bir tane silah dahi olmayacak.

Bu bir akıl tutulmasıdır. Bunun akılla mantıkla izahı olmaz.' dedikten sonra, 'İsrail ile normal ilişki kurmak kesinlikle mümkün değil mi?' sorusuna ise, 'Bu şekilde giderse, özür dilemezse, tazminat ödemezse, Gazze'ye ambargoyu kaldırmazsa bu normalleşme mümkün değil. Üç maddenin olması lâzım..' diye karşılık vermiş..

Sunucu Rose'un, 'İsrail'e şımarık çocuk dediniz, saldırgan dediniz; bu tür bir dil kullanmanın bir faydası var mı?' sorusu üzerine de Erdoğan, mantıkî gerekçelerini iyi hazırlamış olarak karşılık vermiş:

'Şu anda ben tabiî, olan gerçekler üzerinden gidiyorum. Yani, İsrail Batı'nın şımarık çocuğudur. Hâlâ aynı şeyi söylüyorum. Meselâ,  İsrail ile ilgili BM Güvenlik Konseyinin, BM Genel Kurulu’nun vermiş olduğu bunca kararlar vardır. Bunca kararlara rağmen Batı hiçbir zaman -buna Amerika da dahil- yaptırım uygulamamıştır. Ama bu yaptırım başka yerlere uygulanmıştır. Örneğin, bir Sudan'ın Güney-Kuzey diye ayrılmasında Kuzey Sudan'a bu yaptırım uygulanmıştır, baskı uygulanmıştır. Bu aynı durum, İsrail için söz konusu değildir. İsrail Filistin münasebetlerinde böyle bir şey maalesef olmamıştır. Halbuki biliyorsunuz İsrail'in, Filistin'in devlet olarak tanınması taa 1947'ye dayanıyor. 181 no'lu kararla daha o zaman bu adım atıldı. Ama, o günden bugüne hâlâ, Filistin'in devlet olarak tanınması sürecine yardımcı olunmuyor. O adımı artık atmak lâzım. Ve her zaman söylenen nedir? Filistin'de Ortadoğu'da iki devlet: İsrail ve Filistin devleti.

Böyle tanındığına göre niçin bunu uygulamaya koymuyoruz? Bu halka zulmetmek niye?'

Erdoğan, 'İsrail karşıtı söylemlerin arkasında, Arab devletleri arasında daha fazla saygınlık ve popülarite kazanma niyeti mi var?' şeklindeki soru üzerine ise; 'Şunu açık konuşayım. Bizim bir popülarite derdimiz yok. Biz doğruyu, hakkı söylemek zorundayız. Adaletin gereği bu. (...) Burada bir zulüm var. Hele hele benim 9 vatandaşımın öldürülmesi, aslında bir savaş sebebidir. Ama, biz bunu bir savaş sebebi bile saymadık. Büyük devlet olmanın gereği sabrettik..' diye konuşmuş. (...)

YAZININ DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ...

 

HABERE YORUM KAT