1. HABERLER

  2. HABER

  3. Erdoğan: Siyasi Af Olabilir
Erdoğan: Siyasi Af Olabilir

Erdoğan: Siyasi Af Olabilir

Başbakan Erdoğan, Kürt sorununun çözümünde siyasi affın da konuşulabileceğini söyledi. Kılıçdaroğlu’nun ‘Seçimden önce Anayasa’ önerisine karşı çıktı: Vakit yok.

A+A-

Dolmabahçe Sarayı içindeki çalışma ofisinin davet salonunda gazete ve televizyonların temsilcileriyle kahvaltıda bir araya gelen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, saban 10.00'da başlayıp 13.30'a kadar süren ve yüze yakın soru sorulan toplantıda çok önemli mesajlar verdi.

"Ben Türkiyeliyim dediğim için yargılandım" diyen Başbakan, merakla beklenen bedelli askerlik için olumlu konuştu, seçimlerin Haziran 2011'de yapılacağını açıkladı. Başkanlık sistemi tartışmalarına "tartışılması faydalı olur" diyerek nokta koyan Başbakan, cumhurbaşkanlığı adaylığının kapısını açık bıraktı. Habertürk'ün Bekir Çoşkun'un yazılarına son vermesinin de değerlendiren Başbakan "İşe alırken bize mi sordular ki işten atarken bize sorsunlar" dedi.

İşte Başbakan'ın verdiği mesajlar:

Başbuğ da "Türkiyeliyim" dedi

Ben sürekli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı üzerinde durdum. Ben Türküm demekten de gocunmam. Kürt vatandaşlarımız da bunu söyleyebilir. "Ben Türkiyeliyim" dedim. Bunun için de yargılandım. Daha sonra bir Genelkurmay Başkanı da Türkiyeliyim dedi. Türkiye nerelerden nerelere geldi. Amerikalıyım, Fransızım deniliyorsa bu konuda rahat olmak lazım. Türkiye bunları aştı.

Kürtler azınlık değil

Önceki günkü genişletilmiş İl Başkanları toplantısında anadilde eğitime kapıları kapatan Başbakan'a Almanya'daki Türkler için anadilde eğitimi savunması ve ailelerin çocuklarına dini eğitim verdirmesini desteklemesiyle anadilde eğitime karşı mesajlarının çelişip çelişmediğini sorduk. Başbakan bu soruya şöyle cevap verdi: Almanya'daki Türkler ile Kürtler'in durumu kıyaslanamaz. Almanya'daki Türkler azınlık, Kürtler ise bu ülkenin sahipleri. AB azınlık müktesebatı gereği Almanya'daki Türklere bu hakkın verilmeli ama hala sorunlar var. Anadilde eğitim ile anadilde öğretim arasında da ayrım yapmak gerek. Anadilde öğretimin önünü açtık. Kürtçe dil kursları açtık. Anadilde eğitim için de adımlar attık. Üniversitelerde açılan Kürdoloji Enstitüleri, Yaşayan Diller Enstitüleri bu yolda atılmış adımlardır. Ama anadilde eğitim ortak dilimizi tahrip edebilir. Türkiye'de sadece Kürtler yaşamıyor. Diğer etnik unsurların da benzer beklentileri olabilir.

PKK'da artık liderler var

Ben Başbakanlık süresi boyunca Öcalan'ın etkinliğini görmedim. Eylemsizlik ve diğer konularda. PKK içinde liderlik mücadelesi var. Dağda artık liderler var. Avrupa'da liderler var. Onlar Öcalan üzerinden liderlik mücadelesi veriyorlar. Bunu gayet iyi biliyoruz.

Karayılan için gelen not

PKK liderlerinden Murat Karayılan'ın İsrail televizyonuna söylediği iddia edilen "Türkiye ortak düşmanımız" açıklamasıyla ilgili İsrail'i suçlayan ve "PKK'yı düşman ilan eden ABD'nin İsrail'i bu konuda uyarmasını" isteyen Başbakan'ın önüne bu sırada danışmanları tarafından bir not gönderildi. "Karayılan bu açıklamayı yalandı" diyen notu okuyan Başbakan, "ben okumamıştım bunu" diyerek bu konuda daha fazla yorum yapmadı.

Siyasi af oturulup konuşulur

Genel af ve siyasi affı birbirinden ayırmak gerek. Genel af katillerin affı anlamına gelir bu söz konusu olamaz. Katliamlara, teröre bulaşmamış düşünce suçlularına yönelik bir siyasi af üzerinde oturulur, konuşulur.

OHAL'in esamesini bile istemiyoruz

Hakkari ve Şırnak da devletin kontrolü kaybettiği, okullara ve imamlara yönelik PKK saldırıları ve tehditlerinin hatırlatılması üzerine Başbakan "olağanüstü hale dönüş yok" mesajı verdi: Biz bölge halkını çözüme dahil edecek adımlar atacağız. Olağanüstü halin esamesini bile görmek istemiyoruz

Başörtüsü adımı CHP'den gelsin

Başbakan'a sürekli uzlaşma gerekçesiyle ertelenen başörtüsü sorunun ne zaman çözüleceği de soruldu.Önceki taslağın üzerinden bir yıl geçtiğini Meclis'e yeni bir tasarı verilebileceğini hatırlatan Başbakan CHP'den adım beklediklerini söyledi: CHP bunu Anayasa Mahkemesi'ne götürmezse bu geçer. Kendileri versin bir tasarı. Bu konuda verdileri sözleri kendilerine hatırlatırız.

Seçimler 2011 Haziran'ında

Başbakan Kılıçdaroğlu'nun dünkü Hürriyet'in manşetinde yer alan "Anayasası seçimden önce yapalım" çağrısı için "Samimi değil" dedi ve gerekçe olarak da 2011 seçimlerine kadar kalan 10 ayın takvimini verdi. "2010 başına kadar Meclis'in gündeminde bütçe var. Bu arada 26 maddelik paket ile ilgili gerekli yasal düzenlemeleri Meclis'ten çıkarmalıyız Daha sonra da geriye üç ay kalıyor. Zaten geriye kalan üç ay da da seçim kampanyaları başlar, bu arada Anayasa yapılabilir mi" diye soran Başbakan "Seçimleri Temmuz'a bırakmayıp, bir ay öne alıp, okullar kapanmadan yapmak istiyoruz" diyerek de seçim tarihini Haziran 2011 olarak açıklamış oldu.

Cumhurbaşkanlığı kapısı açık

Başbakan Erdoğan Cumhurbaşkanlığı adaylığı ile ilgili kapıları da açık bıraktı: Cumhurbaşkanı'nın görev süresi çok konuşuldu. Adaylık tartışmalarıyla ilgili şu anda ben partinin genel başkanıyım. Buna bakıyoruz. Cumhurbaşkanı'nı halk seçecek. Bu işi halk yapacak zaten.

Başkanlık tartışmasının sonu

Geçen hafta çok tartışılan Başkanlık konusu ise Başbakan'ın verdiği bir mesajla kapandı denilebilir. "Medyada bu işi krallığa kadar götürüldüğünü" söyleyen Başbakan tartışmaya noktayı şöyle koydu: Bu konu tartışılsın istedik. Böyle modellerin tartışılmasında fayda vardır. Burhan Bey'in (Burhan Kuzu) bu konuda çalışmaları vardı. O yüzden ona "sen bunun üzerinde çalış, bu teklifi biraz daha geliştir" dedik.

Özbudun taslağı bizim için esas

Başbakan yeni anayasa ile ilgili daha önce Taraf'a verdiği mesajı tekrarladı: Prof. Dr. Ergun Özbudun tarafından hazırlanan taslak bizim için esas olacak. Büyük emek verildi o taslağa. Ama o taslak AK Parti için esas olacak. Diğer partilerde kendi taslaklarını getirecekler. STK'lar da taslaklar hazırlayacaklar. Zaten bu anayasanın içeriğiyle ilgili şimdi fazla konuşmak istemiyorum. Bu katılımcı tarzda belirlenecek. Şimdiden bir şey söylemek doğru olmaz.

Türk lirasının değeri düşmesin

Başbakan ekonomi gazetecilerinin soruları üzerine ekonomiyle ilgili mesajlar da verdi. TL'nin değerinin ihracatçıları zorladığına ilişkin bir soruyu cevaplarken Başbakan " Türk lirasının değerinin düşürülmesine karşı olduğunu" söyledi. Çok tartışılan Mali Kural'ı "Yerli İMF" olarak tanımlayan Başbakan, ilaç reklamlarının serbest bırakılmasıyla ilgili taleplere ise "Bu çok ciddi sorunlara yol açabilir" diyerek olumsuz yaklaştı.

Daily Telegraph'ın yaptığı alçaklık

Soru olarak gelmemesine rağmen Başbakan konuşmasının sonunda İngiliz Daily Telegraph gazetesinde çıkan "AKP İran'dan para aldı" haberine yüklendi. Başbakan "Alçakça" dediği haber için gazete aleyhine dava açtıklarını söyledi. İsim vermeden ADD Başkanı Tansel Çölaşan'ın "Suudi Arabistan'dan da AKP'nin para aldığı" iddialarını hatırlatan Başbakan, "Amaç yurtdışından para alma iddiasıyla bunu yeni kapatma davasına çevirmek. YARSAV, CHP de hemen oltaya geldi. Ama bu kez onlar yem oldu" dedi.

'Bedelliye niye karşı çıkıyorsun' diye soracağız

Başbakan'ın bedelli askerlikle ilgili satır aralarında verdiği mesajlar ve kullandığı ifadeler salondaki herkeste bedelli askerliğe sıcak baktığının işareti olarak yorumlandı. Şöyle dedi Başbakan: Milli Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı bu konu üzerinde çalışıyor. Tabi ki bu konuda adımı atma yetkisi hükümete aittir. Onlar çalışmalarını hazırlayınca soracağız: Tek tip askerliği niye istiyorsun, bedelli askerliğe niye karşı çıkıyorsun diye. Tabiî ki bunları değerlendirip son kararı hükümet olarak biz vereceğiz.

Bekir Coşkun'u işe alırken bize mi sordular ki...

Toplantıda en merak edilen konulardan biri Başbakan'ın Habertürk'ün Bekir Çoşkun'un yazılarına son verilmesiyle ilgili ne söyleyeceğiydi.

Başbakan'a "Bekir Coşkun'un yazılarına son verilmesi hakkında ne düşünüyorsunuz" sorusunu sorduktan sonra ilk cevap kahvaltıda bulunan Ciner Medya Grubu Başkanı Kenan Tekdağ'dan geldi. Tekdağ "Hiçbir siyasi baskı söz konusu değil. Tamamen kurum içi alınmış, gerekçesini burada dile getirilmeye bile gerek görmediğimiz bir karar" dedi. Daha sonra bu soruya cevap veren Başbakan şunları söyledi: Bu kararın siyasi baskıyla alındığını söylemek bize haksızlık. İşe alırken bana mı sordular ki işten çıkarırken bana sorsunlar. Tamamen kurumun iç tasarrufu zaten Kenan Bey de anlattı. Ben, bana hakaret edilse bile buna sabrediyorum. Sadece ailemle, özel hayatımla ilgili hakaretlerde mahkemeye gidiyorum.

'Çılgın Proje' için ipucu: İstanbul'u rahatlatacak

Toplantıda Başbakan'ın Hıncal Uluç'a anlattığı İstanbul için düşünülen 'Çılgın Proje'nin ne olduğu de soruldu. Başbakan bu "çılgın proje" nin çerçevesinin belli olduğunu ama bunun Atatürk Kültür Merkezi ile ilgisi olmadığını söyledi. AKM ile ilgili mimar mühendis odalarının "yıkılıp alışveriş merkezi yapılacak" iddialarını eleştiren Başbakan "Etrafındaki, boş alanlar kullanılarak AKM'nin yerine büyük bir Opera binası yapmak istediklerini" açıkladı. İstanbul'un bir meydanı olmadığını Taksim'i trafiğini alttan akıtarak büyük bir meydan haline getireceklerini söyleyen Başbakan "Çılgın Proje" ile ilgili de şöyle bir ipucu verdi: İstanbul'u rahatlatacak, İstanbul'u yükten kurtaracak bir proje.

Yirmibeşoğlu'nun 'Cami yaktık' itirafı adeta suç duyurusu

Eşref Bitlis ve Özal'ın öldürülmesiyle ilgili iddiaların araştırıldığını söyleyen Erdoğan'ın asıl vurgusu ise "Kıbrıs'ta mukavemeti artırmak için Cami yaktık" diyen Sabri Yirmibeşoğlu'nun açıklamaları üzerineydi. "Adeta kendi ağzından suç duyurusu var. İtiraf var" diyen Başbakan, savcıların bu itiraf üzerine gitmesi gerektiğini söyledi.

Twitter ve Ulusal Kanal'a davetli

» Toplantıda Başbakan'a, başbakan yardımcıları Bülent Arınç, Cemil Çiçek, İçişleri Bakanı Beşir Atalay, AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, Başbakan'ın danışmanlarından Adana Milletvekili Ömer Çelik, Nabi Avcı, İbrahim Kalın, Yasin Akdoğan da eşlik etti. Devletten RTÜK Başkanı, TRT ve AA genel müdürleri de kahvaltıdaydı.

» 80 civarındaki gazete temsilcisi arasında sadece üç kadın medya yöneticisi vardı. Toplantının moderasyonunu Hüseyin Çelik yaptı. 50'ye yakın kişi söz aldı. Yüze yakın soru soruldu. Sadece Yiğit Bulut iki kez söz aldı. Pek çok gazete yöneticisinin Anadolu Ajansı tarafından da izlenmeyen soru-cevap kısmında not almaması ilginçti.

» Toplantının en dikkat çekici ismi Ulusal Kanal Genel Müdürü Turhan Özlü'ydü. Özlü, Başbakan'a "nazik daveti için" teşekkür etti. "AKP'lileri çağırmalarına rağmen kanala çıkmadıklarını" söyleyerek Başbakan'ı Ulusal Kanal'a davet etti. Silivri'de yargılanan kanal çalışanlarını hatırlatan Özlü "Medya özgürlüğünden bahsedilirken bunlara da bir bakılması lazım" gibi gayet kibarca eleştirilerini dile getirdi. Başbakan da Özlü'nin sorusunu cevaplandırırken kibardı: "Ama onlar gazetecilik çalışmaları nedeniyle değil başka isnatlarla orada. Umarım adalet erkenden tecelli eder."

» İlk soru, başka birine söz hakkı verildiğini fark etmeden mikrofonu eline alan Doğan Holding yöneticisi Mehmet Ali Yalçındağ'dan geldi. Başbakanın uzlaşmacı mesajlarının altını çizen Yalçındağ "televizyon sahipliği yasası, ilaç reklamlarına izin verilmesi" gibi konularda taleplerde bulundu. "Daha çok görüşmeliyiz" dedi. Büyük bütçeleri olan medikal reklamlarının serbest bırakılması konusunu birkaç medya temsilcisi daha dile getirdi. Ama Başbakan - isabetleilaçta reklamının sakıncalarından bahsedip, bu taleplere kırmızı ışık yaktı.

» Ciner Grubu'nun Medya Grup Başkanı Kenan Tekdağ benim sorduğum Bekir Çoşkun sorusuna cevap vermek için söz aldı. Demokratik açılımın derinleşerek devam etmesi gerektiğini söyleyen Tekdağ, kendisinin bölge çocuğu olduğunu hatırlattı ve Başbakan'a, annesinin iyi bir izleyicisi olduğunu söylediği TRT-Şeş için teşekkür etti.

» Önceki gün Twitter'a attığım "Başbakanla kahvaltıya gidiyorum. Siz olsanız ne sorardınız" twitine gelen sorulardan en çok istek alan dördünü sordum. (Sorular 140 karakterlik cevaplar daha uzun olabilir diyerek) Sırasıyla Anadilde eğitim, başörtüsü yasağı ne zaman kalkacak ("CHP'nin de bu konuda moda tasarımları var" esprisi salondan da epeyce gülücük aldı), Bekir Coşkun'un durumu ve YouTube'a ne zaman gireceğiz.

» Başbakan'a Twitter'a ne zaman gireceğini de sordum. "Cumhurbaşkanı Twitter'da" diye teşvik etmeye çalıştım ama yine de cevabı "Arkadaşlar bana rapor veriyorlar. Benim buna ayıracak vaktim maalesef yok" oldu.

» Kahvaltı menüsü standart ama kaliteliydi (Portakal suyunun tabi ki mevsimi geçmişti) Peynir tabağı epeyce abartılıydı. Meyve tabağı ve ikram edilen incirler lezizdi. Ayyıldızlı bardaklar ve tabaklar şıktı.

» Başbakan çıkışta herkesi tek tek uğurladı. Ve hediye olarak kırmızı kaplı bir kutuya konmuş içinde kanun ustası Göksel Baktagir'in çok satan Hayal Gibi-1 ve 2 albümleri, klarnetçi Serkan Çağrı'nın Nefesim albümü, udi Yurdal Tokcan'ın Bende Can albümü ve tanburi Murat Salim Tokaç'ın Erguvan albümün yer aldığı bir müzik CD'si seti hediye etti.

TARAF

HABERE YORUM KAT