1. HABERLER

  2. HABER

  3. Erdoğan: Siyasetle Müzakere, PKK İle Mücadele
Erdoğan: Siyasetle Müzakere, PKK İle Mücadele

Erdoğan: Siyasetle Müzakere, PKK İle Mücadele

Erdoğan, BM Genel Kurulu toplantıları için gittiği Amerika'dan dönerken, uçakta gazetecilerin sorularını cevapladı

A+A-

Başta PKK ile mücadele olmak üzere, Suriye'deki gelişmeler ve Akdeniz'de Rumların doğalgaz sondajı konusunda beraberindeki gazetecilere açıklamalar yaptı.

Siirt’te yaşanan PKK saldırısı sonucu dört kadının yaşamını yitirmesiyle ilgili konuşan Başbakan Erdoğan, “Buradan öncelikle Kürt kökenli annelere seslenmek istiyorum, ardından tüm annelere seslenmek istiyorum; Siirt’te olan hadise sıradan bir hadise değildir ve gerçek yüzlerini ortaya koyması bakımından çok önemli bir hadisedir. PKK karşısındaki kadına da kıza da böyledir, kendi içindeki kadına kıza da böyledir. 4 tane kızımızı şehit ettiler. İfade edilen mermi rakamı 200’e yakın mermi, kurşun, böyle bir vahşet olur mu? Böyle bir alçakça saldırı olur mu” dedi.

İran’la ortak operasyon

New York’ta İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’la yaptığı görüşmeyle ilgili bilgi veren Erdoğan İran ile Türkiye’nin ortak mücadele ettiğini belirterek, “Oradaki ismi farklı, bizdeki ismi farklı, ama terör örgütü aynı. Kandil, İran’ın sınırı oluşu sebebiyle de orayla ilgili özellikle kara ve hava harekâtını müşterek yaptığı bir bölge. Buna yönelik olarak bizim de İran ile müşterek yapabileceğimiz bundan sonra operasyonlar var, yaptıklarımız var. Bu konudaki çalışmaları da ilgili birimlerimiz kendi aralarında karşılıklı yürütecekler. Şu anda da yürütülüyor. Bu çalışmalarımızdaki kararlılığı her iki taraf de teyit etmiştir. Herhangi bir erteleme söz konusu değildir. Bunu üzülerek söylüyorum ama bedeli olacaktır” diye konuştu.

Sınır ötesi olacak

Son gelişmelerin, sınır ötesi operasyonların çok önemli bir netice doğurmasından kaynaklandığına inandığını dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti: “Eğer bu sınır ötesi operasyonlarda önemli neticeler ortaya çıkmamış olsaydı öyle zannediyorum ki bu süreç belki daha sakin geçebilirdi, ama bunu da yapmak durumundayız ve yapacağız da. Bu içeride de olacak sınır ötesinde de olacak. Bu konuyu Irak Cumhurbaşkanı ile de paylaştım, görüştüm. Bundan sonraki sürece yönelik de bizim güvenlik zirvesi olarak ifade ettiğimiz heyetimizle, yarın (bugün) Bakanlar Kurulu’nda değerlendirmelerimizi yapıp, tekrar sürekli olarak bunlar an be an devam edecek. Çünkü bunu aralığı çok çok açmak suretiyle değerlendirmek olmaz.”

Kürt annelerine çağrı

Erdoğan şöyle devam etti: “Başındaki tülbenti ortaya koyan Kürt annesi kardeşlerime sesleniyorum; peki şimdi bu tülbentlerinizi nereye sereceksiniz, bu 4 kızımız kimin kızları. Buyurun işte Siirt. Benim damadı olduğum şehir. Orada Kürt kardeşlerim var, Arap kardeşlerim var. İşte buyurun bunlar işte Kürt kardeşlerimiz. ‘Biz onları polis zannettik’ diyor. Bu size haklılık mı kazandırıyor? Bu ülkenin polis koleji olmayacak mı? Bu ülkenin polis akademisi olmayacak mı? Biz devletiz. Siz savunmasız insanları bile çok rahatlıkla öldürebilecek vahşete, alçakça yaklaşıma sahip bir örgütsünüz. Yaptıklarınız çok açık net ortada. İçlerinde 5 tane kadını da infaz ettiler, kendi içlerinde. Şimdi o da ortaya çıktı. ‘Gaz zehirlenmesi’ dediler. Bunlar acımasızdır. Bunlar kandan beslenirler.”

Siyasetle müzakere yaparız

“Bizim burada geri adım atmamız, beklememiz mümkün değil” diyen Başbakan Erdoğan şunları söyledi: “Çok açık net söylüyoruz, biz terörle mücadele ederiz, siyasi iradeyle de müzakere ederiz. Bizim anlayışımız budur.

Terörle mücadele sonuna kadar, ama siyasette de müzakere.

Siyasete gelen bizimle konuşabilir, ama gelmeyen bizimle konuşamaz. Terörle devlet gerekli gördüğü takdirde, gerekli elemanlarıyla bu görüşmelerini de yapar. Bu sadece terör suçlularıyla değil, farklı suçlularla da bunları yapar. Çünkü devletin görevi neticeye varmaktır. Netice almaktır.”

DİĞER BAŞLIKLAR:

PKK gündemi dışında gazetecilerin sorularını Erdoğan şöyle cevaplandırdı:

 

Suriye'de bir mezhep çatışması riskinden bahsettiniz. Açar mısınız?

Esed'le görüşmemde de "bir mezhep çatışmasından korktuğumu" söyledim. Kendisi de "Ben de endişeleniyorum." dedi. Kendisine "Sen Nusayri'sin, eşin ise Sünni. O zaman bunu bir fırsat olarak kullan." dedim. Ancak sonuç çıkmadı. Sürekli yalan söyledi. "Kaç siyasi tutuklu var?" diye sordum. "83 tane. İsterseniz isim listesini yollayayım." dedi. Halbuki binlerce siyasi tutuklu olduğunu çeşitli kaynaklardan öğrendim. Bunu da kendisine söyledim. OHAL'i kaldırdım, diyor ama samimi değil. Denizden Lazkiye'yi vuruyor. Siyasi partilerin serbest bırakılması da söz konusu olmadı.

Tunus, Mısır ve Libya'dan sonra Suriye'de ne olur?

Tunus'ta sadece Zeynel Abidin bin Ali meselesi vardı. Bir genç kendisini feda etti. Bin Ali kaçtı. Mısır da Tahrir gençliği organize hareket etti. Mübarek gitti. Libya'da, 30 sene önce Amerika'ya karşı gösterilen halktaki bütünlük kalmadı. Halk bölündü. Kabilelerin bir bölümü Bingazi'yi destekledi. Alan genişlettiler. Kaddafi şu an 3 ile sıkıştı. Halkın azmi nedeniyle onların da düşeceğine inanıyorum. Ama Suriye farklı. Silah gücü Esed'in elinde. Bir de emrinde hareket eden illegal grup Şebiha var. Suriye'de nüfusun yüzde 10'u Nusayri. Yüzde 60'ı Sünni. Esed'in zamanla Nusayrilerin tamamının bile desteğini alabileceğini sanmıyorum. Sünniler ve Hıristiyanlar zaten karşı, Dürziler de istediği desteği vermiyor. Şebiha ile bir yere kadar gidebilir.

Bugüne kadar Mısır ve Libya muhalefetine Türkiye'de örgütlenme şansı verdiniz. Suriye muhalefeti için de aynısı olacak mı?

Bir hafta içerisinde Türkiye'de ofis açacaklar. Suriye muhalefetinin Türkiye'de örgütlenmesine izin vereceğimizi Esed'e de söyledim. Biz demokratik bir ülkeyiz, engelleyemeyiz, dedim.

Ahmedinejad'la görüştünüz, Suriye'nin geleceği konusunda görüş ayrılığı var mı?

İran şu anda daha iyi bir noktada. Suriye yönetiminin kendilerinden cesaret aldığını söyledim. Ahmedinejad ise "Halkına silah doğrultmamasını belki 20 defa söyledim. Bana kırıldı. Beklemiyordu." diye aktardı.

Güney Kıbrıs'la sondaj krizinden sonra, donanma Akdeniz'e açıldı. Ne olacak?

Akdeniz bir Türk gölüydü. Ama son zamanlarda oralara çıkmadığımız içindir ki bazıları meydanı boş buldu. Bayram değil, seyran değil. İsrail'in oralarda işi ne? İsrail petrol aramada uzman bir ülke değil ki... KKTC Cumhurbaşkanı Eroğlu, Ban Ki-moon'a çok adil bir öneri götürdü. BM Genel Sekreteri bir özel temsilci atasın. Güney ve Kuzey'den temsilci atansın. Kuzey ve Güney bir de Amerikan şirketi, petrol ve hidro karbon bulunursa eğer, sağlanan geliri BM'nin denetimindeki bir fona yatırsınlar. Bu fon adil paylaştırılsın ve kesinlikle silahlanmada kullanılmasın.

TARAF / ZAMAN

HABERE YORUM KAT