1. HABERLER

  2. HABER

  3. Erdoğan: İçtüzük'te Başörtüsüne Engel Yok
Erdoğan: İçtüzük'te Başörtüsüne Engel Yok

Erdoğan: İçtüzük'te Başörtüsüne Engel Yok

Başbakan Erdoğan, Parlamento'da, İçtüzük'te milletvekillerinin Meclise başörtüsüyle gelmelerine engel bulunmadığını, herkesin de buna saygı duyması gerektiğini söyledi.

A+A-

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İzmir'de AK Parti İl Başkanlığının düzenlediği yemekte konuşma yaptı.

İzmir'in bayraklarla donatıldığını gördüğünü ve bu durumdan çok memnun olduğunu dile getiren Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Temenni ediyorum ki o bayrağın ruhuna hep birlikte nüfuz edelim, o ruhu kavrayalım, mesele o. Cumhuriyetçi olmak bu şehri geri kalmışlığa mahkum etmek midir?  Cumhuriyetçi olmak, bu ülkenin Başbakanına küfretmek midir? Hakaret etmek midir? Afedersiniz, çok enteresan ben İstanbul'da Başbakanlık Ofisi'ne gelirken, oradaki Beşiktaş İskelesinden, Kadıköy'den gelen vatandaşlarımız geçiyor, orada her türlü tabii giyim içerisinde olanlar var. Tasvip ederim, etmem ayrı mesele. Ama hepsine saygı duyduğumu söylüyorum. Çok enteresan, diyor ki 'oradan geçen bayanları dikizliyor.' Böyle bir ahlak dışı yaklaşım olabilir mi? Böyle bir ifade olabilir mi? Ben ne söylüyorum, o ne söylüyor."

"Bir defa ifadene dikkat et. Ben temennimi söylüyorum..."

Ahlakın izmihlalinin felaket bir şey olduğunu dile getiren Başbakan Erdoğan, AK Parti iktidarının "Ahlak üzerinde biz bu ülkemizi yükselteceğiz" demesinin altında bunun yattığını söyledi. 

Muhafazarlık anlayışlarının altında da aynı şeyin yattığını vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bunun için bu işin üzerinde hassasiyetle durmamız gerekiyor. Şu anda attığımız adımlarda dikkat edin, diyor ki bu çok tehlikeli bir şey 'Üç çocuk istiyor'. 'Kadın vücudu üzerinden siyaset yapıyor' diyor. Bir defa ifadene dikkat et. Ben temennimi söylüyorum. Bizim nüfusumuzun gençliği en büyük sermayemizdir. Bu genç nüfusumuzu yaşlandırmak için ellerinden geleni yaptılar. Ben ülkenin Başbakanı olarak, sorumluluk mevkiinde bir insan olarak, arzum şu; 2040 yılında o yıllarda yaşlanmış bir Türkiye, yaşlanmış bir Türk milleti istemiyorum, genç dinamik bir millet istiyorum ve bunun için de ben temennimi söylüyorum ve bu temennimi her yerde işliyorum."

"Beceriksizim ama cumhuriyetçiyim, mantık bu"

Halkı çöpe, kirli suya, kirli havaya mahkum etmenin cumhuriyetçilik olamayacağını yineleyen Başbakan Erdoğan, "Söyledikleri ne? Tabii kendi dünyalarında bunu söylüyorlar. 'Beceriksizim ama cumhuriyetçiyim', mantık bu" dedi.  

İktidar partisinin mensupları olarak, MHP, CHP ve BDP seçmeninin içine düştüğü bu zor durumu iyi analiz etmek ve üzerine samimi bir şekilde gitmek zorunda olduklarını vurgulayan Başbakan Erdoğan, dün Marmaray'ı açarken Ankara, İstanbul ve İzmir'de sokaklara yönlendirilen, polisle çatışmaya yönlendirilen küçük kitlenin içlerini sızlattığını söyledi. 

Erdoğan, "Biz bir tarafta büyük bir coşku, büyük bir heyecan yaşarken ülkemiz adına büyük bir gururu yaşarken, bazılarının bunu uzaktan adeta bir yabancı gibi gizli bir hayranlık ve hınçla seyretmesi bizi gerçekten rahatsız etti. Tekrar ediyorum, bu içler acısı manzaranın mimarı iktidar değildir, AK Parti değildir. Hatta muhalefet partilerinin tabanları da değildir. Bu içler acısı manzaranın mimarı, istismar siyaseti yapan, muhalefet partileridir, bu partilerin yöneticileridir" diye konuştu. 

"Hem rozeti takarsın hem otobüsten atarsın"

Anamuhalefet partisinin bir temsilcisinin, bazı milletvekillerinin  başörtüsü açıklamalarından rahatsız olarak, "Bu bir siyasi simgedir" dediğini anımsatan Başbakan Erdoğan, " Başörtüsü nasıl siyasi simge olabilir. Başörtüsü şu anda bizim dinimizin gereklerinden bir tanesidir. Yani dinimizin böyle bir emrinin olduğunu bilmeyecek kadar cahil ve bu adam milletvekili oluyor ve bu adam geliyor parlamentonun kürsüsünde veyahut da kendi partisinin genel merkezinde bunu söyleyebiliyor" dedi.

Kendilerinin "bu ülkede başı örtülü olan da örtüsüz olan da bunların hepsi bizim kardeşimiz" dediğini vurgulayan Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Başını örtüyor, lütfen saygı duy. Başı açık, lütfen saygı duy. El ele omuz omuza bu insanlar, bu toplumun içinde beraber yürüsünler. Kendi özgürlük alanında, inanç özgürlüğünü yaşasın. Devletin, kamunun kendisine vermesi gereken hakları başı açık olan kardeşim de başı örtülü olan kardeşim de bu ülkede kullanabilsin. Atılan adımlar bunun için. Bakıyorsun yeri geliyor, çarşaf giymiş bir kardeşimize geliyor, CHP'nin rozetini takıyorlar. Ama bir grup da geliyor, bakıyorsun otobüsten atıveriyor. Yaşadık. İşte istismar budur. Hem rozeti takarsın hem otobüsten atarsın. Biz, insanımızı olduğu gibi kabul ediyoruz ve olduğu gibi kendilerine de saygı duyuyoruz. Biz bir şeye inanıyoruz, Parlamento'da İçtüzük'te buna mani hiçbir şey yok ve bu kardeşlerimiz, bu konudaki kararlarıyla ilgili olarak, buna herkesin de saygı duyması gerek. Bunlar, 657'ye tabi memur da değil. Bunlar, millet tarafından seçilmiş, milletin Parlamento'daki temsilcisidir. Dolayısıyla onların böyle bir tasarrufuna müdahale etmek bir defa Parlamento'ya da saygısızlıktır, inançlara da saygısızlıktır."

"Biz, teşkilat olarak, Parlamento'daki grubumuz olarak bu kardeşlerimizin orada teline zarar asla getirmeyiz" diyen Erdoğan, "Gereği neyse bunu yaparız. Kaldı ki ben, CHP Grubu'nun da bu ifadelerle aynı şekilde davranmayacağına inanıyorum ve Parlamento'daki bu arkadaşlarına da aldıkları karar sebebiyle saygı duyacaklarına inanıyorum" ifadesini kullandı. 

"Milletimiz de bunun bedelini onlara ödetecektir"

"Özellikle ülkemizde üzülerek müşahade ettiğimiz bir şey var. Hala bizim ülkemizde muhalefet demokrasiye katkıda bulunma veya ülkenin kalkınmasına katkıda bulunma anlayışını kavrayabilmiş değil" ifadesini kullanan Errdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Hala kutuplaştırmanın, hala ötekileştirmenin, seviyeyi son derece aşağılara çeken üsluplarına biliyorlar ki Başbakan cevap vermeyecek. Bunu daha önce söyledim. Bu cevaplarımı benim arkadaşlarım verecekler. Ama benden cevap alamayacaklar. Ne derlerse desinler, cevap alamayacaklar. Onlara cevabı inanıyorum ki benim halkım, benim vatandaşım, benim milletim en güzel şekilde 30 Mart'ta sandıkta verecektir. Tabii karşımızdaki bu üslup ve seviyeye ben cevap vermezken bir şeyi söylemem gerekiyor. Burada özellikle şahsımıza veya kendi yakınlarımıza yönelik kullanılan ifadeler hatta hatta ailemize yönelik kullanılan ifadeler, gerçekten yenilir yutulur değil ama biz 'ya sabır' diyoruz. İnanıyoruz ki milletimiz de bunun bedelini onlara ödetecektir.

AK Parti'ye ve hükümete yönelik böyle bir muhalefet, sorumsuz parti yöneticileri, sorumsuz milletvekilleri tarafından bir düşmanlığa, bir hınca, öfkeye tahvil edilmiş durumda. Şunu burada açık açık söylüyorum; toplumda oluşturulmaya çalışılan kutuplaştırma ve ayrıştırmada, hükümetin ve AK Parti'nin hiçbir sorumluluğu ve katkısı yoktur. Daha kurulduğumuz günden itibaren bir Türkiye partisi olduğumuzu, milletin tamamına eşit nazarla baktığımızı, ülkenin tamamını bir ve beraber olarak kucakladığımızı ifade ettik. 11 yıl boyunca hiçbir vatandaşımızın siyasi görüşüne, ideolojisine, yaşam tarzına, fikrine bakmadan nereye oy verdiğine bakmadan, eşit derecede hizmet götürmenin gayreti  içinde olduk."

Dilimiz hep yapıcı dil oldu

Erdoğan, Türkiye'nin en yaralıyıcı en can alıcı sorununun terör meselesi olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

"Biz terörün açtığı yaraları kapatmanın, terörün kastettiği ayrıştırmayı önlemenin samimi mücadalesi içinde olduk. Bundan da başarı sağladık. Dilimiz hep yapıcı dil oldu, üslubumuz hep kardeşlik üslubu oldu. Gereksiz münakaşalardan, sanal gerilimlerden bizi işimizden alıkoyacak tartışmalardan özenle sakındık. 11 yıl boyunca sadece işimize baktık, koşturduk. Gece demeden gündüz demeden. Sadece millete hizmet ürettik. Biz kardeşliğin dilini, muhabettin dilini kullanırken birileri ısrarla ayrıştırmanın bölmenin, bölüştürmenin dilini kullandı. Çünkü bazıları siyaseten ayakta kalabilmek için teröre ihtiyaç duydular ve duyuyorlar. Bazıları siyaseten var olmak için özellikle şehitlerimizin istismarına ihtiyaç duydular ve bunu sürdürüyorlar. Bazıları varlıklarını sürdürebilmek için oy alabilmek için ayrıştırmaya ve kutuplaştırmaya ihtiyaç duydular ve bunu halen yapıyorlar."

Marmaray'a yönelik eleştiriler

Başbakan Erdoğan, dün İstanbul'da çok önemli ve anlamlı bir açılış yaptıklarına işaret ederek, sözlerine şöyle devam etti:

"Biraz sonra da inşallah Kuşadası'nda yapacağımız önemli açılışlar, bu ülkenin evlatlarını, bu milleti sevindirmez mi? Bakın dünden bu yana 15 gün süreyle dedik ki, 'Marmaray ücretsiz çalışacak. 15 gün süreyle, Marmaray ücretsiz çalışırken şimdi vatandaş tabii bir Ayrılık Çeşmesi'nden biniyor Kazlıçeşme'ye gidiyor, Kazlıçeşme'den dönüyor, tekrar Ayrılık Çeşme'ye geliyor. Fakat birileri yine aynı şekilde daha ilk günden bakıyorsunuz oradaki hassas çekilmemesi gereken biliyorsunuz imdat zilleri var, onu çekiyor tabii orada ister istmez maalesef Maramaray'da bir sıkıntı geliyor. Hemen medya hazırlıklılar, onlar da arkadan gelip çekim yapıyorlar. Bu çekimlerle beraber hemen Twetler başlıyor. Böyle bir şey olabilir mi? Böyle bir mantık böyle bir anlayış olabilir mi? Yani kimin neyi merak ettiğini anlamak bakımından, ne için çalıştıklarını anlatmak bakımından bu çok önemli. Fakat isteselerde istemeselerde millet istikametini bulmuştur."

Twitter'ı pek takip etmediğini belirten Erdoğan, "Bu aralar Twitlerde güzel şeyler de oluyor. 'Ecdadımız gemileri karadan yürüttü, AK Parti de Marmaray'ı denizin altından yürütüyor.' Hamd olsun bunların hayallerinin bile ulaşamadığı yere, bizim icraatımız ulaşıyor. Bunu ilk söylediğimiz andan itibaren, 'bu 153 yıllık rüyayı gerçekleştireceğiz' dediğimiz zaman bizimle dalga geçiyorlardı. Bu rüya gerçekleşti. Önce ideale dönüştü, sonra uygulama başladı" dedi. 

Üzülüyoruz

Bazı partilerin tabanlarında oluşan sorunları ülke sorunu olarak gördüklerini ve kendi sorunları gibi baktıklarını dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:

"CHP'nin bu kadar seviyesiz bir yönetime sahip olmasına açıkçası CHP tabanı adına da üzülüyoruz. MHP'nin bu kadar ağzı bozuk, bu kadar küfürbaz, Türkçenin güzelliğinden bu kadar nasipsiz bir yönetime sahip olmasına biz, MHP tabanı adına da üzülüyoruz. BDP'nin bu kadar ayrıştırıcı olmasına, bu kadar vesayet altında kalmasına BDP seçmeni adına kaygıyla bakıyoruz. Türkiye'de oluşturulmaya çalışılan kutuplaşmanın, ötekileştirmenin, hıncın ve husumetin mimarı, AK Parti ya da iktidar değil bizzat muhalefet partileridir. Oradan nemalandıkları için sürekli orayı istismar ediyorlar, her türlü beceriksizliği, yolsuzluğu, usulsüzlüğü, vizyonsuzluğu, ufuksuzluğu, bu parti yönetimleri ideoloji ile kutuplaştırma ile örtmeye çalışıyorlar." 

"İzmir'de ideolojinin egemenliğini kırmamız gerekiyor"

Muhalefetin kutuplaştırma ve ayrıştırma çabalarına rağmen kendilerinin ısrarla birleştirici olması gerektiğine işaret eden Erdoğan, "Özellikle İzmir'de ideolojinin, istismarın egemenliğini kırmamız, sağlıklı ve birleştirici bir siyaset zeminini oluşturmamız gerekiyor. Türkiye'nin genelinde olduğumuz gibi İzmir'de yaptıklarımız ve yapacaklarımız, bizim siyaset dilimizi şekillendirecek, bütün ideolojik tavırlara, karşımızdaki tüm istismar siyasetine rağmen biz ısrarla hizmeti öne çıkaracak, projelerimizi anlatmaya, projelerimizi tek tek hayata geçirmeye devam edeceğiz. Karalamaya ihtiyacımız yok, biz yaptıklarımızı anlatalım. Onların yaptıkları yok ki. Onlar bol bol hakaret edecekler, biz ise sadece yaptıklarımızı anlatalım" dedi. 

İzmir ve çevresinde yürütülen projelerden örnekler veren Erdoğan, merkezi yönetim olarak kente çok sayıda yatırım yaptıklarını ve anlatılacak çok şey olduğunu vurguladı. Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Biliyorsunuz, burada üniversiteler arası bir organizasyon yapıldı, bu organizasyonu bile belediye altında boğuluyordu. Biz ele aldık, organizasyonu da biz yaptık. Biz başardık. Yoksa belediyeye kalmış olsaydı, dünyaya, el aleme rezil olacaktık. 

Şöyle bir anlayışın içine de girmeyin: 'Biz yaparız ama oy vermezler'. Hiç önemli değil ama böyle de düşünmeyelim. Biz şuna inanalım: Bizim vazifemiz iktidar olarak yapmak, biz vazifemizi bihakkın yerine getireceğiz. Hani güzeller söylüyor ya, kelamıkibar, at denize, balık bilmezse halik bilir. Biz böyle bakacağız. Samimi olduğumuz sürece bugün olmazsa yarın mutlaka hak yerini bulacaktır."

"Oy verip vermemek vatandaşın takdiri"

İzmir'de, Türkiye'nin hiçbir ilinde olmadığı kadar büyük ve kapsamlı projeler gerçekleştirdiklerinin altını çizen Başbakan Erdoğan, bölge hastanesi ve Adnan Menderes Havalimanı'nın yapıldığını ifade ederek, "Bunu gören göz, şunu düşünmesi gerekmez mi? Burayı kim, hangi iktidar yaptı? İstanbul-İzmir otoyolu yapılıyor, bunu kim yapıyor? Bu iktidar yapıyor" ifadesini kullandı. 

12 Haziran seçimleri öncesinde bu projelerin duyurulduğunu, İzmir'e, aralarında metro, Çandarlı Limanı, körfez dönüşümü, havalimanı, demiryolları, köprüler ve otoyolların arasında bulunduğu 35 proje sözü verdiklerini anımsatan Erdoğan, söz konusu projeleri Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım ile kendisinin bizzat takip ettiğini söyledi. Teşkilat üyelerinden, bu 35 projeyi İzmir'e sürekli hatırlatmalarını isteyen Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Şunu unutmayın, hafızayıbeşer nisyan ile maluldür. İnsanoğlunun hafızası unutkandır, unutur. 'Zaten söylemiştik', yok, bir daha söyleyeceksin. Bizim büyüklerimizin güzel bir sözü var, 'Et tekraru ahsen velev kane yüz seksen' yani tekrar her zaman iyidir, velev ki yüz seksen kere olsa dahi. Bunu böyle yapacağız. 

İzmir'in çalışanla yan gelip yatanı, iş üretenle söz üreteni, gerçek cumhuriyetçi ile cumhuriyeti istismar edeni görmesini sağlayacak, hiç vazgeçmeden, samimiyetle kardeşlik dilini kullanacağız. Vatandaşlarımızın bize oy verip vermemesi elbette kendi takdiridir, kendi hakkıdır. Biz buna müdahale edemeyiz ama anlatırız. Biz anlatalım, takdir kendisinin. Siyasi farklılığın bir toplumsal kırılma ve kutuplaşmaya gitmesine muhalefete rağmen biz müsaade etmeyeceğiz."

"İsimler büyük rol oynuyor"

Yerel seçimlere beş ay kaldığını anımsatarak çok çalışılması gereken bir döneme girdiklerini söyleyen Başbakan Erdoğan, İzmir'in diğer 80 ilden daha fazla çalışması gerektiğini, il teşkilatına yürekten inandığını belirtti. 

Son seçimde AK Parti'nin yüzde 37, CHP'nin yüzde 44 oy oranına sahip olduğunu ifade eden Erdoğan, "Belediyeciliğin bir özelliği daha var. Burada isimler çok büyük rol oynuyor. İzmir'de temayül yoklaması yapıldı, neticelerini arkadaşlarımız bu hafta sonu veya önümüzdeki hafta başı çalışacaklar, üst kurulun önüne getirecekler ama her zaman söylediğim gibi bu bir ön yoklamadır, nihai belirleyici değildir ama nihai belirleyici olduğu yerler de olacaktır" ifadesini kullandı. 

10 kişilik üst kurul olarak karar vereceklerini, gerekli görülen illerde kamuoyu araştırmasına gideceklerini, o ilin milletvekili, il başkanlarıyla tekrar değerlendirme yapacaklarını, tüm bunların sonucunda nihai kararı alacaklarını dile getiren Erdoğan, 12 Haziran seçimlerinde elde edilen başarının 30 Mart'ta daha üst seviyelere çıkarılacağına inandığını kaydetti.

Adam adama markaj

Futbolda "saha markajı" ve "adam adama markaj" olarak adlandırılan iki taktik olduğunu dile getiren Başbakan Erdoğan, teşkilat üyelerinden "adam adama markaj" yapmalarını istedi. Ana kademe, kadın kolları ve gençlik kolları mensuplarının kapı kapı dolaşarak hizmetleri anlatması gerektiğinin altını çizen Erdoğan, sandık müşahitlerinin seçmen listeleri üzerinde çalışmasını, seçmenlerle tek tek görüşülerek hizmetlerin anlatılmasını, gelecek beş ayın bu şekilde değerlendirilmesini istedi. 

"Benim istediğim aday olmadı, istemediğim aday oldu. Dolayısıyla ben yokum" ifadesinin AK Parti içerisinde olmaması gerektiğini vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Bizim partimizin içinde asla böyle bir bakışın olmaması lazım, asla. Biz de elimizden geldiğince kılı kırk yararak, en ideal isimlere ulaşmak için adımımızı atacağız. Takdir edersiniz ki bizim de yanlışlarımız olabilir, hatalarımız olabilir, yüzde yüz isabet etmiş olamayabiliriz ama şunu hep birlikte takdir edelim ki biz de insanız ve bizim de hata payımız vardır ama bu samimiyetle atılan adımın neticesindeki bir hata payıdır. Bunu ne kadar minimize edersek o kadar doğruya yaklaştık demektir. Ve inşallah bu çalışmayla birlikte fazla gecikmeden biz adaylarımızı açıklamak istiyoruz. İnşallah İzmir'in adaylarını da fazla gecikmeden yani kasım sonuna kadar yetiştirmenin gayreti içerisinde olacağız" diye konuştu. 

Erdoğan, partililere kolaylıklar dileyerek, "İzmir için daha çok gayret diyorum, daha çok koşacağız diyorum ve Allah'ın izniyle İzmir AK Parti ile inşallah çok daha farklı bir konuma yükselecek diyorum" dedi.  

İzmir'e, biri toplu açılışlar ve diğeri de seçim kampanyası esnasında olmak üzere iki defa daha geleceğini bildiren Erdoğan, Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev ile Aliağa'da açılış ve Aliağa'daki Petkim Limanı'nın temel atma töreni içinde gelme ihtimalinin bulunduğunu söyledi.

AA

HABERE YORUM KAT