1. YAZARLAR

  2. Serdar Arseven

  3. Erdoğan-Doğan Kapışmasına Dair…
Serdar Arseven

Serdar Arseven

Yazarın Tüm Yazıları >

Erdoğan-Doğan Kapışmasına Dair…

A+A-

İki buçuk yıl kadar oluyor... Tam tarihini de verebilirim; 29 Mart 2006.
Başbakan’ın Sudan seyahatine katılanlar arasındayız...

 

Doğan grubundan “arkadaşlar” da var...
Ağırlıklı olarak, onlara bakarak medyadan şikayetçi oluyor Başbakan: “Bir Ali Dibo olayı çıkarmışlar, tamamen yalan!.. Tekzip ediyorsun, tekzipler basılmıyor. Mahkemeye veriyorsun, uzun sürüyor, bir sonuç alamıyorsun!..”

Söylenenlerin ilginç bir tarafı yok.
Doğru dürüst haber çıkmaz, seyahat işe yaramaz...
Bu duygu ve düşüncelerle... Giriyoruz devreye:
“Sayın Başbakan; bir medya grubunun sizden hukuka aykırı taleplerde bulunduğunu açıklamıştınız!..”
***
Bunları söyleyip, birkaç saniyeliğine susuyoruz...
Başbakan’dan ayrılan gözlerimiz, “Aydın Doğan’ın adamlarına” yöneliyor...
Bir onlara, bir Başbakan’a bakarak... Ekliyoruz: “Bu iddiayı dile getirmenizin üzerinden hayli zaman geçti. Ancak, sizden hangi grubun ne talep ettiğini açıklamadınız...”

Yine sessizlik...
Başbakan hafiften gülümsüyor...
Doğan’ın adamları gülümsemiyor... Öyle hissediyorum ki; bakışları, “Nereden çıktı bu mevzu” mealinde...

Müstehzi edayla... “Şimdi açıklamam” diyerek giriyor Başbakan...
“Şimdi olmaz. Ham meyveyi kopardın mı tadı olmaz. Meyvenin olgunlaşması lazım. Öyle bir zamanda açıklayacağım ki mânâsı olsun!..”

Başbakan, konuşurken Doğan’ın adamlarına bakıyorum... Tedirginlikleri ortadan kalkmış gibi... Erdoğan, patronlarını direkt olarak hedef almış olsaydı, orada Başbakan’la tartışmak mecburiyetinde kalacaklardı...
Hem de... Benim yüzümden!..

Başbakan devam ediyor:
“Meyveyi hamken kopartmayacaksın, yenmez!..
Çok bekletmeyeceksin, çürür!..
Tam olgunlaştığı an kopartacaksın ki tadı olsun!..”

Evet, bu ilginç diyalogun ardından iki seneyi aşkın süre geçti... Ve anlaşılan; meyve şimdi olgunlaştı...
Başbakan; Aydın Doğan’ın “Biçimsiz Hilton taleplerine olumsuz karşılık aldığı için iftiralarla saldırdığını” haykırdığına göre... Meyve’nin tadı geldi!..
Öyleyse: Kopartmanın tam zamanı!.. “Tam olgunlaştığı zaman kopartacaksın ki tadı olsun!..”

Aydın Doğan’ı izlediniz mi?..
Aynı masayı paylaşmak mecburiyetinde kaldığımız bir gece;
Aydın Doğan’ın “havyarla, şarapla” tanıştırdığı adam, Ertuğrul Özkök...
Biraz da şarabın dozunu kaçırınca... “Medyanın karşı konulmaz güç olduğu devirleri geride bırakıyoruz. Dinç Bilgin’in başına gelenler her patronun başına gelebilir. Doğan da öyle yıkılmaz güç değil” demişti nereden icap ettiyse...
Nazlı Ilıcak, Emin Pazarcı ve Emin Şirin’in de duyduğu bu sözler; korkuyu yansıtıyordu... “Buram buram korku”yu!..

Aydın Doğan’ı, karşısına aldığı Mehmet Ali Birand’ın “Başbakan grubumuzu hedef aldı ne diyeceksiniz?” çanakçılığı eşliğinde izlerken... Dikkatimi çeken bu ruh haliydi... Korkuyor!..
“Bilinç altını ortaya koyan kelimelere” bakın... “Zulüm”den bahsediyor!...
Ağırlığını dindarların teşkil ettiği milyonlarca mazlumu bulunan bir “zulüm odağının” patronu, şimdi “mazlum”muş!..
Aaaah, ah...
Sarmış yine âfakını bir dûd-i muannid,
Bir zulmet-i beyzâ ki peyâpey mütezâyid!..
Aydın Doğan’ın atalarından Tevfik Fikret’in Ufukları yine bir inatçı sis sarmış; bir alacakaranlık ki gittikçe yoğunlaşmakta!.. manasına gelen dizelerince ağıt yakar gibi...
Ve yalvarır halde... “Gelin Sayın Başbakan, Türkiye’yi birlikte Avrupa Birliği’ne taşıyalım!..”
Bunu, “Andıç Holding”in başındaki zât söylüyor, ne güzel!..
Ağlıyor!..
Bak: “Beni hemen savcıları getirip, tutuklayacaksın. Bu zulümdür, hadi beni hapsedin!” Aynen böyle diyor!..
Bu “hapis” meselesi de nereden çıktı, Allah aşkına?..
Ergenekon davası sinirlerini mi bozdu?..
Olmayacak şeyler mi düşündürttü?..
“Zonkluyor” mu?.. Ne bu korku!..

Evet, “daldaki meyve”yi gördük dün!..
Olgunlaşmış!..
Erdoğan’ın ellerinde...
Çekti mi kopacak!..
“Tam olgunlaştığı zaman koparacaksın ki tadı olsun!..”

Şimdi... Ve bundan böyle... Sayın Erdoğan’ı tâkip edeceğiz...
Kendisinden “hukuk dışı taleplerde bulunduğunu”, “bu talepleri yerine getirmediği için de yalan haberlerle iftiralar yağdırdığını”, “yolsuzluk çamuru attığını” haykıran...
Aydın Doğan ve “maaşlı köşe yazarları ve silahşörleri” olarak nitelendirdiği adamlarıyla ilişkilerinde... “Bundan böyle” nasıl bir “yol” izleyecek?..
Hakkında “bu tür ifşaatlarda bulunduğu” adamları yanına bile yaklaştırmamasını beklemek... Ona inananların hakkı, değil mi?..
BAŞBAKAN KARARLI!..
Sayın Erdoğan’ın “yeni dönem medya ile ilişkiler” stratejisini yakından takip ediyorum...
Eğitim sezonunu başlatacağı Gaziantep’te Başbakan’ı beklerken; “Okul açılışında da Doğan grubuna yüklenirse, kılıç kınından çıkmış demektir” diye düşünüyordum...
Programı takip eden meslektaşlarıma, “Başbakan bugün Doğan mevzuuna girer mi, tahmininiz ne?” diye sorduğumda, istisnasız “girmez” karşılığını aldım...
Netice?.. Başbakan; eğitimde neler yaptıklarını, rakamları nereden nereye taşıdıklarını anlattıktan sonra... Doğan’a yöneldi...
Ortada böylesine büyük atılımlar varken, bazı medya gruplarının haklarında iftira dolu haberler yapmaktan utanmadıklarını, sıkılmadıklarını söyledi.
Ve... “Bu kervanı bugüne kadar böyle götürdüler ama bundan sonra böyle gitmeyeceğini görecekler” mesajını verdi.
Evet, okul açılışında bile “Doğan grubunun utanmazlığından” bahsedecek kadar “kararlı” gördük Sayın Başbakan’ı...
Kılıcını çıkartmış!..
“EĞİTİM” YARINA
Şu hale bak; eğitim sezonunun açılışı için geldiğimiz G.Antep’ten “Erdoğan-Doğan kapışması”nı yazıyoruz!.. Demek ki, gündem yutmuş bizi!..
Neyse; “Eğitimin bugünkü durumu”na ilişkin yazımız, kısmetse yarına.

Vakit gazetesi

YAZIYA YORUM KAT