Erdoğan Davos’ta doğru olanı yaptı!

03.02.2009 19:38

Hasan Cemal

Gazze’deki saldırılarıyla içlerinde bebeklerin, çocukların, kadınların bulunduğu 1300 civarında sivili öldüren İsrail’dir.
Gazze’ye yönelik saldırılarıyla insanlık suçu işleyen İsrail’dir.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Gazze’ye ilişkin kararlarını hiçe sayan İsrail’dir.
İsrail’in Gazze’de oluk gibi akıttığı kanı dünyayla birlikte ne yazık ki seyreden de Amerika’sıyla, Avrupa’sıyla Batı’dır, uluslararası topluluktur.
Ve bütün bunları derli toplu bir konuşmayla, zamanı ve mekanı da iyi seçerek Davos’ta belirten ve eleştiren de Türkiye’nin Başbakanı Tayyip Erdoğan’dır.
Yanlış mı yapmıştır?
Hayır.
Doğru olanı yapmıştır.
Ayrıca Erdoğan konuşmasında, sadece İsrail’in Gazze saldırılarını eleştirmekle yetinmemiştir.
Yahudi düşmanlığına karşı olduğunu, anti-Semitizm‘i insanlık suçu olarak gördüğünü açık bir dille söylemiştir.
Hamas’ın Ortadoğu barış sürecine dahil edilmesini haklı olarak savunurken, aynı zamanda Hamas’ın hatalarını da eleştirmiş, bunları hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde vurgulamıştır.
Ortadoğu’da barışla ilgili olarak ABD’de Başkan Bush dönemini adını koymadan eleştirirken, yeni Başkan Obama‘ya ağırlığını daha fazla koyması için çağrı yapmış ve meselenin püf noktasına şöyle değinmiştir Başbakan Erdoğan:
“Dünya barışı için Ortadoğu barışı şart!”
Bunlar doğru değil mi?
Bunlar haksız görüşler mi?
Peki, buna karşılık İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres ne yapmıştır?..
Erdoğan’ın görüşlerine katılması elbette beklenemezdi Şimon Peres’in...
Erdoğan’ı eleştirebilirdi.
Elbette üslubu içinde...
Ama İsrail Cumhurbaşkanı bunun yerine, ses perdesini gitgide yükselterek Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’nı azarlayan küstah bir havaya girmiş, ayrıca Erdoğan’ın süresini iki misli geçen bir konuşma yapmıştır.
Buna sessiz kalınabilir miydi?..
Elbette düşünülemezdi tepkisizlik.
Erdoğan cevap hakkı istemiştir.
Panelin yöneticisi olan Amerikalı meslektaşımız ise buna yanaşmamıştır. Erdoğan israr edince, Türkiye Başbakanı’nın elini kolunu tutan yakışıksız jestler yapmıştır.
Bunun üzerine Erdoğan, Cumhurbaşkanı Peres’in şahsında İsrail’i bu kez ağır biçimde eleştiren bir iki sözle birlikte paneli terk etmiştir.
Etmese miydi?..
Tepkisiz mi kalsaydı?..
Ben bu kanıda değilim.
Diplomatik züppeliğe kapı aralayan birtakım ince ayrıntıları geçiyorum.
Başbakan Erdoğan zamanı ve mekanı iyi seçmiş, Davos’ta doğru olanı söylemiş, doğru olanı yapmıştır.
İkinci yazı yarına...

Sevgili Orhan Duru için...
Yalnız basın değil, edebiyat dünyası da değerli bir kalemini yitirdi. Gazetecilikte Orhan Duru bizim ustalarımızdan biriydi. Kılı kırk yaran bir haberci, bizim devrin deyişiyle bir ‘muhabir’di, bir haber yöneticisiydi. Kendisini ağabey olarak 1970’li yılların Ankara gazeteciliğinde tanımıştım. Siyaseti çok yakından ve nesnel olarak izleyen, işini gerçekten ciddiye alan parlak bir parlamento muhabiriydi. Hem Demirel hem Ecevit ilgi alanındaydı. İki lidere de eşit mesafede sayılırdı. Ancak Ecevit’in izlenmesinde Milliyet’in Ankara bürosundan Orhan Duru’yla rekabet çok güç bir işti. 1970’lerin sonuyla 1980’lerin başında, başkent siyasetinin başdöndürücü temposunu Ankara geceleriyle dengelemeye çalışırdı gazeteci milleti. Sevgili Sezer Duru’yu anımsıyorum. Orhan Duru’suyla, Ufuk Güldemir’iyle, Sedat Ergin’iyle, Hasan Cemal’iyle hepimize o Ankara gecelerinde ev sahipliği yapan, hepimize tahammül eden ve o güzel davetlerinde estirdiği edebiyat ve sanat esintileriyle hayatta siyasetten daha önemli bir şeyler olduğunu bize hissettiren Sezer Duru’yu hiç unutabilir miyim?.. Hem sevgili Sezer’in, hem gazeteci milletinin başı sağolsun.

MİLLİYET

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim