1. HABERLER

  2. HABER

  3. Erdoğan: Darbe Ürünü Kurumlar Siyasete Hiza Veremez
Erdoğan: Darbe Ürünü Kurumlar Siyasete Hiza Veremez

Erdoğan: Darbe Ürünü Kurumlar Siyasete Hiza Veremez

Erdoğan, “Egemenlik yargının, askerin, AYM’nin değil, milletindir. Hiçbir kurum kendini milletin üzerinde görmesin. 1960 Türkiye’sinde, darbe ortamında değiliz. Darbe ürünü kurumlar siyasete hiza vermeye yeltenemez”

A+A-

Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Haşim Kılıç’ın, yüzde 10’luk seçim barajını gündeme aldıklarını açıklamasına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan sert tepki gösterdi. 27 Mayıs 1960 askeri darbesinin ardından kurulmuş AYM’nin 2014 yılında hâlâ o günün şartlarıyla hareket etmeye çalıştığını ifade eden Erdoğan, “O günkü zihniyeti taşıyan, o zihniyetle Türkiye’ye yön vermeye çalışan aktörler olduğunu görüyoruz hâlâ. Kendisini herkesten akıllı zanneden, kendisi dışındaki herkesin tercihlerini tahkir eden kişi, insani ve demokratik bir tavır içinde değildir. Kendisini milletin üzerinde gören kişi ve kurumlar da aynı şekilde insani ve demokratik bir tavır içinde değildir” dedi. 19. Milli Eğitim Şurası’nın açılışında yaptığı konuşmada, “21. yüzyıldayız ama ne acıdır ki ben şu kuralı tekrar tekrar hatırlatmak zorunda kalıyorum: Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” diyen Erdoğan, şunları söyledi:


1960 TÜRKİYE’SİNDE DEĞİLİZ


“1950 yılından bugüne kadar 64 yıldır Türkiye’de demokrasi mücadelesi veriliyor. Peki başardık mı? İnanın hâlâ başaramadık. 64 yıldır milli iradenin tecelli etmesi için bu mücadele veriliyor. Ama bu konularda bazılarının hâlâ sınıfta kaldığını da üzülerek müşahede ediyoruz. Egemenlik, bürokrasinin değildir, yargı bürokrasisinin, askeri bürokrasinin değildir, egemenlik Anayasa Mahkemesi’nin de değildir. Egemenlik milletindir. Hiç kimse, hiçbir kurum, kendisini, milletin, Meclis’in üzerinde, özellikle de siyaset kurumunun üzerinde görmemelidir. Hiç kimse şahsi hırslarına yenik düşerek, kendi şahsi istikbal ve ikbal gayesinin peşine düşerek, millete, Millet Meclisi’ne ve siyasete istikamet çizemez. 1960 Türkiye’sinde değiliz. Darbe ortamında hiç değiliz. Darbe ürünü kurumlar, çıkıp da siyasete hiza vermeye yeltenemez.”


KİTAP YÜKLÜ MERKEPLER


“Üniversiteyi bitirdiği halde kendisini 2014 yılında değil de 27 Mayıs 1960 tarihinde gibi görenler varsa oradaki eğitimde ciddi sorun vardır. Bunu görmemiz lazım. Türkiye’nin kitap yüklenmiş, kuru bilgi yüklenmiş, dogmatik zihinlere değil, özgür ve özgürlükçü, demokrasiyi ve milli iradeyi içselleştirmiş yargıç ve yüksek yargıçlara ihtiyacı var. Peyami Safa’nın dediği gibi, ‘Bizim kitap yüklü merkeplere değil, kitabın içindekini sindiren insanlara ihtiyacımız var’. Hikmet bambaşka bir şey. Alim olabilirsin, ama arif olamazsın. Aslolan, ideal olan hem alim hem arif olmaktır.”

Kirli çarka çomak soktuk

Dershaneler konusunu Türkiye’nin gündeminden çıkardıklarını, 2015 Eylül’ünde tamamıyla bitireceklerini dile getiren Erdoğan, “Dershane gibi eğitimin özüne, ruhuna, gayesine tamamen ters bir meseleye neşter attık diye nasıl saldırılara maruz kaldığımızı sizler de izlediniz” dedi. Üniversite sınavlarının geçmişte ‘dershanelerin müfredatına göre’ hazırlandığına dikkat çeken Erdoğan, “Biz o çarka girince tabii oyun bozuldu” dedi. Vatandaşların, dershane parası ödeyebilmek için bileziğini satar hale geldiğini hatırlatan Erdoğan, “Anneler önümüzü kestiklerinde bize ‘o halde bu okullar niye var’ diye soruyordu. ‘Bu okullar varsa bu dershane niye var’ dediler ve haklıydılar” ifadesini kullandı. “Siz bu zulmü ortadan kaldırmak istediğinizde karşınıza kendi kirli tezgahını korumak isteyen, gözünü para hırsı bürümüş bazı ihanet şebekeleri çıkıyor” diyen Erdoğan, şunları kaydetti: “İşte ne yaptıklarını gördünüz, bir grup, dershaneler uğruna ülkeyi ateşe atmaktan, ülkeyi yangın yerine çevirmekten kaçınmayacağını herkese gösterdi. Niye? Oradan ihanet sistemlerine para devşiriyorlardı, oradan ihanet çetelerine adam devşiriyorlardı. Siz bu kirli çarka çomak soktuğunuzda da en ağır iftiralara, ithamlara, hatta darbe girişimlerine maruz kalıyorsunuz. O orada tezgahını koruyacak, adeta Anadolu’nun, Trakya’nın yoksul, gariban insanının kanını emecek, emeğini sömürecek, siz bu zulme karşı çıktığınız için iftiralara, ithamlara, darbe girişimlerine maruz kalacaksınız. İşte biz buna boyun eğmedik. Yoksulun sırtından geçinen bu şebekeye karşı kararlı şekilde mücadele etmeye devam edeceğiz.” 

Neşet Ertaş'ı tanımaz Dede Efendi'yi bilmez

Eğitimin iki yüzyıldır ‘formatlama aracı’na dönüştüğünü, gençlerin kendi toplumuna yabancı bir şekilde yetiştiğini anlatan Erdoğan, bunun yanında başka kültürlere ait hayat tarzlarının ise yüceltildiğine dikkat çekti. “Einstein kimdir, deseniz, her gencin söyleyecek cümlesi vardır. ‘İbni Sina kimdir’ deseniz çoğunun bu ismi hiç duymadığını görürsünüz. Yabancı pop şarkıcılarının adını ezbere sayan ama Dede Efendi’yi, Itrî’yi tanımayan Neşat Ertaş dinlemeyi hakir gören kendi sanatçısından maalesef utanan gençlerimiz var. Konuşurken İngilizcenin Fransızcanın aksanıyla Türkçe konuşan ama kendi ecdadının kelimelerinden mahcubiyet duyan gençlerimiz var” diyen Erdoğan, öğrencilere ‘eziklik’ değil ‘özgüven’ aşılayan bir müfredatın kazandırılması gerektiğini vurguladı. Taklit edenin her daim geride kalacağına işaret eden Erdoğan, “En büyük arzum, bu milletin evlatlarının özgüvenli olmasıdır, kendilerine güvenmeleridir” dedi.

Engelli çocuklara sürpriz

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan, Ankara’da Saray Engelsiz Yaşam, Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’ni ziyaret etti. Burada “Hayatın İçindeyim” etkinliğine katılan ve işitme engelli çocuklarla şarkı söyleyen Erdoğan, sesli betimleme film gösterisini izledi. Erdoğan, oyuncak, takı ve aksesuar atölyelerini gezip engelli çocuklarla sohbet etti.

Yeni Şafak

HABERE YORUM KAT