Erdoğan: Biz Susanlardan Olmayacağız

25.02.2013 00:25
Erdoğan: Biz Susanlardan Olmayacağız
Erdoğan, 2. Eş-Şarika İletişim Forumu’nda konuştu… “Filistin’de, Gazze’de çocuklar, kadınlar gözlerimizin önünde cansız yere düşerken biz susanlardan olmayız ve olmayacağız.” dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Filistin’de, Gazze’de, Suriye’de çocuklar ve kadınların hayatlarını kaybetmesi karşısında susanlardan olmayacağını belirterek, “Kendi öz halkına karşı acımasızca katliamlar yapan; ama kendi topraklarını işgal edenlere karşı on yıllardır dilsiz kalan, sessiz kalan, tepkisiz kalan Suriye’nin zalim diktatörü, yani dilsiz şeytanı karşısında biz susmayacağız” dedi.

Erdoğan, Birleşik Arap Emirlikleri’ne bağlı (BAE) Eş-Şarika Emirliği’nde düzenlenen 2. Eş-Şarika İletişim Forumu’na katıldı. Forumun onur konuğu olarak konuşma yapan Erdoğan, 2014 Dünya Kültür Başkenti seçilen Eş-Şarika’yı kutlayarak, başarı diledi.

İstanbul’un da 2010’da Avrupa Kültür Başkenti seçildiğini ve çok sayıda etkinliğe ev sahipliği yaptığını anımsatan Erdoğan, İslam medeniyetinin geçmişe ve bugüne ait tüm izlerini taşıyan İstanbul’un Eş-Şarika ile her türlü işbirliğine, tecrübe paylaşımına hazır olduğunu belirtti.

Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

“Hem bir siyasi partinin genel başkanı hem de başbakan olarak iletişimin sadece araçlarla yapıldığına hiçbir zaman inanmadım. Dil, iletişimin bir aracıdır, ancak eksiktir. Televizyon, telefon, internet iletişimin araçlarıdır, ancak mükemmel bir iletişim için bunlar da eksiktir. İletişim, sadece araçlarla değil, hatta dille değil kalple yapılan, böyle yapılması gereken bir faaliyettir. Gönülle yapılması gereken bir faaliyettir.”

“Samimiyet Olmayan İletişim Eksiktir”

Erdoğan, şöyle devam etti:

“İçerisinde kalp olmayan, yani samimiyet olmayan her iletişim eksik iletişimdir. Söz kulaktan kulağa değil, kalpten kalbe, gönülden gönüle yol alırsa, ancak o zaman iletişimdir. Kalbindeki diliyle ikrar etmeyen kişi ya da dilindekini kalbine götürmeyen kişi, karşısındakine yakın gibi görünse de aslında çok, ama çok uzaktır.

Şunu açık ve net bir şekilde söylemeliyim ki, hükümetimizin başarısı bütün iletişim hatlarına kalbi, yani samimiyeti hakim kılmasından kaynaklanmaktadır. Bire bir konuşmalarımızda, milletle, ülkelerle konuşmalarımızda her zaman kalp diliyle, her zaman gönül diliyle, her zaman samimiyetin diliyle hitap ettik. Hangi iletişim aracını kullanırsak kullanalım, doğruyu, yani hakkı söylemeyi kendimize sarsılmaz bir ilke edindik.”

“biz dilini yutanlardan olmadık ve olmayacağız”

İletişim anlayışlarının dayandığı temel ilkenin, Saf Suresi’nden Arapça okuduğu “Ey iman edenler, neden yapmadıklarınızı söylüyorsunuz. Allah katında yapmadıklarınızı söylemeniz büyük suçtur” ayetine dayandığını belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yapmadığını söylemek, söylediğini de yapmamak bizim anlayışımızda, bizim hayat tasavvurumuzda, bizim dünyamızda en büyük hatalardan biridir. Öyle olmalıdır ve öyle kalmalıdır. Sadece söylemek ve yapmak da yetmez. Biz yine temel bir ilkeyi hep hatırda tutmak zorundayız. Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır. Hakkı söylemek kadar, haksızlık karşısında sesini yükseltmek, eliyle, eliyle olmasa da diliyle bunu düzeltmek, bu da olmazsa kalple buğz etmek bizim sorumluluğumuzdur. Bizim küresel meseleler karşısında sesimizi yükseltiyor olmamız bazılarını çok rahatsız ediyor olabilir.

Şunu herkesin bilmesini isterim: Filistin’de, Gazze’de çocuklar, kadınlar gözlerimizin önünde cansız yere düşerken biz susanlardan olmayız ve olmayacağız. Suriye’de her gün masum yavrular, masum kadınlar, masum yaşlı insanlar toplu halde katledilirken biz susanlardan olmayacağız. Kendi öz halkına karşı acımasızca katliamlar yapan; ama kendi topraklarını işgal edenlere karşı on yıllardır dilsiz kalan, sessiz kalan, tepkisiz kalan Suriye’nin zalim diktatörü, yani dilsiz şeytanı karşısında biz susmayacağız.

Somali’deki açlık, Myanmar’daki yoksulluk, Afganistan’daki sefalet, Irak’taki nifak karşısında biz dilini yutanlardan olmadık ve olmayacağız. Sadece diliyle konuşanlar bildikleri kelime kadar cümle kurabilir. Sadece gözüyle bakanlar, ancak ufku görebilir veya oraya kadar bakabilir, ama biz kalbiyle konuşan, kalbiyle gören, kalbiyle dokunan dolayısıyla kelimelerinin, ufkunun sınırları olmayan bir medeniyetin mensuplarıyız.”
Erdoğan özetle şunları söyledi:

“Dinlerin, mezheplerin, ırkların ve dillerin bu kadar iletişim aracına rağmen birbirinden uzaklaşması, birbirine hasmane bir tutum içine girmesi hayırlı bir gelişme değildir. İşte, bu süreci tersine çevirmek zorundayız. Küreselleşen dünyada adaleti, insani değerleri, dayanışmayı ve paylaşmayı da küreselleştirmek durumundayız.”

“Medeniyetlerin birbirinden uzaklaştığına seyirci kalmamak, medeniyetleri birbiriyle buluşturmak, tanıştırmak mecburiyetindeyiz.”

“Ekranlarda Suriyeli çocuğu izlerken kanı görüyor, kurşunu görüyor, cansız bedeni görüyor; ama acıyı, zulmü, adaletsizliği görmüyorsak, feryadı duymuyorsak, havadaki ağırlığı hissetmiyorsak, bu demektir ki biz aslında o ekranda hiçbir şeyi görmüyoruz.”

“Filistin’i, Gazze’yi, alevler içindeki Kudüs’ü görmeyen, görmezden gelen bir göz amadır. Suriye’yi, Suriye’de her gün oluk oluk akan kanı söyleyemeyen bir dil kelimesizdir, cümlesizdir, ifadesizdir.”

(Yeni Akit)

  • Yorumlar 2
    Diğer Haberler
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim