1. HABERLER

  2. HABER

  3. “Erdoğan Başörtülü Aday Göstermeli”
“Erdoğan Başörtülü Aday Göstermeli”

“Erdoğan Başörtülü Aday Göstermeli”

1999’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yemin töreni yapılırken eski Başbakan Bülent Ecevit, “Bu kadını dışarı çıkarın” derken milletvekili seçilmiş ‘o kadın’ın yanında Nazlı Ilıcak vardı. Fahreddin Dede, Ilıcak ile konuştu.

A+A-

1999'da Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yemin töreni yapılırken eski Başbakan Bülent Ecevit, "Bu kadını dışarı çıkarın" derken milletvekili seçilmiş 'o kadın'ın yanında Nazlı Ilıcak vardı. Toplumunun hafızasına o fotoğrafla kazınan Ilıcak'la 'yeni dönemde başörtülü vekil' tartışmalarından Türkiye'deki muhalefet sorununa kadar birçok konuda konuştuk.

¥ Milletvekilliği yaptığınız dönemden bu yana 8 yıl kadar bir süre geçti… Bu 8 yıllık süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?..

- 8 yıl içinde Türkiye daha demokrat bir çizgiye geldi. Askeri vesayet, önemli ölçüde sınırlandı. O dönemde, Milli Görüş çizgisine karşı bazı çevrelerde önemli bir tepki mevcuttu. Tepki azalarak devam etmesine rağmen, AK Parti, farklı çevrelerden aldığı destekle ve oyunu arttırarak iktidarını sürdürüyor. Ayrıca, bugüne kadar hiç ele alınmayan çok sayıda meselenin üzerine gidildiğini de hatırlatalım. Kürt sorunu, kapsamlı bir biçimde tartışılıyor; Alevilerin şikâyetleri ele alınıyor; orada da kısmi düzeltmeler yapıldı.

¥ Üzerinde en fazla durulan konu 'çetelerle mücadele' ve 'özgürlükler' oldu… Son dönemde başörtüsü ve katsayı sorunu gibi bazı meselelerde gelişmeler yaşandığına şahit olduk. Hükümetin bu konudaki karnesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

- AK Parti iktidarı, iktidara gelir gelmez katsayı sorununu çözmeye çalıştı. YÖK'ün yapısını değiştirmek istedi. Ama o tarihte, YÖK laikliğin kalesi gibi görülüyordu. Bu yüzden, çok sayıda rektör Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'ün ve de gizli olarak Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur'un ziyaretine bile gitti. Başörtüsünün serbest kalabilmesi için anayasada değişiklik yapılmaya çalışıldı. Bu yüzden az daha AK Parti kapatılacaktı. Sonuçta, YÖK'ün zihniyeti değişti ve fiilen üniversitelerde başörtüsü yasağı kalktı. Katsayı farklılığı ise kabul edilebilir bir düzeye indi.

¥ Türkiye'de toplumsal hafızaya adınızın kazınması Merve Kavakçı'nın yanında Meclis'te beraber verdiğiniz fotoğraftır. O gün neler yaşandığını bir kez daha dinleyebilir miyiz?

- Ben şahsen, Ecevit'in Merve Kavakçı'ya o kadar sert bir tepki göstereceğini ummuyordum. Onun kürsüden sarf ettiği "Bu kadına haddini bildiriniz" cümlesini, hâlâ hatırlıyorum. Herhalde, önümüzdeki yıllarda Ecevit bu cümlesi dolayısıyla daha çok ayıplanacaktır. Merve Kavakçı bir ilkti ama, özgürlüklerin genişlemesiyle birlikte, başörtülü kadınların önümüzdeki yıllarda milletvekili seçilebileceği umudunu taşıyorum. O günlerde, Süleyman Demirel de, Kavakçı'nın parlamentoya girmesini demokrasiye karşı bir provokasyon ya da tertip olarak değerlendirdi. Bu tanım, doğru değil. Çünkü, Kavakçı, halkın oylarıyla seçilmiş ve mazbatasını da almıştı. Bence demokrasiye karşı tertip, askerin takındığı tavırdır ve seçilmiş bir milletvekilinin Genel Kurul'a alınmamasıdır.

¥ Olayı nesnel bir şekilde anlattınız. Peki bunun ülkeye maliyetini ve sizde bıraktığı yarayı sorsak ne dersiniz?

- Kavakçı olayı ülkedeki kutuplaşmayı da arttırdı. Fazilet Partisi aleyhine kapatma davasının açılmasına sebebiyet verdi. İnsanlar o dönemde, bırakınız başörtüsü yasağını kaldırmayı, "başörtüsü yasağı kalksın" demeyi bile tehlikeli görmeye başladı. Maliyeti, demokratik gelişmeyi yavaşlatmasıdır.

¥ Sizin, milletvekilliğine adaylık gibi bir düşünceniz var mı?

- Hayır. 2007'de aday olmak istemiştim. İstanbul örgütü, yoklamada bana destek vermesine rağmen, Genel Merkez, AK Parti'de siyaset yapmamı istemedi. Bu yüzden artık böyle bir şey denemeyi düşünmüyorum. Gazetecilik yapmaktan memnunum. Benim için, milletvekilliği çok büyük bir fedakârlık. Bu fedakârlığı yaptım ama kabul görmedi. Tekrar denemem.

¥ CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nu sormak istiyorum… Kılıçdaroğlu'nu nasıl buluyorsunuz? Mesela geçenlerde bir yazınızda onu 'iftiracılık'la suçlamışsınız…

- Kılıçdaroğlu'nun, Deniz Baykal'la mukayese edilirse, CHP'nin seçimlerde önünü daha fazla açabileceğini düşünüyorum. Kürt ya da laiklik konularında Baykal kadar tutucu değil. Bununla beraber, bazen yazılarımda da belirttiğim gibi, kolayca iftira atabiliyor. Bence bu onun en büyük kusuru.

¥ Aynı şekilde MHP ve lideri Bahçeli'yi de sormak istiyorum… MHP'yi nasıl buluyorsunuz?

- Sadece Devlet Bahçeli değil, genelde başarısız olsalar dahi, liderler partilerinin başından gitmiyorlar. Bu yüzden de, istenilen gelişme sağlanamıyor. Bahçeli, 2002 seçimlerinden sonra, baraj altında kalınca, istifa edeceğini açıklamıştı ama etmedi. Ayrıca, tüzük üst üste ancak 5 defa genel başkan seçilmenin mümkün olduğunu belirtiyordu. Bu kurala da uymadı, tüzüğü değiştirdi. Zaman zaman düşünmüşümdür. Meselâ, Meral Akşener gibi bir kadın bu partinin başına geçse ne olur diye. Bence, bugünkü katılıktan kurtulur, merkez sağın her çeşidine hitap eden bir partiye dönüşebilir MHP.

¥ Türkiye'nin muhalefet odaklı bir sorununun olduğu eskiden beri konuşulurdu ama son zamanlarda bu daha fazla konuşulur oldu… Bu görüşlere katılır mısınız?

- Muhalefet sorunu, biraz da AK Parti'nin başarısından ve Tayyip Erdoğan'ın karizmasından kaynaklanıyor. Bu yüzden CHP yeterince gelişemedi. Baykal, siyasetini laikliğin bekçiliği üzerine kurdu. Askeri de kendisine yandaş seçti. Dönüşümü göremedi. Ergenekonculara büyük ölçüde sahip çıktı. Sosyal demokrat bir partiye yakışır bir şekilde, Kürt meselesinde gerekli vizyonu sergileyemedi. Şimdi Kılıçdaroğlu ile birlikte kısmen eski durum değişiyor. Bu bakımdan, belki bundan sonra şikâyet edilen muhalefet zaafı ortadan kalkabilir.

¥ Başbakan Erdoğan'ın geçtiğimiz günlerde "2011'de neden başörtülü vekil olmasın" meyanındaki açıklamaları medyaya yansımıştı… Bu açıklamaları nasıl değerlendirirsiniz?

- Başbakan, "Başörtülü vekil olsun" dedi. Sormak istiyorum, acaba kendisi başörtülü bir aday gösterecek mi? Bence göstermeli.

¥ Türkiye'de yeniden bir başörtülü vekil tartışması çıkar mı?

- Eğer bir siyasi parti başörtülü milletvekili gösterirse, yeniden böyle bir tartışma başlayabilir. Çünkü Türkiye'de bağnaz düşünen, ya da başörtüsünün laikliğe aykırı olduğu fikrinde olan % 20-30 oranında bir kesim var.

¥ Siz önümüzdeki dönem vekil olsanız ve 1999'daki manzaranın bir benzeri yaşansa nasıl bir tavır takınırsınız?

- Tabii ki, başörtülü adayın yanında yer alırdım. 28 Şubat sürecinde bu çok daha zordu. Bugün, başörtülü bir hanım milletvekilinin parlamentoda olmasına sıcak bakacakların oranı daha fazla.

FAHREDDİN DEDE / YENİ AKİT

HABERE YORUM KAT