1. HABERLER

  2. HABER

  3. Erdoğan: 7 Haziran'da Anayasa ve Başkanlık Oylanacak
Erdoğan: 7 Haziran'da Anayasa ve Başkanlık Oylanacak

Erdoğan: 7 Haziran'da Anayasa ve Başkanlık Oylanacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 7 Haziran seçimlerinde yeni anayasa ve Başkanlık sisteminin oylanacağını söyledi.

A+A-

Latin Amerika ziyaretinin ilk ayağı olan Kolombiya’ya giderken uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilk olarak MİT müsteşarı Hakan Fidan’ın milletvekili adaylığı için istifasını yorumladı.

“MİT sıradan bir kurum değildir. Sıradan bir insanı da kolay kolay getiremeyiz oraya. MİT’in başında son derece güvenilir bir kişi olmalıdır. Nitekim ben oraya son derece güvenilen, hatta ‘sır küpüm’ olarak görebileceğim birini getirmiştim” diyen Erdoğan, şunları söyledi:

“Açık ve net olarak ‘ayrılmanı doğru bulmuyorum’ dedim”

“Dolayısıyla bu makama gelmiş olan bir kardeşimizin milletvekili adayı olmak ya da onun ötesinde bazı görevleri kafasında planlamak gibi bir durumu olabilir. Ya da ona belki bu tür bazı vaatlerde bulunulmuş olabilir, orasını bilemem. Ama ben kendisine açık ve net olarak ‘ayrılmanı doğru bulmuyorum’ dedim. Senin göreve devam etmen gerekir çünkü burası rastgele bir yer değil. Siz gidersiniz sizin yerinize bir başkası gelir, o ayrı mesele. Bunu normal bir memuriyet olarak görebilirsiniz. Ama bu öyle bir makam değil. Dolayısıyla doğru bulmuyorum ama kendileri artık yorulduklarını söyleyerek, burada daha fazla devam edemeyeceklerini söyleyerek maalesef böyle bir adım atmayı uygun buldular ve bu adımı attılar. Bundan sonraki süreç Sayın Başbakan’a ait olan bir süreçtir. Yerine kim gelecekse Sayın Başbakan teklif yapar. Biz de onar ya da onamayız. Kimin geleceği çok önemli, çünkü bizim Paralel Yapı’yla mücadele esnasında neler yaşadığımız, neler çektiğimiz, her şey ortada. Böyle bir ortamda böyle bir tabloyla karşı karşıya kalmayı ben asla doğru bulmam.”

Erdoğan, “Bu süreçte sıkıntı olur mu?” sorusuna ise, “Yok, ne sıkıntı olacak. Ben her zaman söylüyorum. Tek kişi dahi kalsam ben bu mücadeleyi sonuna kadar sürdürürüm. Paralel Yapı ve benzerleriyle.” cevabını verdi.

Konuşmasında CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘Başbakanlıkta boşluk var, orayı dolduracak, o yüzden istifa etti’ yönündeki açıklamalarını da eleştiren Erdoğan, “Sen mevcut Başbakan’ın gidip gitmeyeceğiyle ilgileneceğine kendine bak. Sen nereye gelebiliyorsun ona bak. Kendisinin böyle bir hayali, böyle bir derdi yok. Ben başbakan olabilir miyim diye düşünmüyor, Davutoğlu üzerinden politika üretmeye kalkıyor” diye konuştu.

“İmamlar açıklanınca bakalım neler olacak”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gülen grubunun lobi faaliyetleriyle birlikte ABD Temsilciler Meclisi’nden 88 kişinin imzası olan bir mektup gönderildi Kerry’ye. Türkiye’de basın özgürlüğünün olmadığı gibi eleştiriler var. Ne diyorsunuz?” sorusunu şöyle yanıtladı:

“Parlamentoda Amerika-Türkiye Dostluk Grubu milletvekillerimizin bu mektuba yönelik Sayın Kerry’e bir karşı yazısı olacak. Arkadaşlar zannediyorum hazırlıyorlar bu yazıyı. Benim için manidar olan, gerek o yazıyla ilgili gerek seçim kampanyalarında partilere yapılan bağışlar vs. ile ilgili bilgiler geliyor. Nereden nereye nasıl kaynaklar aktarıldığı noktasında da keza bilgiler geliyor. Öyle sanıyorum ki bunlar yarın kitaplar haline, belgeseller haline gelecek ve uluslararası siyaset camiasını sarsacak nitelikle şeyler ortaya çıkacak. Çok ilginç şeyler var: Bakın bu sabah 21 kişilik bir operasyon yapıldı, öyle değil mi? Bu operasyonun liste başında kim var? Fethullah Gülen var, alt sıralarda da malum alınan isimler var. Bunlarla ilgili adımı Emniyet-yargı müşterek olarak sürdürüyor. Artık iş derinleştirilmeye başladı. Derinleştikçe daha başka şeyler de ortaya çıkmaya başlayacak. Türkiye’deki şehir imamları açıklandı ve bunların hepsi birden kaçıverdi. Yakında belki de ülkelerin imamları açıklanacak. Ülkelerin imamlarının açıklanmasıyla birlikte uluslararası camiada bakalım neler olacak. Ben geçen gün Mali Cumhurbaşkanı’na bunu açıkladım. Mali Cumhurbaşkanı hiç tereddütsüz, anında, ‘Türkiye Cumhuriyeti’ne ters hareket eden kim varsa bize ters hareket etmiş olur’ dedi. ‘Gereğini yaparız’ dedi.”

“Tek başıma da kalsam mücadeleye devam”

Bu yapıyla mücadelede hükümetten, tüm kurumlardan aynı hassasiyeti beklediğini vurgulayan Erdoğan, MGK’nın tavsiye kararının hükümete iletilmesinden sonra gerekli adımların atıldığını söyledi. Nisan ya da mayıs ayında yayımlanacak olan MGK Ulusal Güvenlik Siyaset Belgesi’nin içine bu tehdidin girmiş olacağını belirten Cumhurbaşkanı, şöyle konuştu:

“Bu aynı zamanda yargının elinde de önemli bir dayanak olacak alacakları kararlarda, atacakları adımlarda bunun önemli yeri olacağına inanıyorum. Buna ne kadar önem verdiğimi ifade etmek için ‘Tek de kalsam bu mücadeleyi sürdüreceğim’ diyorum. Bugün PKK terör örgütü bile uluslararası camiada bunların Türkiye’ye verdiği zararı vermemiştir. Bunlar uluslararası camiada uluslararası parlamentolarda, devlet başkanlarıyla, şunlarla bunlarla her türlü kirli ilişkiler içine girerek Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kötüleme gayreti içindeler. PKK bunların bu yolunu denemiyor. Onların denediği yol silahlı eylemler. Türkiye’de medya özgürlüğü yokmuş, Türkiye’deki medya özgürlüğü bugün Amerika’da yok. New York Times’ta böyle bir yazıyı nasıl çıkartıyor bunlar? Acaba siz Türkiye’de Amerika aleyhine böyle bir yazı çıkartabilir misiniz? Çünkü bunlar arazinin rengi neyse o renge rahatlıkla uyabiliyor. Onu oradan çıkarabilmek öyle kolay bir iş değil. Ve bizim çok hassas kurumlarımızın içerisindeki sızmaları bile aynen o şekilde ve değerler noktasında herhangi bir şeyleri söz konusu değil. İşte şimdi diyelim ki bakın faizsiz banka değil mi, işte katılım bankası. Ne yapıyor, diyor ki gidin bankalardan kredi alın, aldığınız krediyi getirin buraya yatırın. Böylece burayı ayağa kaldıralım gibi yollar kullanılıyor. Aynı şekilde mesela Kestanepazarı’na ilk geldiği zamanlarda yaptığı konuşmalar, açıklamalar var ama bir de 28 Şubat sürecinde yaptığı açıklamalar var. Nerelerden nerelere geldi.”

“ABD’deki ‘Evangelist’lerin bazı radikal unsurlarını çağrıştırıyorlar”

Hükümetin “Paralel Yapı” olarak nitelediği Cemaat hiyerarşinin mükemmel işlemesinde inanç boyutunun bulunduğu yolundaki soru üzerine Erdoğan, şunları söyledi:

“Bazı yazarlar bunların ‘Opus Dei’ (İspanya’da ortaya çıkan katolik tarikatlarından) tarikatını çağrıştıran bir yapılanma olduklarını ileri sürüyorlar. Aslında bunlar daha ziyade ABD’deki ‘Evangelist’lerin bazı radikal unsurlarını çağrıştırıyorlar. Bunlar tarikat havasında değiller. Bu orada (ABD’de) fazla yaşamanın getirdiği bir şey de olabilir. 1999 Türkiye’den gidiş, gidişten itibaren orada yüklenilen görev ve bu yüklenilen görevle birlikte yapılan şeyler orada. Ama tabanları bunu bilmiyor. Tabanları bunu tamamen dini meşruiyet olarak algılıyor bunlar da o dini meşruiyete sarılıyorlar. Öyle şeyler var ki bulunduğumuz makam bunları söylememize müsaade etmiyor. Böyle bir durum var ortada, açık ve net. Bunlarda bir kere ‘insana acıma’ diye bir şey yok. Geçenlerde bir başlık atmışlardı: ‘Kod adı Süfyan yeri Sincan’. Kimin kod adı Süfyan? Beni kastediyorlar. Beddua seansları yaptılar. Yasal olarak bazı düzenlemeler yaptık. Ama onların işine yaradı. İş 2010’da referandumla başladı. Ama bu iş bumerang gibi... Onlar savurdu, şimdi onlara döndü. Haziran seçimleri bu yüzden önemli.”

Şahsına ve ailesine yönelik tehditler bulunduğunu bir kez daha vurgulayan Erdoğan, “Şahsımla alakalı olarak öldürmek ve benzeri türden hakeza, ailemle alakalı olarak da bazı tehditler sözkonusu. Siz tabii korumalarınızı falan güvendiğiniz insanlar olarak görüyorsunuz ama bakıyorsunuz onların içinden de çıkıyorlar. Bir tanesi ya da iki tanesi öyle olabiliyor. Böcek olayında olduğu gibi. Adam kalkıyor mesela mahkemede “Cumhurbaşkanı bana çok güvendiği için, beni çok takdir ettiği için Libya’ya gönderdi” diyor. Adamı ben tanımam, bilmem. Bunu söyleyecek kadar bunlarda yalan meşrudur. Aynı şekilde orada olan koruma müdürünün durumuna bakıyorsunuz, benim koruma müdürüm emri altında olan polis memurlarını tanımayacak da ben mi tanıyacağım. Bunları tanıyabilen o, istediği yere yerleştirebilen o, sevk ve idare eden o ve diyor ki Başbakanınıza en yakın yerde olan bendim, çok severdik. İyi severdin de, bu ne? Nasıl oluyor da bunlar buralara kadar sızıyor. Şimdi bir çok yerden öyle enteresan bilgiler gelmeye başladı ki... Artçı ekiplerde benzer tezgahlar kurulmuş. Öncü ekipler de keza. Ama bunları neden sonra bir çok olayın meydana gelmesiyle tespit edebildik” dedi.

 “Seçimde yeni anayasa ve Başkanlık oylanacak”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu seçim (Haziran seçimi) yeni anayasanın ve Başkanlık sisteminin oylanacağı bir seçim mi olacak? Vatandaş bu seçimi böyle mi görmeli?” sorusunu, “Evet. Aynen öyle olacak. Sayın Başbakan da böyle söylüyor. Seçim bunun üzerine. Bunun oylanacağı bir seçim olacak. Yeni anayasanın içinde Başkanlık mutlaka yerini almalıdır. Çözüm Süreci yerini almalıdır. Demokrasi paketleri yerini almalıdır” diye cevapladı.

AK Parti seçmeninin ne düşündüğüne ilişkin soruya ise Erdoğan, “Kamuoyu araştırmalarına bakıldığında tabanın elbette ki yüzde yüz ‘evet’ demesi söz konusu değil. Ama kahir ekseriyet ‘evet’ diyor. Bu seçim Türkiye açısından kırılma dönemini yaşayacak. Muhalefetin başkanlığa karşı olmasının nedeni başkanlık olursa sadece iki güçlü parti olacak. Bundan korkuyorlar” yanıtını verdi.

Erdoğan, ‘HDP barajı aşamazsa Diyarbakır’da alternatif meclis kurulur’ yönündeki iddialara ise tepki gösterdi, “Siyasetin içinde adeta doğdum, büyüdüm, bu noktalara geldim. Bu süreçte bu isimlerin yaptığı açıklamanın Türkiye gerçekleriyle bağdaşır bir durumu yok. Eğer A partisi, B partisi barajı aşamazsa, bu durum, yüzde 50 oyla anayasayı değiştirecek noktaya getirir sizi. Onların Diyarbakır’a ayrı bir parlamento sözleri bir anlam ifade etmiyor” dedi.

“Dördü de molotofu savunuyor”

İç Güvenlik Paketi’ne yönelik eleştirileri de yanıtlayan Cumhurbaşkanı, şöyle konuştu:

“İç güvenliğin olmadığı ortamları seviyorlar. İç güvenlik paketi çıkmazsa bu seçimleri bundan öncekiler gibi silahların gölgesinde yaparız. Özellikle Doğu ve Güneydoğu bölgesinde. Vatandaş bizim can güvenliğimizi sağlayın ki oyumuzu güvenle kullanalım. Muhalefet elinde molotoflarla gidenlerin önünde giderim diyor. Ellerinde molotof, demir bilye olanlara direnme hakkını kullanın diyor. Ana muhalefetin başı molotof için direnme hakkı diyor. Yavru muhalefet de ondan geri kalmıyor. Bu tarz anlayışlarla demokrasiden özgürlüklerden bahsetmek mümkün değildir. Bakıyorsunuz MHP de onların yanında yer alıyor. Bunların dördüncüsü de paralel yapı.”

“İlişkiler eski günlere döner”

Konuşmasında Mısır ve Suudi Arabistan ile ilişkileri de değerlendiren Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kral Abdullah ile şimdiki Kral Selman kıyası yapmam doğru olmaz. Kral Abdullah ile Suriye konusunda aynı fikirdeydik. Bizi takdir ediyordu. Ama darbe konusunda ayrıştık. Kral Selman göreve geldikten sonra attığı adımlarla inanıyorum ki iki ülke arasındaki ilişkiler eski günlerine dönecektir. Cenaze töreninde görüştük. İkili ziyaret için randevu talep ettik. Gelince bu ülkeyi ziyaret edeceğiz. Tabii Kral Selman ile bu ilk görüşmemiz değil. Kral Abdullah ölmeden önce de Selman’la görüşmüştük. Suudi Arabistan’ın İslam dünyası içinde önemli bir yeri var. Yeni kral göreve geldikten sonra biliyorsunuz bazı görev değişiklikleri yaptı. Bakanları görevden aldı. Kral Selman’ın görevden aldığı bakanlardan biri vardı ki şahsım hakkında çok ağır hakaretler yapmıştı. Onu da görevden aldı ki bu manidardır”

“Küba’ya cami için başvurduk bekliyoruz”

Erdoğan, Küba’da 4 bin kadar Müslümanın bulunduğunu, Ortaköy Camisi’nin benzerini yapmak için başvurduklarını, izin çıkarsa yapaklarını da sözlerini ekledi.

Kaynak: Hürriyet – Sabah – Milliyet - Yeni Şafak

HABERE YORUM KAT