Enver Aydemir'in uyarıcı vicdanı

02.01.2010 02:50

Yasin Aktay

Türk halkı ile ordusu arasındaki asimetrik ilişkiler sözkonusu olduğunda zorunlu askerlik hizmetinin Türkiye'de bu ilişkilere katkısını kimse boş geçemez. Her Türk erkeğinin geçmek zorunda olduğu askerlik eğitimi, toplamda Türk toplumunun kişilik yapısı ve ruh hali üzerinde hiç de azımsanmayacak etkiler bırakır. Son derece sert bir doktrinasyonla insanlar militarist ideolojiyi doğrudan benimsemiyorlarsa bile yaşadıkları travmanın etkisiyle dünyaya sağlıklı bir bakıştan uzaklaşmaları kaçınılmaz oluyor. Kimileri için bir nefis terbiyesi yerine de geçebilir askerlikte yaşanılanlar ama genellikle acısı hayatın başka aşamalarında çıkarılmak üzere kişiliğin rencide edildiği bir süreç olarak yaşanır.

Olayın tek asimetrik tarafı bu değildir. Adı üzerinde zorunlu bir görev olmasının yanı sıra görevin içeriğinin hiç bir şekilde sorgulanamıyor olması kişiliği kaçınılmaz olarak tamamen devre dışı bırakır. Kişiliğinize veya inançlarınıza aykırı olabilecek durumlara itiraz edemezsiniz. Aslında hiçbir şeye itiraz edemezsiniz. Sizden beklenen tek şey itaattir. Elinize verilen silahla hayatınızda hiçbir şekilde sorun yaşamayabileceğiniz insanları kendinize düşman belleyip onlara kurşun sıkmanız emredilir. Gönderildiğiniz savaşın haklı mı haksız mı olduğunu sorgulamaya ne hakkınız ne imkânınız vardır.

60'lı yıllarda ABD'de Muhammed Ali, Vietnam'da askerlik görevini reddettiğinde şu gerekçeyi ileri sürmüştü: "Benim hiç Vietnamlı düşmanım olmadı. Hayatım boyunca onlardan herhangi biriyle hiçbir sorunum olmadı, ama şimdi gidip onlardan birilerini öldürmem isteniyor. Benim inancım (İslam) böylesi anlamsız bir savaşa gitmeme izin vermiyor". Bunu söylediği için sporcu lisansı elinden alınmıştı M. Ali'nin, ama ondan sonra ABD'de vicdani ret hakkı konusunda bu durum uyarıcı bir etki yaptı ve bu konuda bir hayli ilerleme kaydedildi.

Oysa Türkiye'de hâlâ herkes askere gitmek zorundadır hem de neredeyse asker olsun sivil olsun hiç kimsenin hiçbir savaşı sorgulama hakkı bulunmamaktadır. Vatandaş olarak kimsenin başını-sonunu sorgulayamadığı savaşlara gitmemek, gitmişken kurşun sıkmamak, ölmüşken şehit sayılmamak gibi bir seçeneği yok.

Oysa hem İnsan Hakları Komitesi hem de BM İnsan Hakları Komisyonu, askerlik hizmetinin vicdani reddini İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ile Medeni ve Siyasi Haklar Uluslar arası Sözleşmesinin 18. Maddesinde kutsal kabul edilen düşünce, vicdan ve din özgürlüğü hakkının bir parçası olarak kabul etmiştir. Bu çerçevede "herkesin din, düşünce ve vicdan özgürlüğü hakkının meşru bir uygulaması olarak askerlik görevini vicdanen reddetme hakkı" tanınmaktadır.

Aslında askere gitmemiş olanların iş dünyasında karşılaştıkları zorluklar, kamu görevine girememek gibi bir hayli caydırıcı yaptırımları yetmiyormuş gibi, bu vicdani hakkı kullanmak isteyenler bir de hapis veya cebir ile karşılaşmaktadırlar.

Enver Aydemir, İslam inancına aykırı olduğunu düşünerek bu vicdani hakkını kullanmak istediğini 2007 yılında dilekçe vererek bildirmiş. Aydemir'e göre mevcut askerlik ideolojisi ve pratiğinin İslam inançlarına karşı dostça bir tutumu yok. Üstelik haksız yere insan öldürme ihtimali konusunda hiçbir hassasiyet taşımıyor olduğundan askerlik yapması inançları açısından ciddi bir rahatsızlık oluşturmaktadır. Bu dilekçesinden dolayı zorla yakalanıp askere alındığı ve zorla üniforma giydirildiği Bilecik'te kendisini ziyarete gelen başörtülü eşi ve annesine karşı sergilenen tutumu örnek göstererek bu konuda hiç de haksız olmadığını da gösteriyor. Ziyaretçi olarak bile kendi annesinin ve eşinin başörtüsüne saygı göstermeyen bir orduda zorla görev yapması isteniyor, kendi inançlarına saygı duymayanların "düşman" diye gösterdiklerini düşman bellemesi, onlara silah sıkıp öldürmesi isteniyor.

Devamla diyor ki Aydemir: "Bununla birlikte kamuoyuna duyurmam gereken asıl meselem, T.C. Devletinin üzerine kurulmuş olduğu temel değerlerin hiç birine sempati beslemiyor olmamdır. Benim de inanç değerlerime kimsenin zorla sempati beslemesini beklemiyorum. Bununla beraber yaşadığım coğrafyanın gerçeklerini de göz önüne alarak, ortak yaşamın getirdiği sorumluluklar çerçevesinde inançlarıma uygun ve bireysel haklarımın tanındığı (eğitim özgürlüğü, kılık-kıyafet özgürlüğü, düşünce özgürlüğü vb.) bir ortamda kamu hizmeti yapabileceğimi beyan ediyorum".

Halen vicdani ret ısrarından dolayı askeri cezaevinde tutuklu bulunan Enver Aydemir'in, burada insanlık dışı muamelelere ve işkenceye maruz kaldığı avukatlarının tanıklığıyla tespit edilmiş.

Bütün laik ideolojisine rağmen savaş ve askerlik sözkonusu olduğunda Türk halkının şehitlik, gazilik, Peygamber Ocağı, Mehmetçik gibi tasavvurlarını serbestçe kullanan militarizme karşılık Aydemir'in sergilediği vicdani ret sadece kendi bireysel davası olmaktan çok öte bir anlam taşıyor. Belki garip olacak ama devleti daha laik bir çizgiye çekilmeye zorlayan, aynı zamanda vatandaşın ölümüne değil hayatına yatırım yapan, ölümü değil hayatı önplana çıkaran bir çizgiye çekilmeye davet eden hayırlı bir etki yapıyor.

Ama yine de tabii ki Aydemir'in maruz kaldığı haksızlığa bir an önce son verilsin.

YENİ ŞAFAK

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim