Endam aynamız: Pippa

18.04.2008 06:25

Fatma K. Barbarosoğlu

“Barış Gelin”in yolculuğa çıkışının haberinin yapıldığı günlerde “semboller üzerinden” yürütülen “performans”ların ne anlama geldiğini düşünmüştüm.

“Barış Gelin”, bir arkadaşı ile beraber sırtında gelinlik, otostop yaparak Balkanlar ve Türkiye üzerinden İsrail'e ulaşsaydı dünyanın yeterince güvenlikli olduğu “sahiden” ispat edilmiş olacak mıydı? Hayır.

Türkiye'den kazasız belasız çıkıp da, bizden bir sonraki ülkede aynı şey başına gelmiş olsa idi Türkiye'nin ne kadar güvenlikli bir yer olduğunu “Barış Gelin” üzerinden dosta düşmana ispat etmiş olacak mıydık? Hayır.

Neden gelinlik giydi?

Gelinliğin sembolik olarak anlamı neydi?

Pippa bu sembolik anlamlar üzerinden mi sapkın bir katliamın kurbanı oldu?

Bu sorulara cevap aramanın çok faydalı olduğunu düşünmüyorum. Kadınlar ne giyerse giysin, bedenleri üzerinden nasıl mesajlar gönderirse göndersin insan olduğunun şuurunda olan hiçbir erkeğin dönüp bakmaması gerektiğini konuşmamız gerekiyor. Ama bunu nereden konuşacağız? Seküler ahlak kodları içinden mi, İslam ahlakı üzerinden mi? Seküler ahlak kodları üzerinden konuşacaksak Batı'da her dakika bir kadının, tecavüze uğradığı gerçeğini nereye yerleştireceğiz?

Seküler ahlak; sanat ve kötülük kavramlarının dest-i izdivacı üzerinden, can sıkıntısını başkalarına acı çektirerek yenmeye çalışan “yeni kahraman”lar doğuruyor.

İslam'ı bir ahlak olarak değil, ancak parti kapatma vesilesi ve oy toplama vesilesi olarak gündemimize alıyorsak şehirlerin gittikçe bir “katil”e dönüşen çehresini hangi aynaya düşürüp de çeki düzen vereceğiz?

Pippa Bakka'nın trajik ölümü üzerinden kendi trajedimizi okuyamayışımız ile bir defa daha karşılaşmış olduk. Her vesile ile ortasından ayrılmayı bekleyen vazo görüntülü ülkemizde insanlar klişelerden ördükleri mevzilerinden ateş açmaya başladı. Birileri toplumun aşırı muhafazakarlaşması üzerinden cephanesini döktü ortaya birileri de “o da niye… “ diye başlayan cümleler ile katili mazur göstermeye yönelik bir çaba üzerinden.

Her meseleyi kimlik merkezli okuma alışkanlığımız tevil kaldırmayacak bir noktaya ulaştı. Olay merkezli değil kimlik merkezli baktığımız sürece “oryantalist bakış”ı kafamızda ve kalbimizde gezdirerek yaşamaya mahkum şizofren bir topluluk olacağız. Aynı mekanda, Gebze'de; neredeyse eş zamanlı olarak aynı vahşete maruz kalan bir kadın hiçbir haber değeri taşımadı, hiç kimsede ufacık bir endişe ya da acıma uyandırmadı. “O kadın” için hiç kimse bizim ülkemizi suçlamaya kalkmazdı “zaten kadın da o yolun yolcusu idi/su testisi su yolunda kırılırdı”.

“O yolun yolcusu olmayan” Ümraniye'de kaçırılıp kendilerine olmadık işkenceler yapılan anne-kız'ın yaşadıklarını toplumsal hafızamız, toplumsal vicdanımız nereye yerleştirdi? Hiç.

“Alo Kanka 1550”yi hayatımıza dahil eden Emniyet Teşkilatımız, kadınlar ve çocuklar için yeni güvenlik projeleri oluşturmak için ne olmasını bekliyor! İnsanların sadece siyasi nedenlerle şikayette bulunabildikleri, şikayetlerinin ciddiye alındığı bir ülkede yaşıyor oluşumuzu ne zaman fark edeceğiz? Her gün neler yaşanıyor bu şehirde? Görmek için Pippa'nın cansız bedeni mi olacak aynamız!?

Pippa'nın ölümü bizi “sahiden” mi üzdü?

Hayır! Adı Pippa olduğu için. Ölümü dünya medyasını harekete geçirecek kadar haber değeri taşıdığı için. İtalyan olduğu için. İtalyanları sevdiğimiz için. İtalyanların bizi sevdiğini düşündüğümüz için. Bu vahşet bizim, “biz” olarak imajımızı zedelediği için. AB konusunda “sorun” olarak görüleceği için…

İçinler üzerinden kurulacak cümlelerin sonu gelmez.

Bu satırların yazarı Pippa için sahiden üzüldü. Nereli ve kim olduğunun önemi yok. İmajların canı cehenneme. İki defa üzüldü bu satırların yazarı. O yolculuğa çıkmadan önce de dünya güvenlikli bir yer değildi. Onun ölümünden sonra da olmayacak.

Annesi kızlarını korkutarak yetiştirmediğini söylüyor. Oysa ebeveynlerin kızlarını ve oğullarını korkutarak değil ama korkunun resmini teşhis etmelerini sağlayacak bir basiret ile yetiştirmesi gerekiyor.

Ne bizler özgürüz ne de dünya yeterince güvenlikli. Bu gerçek ile yüzleşmediğimiz sürece şiddeti pazarlayanların kör alıcısı olmaktan kurtulamayacağız.

Yeni Şafak gazetesi

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim