1. YAZARLAR

  2. Necmettin Turinay

  3. Encümeni Daniş ve CHP
Necmettin Turinay

Necmettin Turinay

Yazarın Tüm Yazıları >

Encümeni Daniş ve CHP

A+A-

Süheyl Batum sırf CHP için değil, Türk siyasetinin hemen bütünü için ayrı fenomen olmaya devam ediyor. Fakat takım oyunu demek olan siyaseti de zora sokarak, durmaksızın ayrı baş çekiyor. Ya da onun durumu şöyle bir tesbiti lüzumlu hale getirmiyor mu?

Kalabalık bir grup, bir salona özel olarak davet edilmiş. Kendilerine Vagner’den veya Dede Efendi’den bir program sunulacak!.. Koro şefi el işareti ile programı başlatmak üzere ki, o anda beklenmedik bir şey oluyor. Ya da programın akışı sırasında sazlardan biri, ikide bir, farklı seslere basmakta ısrar ediyor. Bu durum bir yandan koro şefini, öbür yandan da dinleyicinin sinirlerini oynatmaya yetiyor. Koro disiplini nedir bilmeyen(!) ve hemen her programda da bu tür sabotajlardan geri durmayan birine ne yapmak gerekir?

Ya da bir futbol maçı düşünün ki oyunculardan biri, hemen her maçta, takım kaptanının verdiği taktiklerin dışında bir oyun sergiliyor. Takım halinde oynanan futbol maçları, böyle bir oyun tarzına izin verir mi? Ne dersiniz? İşte takım disiplinini bozan, lâf-söz de dinlemeyen oyuncuların akıbeti ne ise, Süheyl Batum’u bekleyen akıbet de aynen odur!..

Fakat CHP korosunda, ya da kaptanlığını Kılıçdaroğlu’nun yaptığı futbol takımında ayrı baş çeken, akordu bozuk seslerle de ikide bir ahengi târumar edenler, sırf Süheyl Batum’dan ibaret değil!.. Daha onun gibi, fincancı katırlarını ürkütmek amaçlı bir siyaseti marifete dönüştürenler çok. Onlardan biri de biliyorsunuz Yalova’nın ince gülü Muharrem İnce!.. Diğer birisi de İsa Gök!.. Bu üç isim, bir de bunlara sütre gerisinde bekleyen Önder Sav’ı ekleyin lütfen. İşte yeni CHP’de, “Mahşerin dört atlısı” gibi at koşturan bu takım, ha bire eşiniyor!.. Onlar konuşuyor, duvarları zorluyor ve buradan da, CHP’nin yeni imajı, alı al, moru mor bir renge bürünüyor. Yani bu grup Önder Sav’la birlikte CHP’de bambaşka bir stratejinin peşinde koşuyor.

Basında dikkat edilirse bu konu, Süheyl Batum’un sözleri karşısında, ordunun duyduğu bir rahatsızlık biçiminde ele alınıyor. Hadisenin kuşkusuz böyle bir yanı yok değil. Fakat onun sözlerinin, sırf bu çerçeve içine sıkıştırılmaya çalışılması, kuşkusuz doğru olmakla beraber asla yeterli de olmaz. Öyle olduğu takdirde hadise kendi bireyselliği içine hapsolur, daha doğrusu da bir nevi soyutlamaya varıp dayanır. Halbuki bu tutum, Süheyl Batum’un bireysel oyun tarzının çok çok ötesinde, daha başka bir anlam ifade etmektedir.

Dolayısıyla Süheyl Batum’un açıklamalarının ordu ile, ilgili kişi arasındaki bir açmaz, bir kriz olmanın daha ötesinde, çoklarının farkına varmadığı, CHP içinde yaşanan derin bir rekabetle izah edilmesi gerekir. Bu derin rekabete, aralık ve ocak aylarında yaptığım iki CHP analizi ile işaret ettiğimi hatırlıyorum. Encümen-i Daniş’in, CHP için düşündüğü asıl genel başkanın Süheyl Batum olduğu nasıl olur da unutulur?

İşte bu âdem Baykal sonrası CHP’ye, kaşla göz arasında, daha CHP’ye üyelik başvurusu bile yapamadan monte edilivermişti. Onlara göre CHP’de Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığı geçici olup, seçim sonrasında yapılacak ilk kongrede de Süheyl Batum, genel başkan adayı olarak meydana sürülüverecekti. Dolayısıyla bu adamın bütün politikası Kılıçdaroğlu’nu zora sokmak, genel başkan olarak da partiye hakim olamadığı duygusunu yaymak ve kabul ettirmekten başka bir şey değildir. Fakat Kılıçdaroğlu çizgisini partide köşeye sıkıştıran ve Baykal döneminden kalma (asker ve yargı) ile CHP’nin işbirliği temeline oturan, daha farklı bir politikanın sözcülüğünü yapanlar eksik değil bu partide.

Yukarıda adını verdiğimiz zevatla S.Batum, sanki elbirliği yapmış gibi birlikte hareket ediyorlar. Herkes sanıyor ki bu zevatın asıl yaptığı, AK Parti’ye karşı amansız bir muhalefettir!.. Kuşkusuz onlar AK Parti’ye yönelik hadsiz, hesapsız sözler söylüyorlar. Fakat onların asıl amacı bize göre, gene de AK Parti’den ziyade CHP’dir, CHP’nin geleceğidir.

Şöyle ki bu grup, mecliste ve meclis dışında yaptıkları keskin açıklamalarla; Kılıçdaroğlu ile Gürsel Tekin’in temsil ettiği yeni CHP imajını durmaksızın tekzip etmeyi deniyorlar. Bir yandan bu açıklamaları ile Kılıçdaroğlu’nu köşeye sıkıştırırken, öbür yandan da CHP tabanına seslenerek, işte görüyorsunuz, iktidarla asıl biz mücadele ediyoruz demeye getiriyorlar.

Arkadan arkaya Encümen-i Daniş’in, onlar adına da Süheyl Batum’u CHP’ye monte eden Önder Sav’ın kurguladığı bir ekip, işte görüyorsunuz almış başını gidiyor. Ne dur dinliyorlar, ne de durak!.. Peki ne olacak, nereye varacak bu iş?

Kuşkusuz bu tür bir sorunun asıl muhatabı Kılıçdaroğlu’dan başkası değildir. Çünkü burada yatan sorun, doğrudan kendi genel başkanlığıdır. Ayrıca bu grup laf ve söz dinleyen takımından da değil!.. Onun için, daha seçime varmadan Kılıçdaroğlu’nun, genel başkanlığını kanıtlaması gerekiyor. Bunu göze alamazsa hem kendisi, hem CHP birlikte biterler!..

YENİ AKİT

YAZIYA YORUM KAT