En sağlam muska 1 numarada mı?

12.01.2009 16:40

Salih Tuna

Sabih Kanadoğlu'nun muska taşıyor olması, öyle bi kalemde geçiştirilecek konu değildir.

Üzerinde adamakıllı düşünmemiz gerekir.

Çünkü bu muskadan hareketle “1 numara”ya ulaşmamız kuvvetle muhtemeldir.

Her şeyden evvel, hayati önemi haiz şu soruyu dillendirelim:

Saygıdeğer başsavcımızın gözaltına alınmamasında muskanın etkisi nedir, nereye kadardır?

Sözün burasında, “Ne muskası kardeşim; lütfen manyaklaşmayalım!..” diyenler olacaktır.

Olsun…

Yeter ki, mütekait başsavcımızın gözaltına alınmamasının nedenini açıklasınlar.

“Suç delili bulunamadığından, gözaltına alınmamıştır…” gibi lakırdılarla, kendileriyle çelişmesinler.

Çünkü soruşturmanın suçla / delille alakasız olduğunu, “Ergenekon: Her yere kon!..” esprisiyle ispatladıklarını unutmuş değiliz.

Onlar kadar “espritüel” olamadığım için tam anlatamadım galiba.

Ergenekon soruşturmasının bu fanatik muarızlarına, bir de şöyle anlatmayı deneyelim:

Kanadoğlu'nun tutuklanmama nedenini delil yetersizliğine falan bağlıyorsanız, gözaltına alınan onca insan hakkındaki delilleri, zımnen de olsa, muteber buluyorsunuz demektir.

Hadi bakalım şimdi, “ampirik, rasyonalite, bilimsel…” ne kadar bildiğiniz kavram varsa dökün ortaya.

Ne derseniz deyin, biz muska diyeceğiz nasılsa.

Çünkü Sabih Kanadoğlu “ampirik” yöntemle değil, muska marifetiyle “yırtmıştır”.

Sabih Bey deyip geçmeyin.

Mühim şahsiyettir!

Yılmaz Özdil, dindar bir kişilik olduğunu kanıtlamak için “muskasını” faş ettiği Sabih Bey'i şu veciz ifadeyle tanımlıyor: “Din tüccarlarının, Atatürk düşmanlarının yamyamlar gibi vahşi çığlıklar atarak, kazana ittirmek istedikleri adam…”

Yahu “kazana ittirmek isteyen” kim?

“Yüzde 47 değil, yüzde 97 alsan bile bu dava açılır…” diyerekten, “AKP”yi topyekûn kazana ittirmek isteyen, mütekait başsavcımız Sabih Bey değil miydi?

“Ergenekon soruşturması Şemdinli gibi olmaya mahkûm…” ifadesiyle de, Ergenekon savcısına, Şemdinli savcısının akıbetini ihsas etmişti.

Gerçi, Sayın Zekeriya Öz kimsenin akıbetine uğramadığı gibi, 367'nin mucidini az kalsın Ergenekon “kazanına” atıyordu.

Gelgelelim, Sabih Bey'in imdadına muska yetişti.

Nasıl bir muskası var acaba?

Hazır mı, sipariş mi, kamusal alanda da taşınabilir mi?

En önemlisi de, içinde ne var?

İns ve cin tayfasına karşı muhafaza duası mı, karınca duası mı, nutuktan bir sayfa mı?..

Arapça mı, Aramice mi, Türkçe mi, İbranice mi?

Anadilde ibadet konusunda hassas olduğunu düşünürsek, Türkçe olma ihtimali bir hayli yüksek.

O halde, Türkçe muska yazan nefesi kuvvetli hocaları bulursak, “1 numara”ya da ulaşabiliriz.

Çünkü “1 numara”da, Sabih Bey'i gözaltına alınmaktan koruyan muskadan daha kuvvetlisi var ki, deşifre olmaktan koruyor.

Lakin…

Sabih Kanadoğlu muska yerine ya “reçete” taşıyorsa?!

Bekir Coşkun hazretleri “Çatışma” başlıklı yazısında, yobazla çağdaşın listesini vermiş; “şerbet” ile “rakı”, “üfürük” ile “steteskop” gibi bir yığın “çatışma” örneği arasında, “muska” ile “reçete”yi de saymıştı.

Hulasa, çağdaş laik insan reçete, yobaz muska taşır demişti.

Sabih Bey'in “çağdaş” bir varlık olduğunu tartışamayacağımıza göre, muska yerine reçete taşıyacağı muhakkak.

Ama…

Yılmaz Özdil, Sabih Bey'in muskasını gördüm, diyor.

Hay aksi!..

Sentez yapmış olmasın!

Muskasının içinde dua yerine reçete, yani prospektüs koymasın!

Şayet böyleyse “1 numarayı” bulmak hoca işi değil; doktor işi.

YENİ ŞAFAK

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim