En İyi İslamcı Ölü İslamcıdır

23.12.2013 12:53

MUSTAFA SİEL

En İyi Kızılderili Ölü Kızılderilidir

Yazının başlığındaki sözün orijinali böyle. Amerika kıtası, Avrupa'dan göçen bir kısmı haydut, bir kısmı mezhebi yüzünden göçmek zorundaMkalan beyazlarca işgal edilirken, tamamen yok ederek topraklarına yerleşmek istedikleri kıtanın gerçek sahipleri olan Kızılderililer hakkındaki ortak görüşlerini ifade ediyor bu söz.

Tıpkı günümüzde İsrail denen haydutlar çetesince oluşturulan (sözde) devletin, Filistinlileri topraklarından sökmek için, Amerika'ya göç eden Avrupalıların kullandıkları metotların benzerlerini kullanırken, en iyi Filistinli ölü yada Filistin dışına göç ettirilmiş Filistinlidir düşüncesinde olmaları gibi.

Batılılar genelde Filistin müstesna İslam memleketlerini direk işgal değil, batıcı taşeronları aracılığıyla sömürmek amacında olduklarından, en iyi Müslüman ölü Müslümandır diye düşünmüyorlar. Çünkü sömürmek için koyun sürüsü olarak gördükleri Müslüman halk kitlelerine ihtiyaçları var ve bu halk kitleleri kendilerine boyun eğdiği müddetçe yaşamalarına ses çıkarmıyor, hatta yaşamalarını istiyorlar.

Tabi bu durum Doğu Türkistan'ı tamamen Çinlileştirmeye çalışan Çin Devleti ile, topraklarındaki Müslümanları tamamen sınırları dışına çıkarmaya çalışan Myanmar Devleti gibi devletler için söz konusu değil. Batı müttefiki bu devletler için parola, en iyi Müslüman ölü Müslümandır.

Batılıların Onmaz İslamcı Düşmanlığı

İş Müslüman halk kitlelerinin içinden çıkan İslamcılara gelince parola değişiyor. İslamcılar hem bu halk kitlelerini sömürüden kurtarmaya, hem de İslam'ı dünya çapında yaygın ve hakim - üstün kılmaya çalıştıklarından, Müslüman halk kitlelerinden farklı olarak, istisnasız tüm İslamcıları düşman olarak görüyor ve hepsinin ölmesini arzuluyorlar.

Lakin taktik gereği bazen bazı İslamcı camiaları diğerlerine karşı kullanmak için pragmatist bir tutum neticesi tercih ediyor görünüyorsa da, bu işlerine yaradığı sürece geçerli. İşleri bitince ya da kendileri için tehlikeli hale gelince, bu camialar içinde tuvaletin sifonunu çekmekte tereddüt etmeyeceklerini defalarca gördük ve görüyoruz.

İslamcı camiaların bu akıbetten kurtulabilmeleri, batılıları gerçekten dost - veli edinip, Müslümanları sömürge olmaktan kurtarmaktan ve İslam'ı dünya çapında yaygın ve hakim kılmaya çalışmaktan vazgeçmeleri ve bunun defalarca ispat etmeleri gerekiyor. Mesela Hindistan'da Seyyit Ahmet liderliğindeki Aligarth Hareketi gibi.

Memleketimizde özellikle son günlerde sık gündeme gelen bir cemaatin lider kadrosununda bu konuma aday olduğuna dair bu güne kadar öne sürülen iddialar, özellikle son süreçteki icraatlarıyla iyice kuvvetlenmiş durumda.

Batılılar İslamcılara Niçin Bu Derecede Düşman?

Batılılar deyince sadece Avrupa ve ABD'yi değil, onların dolaylı ya da direkt müttefiki olan Çin, Rusya, Hindistan ve benzeri eski ve yeni tüm sömürgeci devletleri kastediyorum.

Batının merkezinde Hristiyan Avrupa ile ABD var ve bu devletlerin iki önemli hususiyeti Hıristiyan fanatizmi (gerçek dindarlık değil, kimlik anlamında) ile sömürgeci olmaları. İslamcılar bu iki hususiyette de batının amansız rakibi olduklarından amansız düşmanı sayılıyorlar kaçınılmaz olarak. Sömürge niyetleri olmasa idi bile, ed-din olan ve mevcut Hıristiyanlığa üstünlüğü tartışılmaz olan İslam'a tahammül edebilmeleri mümkün olmadığından yine de katlanamazlardı İslamcılara.

Batının Hristiyan olmayan sömürgeci müttefiklerinin Hıristiyanlıkta üstün ve alternatif olmaları söz konusu olmadığı gibi, merkez batının sömürgeci emellerine karşı olmak bir yana, kıyısından köşesinden de olsa ortak olmak istiyorlar. Bu devletlerin İslamcılar gibi batının çıkarlarına düşman olması asla söz konusu değil, en fazla sömürge pastasından aldıkları payın arttırılmasını talep edebilirler ve ediyorlar günümüzde.

Batının İslamcılara Karşı Kullandıkları Tetikçileri Yerli Batıcılar

Batılılar kendileri için tehlikeli gördükleri İslamcıları genelde kendileri değil, öncelikle İslam memleketlerindeki batı aşkıyla gözü karararak batı uşaklığından zevk alır birer mankurt hale gelmiş yerli batıcılara öldürtüyorlar.

1923'ten sonra memleketimizde hiçbir suçu olmadığı halde asılarak şehit edilen İskilipli Atıf Hoca gibi binlerce İslamcının durumu buna en iyi misal teşkil ediyor.

Bu yerli batıcıların yaklaşık 100 - 150 yıllık tarihlerini incelediğimizde, geçmişten geleceğe hemen her İslam memleketinde benzeri tetikçiliklerini rahatlıkla görebiliyoruz.

Mesela Mısır'da batı tetikçilerinin Hasan El Benna ve Seyyid Kutub'un arkasından son darbede 5000 civarında İslamcıyı sırf darbeyi protesto ediyorlar diye rastgele kurşunlayarak şehit etmeleri gibi.

Yine Suriye'de son 50 yıldır hakim olan Esed diktatörlüğünün şu ana kadar muhtemelen 200 - 300 bin İslamcıyı katletmiş ve katletmeye devam ediyor olması mesela. Nitekim Suriye'de İhvani Müslimin üyesi – yani İslamcı olmak direkt idam edilmeyi gerektiren bir suç olarak kabul ediliyor rejim kanunlarında hala.

Batı tetikçilerinin iş göremediği ya da yetersiz kaldığı yerlerde ise bizzat kendisi operasyon yaparak İslamcı katlediyor. Afganistan ve Pakistan'da halen yaşanan katliamlar gibi mesela.

İskilipli Atıflar Her Yerde

Anlayacağınız Bangladeş rejimince 12 Aralık 2013'te tamamen uyduruk bir suçlama ile tiyatro gibi bir mahkeme sürecinin ardından asılarak şehit edilen Abdulkadir Molla ne ilk, ne de son olacak.

Nasıl ki İskilipli Atıf ve Seyyid Kutub benzer şekilde tamamen asılsız suçlamalarla tiyatro gibi mahkeme süreçleri neticesi şehit edilmişlerse, Abdulkadir Molla'da aynı akıbete uğradı. Oda tıpkı İskilipli Atıf ve Seyyid Kutub gibi tağutlardan özür ve af dilemeyerek izzetle darağacına çıktı, benzeri pek çok İslamcı gibi.

Batıcı ideolojik hareketler genelde gençlerini öne sürer ve idama gençliğin cahilliğiyle genelde gençler giderken, yukarıda isimlerini verdiğim misallerde olduğu gibi İslamcılardan idama pervasızca gidenler orta ve ileri yaşlardaki lider konumunda kişiler oluyor.

Yani başkalarının gençleri, bizim yaşlılarımız cesurca darağacına gidiyor. İnsanlar gençken ölüme karşı cahillikten kaynaklanan bir cesarete sahip olup, yaş ilerledikçe ölüm korkuları katlanarak artarken, bizim şehitlerimizin ölüme karşı bu pervasız duruşu, yaşları ilerledikçe yakini daha da artan Allah'a ve ahirete imanlarının çok açık bir tezahürü kanaatimce.

İslamcı Olmak Her An Darağacını Göze Almayı Gerektirir

Yukarıdaki misallerin açıkça gösterdiği yalın bir gerçek, İslamcı olmak demek, kefeni eşinen sırtına geçirmek demektir. Çünkü İslamcının Allah'tan başka velisi ve koruyucusu yoktur.

Batılılar zaten amansız düşmanıdırlar, yerli tetikçileri batılılardan daha şedit düşmandırlar. Müslüman halk kitleleri dostunu düşmanını tanıyamaz haldedirler. Batının ve yerli tetikçilerinin dolduruşa getirmesi neticesi kolayca İslamcılara düşman hale gelebilmekte, İslamcıları kendisi öldürmese bile öldürülmelerine ses çıkarmamakta, tepki vermemektedirler.

İslamcılar hem bulundukları memleketlerde ve hem de dünya çapında bir araya gelip tek bir yumruk olacak olgunluğa ulaşamadıkları gibi, zaman zaman kendi aralarında da birbirlerini öldürmeye değin varan mücadelelere girebilmekte, birbirlerine çelme takabilmektedirler maalesef.

Mısırda batı kaynaklı darbeye destek veren bazı Selefi gruplar ile memleketimizde halen devam etmekte olan Hizmet cemaatinin derin - çukur kanadının AK Parti üzerinden neredeyse kendi dışındaki tüm İslamcı camiaları sindirmeyi ve etkisizleştirmeyi hedef alan operasyon süreci buna en güncel ve üzücü misallerden.

Bu nedenle Allah yolunda hakkınca cihada niyetlenenler mutlaka bu vakıayı göz önüne almalı, sırtında kefen, yolunun üstüne her an zindanlar yada darağacı çıkabileceğinin bilinciyle, tek başına yürüyecekmiş gibi bu yola düşmelidirler.

Ki yollarına zindanlar yada darağacı çıkarsa yalpalamadan ve sendelemeden sehpaya çıkıp izzetle şehadete gidebilsin, kalanlara izzet ve cesaret verebilsinler. Tıpkı şehit Abdulkadir Molla ve bir kısmını yukarıda andığım şehitlerimiz gibi. Tıpkı 33.Ahzab Suresi 21'den 23'e kadar olan ayetlerde övülen erler gibi.

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim