1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Emperyalizme Karşı, Katil Baas’a Suskun!
Emperyalizme Karşı, Katil Baas’a Suskun!

Emperyalizme Karşı, Katil Baas’a Suskun!

EMEP, ÖDP, İKP ve Halkevleri bir tarafta Halkların Demokratik Kongresi (HDK) gibi sol-sosyalist partiler-çevreler bugün Harbiye’de iki ayrı protesto yürüyüşü yaptı.

A+A-

HAKSÖZ-HABER

Bir yılı aşkın bir zamandır Suriye’de Baas-Esed cuntası tarafından yürütülen sistematik katliama Türkiye’nin sol-sosyalist örgütlerinden hemen hiçbir karşı çıkış olmadı.

Sol-sosyalist parti ve sendikalar genellikle Esed-Baas cuntasını hem laik-ulusalcı sosyalist hem de ABD ve İsrail’le yaşadığı gerilimli siyaseti dolayısıyla hemen doğal bir ‘müttefik’, sahip çıkılacak bir ‘direniş hattı’ olarak görüyor.

Gayet indirgemeci şablonlarla yürütülen ve hiçbir esaslı analize yer vermeyen çarpık bir anti-emperyalist duruşla malul EMEP, ÖDP, İKP ve Halkevleri bir tarafta Halkların Demokratik Kongresi (HDK) gibi sol-sosyalist partiler-çevreler bugün Harbiye’de iki ayrı protesto yürüyüşü yaptı.

İçlerinde ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton gibi işgal ve cinayet sicili kabarık emperyalist temsilcilerin de bulunduğu Suriye Halkının Dostları isimli toplantıyı protesto etmekten daha doğal ne olabilir elbet. Fakat bizim de emperyalist işgal ve cinayetleri kınamak üzere harekete geçen ve söz söyleyen söz konusu sol-sosyalist çevrelerin Baas-Esed diktasına dair ne söylediklerini merak etmemiz de o kadar doğal sayılmalı.

Mesela “Suriye’ye Emperyalist Müdahaleye Hayır” pankartının arkasında yürüyüşe geçen grupların bildirinde “Emperyalizmin Suriye’ye ve bölgeye dönük her türlü müdahalesine karşı çıkacak direnişi büyütmek en büyük sorumluluktur” vurgusu öne çıkarılmış. Ne kadar garip ve mesnetsiz değil mi? Bir ihtimal dahilindeki emperyalist müdahaleye karşı çıkıyorsunuz da sistematik olarak sürdürülen Baas-Esed katliamlarına ne diyorsunuz, diye sormazlar mı zannediyorsunuz?

Tanklarla kuşatılan şehirler, bombalarla katledilen veya ülkesini terk etmek zorunda bırakılan Suriye halkına dair bir cümle ara ki bulasın. “Direnişi büyütmek”ten bahsedilen bir eylemde Suriye halkının Baas ordusu, Muhaberat ve Şebbiha isimli cinayet şebekelerine karşı 10 binden fazla şehit vererek sürdürdüğü mücadele ‘direniş’ sayılmıyor her nasılsa. Neden acaba?

Suriye halkı bu kadar zamandır yerli-yabancı sermayeyi temsil eden birkaç binaya molotof atmayı becerememiş mi acaba? Yoksa Esed veya temsilcilerine zılgıtlar eşliğinde yumurta atmayı mı akledememişler?

Gösterilerde öne çıkan diğer bir vurgu da “Suriye halkının gerçek dostları” vurgusudur. Sol-sosyalist örgütler ABD, Katar, Suudi Arabistan, AKP Hükümeti’nin Suriye halkına gerçek dost olamayacağına dikkat çekiyorlar. Suriye halkından kimi anladıkları belli ancak Rusya ve Çin gibi iki emperyalist gücün Baas’ın arkasında kapı gibi durmasına dair hiçbir cümle kurulmamış olması dikkatlerden kaçmıyor.

Emperyalizm ABD ve AB olursa “tuu, kaka” oluyor da Rusya ve Çin olursa “olacak o kadar” deniyor. İşbirlikçi rejimler Suudi Arabistan, Katar, Ürdün olunca “tuu, kaka” deniyor da Suriye gibi laik-sosyalist diktalar söz konusu olunca şanlı direniş türküleri söyleniyor.

Suriye’yi 50 yıldır askeri cunta, muhaberat ve şebbihalar marifetiyle cendereye sokan ve tarihi işkence, zindan, tehcir ve katliamlarla örülü Baas cuntasına karşı sol-sosyalist örgütler dolaylı da olsa niçin destek veriyorlar? “Halkların kendi kaderini tayin hakkı” söyleminde Suriye için Baas-Esed’ten başka bütün seçenekler gayrı meşru mu sayılıyor yoksa?

İşkence, katliam ve yıkımları sessizce geçiştirerek kendilerine anti-emperyalist bir duruş yakıştıranları hiçbir maske gizleyemez. “Ortadoğu’da savaş değil barış istiyoruz” gibi fiyakalı sözlerin akan kanların, yitirilen canların artmasına katkı sağlamaktan öteye hiçbir katkısı yoktur ve olamaz da.

Her iki sol-sosyalist grubun da gerçekleştirdiği gösteride Baas-Esed diktasına, işledikleri cinayetlere ve yıkımlara dair ne bir slogan, ne de bir pankart görmek mümkün. Hatta Ferhat Tunç’un da katıldığı DHK’nin eyleminde Suriye adının geçtiği bir pankart hazırlama zahmetine dahi girilmemiş.

Tutarsızlığı mide bulandırırcasına sırıtan bu tip bir emperyalizm karşıtlığını Kemalist cuntacılar, Ergenekon uzantısı İP’çiler-Aydınlıkçılar gibi Baasçılar-Şebbihalar da yapıyor zaten. Size hiç gerek yoktu. Beyoğlu’ndaki örgütlerinizin merkezlerinde veya bohem kafelerde oturmaya devam etseydiniz daha iyiydi.

***

Suriye Burjuvazisi Esed İçin İstanbul’da

Baas-Esed cuntası Suriye halkını katletmeye devam ederken İstanbul’da toplanan Suriye Halkı’nın Dostları konferansı farklı gruplar tarafından protesto edildi. Protestocu gruplar arasında en ilginç olanı şüphesiz ki Suriye’den gelip Esed-Baas cuntasına destek veren gruptu.

Ellerinde taşıdıkları Beşşar Esed resimleri, üzerlerine giydikleri Suriye bayraklı kıyafetleriyle ve açıkça katliamcı bir rejimi savunan sloganlarıyla bu gruptakilerin istisnasız hepsi birer konu mankeniydi.

Esed-Baas cuntasının katliam politikalarını savunan göstericilerin erkek olanları herhalde Suriye Muhaberat teşkilatından kadınları ise Suriye burjuvazisinin gösterişli tiplerinden seçilmişti.

Esed’in resimleri öpe-koklaya, canımız-kanımız feda olsun Beşşar’a sloganlarıyla yürüyüş yapan kadınlı erkekli Muhaberatçılar halkın direnişini karalayarak uluslar arası kamuoyunu Suriye meselesinde tamamen hareketsiz bırakmayı amaçlıyorlar.

Aşağıda resimleri görülen Esedçi-Baasçı kadın ve erkeklere dikkatle bakmanızı tavsiye ederiz. Bindirilmiş kıtalarla yapılan bu PR çalışması her yönden fazlasıyla sırıtıyor. Çünkü cinayet şebekesine PR desteği verirken rejimin beslemesi, Esed-Baas cuntasının kapıkullarından başkaca kullanacak konu mankenleri bulamamış.

Esed-Baas’ı paklamak, direnen halkı karalamak üzere İstanbul’a bir sefer düzenleyen Suriye’nin Ergenekoncularının kamuoyunda nasıl ve ne kadar etki oluşturabileceğini hep birlikte göreceğiz.

Haksöz Haber

HABERE YORUM KAT

8 Yorum