1. YAZARLAR

  2. Rasim Ozan Kütahyalı

  3. Emperyalist bir devlet olarak Türkiye
Rasim Ozan Kütahyalı

Rasim Ozan Kütahyalı

Yazarın Tüm Yazıları >

Emperyalist bir devlet olarak Türkiye

A+A-

Türkiye’nin Batı dünyasıyla ilişkileri bağlamında çok sık tekrarlanan palavralar var... Bu palavraların en başında, Batı emperyalizminin her zaman Türkiye’ye kazık attığı, her zaman Türk-düşmanlığı yaptığı argümanı geliyor...

Oysa Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihine dışarıdan bakan tüm gözlemciler, Türkiye devletinin Batı müesses nizamı tarafından şımartılan bir devlet olduğunu düşünürler...

Uluslararası ilişkiler üzerine yazılmış literatürün büyük kısmının ittifak ettiği bir düşünce vardır... Bu düşünceye göre, yirminci asırda, özellikle de İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde gezegenimizdeki müesses nizam tarafından (ki bu da temelde ABD’dir) her zaman “kayırılmış” iki devlet vardır... Bunlardan birincisi İsrail... İkincisi Türkiye’dir...

Türkiye olarak sürekli “topraklarımızın küçüleceği” sendromu yaşayan bir ülkeyiz... Oysa 20. asır devletler tarihinde, kuruluşundan sonra toprak genişletmiş nadir devletlerden biriyiz!!


Bu devlet kurulduktan sonra genişledi... Hatay bölgesini ve Kuzey Kıbrıs’ı da topraklarına kattı... KKTC’nin çakma bir devlet olduğunu ve oranın Türk diplomatları ve generalleri nazarında Türkiye’nin bir vilayeti olarak algılandığını hepimiz biliyoruz... Telefon kodundan, sosyal ve kültürel hayatına kadar Kuzey Kıbrıs bir Türkiye vilayetidir...

Kıbrıs hadisesine kabaca dışarıdan bakan uluslararası gözlemciler şöyle düşünüyor... Türkiye, orada yaşayan Türkleri bahane ederek, Türklerin yaşadığından çok daha büyük bir toprak parçasını (üstelik o zaman için adanın en zengin ve güzel kısmını) istila etti... Sonra da orada kaldı... İşgal ettiği toprak parçasını doldurmak için de sistematik olarak oraya insan malzemesi ihraç etti... 35 yıldır da bir işgal yönetimini sürdürüyor... ABD başta olmak üzere Batı’nın müesses nizamı da buna karşı bir şey yapmıyor... Oradaki de facto Türkiye işgaline göz yumuyor...

Kıbrıs meselesi etrafında geçmişte de İngiliz kolonyal yönetimi de her zaman Türk-yandaşı bir tutum içinde olmuştur... Kıbrıs’taki soydaşlarımızı nüfus oranıyla kıyaslanmayacak derecede iyi yerlere getirmiştir... Devlet teşkilatı içinde Türkler her zaman demografik nispetlerinin üzerinde güç ve nüfuz sahibi olmuştur... O sebeple Kıbrıs’ı biraz bilen herkes farkındadır ki Kıbrıs Türk halkı İngilizleri sever. Britanya devletini sever. Herhangi bir Kıbrıs Türkünün ağzından “İngiliz emperyalizmi bizi sömürdü” tipi palavra sözleri duyamazsınız... Britanya’da diasporada yaşayan Kıbrıs Türklerinin çok büyük çoğunluğu da kendini has Britanyalı olarak görür. Britanya’nın sosyal hayatında çoğunlukla iyi yerlerdedirler... Büyük çoğunluğu Muhafazakâr Parti’ye oy verirler... Britanya’da yaşayan göçmen topluluklarının tamamı sol partileri desteklerken bir tek Kıbrıs Türkleri sağcıdır!!

Kıbrıs Rum toplumunda ise tam tersi bir anti-emperyalist/ nasyonalist/ sosyalist damar güçlüdür... Kıbrıs Rum politikasında temel söylem “İngiliz emperyalizminin Kıbrıs’ta oynadığı oyunlar” üzerinedir... AB üyesi bir devlet olmalarına rağmen halen de Kıbrıs Rum tarafında bu anti-emperyalist/ Batı-karşıtı söylem çok güçlü... Batı emperyalizminin Kıbrıs’ı 50 yıl içinde Türkleştirmek istediğine dair planları olduğuna inanan marjinal Rum milliyetçi grupları var... Kıbrıs Türk tarafında değil ama Türkiye tarafında da bu patolojik Rum nasyonalisti zihniyetin muadillerinden bol bol var...

Bu zihniyet “Batı emperyalizminin, NATO’nun sürekli Türkiye’ye kazık attığını, Kıbrıs’ı elimizden almak istediğini söyleyip duruyor... Oysa 1974’te Yunanistan’ın, NATO’nun Türkleri tuttuğu ve adaya yönelik Türk askerî müdahalesine ses çıkarmadığı gerekçesiyle NATO’dan çıktığını unutuyor...

Saddam’ın Irak devleti, halkı tamamen Arap olan Kuveyt’i işgal etti. Sonrasında başına gelenleri biliyoruz... Bizim devletimiz ise halkının bir kısmı Türk olan bir coğrafyanın, çoğunlukla Türk olmayan bölgelerini işgal etti ve de facto olarak topraklarına kattı... Biz içeride Kıbrıs etrafında ne dersek diyelim, dışarıdan bakınca hukuki durum budur... Ve yine dışarıdan bakınca Batı müesses nizamı bu durumu tolere etmektedir... Çünkü Türkiye’yi kaybetmek istememektedir...

Dünyada gerçekten emperyalizmden, kolonyalizmden çekmiş ülkeler ve halklar var... O halklarda anti-emperyalist/ Batı-karşıtı bir söylemin o anlamda haklı zemini de var... Fakat biz Türklerin sanki “mazlum bir halk”mışız gibi bu söyleme kapılanması son derece komik... Zaten dünyada kimseyi bu “anti-emperyalist Türkler” tipi palavra sözlere inandıramazsınız. Dünya sosyalist/ sol hareketlerinin gözünde de Türkiye “emperyalizmin işbirlikçisi” ülkelerden biri olarak görülüyor...

Kendimizi kandırmayalım... Türkiye “mazlum devlet”ler ailesinin değil, “egemen devlet”ler ailesinin bir parçasıdır... Türkiye asla ve asla anti-emperyalist bir devlet değildir... Fırsatını bulduğunda, yeterince güçlendiğinde, “gerçekçi” şartların oluşturulabildiği bir ortamda sapına kadar emperyalist olmak isteyen bir devlettir...

TARAF

YAZIYA YORUM KAT

3 Yorum