1. YAZARLAR

  2. Adnan Küçük

  3. Emir-komuta kararlar kamuoyunu tatmin eder mi?
Adnan Küçük

Adnan Küçük

Yazarın Tüm Yazıları >

Emir-komuta kararlar kamuoyunu tatmin eder mi?

A+A-

Varlığı iddia edilen andıç, demokratik bir hukuk devletinde hayali bile mümkün olmayan bir içeriğe sahip: "AK Parti ve Fethullah Gülen hareketini bitirmek".

Bunun anlamı ne demektir? Cevap: "TSK'nın beyni konumunda bir birim tarafından hazırlandığı iddia edilen bu belgeye göre, kurum içerisinde bir grup, esasen gerek Anayasal gerekse kanuni olarak üzerine olmayan bir işi üstlenmek ve bu işi de tamamen hukuk dışı yollarla yapmaktır". Bu türden işler olsa olsa totaliter rejimlerde söz konusu olabilir; yani, kendilerine muhalif olanları, hiçbir hukuki kayıtla bağlı olmaksızın yok etmek. Bu, doğrudan doğruya Anayasa'yı lağvetme girişiminden başka bir şey değildir.

Bir diğer husus, bu haber ve belge doğru mudur? Genelkurmay Başkanlığı Askerî Savcılığı tarafından yapılan açıklamada, "...soruşturmada şu ana kadar elde edilen delillerden askerî savcılık, iddia edilen belgenin Genelkurmay Başkanlığı'nın herhangi bir biriminde hazırlandığına ilişkin bir kanaate ulaşamamıştır. Kriminal inceleme sonucunda, belgenin sahte veya gerçek olduğuna ilişkin, askerî savcılık kesin bir kanaate varabilecektir. Önemli olan da, hazırlandığı iddia edilen belgenin sahte veya gerçek olduğunun, askerî yargı tarafından en kısa zamanda ortaya çıkartılmasıdır. Belgenin doğruluğu ispat edilirse, sorumluların yasalar çerçevesinde yargı makamları tarafından cezalandırılacağına ilişkin güvencemiz tamdır. TSK bu konunun en yakın takipçisi olacaktır." denilmiştir. Açıklamada bir de şu ifadeye yer verilmiştir: "TSK, hukuk devleti ilkelerine, hukukun üstünlüğüne bağlıdır ve bu konulara ilişkin en ufak bir çekincesi de bulunmamaktadır. Ayrıca, bugüne kadar bağımsız askerî yargı tarafından uygulanan hukuki süreçler de ortadadır".

ANAYASA MAHKEMESİ'NİN KARARLARI VAR

Şimdi peki bu açıklama kamuoyunu ne oranda tatmin etmiştir; açıklama neden alelacele, kesin olmayan bir kanaate binaen yapılmıştır, niçin bu konuda yargının vereceği karar beklenmemiştir? Sorular çoğaltılabilir. Burada ben bir başka hususu daha tartışmak istiyorum. Acaba askerî mahkeme bu konuda bir karar vermiş olsa bile, bu karar kamuoyunda gerçekten tatmin edici olacak mıdır? Bu soruyu şunun için soruyorum: Dünyada hiçbir demokratik hukuk devletinde emir-komuta hiyerarşisi içinde bir askerî mahkeme bulunmamaktadır. Bir yerde ast-üst ilişkisi mevcut ise bu ilişki mahkemeler için de söz konusu ise orada ne yargı bağımsızlığından, ne yargının tarafsızlığından, ne de âdil bir yargılanmanın varlığından söz edilebilir. Bu tür bir yargılama neticesinde hukuki anlamda maddi gerçekliğe ulaşılabilmesi mümkün değildir.

Nitekim AYM, önüne gelen 24.5.1989 günlü, 3562 sayılı 26.10.1963 tarih ve 357 sayılı Askerî Hâkimler Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun'un 2. maddesine göre: "Subay (Atğm.-Alb.) sicil belgesinin, idari sicil üstlerince askerî hâkim subaylar hakkında düzenleneceği kuralı yer almaktadır. İşbu hükme göre askerî mahkemelerde askerî hâkimlik görevi yapan askerî hâkimler hakkında da idarî sicil üstlerince subay sicil belgesi düzenlenecek ve bu suretle yargı hizmetini yürüten askerî hâkimlerin yükselmelerinde işbu idarî sicil belgeleri değerlendirilecektir". Bu hüküm, yargı bağımsızlığı ve hâkim güvencesi açısından AYM'ce şöyle bir değerlendirmeye tabi tutulmuştur: "...Her kurumun, iyi işleyebilmesi için konulması ve korunması gereken vazgeçilmez ilkeleri, kuralları vardır. TSK'da, söz konusu ilke ve kuralların başında, hiç kuşkusuz disiplin gelir. Askerlik hizmetlerinin yürütülmesinde en büyük etken, âmir-maiyet, ast-üst ilişkileridir. Esasen disiplin; yasalara, nizamlara ve âmirlere mutlak bir itaat, astının ve üstünün hukukuna özen göstermek demektir. Askerlik yukarıdan aşağı otorite, aşağıdan yukarı itaat esasına dayanır. Hiçbir askerî kişi ve kurum bunun dışında tutulamaz. "Askerlik hizmetinin gerekleri"yle "mahkemelerin bağımsızlığı"nı ve "hâkimlik güvencesi"ni koruma yönünden Anayasa'nın buyruğunu yerine getirme amacıyla yapılan bu düzenlemenin gerekli olduğu, araçla amaç arasında ölçüsüz bir oran bulunmadığı, dengenin sağlanmasında uygun aracın seçildiği görülmüş ve bu nedenle inceleme konusu kanun hükmü Anayasa'ya aykırı bulunmamıştır. (E. 1989/17, K. 1990/33, KT: 11.12.1990.)"

Bunun anlamı şudur: Askerî mahkemelerde askerî gereklerle yargı bağımsızlığı ve hâkim güvencesi karşı karşıya geldiğinde, askerî gerekler esas alınır. Askerî gereklerin başında da "askerî disiplin, amiriyet-memuriyet, emir-komuta, üstün emrine mutlak itaat" gelmektedir. Şimdi bu yapılanma içerisinde, âdil bir yargılamanın varlığından söz edilebilir mi? Yargı bağımsızlığı ve hâkim güvencesinin olmadığı, askerî disiplin ve üstün emrine mutlak itaatin söz konusu olduğu bir yargısal mercide maddi gerçekliğin layıkıyla ortaya çıkarılabilmesi mümkün değildir.

Gelelim söz konusu tartışmalı mevzua. Askeriyenin beyni konumunda olan bir birimden bir belgenin varlığı gündeme gelmiştir. Bu belgenin kurumun en gizli mahfiline ait olduğu iddia edilmektedir. Ama iddia doğru ise demokrasi ve hukuk devletine ve anayasal düzene yönelik bir kalkışma söz konusudur. Bu durumun gerçek anlamda kamuoyunu tam tatmin edecek şekilde vuzuha kavuşması ülkemizdeki demokratik hukuk düzeni açısından hayati derecede önemlidir. Oysa bu gerçekliğin layıkıyla ortaya çıkması konusunda kendisine görev yüklenen merci, adil yargılama, yargı bağımsızlığı ve hâkim güvencesinin olmadığı ya da en alt düzeyde olduğu bir mercie verilmiştir. İddiaya konu belgenin çıktığı merci ile onu yargılayan merci aynıdır. Her ikisi de aynı kurum içerisinde yer almaktadır. Bu konuda karar merciinde olan mahkeme de, "emir-komutaya tabi hâkim ve savcıların görev yaptığı bir mahkeme"dir.

DEMOKRATİK ÜLKELERDE EMSALİ YOK

O zaman şunları sormak istiyorum: "Bu yargılama ne oranda âdil ve de maddi gerçekliği gün yüzüne çıkaracaktır; yapılan yargılama ve soruşturma tamamen kamuoyunun bilgisi haricinde tam bir gizli-saklılık içinde yürütüldüğü ve ayrıca soruşturma ve yargılama neticesinde verilecek karar yargı bağımsızlığı ve hâkim güvencesinin olmadığı bir mahkeme tarafından verileceği için, bu karar kamuoyunu ne oranda tatmin edecektir; bu durum, kamuoyunun vicdanını derinden örselemeyecek midir; kamuoyunda bu merkezde şekillenen ağır şüpheden başta TSK olmak üzere askerî yargı kurumu aşırı derecede güven zafiyetine uğramayacak mıdır? Bütün bu sorulara verilecek cevabın negatif olduğunu düşünüyorum.

Gerçekten herkesi tatmin eden bir soruşturma ve yargılamanın yapılabilmesi için, hiçbir demokratik hukuk devletinde bir emsali bulunmayan ve sadece bize özgü bir yapılanma olan askerî mahkemelerin yeniden tartışılması, bu tartışma neticesinde bunlar lağvedilerek, yargılama ve sorgulama işlerinin, tam yargı bağımsızlığı, hâkim güvencesi ve yargının tarafsızlığı ilkesinin cari olduğu adli ve idari yargı mercilerine devredilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, bu konu bugün de 5-10 gün süreyle tartışılıp sümen altında kaybolur gider. Ama Türkiye bu haliyle, demokratik hukuk devleti istikametinde bir arpa boyu yol bile alamaz.

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT