1. YAZARLAR

  2. Kürşat Bumin

  3. 'Emeklisine bir ev 1 araba': Daha iyisi can sağlığı!
Kürşat Bumin

Kürşat Bumin

Yazarın Tüm Yazıları >

'Emeklisine bir ev 1 araba': Daha iyisi can sağlığı!

A+A-

Haber, biraz da malum "belge"nin ortaya düşmesinden dolayı olacak, hak ettiği muameleyi görmedi.

"Haber" derken, OYAK'ın "Sonuçta iş hayatı da bir savaştır", "Askeri ilkelerden hiç şaşmayız", "Bir gün Askeri Prensiplerin İşletmeciliğe Uygulanması adında bir kitap yazacağım" gibi açıklamalarıyla hatırlanan genel müdürü Çoşkun Ulusoy'un "Her emeklimize bir ev bir araba sözünü tuttuk" mealindeki açıklamasından söz ediyorum.

İş dünyasının militarize edilmesine kafayı takmış bu genel müdür, hatırlarsınız, bir dönem elinde tuttuğu bankanın reklamlarını da üzerinde "Emredersiniz!" yazan afişlerle yaptırmıştı.

Neyse, bir ara bazı yazarlar tarafından ciddi biçimde gözden geçirilip, hak ettiği eleştiriyi gören ama sonra –nedense- gözden ırak sessiz bir hayat süren OYAK, genel müdürünün "bir ev bir araba" açıklamasıyla tekrar ortaya çıktı.

Ben beklerdim ki, Ulusoy'un bu açıklaması bir "bomba" (Ordu Yardımlaşma Kurumu'ndan söz ettiğimiz için böyle bir benzetmede bulunuyorum!) etkisi yapsın, ülkenin iş dünyası ve –tabii ki- bu dünyanın yazar-çizerleri tarafından eleştiri bombardımanına (yine benzer bir benzetme çıktı kalemimden) tutulsun.

Genel Müdür güzel bilgiler veriyor: Emekli olduğunda OYAK'tan 441 bin lira alacak olan bir korgeneral, üzerine devletten alacağı emekli ikramiyesini de koyarak Göztepe'de (İstanbul) bir ev, ve altına kıyak bir araba satın alabilir. Emekliye ayrılan bir albayın durumu da fena değil doğrusu: 248 bin Oyak'tan + emekli ikramiyesi. Bana şaşırtıcı gelen rakam, bir başçavuş emeklisi için ödenen şu miktardı: 195 bin 770 lira Oyak'tan + emekli ikramiyesi.

Görüyorsunuz, gerçekten de "bir ev bir araba" artık hayal değil. Ama unutmayın: OYAK mensubuysanız tabii ki. Yoksa, eskinin "emekli ikramiyesi=bir ev" hesabı sizin için çoktan hayal olmuş durumda.

İşte, ülkenin iş dünyasının, bu dünyanın yazar-çizerlerinin gecikmeden üzerine atlaması gereken bu hesaptı.

Bu nasıl oluyordu? Bir tarafta emeklilik ikramiyesi ile borcunu harcını ancak kapatabilen, "bir ev bir araba"dan söz edilmesini "dalga mı geçiyorsunuz?" diyerek karşılayan yüz binlerce memur ve işçi emeklisi, diğer tarafta ise –gerçekten- hiç de fena olmayan bir rahat emekliliğe hazırlanan OYAK üyeleri.

Bunun ilgili kişilerce hesabının yapılması, OYAK dışında kalanları yarı açlığa mahkûm eden rejimin topa tutulması (yine!) ve de sonuç olarak Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) vakit geçirmeden Çoşkun Ulusoy'un yönetimi altına sokulması gerekmez miydi? Zaten dikkat ederseniz, Ulusoy bu konuda iddialı da konuşuyor: "Versinler bize SGK'ya da aynı sistemi uygulayalım."

Hadi durmayın, gecikmeyin, verin bu kurumu da bir an önce OYAK'ın yönetimine ki, "bir ev bir araba" çalışma hayatımızın "milli slogan"ı olsun!

Genel müdür ortaya öyle bir hesap çıkarıyor ki, "şapka!" doğrusu. Bakın mesela:

"1969'da göreve başlayan ve şu an korgeneral olan bir asker üyeliği süresince 15 bin 760 TL nominal değerde aidat ödedi. Buna karşılık bu aidatlar OYAK'ta değerlendirilerek 441 bin 404 TL'lik bir değere ulaştı. Oysa korgenerale emekli olduğunda SGK'nın ödeyeceği emeklilik yardımı ise 64 bin 578'de kalıyor."

Genel müdür iddialı: "Modeli ihraç edebiliriz, polise öğretmene uyarlıyabiliriz."

Görüyorsunuz; bu işte bir hesap hatası olmalı. Tamam, bugün SGK olarak anılan resmi emeklilik fonları yıllarca kötü yönetilip bu sandıklarda biriken meblağ çarçur edilmedi değil. Ama her şeye rağmen OYAK'ın hesabı yine de çok şaşırtıcı değil mi? Başımıza gelenler sadece kötü yönetimin bir sonucu mu, yoksa ne kadar doğru yönetilirse yönetilsin, söz konusu fonlar asla ve asla OYAK'ın ulaştığı kârlılığı yakalayamazlar mıydı? Yani sözün kısası, yoksa OYAK bu muhteşem gelişmeyi sahip olduğu bazı çok özel şartlara mı borçluydu. (Cevap: Hem de nasıl!)

İsterseniz, bu "özel şartlar"ın –bir kere daha- hatırlatılmasını yarınki yazıya bırakıp, bugünü "bir ev bir araba" sloganı çerçevesinde Ulusoy ile konuşan bir "ekonomi yazarı"nın, Hürriyet'ten Vahap Munyar'ın yazısının genel bir değerlendirmesini yaparak kapayalım.

Bu yazı, "görülmemiş şey" dediğimin çok iyi bir örneği. Yazar "Ekonomi" sayfasında okurlarına öyle bir OYAK portresi çiziyor ki, "ekonomi"den anladığı bu kadar ise battık demektir!

Yazarı "bir ev bir araba" çerçevesinde ilgilendiren tek husus "Ekonomi", yani "kapitalizm"in sayfasına kurulmasına rağmen- OYAK'ın genel kurul üyesi olan bir "kuvvet komutanı"nın (gerisini varın siz anlayın!) genel kurula sunduğu bir önerinin üyeler tarafından nasıl geri çevrildiğinden ibaret! Yani "ekonomik akıl" OYAK'ta o derece güçlü ki, değil "kuvvet komutanı" hiçbir asker üyenin ekonomi dışı önerisi ciddiye alınamaz!

Hakkını yemeyelim, Vahap Munyar, genel müdüre bir iki soru daha yöneltiyor. Mesela "Oyak'ın genel kurul üyeleri arasında başka kimler var?" gibi. (Bu da soru mu şimdi. Aç kanunu ve gör kimler kimler var!) Enteresan bir durum da, gazetecinin genel müdürün "Denetleme Kurulu" ve "Genel Kurul" üyelerini sayarken hiç mi hiç tepki göstermemesi. Genel kurulda genelkurmay başkanı, kuvvet komutanları, TOBB Başkanı, Türkiye Bankalar Birliği Başkanı, denetleme kurulu içinde ise Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu Başkanı, Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı gibi şahsiyetlerin yer alıyor olması, "ekonomi yazarı"nı hiç mi hiç ilgilendirmiyor. Bu tablo son derece tabii yani!

Çok şaşırtıcı doğrusu; bu mudur "serbest piyasa ekonomisi" denilen şey? Bu mudur "ekonomik akıl"? Ve nihayet bu mudur "kapitalizm"?

Yarın devam ederiz.

YENİ ŞAFAK

 

YAZIYA YORUM KAT