1. YAZARLAR

  2. Suat Yıldırım

  3. Elmalılı'nın meali veya sahipsizliğin meali
Suat Yıldırım

Suat Yıldırım

Yazarın Tüm Yazıları >

Elmalılı'nın meali veya sahipsizliğin meali

A+A-

Merhum büyük müfessir Elmalılı M. Hamdi Yazır'ın Kur'an-ı Kerim Meali'nin çok sayıda basımları yapıldı. Şahsen bunlardan on iki farklı yayınevi tarafından yayınlanan baskıları tespit ettim.

Muhtemelen haberdar olmadıklarım da bulunmaktadır. Ne var ki bunlardan sadece bir basımı İslamoğlu Yayınları, 1993) eserin aynısıdır. Geri kalanları hazırlayan zatlar tarafından sadeleştirilmiştir. Bu durumda, adeta basımlar adedince farklı sayılabilecek metinler ortaya çıkmıştır. Geniş okuyucu kitlesi bundan haberdar değildir. Bunlardan herhangi bir basımı okuyan, Elmalılı'nın mealini okuduğunu zannediyor. Okuyucuların bir kısmı değiştirildiğini bilse de, bunun muteber tek sadeleştirme olduğunu düşünüyor. Oysa farklı Elmalılı neşirlerinin asli (orijinal) metinle ve diğer her bir meal metniyle aralarındaki fark, neredeyse farklı yazarlar tarafından yapılmış mealler arasındaki fark kadar fazladır. Bunun başlıca sebebi şu olsa gerektir: Sadeleştiren her yazar, niçin neşr ettiğinin gerekçesini teşkil etmesi için, kendisine göre yeni bir metin sunma ihtiyacı duymaktadır. Belki telif hakları mülahazaları da söz konusu olmaktadır. Bu da aynı eserin onbirinci, onikinci ilh. şeklini ortaya çıkarmaktadır. Bu tuhaflığa dikkat çeken fikir ve kalem erbabının olduğunu görmediğim için, bir tefsir profesörü olarak, konu üzerinde durmayı bir sorumluluk bildim: Allah'a karşı, ilim emanetine karşı, merhum müfessirimize karşı ve nihayet iyi niyetli okuyucu kitlemize karşı bir sorumluluk!

Her şeyden önce şunu düşümemiz lazım: Merhum müfessirimiz, mealini müstakil bir eser olarak mı kaleme aldı, yoksa tefsirinin bir parçası olarak mı yazdı? Acizane kanaatimce o, bağımsız olarak yayınlanıp okunmak üzere değil, tefsiriyle beraber okunacağını düşünerek hazırlamıştır. Bu kanaatimi oluşturan sebepler şunlardır: Evvelen: Bunu, meal hakkında tefsirinin önsözünde yazdıklarından çıkarmak mümkündür (Mesela şöyle der: "Sonra mefhum tarzında bir meal yazmaya başladım." "Meal: bir şeyi eksiltmek " manasına da gelir (...) Bizim meal tabirini tercih etmemiz de bu eksiklikten dolayıdır"). Saniyen: Mealinde sık sık kırık cümle, devrik cümle kullanır. Nitekim eseri sadeleştirenlerin, bu kullanışları, Türkçe yazı üslubuna pek uygun görmediklerinden böyle cümleleri yeniden kurduklarını görürüz. Salisen: Zaman zaman Türkçede kullanılmayan kelimeler kullandığını, Kur'an'ın aslındaki tabirleri aynen aktardığını, böylece ancak tefsir sayesinde anlaşılabilecek terimler kullandığını veya anlaşılması pek zor, mücmel (çok kısa) bir çeviri yapıp bıraktığını görürüz. (Az sonra mealinden yapacağımız bazı iktibaslar, aynı zamanda bu hususa da örnek teşkil etmektedir.) İşte bütün bunlar müfessirimizin, mealini tefsiriyle birlikte okunmak mülahazasıyla yazdığını göstermektedir.

Merhum'un meali böyle yazmasında, tefsirini ve mealini yazdığı senelerde "Türkçe Kur'an" iddialarının etkisi olmuş mudur? Bizce bu ihtimal söz konusu olabilir. Zira o dönemde bazı ünlü hafızların Türkçe tercümeler tilavet etme denemelerini biliyoruz. Ama bu ihtimal bir tarafa, şimdiki vakıa karşısında her birimiz kendimize düşen görevi yerine getirmek mecburiyetindeyiz. Yayıncılarımız mealin aslını neşretmek isterlerse bunu yapabilirler. Zira bu, hiç değilse eserin müellifinin kaleminden çıkmıştır. Ama mealin mealini hazırlatıp yayınlamanın ciddi bir gerekçesi yoktur. Öyle anlaşılıyor ki yayıncılar, aslının anlaşılmasını sorunlu gördüklerinden onu neşretmek istemiyorlar. Fakat mealin mealinin mealini ilh. yayınlamak ve bunu Elmalılı M. Hamdi Yazır'a mal etmek, ciddiyetle bağdaştırılamaz. Belli ki bunu yapmanın gayesi, onun şöhretinden maddî yarar sağlamaktır. Gerçekten bu bir vebaldir ve bu vebali yüklenmekten kaçınmak gereklidir. Büyük müfessirimizi on-onbeş değişik kılığa sokmayı, hangi vicdan meşru görebilir? Az sonra iktibas edeceğimiz birkaç numuneden anlaşılacağı üzere bu sadeleştirmelerde, şimdi az kullanılan kelimelere yeni karşılık vermekle yetinilmemiş, üslup değişiklikleri yapılmş, hatta Elmalılının yazıp herkesin kullandığı Türkçe kelimeler bile bazen değiştirilmiştir. Bu değiştirmelerden haberi olmayıp, büyük alimin Kur'an Meali'ni dağıttırarak dine hizmet etmek isteyen bir kısım hayırseverlerin de basımları finanse ettikleri anlaşılmaktadır. Zira Kur'an mealini 1 YTL gibi sembolik bir fiyata dağıtma, bunu göstermektedir.

Ben makalemin sonunda -yer müsait olmadığından- yalnız bir ayet mealindeki farklılıkları iktibas ederek, ne derece değişik Elmalılı ile karşılaştığımızı ortaya koyacağım. Maalesef mealin tamamı için benzer değişiklik söz konusudur. Mealleri sadeleştiren zevatın adlarını yazmayacağım. Bunun yerine yayınevlerinin (makalemde yer verdiğim sekiz yayınevinden başka İşaret, Frekans, Motif ve Huzur -2. Farklı yayın-neşirleri de yapılmıştır.) isimlerini vererek meallere atıfta bulunacağım. Zira bu makalede işimiz şahsiyat yapmak olmadığı gibi, bu çalışmaları değerlendirmek ve eleştirmek de değildir. Maksadımız, usul olarak, değiştirme işini ele almaktır. Sadece şu temennimi dile getirebilirim: Bu zevatın mealin tamamını elden geçirip büyük zahmet çektikleri görülüyor. Bunu yapmak yerine, kendileri birer meal hazırlayabilirlerdi. İşaret ettiğimiz neşirler içinden, yalnız İslamoğlu Yayıncılık eseri aslında olduğu gibi yayınlamış, bazen ihtiyaç duyduğu açıklamaları parantez içine koymuş, bunları Elmalılının tefsirinden aldığı yerleri dipnotta göstermiştir. Bu da bizim, bu meali tefsirle birlikte okumamız gerektiğine dair fikrimizi pekiştirmektedir.

Hassasiyetlere dokunmadan, kimseyi kırmak istemeden sadece şunu ifade etmekle yetinmek istiyorum: Netice olarak: Özetlediğim bilgiler ışığında kanaatimce bu kitabı, neredeyse bütün cümlelerini değiştirerek yayınlamak, ilmen ve ahlaken doğru değildir. Makul gerekçesi olmadan yüz binlerce nüshayı isim satmak için yayınlamak büyük israftır. Bu işte dahli olan Müslüman Türk milleti mensupları olarak, lütfen bu ayıba son verelim.

Mealdeki değişikliklerden bir numune

A'raf Sûresi, 2-3. ayet:

Diyanet İş. Bşk. (1935-39, Asıl): "Bir kitab ki sana indirildi, sakın bundan dolayı yüreğinde bir sıkıntı olmasın da bununla inzar edesin, mü'minlere de şu bir ihtar: "Rabbinizden size indirilene ittiba edin, onsuz bir takım veliylere ittiba etmeyin, siz pek az düşünüyorsunuz."

İslamoğlu Yay. ,1993: "Bir kitab ki sana indirildi, sakın bundan dolayı yüreğinde bir sıkıntı olmasın da bununla inzar edesin! (Mü'minlere de şu bir ihtar): Rabbinizden size indirilene ittiba edin (uyun), O'nsuz birtakım velilere ittiba etmeyin! Siz pek az düşünüyorsunuz"

Huzur Yay., 1994: "Bu, kendisiyle uyarasın diye ve mü'minlere bir ihtar olmak üzere sana indirilen bir kitaptır; sakın bundan dolayı yüreğinde bir sıkıntı olmasın! Rabbinizden size indirilene uyun, O'nsuz başka velilere uymayın! Sizler pek az düşünüyorsunuz!"

Azim Dağıtım, 1992: "(Bu) sana indirilen bir kitap'tır. Onunla (insanları) uyarman ve inananlara öğüt (vermen) hususunda göğsünde bir sıkıntı olmasın. (Ey insanlar) Rabbinizden size indirilene uyun ve O'ndan başka dostlara uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!"

Hikmet Neşriyat, 2006: "(Ey Muhammed! Bu Kur'an) sana indirilen bir Kitap'tır. Onunla (kâfirleri) korkutman ve mü'minlere öğüt vermen için (indirildi). Ondan ötürü göğsünde bir harac (darlık) olmasın! (Onlara de ki:) Rabbinizden size indirilene (Kur'an'a ) tabi olun. Sakın O'ndan (Allah'tan) başka dostlara tabi olmayın. Siz ne kadar da az hatırlıyor (ve nasihat alıyor)sunuz!"

Vera Yay., 2008: "(Bu) kendisiyle (insanları) uyarasın diye sana indirilen bir kitaptır. Bundan dolayı göğsünde bir darlık olmasın. O, müminlere bir uyarıdır. Rabbinizden size indirilene uyun. Onun dışındakileri koruyucu edinmeyin. Siz çok az düşünüyorsunuz!"

Şenyıldız Yay., 1997: "Bir kitab ki, sana indirildi, sakın bundan dolayı yüreğinde bir sıkıntı olmasın! Bununla kâfirleri uyarıp mü'minlere de öğüt veresin! Rabbinizden size indirilene uyun! O'ndan başka birtakım dostlara uymayın! Sizler çok az düşünüyorsunuz."

Ayfa Basın, 2007: "Bu bir kitaptır ki sana indirildi... Sakın bundan dolayı yüreğinde bir sıkıntı olmasın da bununla (insanları) uyarasın... İnananlara da şu bir uyarı: "Rabbinizden size indirilene uyun, onsuz birtakım velilere uymayın... Siz pek az düşünüyorsunuz."

(Başlıktaki ikinci "meal" hem "akıbet" hem de "meal" anlamında kullanılmıştır.)

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT