Eliaçık ile Yüksel'den İbretlik Röportajlar

24.08.2011 04:37
Eliaçık ile Yükselden İbretlik Röportajlar
Dipnot.tv İhsan Eliaçık ile Taraf gazetesi ise Edip Yüksel ile röportaj gerçekleştiriyor. Sözler tam bir ibret vesikası...

Her iki röportajı da yorum yapmadan okuyucularımızın yorumuna sunuyoruz:

Dipnot.tv’nin İhsan Eliaçık’la Röportajı:

Kuran’da Yahudiler ve Bedeviler’i lanetleyen ve olumsuzlayan çok sayıda sure var. Başka kavimlerle ilgili benzer ayetler var ancak Yahudi ve  Bedeviler hala varlığını devam ettiren uluslar özellikle bu yüzden bu iki kavmi soruyorum. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?

Bu kavimler ulusal kimlikler olarak lanetlenmiyor. Yahudi veya bedevi kabilesinden doğan herkes Allah tarafından lanetlenmiştir diye bir şey yok. Davranışları itibariyle lanetleniyor. Ve o günkü davranışları ön plana çıkartılıyor. O davranışlara bundan sonra yeryüzünde her kim sahipse Allahın lanetlerine maruz kalmış ve kalacaktır denmek isteniyor. Bu kabilelerin ayetlere bakarsanız lanetlenmesinin nedeni mal hırsıdır, faizdir. Allah onlara Cumartesi yasağına riayet etmedikleri için aşağılık maymunlar olun der.. Cumartesi yasağı nedir? Hz. Musa zamanında cumartesi yasağı infak günüdür. Altı gün çalışırsın, yedinci gün biriktirdiklerini paylaşırsın. Cumartesi günü paylaşma, mülkiyet edinmeme günüydü. Yahudiler buna riayet etmiyor ve o zaman çok değerli olan balığı avlamak için Cuma gecesinden ağı ırmağa atıyorlar tüm cumartesi günü ağ ırmakta kalıyordu. Pazar günü gelip ağları topluyorlardı. Böylece cumartesi günü herhangi bir şeye sahip olmamış oluyorlar şeriatın emrine riayet etmiş oluyorlardı. Mal edinme hırslarından vazgeçmiyorlardı. Bunun üzerine kuran onlara, aşağılık maymunlar olun ve onları domuzlara dönüştürdük dedi. Kuranda domuz her şeyi yemenin, yemekte sınır tanımamanın, aşağılık maymunda mal hırsının aç gözlülüğün sembolüdür.

Bedevilerde aynı nedenle Kuran’da anılmaktadır. Bedevilerde Kuran’ın ritüellerini kabul edip ibadet ediyor ancak mal vermeye gelince yanaşmıyorlardı. Bedevi derken çölde yaşayan kavim değil, bu saydığım Araplar kastedilmektedir. Bedevi kelimesi Bedavet kökünden gelir. Yeni başlayan demektir. İptidai olan dinin ruhuna, özüne inememiş olan demektir. Kuranın esas amacını anlayamamış olandır. Kuran’ın esas amacı paylaşmaktır infak etmektir. Bunu anlamayan bedevidir. Mal düşkünlerinin dinin sınırlarını tanımama, dini anlamaması normaldir. Malın ne kadar çoksa dini o kadar geç anlarsın hatta hiç  anlamıyorlar. İnsan paylaşımcıysa dini anlaması da kolay olur.  Kuran’ı Kerim: kerim ne demek cömertlik demek. Cömertliği emreden ayetlerin toplamından oluşan kitap demek Kuran’ Kerim.

Kuran’da uluslar ile ilgili ayetlerde görüyoruz. Bugün üzerinden değerlendirirsek Kürt Sorununda İslami çözüm nasıl olmalıdır?

Kuran ulusları ve halkları kabul ediyor. Sizi yarattık birbirinizle tanışasınız diye halklar ve kabileler şeklinde yarattık diyor. Tüm uluslar eşittir. Bir kabilenin sahip olduğu her şeye diğer kabilenin de sahip olma hakkı vardır. Eşitlik sağlandığı zaman mesele çözülmüş olur. İnsan  nasıl yaratıldıysa o hal üzere olmalıdır. Bana Türkün yapıp ta Kürdün yapamadığı bir şey göster işte bu zulümdür. Yani Türk kendisi yapabilecek ama Kürt kendisi üzerinden, Kürtlük üzerinden yapamayacak. Sen ekmek diyeceksin o nan diyemeyecek olmaz. Sen Türkçe anadilde eğitim yapabileceksin o yapamayacak olmaz. O ne yapıyorsa diğeri de yapabilmelidir. Bu sadece Kürt Türk için geçerli değil. Bütün halklar eşittir.

Buna Müslüman olmayan halklarda dahil mi?

Müslüman olsun olmasın eşittir. Ama iman ederseniz üstünsünüzdür. Bu diğerinden üstün olduğunuz anlamına gelmez. İman ettiğiniz şey itibariyle üstünsünüz demektir.

Hud suresi 114. ayete bakarak namazın beş vakit olmadığı gibi bir sonuç çıkar mı?

Namazın esasında Kuran’daki ifadelere  ve peygamberimizin uygulamalarına baktığımızda iki ile yedi vakit arasında olduğu sonucu çıkabilir. Kurandaki bazı ayetlerden iki, bazılarından üç, bazılarından dört ve beş vakit olduğu sonucu çıkabilir. Peygamberimiz Mekke’de onüç yıl boyunca sabah ve akşam olmak üzere iki vakit namaz kılmıştır. Medine’de üç vakit kılmış, fakat kıldığı vaktin arasını açarak kılmış. Akşam ezanı okununca üç rekat namaz kılmış, ara biraz daha açılınca dört rekat daha namaz kılmış. Buna yatsı namazı demişler. Sonra öğleye doğru namaz kılmış saat 10.00 gibi (kuşluk). Daha sonra gece namazına kalkmış (teheccüd). Bunların hepsini toplarsanız iki ile yedi arasında değişiyor. Peygamberimizin vefatından sonra beş vakti ezan olarak dondurmuşlar. Bana sorarsanız multi vakit uygulaması yapılmalıdır. Ne demek multi vakit? Çoklu vakit. İlla beş vakit olacak diye bir kural yok.  İnsanlar durumuna göre namaz kılmalıdır. Bence şimdi şehirde yaşayanlar için namaz üç vakitte (cem) olabilir. Sabah işe giderken (sabah), öğle paydosunda (öğle-ikindi) kılarsın, birde mesai sonunda dönünce (akşam-yatsı) kılarsın. O zaman hiç sorun olmaz.

Hud suresi 44. ayete göre Nuh’un gemisi Cudi’de karaya vuruyor. Buradan uygarlığın Cudi dağında kurulduğu sonucunu çıkartabilir miyiz?

Nuh Tufanında bütün insanlık yok olmadı. Sadece sel basan yerlerdeki insanlar öldü. Orda bulunanlar zarar gördüler. Ama insanlığın büyük çoğunluğu zarar gördü. Çünkü o zamanlar Ortadoğu’da insanlar bu kadar yayılmamıştı. O bölgeyi sel basınca büyük çoğunluk öldü, az sayıda insan kaldı ve kalanlar insan soyunu devam ettirdi. Oradaki Cudi’de bir dağ mıdır, herhangi bir tepemidir bilmiyorum Cudi Arapça tepe anlamına gelir. Nuh tufanının Kuran’daki bütün kıssalarda olduğu gibi bir sembolik, bir hakiki yorumu birde mecazi anlamı   vardır. Hakiki yorumu o bölgeyi sel basması, bazı insanların  gemiyle kurtulması, sel sonrasında yeni bir şehir kurmasıdır. Yani bu anlayışta, bu yorumda Nuh tufanı bugünde olan sel felaketlerinden birini anlatıyor. İkinci yorumda ise kokuşmuş ve çürümüş toplumun tufanla alt üst olmasını ve yeniden kurulmasını anlatıyor. Oradaki tufan bir toplumsal alt üst oluş ve devrimi ifade eder. Toplum çürümeye başladığı zaman, içerisindeki diri unsurlar harekete geçer. Toplumu baskı altında tutan güçler alt üst olur tufan budur. Sonra yeni bir hayat kurulur. Tufandan sonra hayatın kurulması bu manaya gelir. Buda sembolik yorumudur.

İlgili ayetlerin hiçbirinde domuz eti, kan, ölü hayvan ve Allahın adı anılarak kesilmemiş hayvanlar dışındaki hayvanların yenilmemesi ve haram olduğuna dair bir ibare yok. Bu sayılanlar dışındaki hayvanlar yenilebilir mi?

Başka bir ayette Peygamber size pis olan şeyleri yasaklar, temiz olan şeyleri serbest bırakır der. Peygamberde bu ayete dayanarak bu sayılanların dışında kalan temiz ve pis olan şeylerin ne olacağını belirliyor. Köpek, at, eşek eti yemeyin diyor. Peygamber bunu belirleyebiliyor. Genel tariften yola çıkarak onu biraz daha ayrıntılandırmış. Sembolik anlamda leş yemek, ölü eti yemek; insan eti yemek demektir. Kan içmek insan kanı içmek demektir, Allahın izin verdiğini kesmek ise, savaşmak kan dökmek gerekiyorsa buna Allahın izin vermiş olması gerekir demektir. Allahın izni olmadan kan dökemezsin.

 Cihatla ilgili ayetler hakkında ne düşünüyorsunuz?

Onlar savaş ayetleridir. Savaş esnasında gelen ayetlerdir bunlar. İki taraf savaşırken gelen ayetlerdeki öldürün hükümlerini bugüne uyarlayamazsınız.  Bu ayetlerde belirtilen kafir dine inanmayan değildir. Kafir mülk ve servet sahibi olup mülk ve serveti ile yoksulları ezenlerdir.

Cihatı  bugüne uyarlarsak nasıl anlamalıyız?

Cihatın amacı İslamiyet’i yaymak, Müslüman olmayanları Müslüman yapmak için yapılan bir davet ya da gayret değildir. Tam tersine insanların Müslüman olabilecekleri özgürlük koşullarını var edebilmek için mücadele etmektir cihat.  Dolayısıyla cihat hak ve özgürlüklerin kazanıldığı zorbalığın ve yoksulluğun olmadığı bir düzenin çabasıdır. Böyle bir düzen kurulduktan sonra insanlar isterlerse Müslüman olurlar isterlerse olmazlar.

Bir çok ayette köleliğin kaldırıldığına dair kesin bir hüküm göremiyoruz. Köle azad etmeyi özendiren ayetler yerine niye kölelik kaldırılsın şeklinde kesin bir hüküm yok?

O günkü kölelik kalksın ifadesinin söyleniş şekilleri bunlar. Mesela Beled suresinde kölelere özgürlük diyor. Kölelerin özgür olmasını sağlayın. Peygamberliğinde ikinci yılında gelmiş bu ayet. Daha bundan sonra 22-23 yıl devam etmiş Kuran’ın gelmesi. Operasyondur bu,  köleliğin kaldırılmasına karar sürmüştür. Kölelik kalktıktan sonra geriye dönülemez. Köleliği kaldır deyince birçok insan buna uymazdı. Ayette diyor ki; size yokuş tırmanmak gibi zor gelen şeyi söyleyeyim mi? Kölelerinizi özgürlüğe kavuşturmak. Nitekim birçoğu kölelerini azad etmiyor. Çünkü köle ticareti var, bu işten çok  para kazanılıyor.  Ebu Süfyan’ın karısı da şöyle söylüyor. Muhammed gelecek yıl yanımız çalışacak köle bırakmayacak. Bunu zamana yaymış. Sen şu anda bütün borçluların borcu kalkmıştır desen kalkar mı? Alacaklılar alacaklarını istemeye devam etmez. Bunun için zamana ihtiyaç var. Her fırsatta borç ödeyeceksin sonra borcun kalmayacak. Buna benzetebiliriz. 

İnsanın yaratılışına dair onlarca ayet var. Bunların bazılarında insanın topraktan bazılarının sudan yaratıldığı söyleniyor. Hangisi doğru?

Bunlar biyolojik açıklamalar değil dini metafizik açıklamalar. Nedir arasındaki fark. Biyolojik açıklamada insanın kökenin sudan evrim sonucu bu düzeye geldiğini anlatabilirsin. Buradaysa insanın kökenini ifade etmekten ziyade, yaratılış itibariyle insanın hangi tabiat varlıklarının hamurundan çıktığı ifade edilir. Yeryüzünde bir toprak ve su var zaten. Toprak yeryüzünde, sularda denizlerdir. Siz buradan geldiniz der. Birde ateş vardır. Cinleri ateşten yarattık der. Birde hava vardır. Taibatın dört unsuru hava su ateş ve toprak. Eski yunan felsefesinde de vardır bu. İnsanlar bunlardan ya  da bunların bir karışımından ama tabiattan, doğadan geliyorlar. Bu nasıl olmuş olabilir? Evrimcilerin dediği gibi suda hayat başlamış oradan gelişen  bir evrimle toprağa çıkmış, sonra yürür, iki ayağının üzerine doğrulmuş olabilir. Bu bir açıklama ve böyle olabileceğine inanıyorum. Bunda bir mahsur yok. Topraktan yaratılma esasında topraktan gelen şeyle yaratılma manasındadır. Biz topraktan gelen mahsulleri yeriz. Erkekte sperm, kadında yumurtalık oluşur. Kadın ve erkek birleşir ve buradan yeni bir Adem yaratılır. Böylelikle topraktan gelen gıdalarla yeni Adem’ler yaratılır ve hala yaratılmaya devam edilmektedir. Su ise hem kadından hem erkekten gelen akıntıdır. İçtiğin suda topraktan gelen gıdada yeni yaratılış tohumlarını oluşturur. Tevrat’ta geçtiği gibi çamurdan çömlek yapılır gibi yapılmışta can verilmişte… Bu Kuran’ın sembolik dilini anlamamaktır, çocukça bir yorumdur. Ekmek aslanın ağzında diyorum adam gidiyor hayvanat bahçesinde aslanın ağzında ekmek arıyor. Niye ayette böyle geçiyor diye. Kuranın ayetlerini böyle anlıyorlar. Yasak ağaç, meyve.. Bunların birçoğu dini metafizik  deyimlerdir, benzetmelerdir. Niye dobra dobra söylememiş diyorlar. Yahu dilimizde de böyle konuşuluyor.

İsra suresi 101 ayette “ve andolsun biz Musa’ya apaçık dokuz ayet verdik” diyor. Burada kastedilen on emir mi? Eğer böyleyse kadim bilgilerimiz bize dokuz değil on emir olduğunu söylüyor. Hangisi doğru dokuz mu on mu?

Cumartesi yasağı daha sonra kaldırıldı. Bu ayet kaldırıldıktan sonra dokuz ayet kalıyor. Birde iki ifade; Komşuna karşı yalan şahitlik yapmayacaksın ile Komşunun evine tamah etmeyeceksin, komşunun karısına, yahut kölesine, yahut cariyesine, yahut öküzüne, yahut eşeğine, yahut komşunun hiçbir şeyine tamah etmeyeceksin... diye belirtilen iki ayet tek bir ayette sayılabiliyor.

Eşcinsellik meselesine gelirsek, sadece lût kavminin helak edilmesi ile ilgili ayetlerde eşcinsellik meselesi ile karşılaşıyoruz. Ve burada eşcinsellikten sapkınlık, çürüme, yoldan çıkma gibi ibareler kullanılıyor. Siz aynı düşüncede misiniz?

Lût kavminde eşcinsel ilişki kavmin zenginlikten şımarmış ileri gelenlerinin bir davranışı olarak görülür. Bu ayetler eşcinselleri değil, eşcinsellerle ilişkiye girmek isteyenleri eleştiriyor. Misafirlerle ilişkiye girmek isteyenleri eleştiriyor. Tecavüz edeni eleştiriyor, tecavüz edilmek isteneni değil. Bu kavmin zenginlikten şımarmış ileri gelenlerinin davranışıdır demiştik. İçki, kumar, eşcinsellik hep bu zümrelerin davranışları olarak görülür. Zenginlerde bu heves vardır. Çünkü eşcinsel ilişki yüksek derecede bir haz dışında bir şey vermez. Kadınla ilişkiye girersen evlenmek zorunda kalabilirsin, çocuğun olur, sorumluluk almak zorunda kalırsın. Eşcinsel ilişkide böyle değildir. Sadece anlık haz vardır. İnsanlar bu sorumlulukları almamak için kadınları bırakıp erkeklere gidiyorlar. Bunun için eşcinselliği uygun bulmuyorum.

Kuranda geçen recm, el kesme, kısasa kısas, sopayla dövme gibi cezaların bugün uygulanması gerektiğini düşünüyor musunuz?

Bu saydıkların dışında cezalar da olmuştur. Bunlar tarihsel hükümlerdir. Aslolan eşitliğin, adaletin sağlanması, yoksulluğun kalkmasıdır. Hırsız zenginin malını çalan yoksul değildir. Yoksulun emeğini sömüren zengindir. Hırsızın elini kesmek demek zenginlerin kurdukları düzenin hortumlarını kesmek demektir. İlla orda adamın elini keseceksin diye bir şey yok. Ama şu anda hırsız yoksul olarak anlaşılıyor. Baklava çalan gariban anlaşılıyor. Hırsız aşağıda olan değil yukarıda olandır. Adam aç kalmış ne yapsın kardeşim.

Mecazi anlamı böyledir. Ama Araplar arasında el kesme cezası uygulanıyor. Zina yapana da sopa vurun diyor mesela. İlla sopa vurmana gerek yok. Bunlar tarihsel hükümlerdir. Evrensel hükümlerin bir halkta, bir kabilede nasıl uygulanacağının yerel örnekleridir. Eğer sen başka yollarla bunların önüne geçebiliyorsan serbestlik verilmiştir.

Mümtehine suresine göre kafirler ile müminler evlenemezler. Bu düşünceye katılıyor musunuz?

Kafir değil müşrikler. Müşrik orada savaş halindeki düşman demektir. Yani Mekkedeki düşmanlarınıza kız vermeyin diyor. Mekke ve Medine arasındaki savaş nedeniyle böyle evlilikler başka gelişmelere neden olabilir diyerek yasaklanıyor. Ama öbür taraftan deniyor ki, ehli kitab kadınlarıyla evlenebilirsiniz. Hristiyan Yahudi kadınlarla iffetli olmak, aldatmamak, mehirlerini vermek suretiyle evlenebilirsiniz. Demek ki itikat farkı evlenmeye engel değil. Çünkü müşrikler puta tapıyor diye bu yasağın geldiği sanılıyor, halbuki savaş olduğu için böyle bir ayet var. Yahudi ve Hıristiyanlarla savaş yok ve bu yönde bir hükümde yok. Daha sonra gelenler müşriklerinde ehli kitap kapsamında olduğunu düşünerek müşriklerden de kız alınabileceğini ama kız verilemeyeceğini söylüyor. Şimdi diğer ayetleri göz önünde bulundurduğumuzda eğer bir adam dürüstse, ehli namus ve iffetli ise, aldatmayacak birisi ise hangi inançta  olduğu bana göre önemli değildir. bu tamamen kişisel kararlarına bağlıdır. Şu anda kendisine Müslüman diyen adamada başka bir Müslüman’a kız vermiyor.  Yok işin yok diyor. Yok kızıma bakamazsın diyor. Aynı şekilde gayrimüslim ya da ateist birine de aynı muameleyi çekiyorlar. Sen dürüst olduğuna, aldatmayacağına inanıyorsan niye evlenmeyesin ki. Evlilikte aranan maksat nedir. Bana göre dürüstlüktür, iffettir. Çocukların yetiştirilmesinde bir sorun olmayacağını düşünüyorsan evlenmekte mahsur yok.

Ali Mandillioğlu (Dipnot tv)


 

Taraf Gazetesinin Edip Yüksel’le Röportajı:

Siz İslam’da nasıl bir reform öneriyorsunuz?

Hadisle sünnetin reddedilmesi gerekiyor. Çünkü epistemolojik olarak, yöntem olarak tutarsız . “Kur’an yetersiz” dediğin noktada Kur’anla çelişirsin. Kur’an, kendisinin mufassal, detaylı olduğunu, Allahın kitabı olarak hidayet için yeterli olduğunu söylüyor.

Ayrıca hadisleri neye göre seçiyorsun? Diyor ki “Kur’an’a uygun hadisleri”. Güzel kardeşim, sen kafana göre Kur’an’a uygun zannettiklerini alıyorsun. Kur’ana uygunsa zaten, en güzel biçimde orada var. Aynı mantıkla Çin atasözlerinden de alabilirsin Marx’ın Kapital’inden de alabilirsin.

‘Mikrop’ diye nitelediğiniz hadislerden örnek verir misiniz?

Mesela Buhari mikrop dolu felaketli bir kitap. Peygamber cinsel sapık ona göre. Bir gecede 9 kadınla cinsi münasebet kuruyor. Bu hadisi rivayet eden kim? Peygamberi dikizlemiş. Bağışlayın beni bunu söylediğim için. Bir hadise göre peygamber 30 erkek gücündeymiş. E bu Kur’an’la çelişiyor. Kur’an diyor ki “De ki; ben de sizin gibi bir beşerim.” Bizim gibi beşer, superman değil, seks manyağı değil. Ama hadise göre 30 erkek gücünde 9 kadınla şeyediyor. Matematik de bilsen 30-9; 21 erkek gücü boşlukta kaldı, “onu ne yapıyor” diye sorarsın.

Öyle rezaletler var ki orada. Ey Sünniler, kıl bırakıyorsunuz peygamberin sünneti diye ağzınızı misvakla şeyediyorsunuz, tuvalete sol ayakla giriyorsunuz. Kıldan tüyden şeyleri din zannediyorsunuz. Kur’anla alakası yok, peygamberin mesajıyla alakası yok. Peygamber size tuvalete nasıl gideceğinizi, kıçınızı nasıl yıkayacağınızı öğretmek için gönderilmedi.

Peygamber, sizin gbi benim gibi sıradan bir insan mıydı?

Sıradan bir insan. Kur’an diyor ki “De ki ben de sizin gibi sıradan bir insanım.” Bir de şu var. Biz Allah diyoruz ama peygamberin ismini tek başına söylersek hakaret sayılıyor. “Sallallahu aleyhi ve sellem” diyelim. Hatta o da yetmez “Hazret” diyelim, o da yetmez, “Kainatın efendisi” diyelim. Sanki Muhammed ismi kötü bir isimmiş gibi, haşa, “Muhammed” övülen demektir, hakaretmiş gibi “Sen niye hakaret ediyorsun” diyor.

Sizin bir de Türkiye için anayasa taslağınız var. Irak için yapılmış bir taslaktan yola çıkarak hazırlamışsınız. Burada “Ahlakdışı olan yasadışı olmak zorunda değil, uyuşturucu da cezalandırılmamalı” diyorsunuz. İdeal toplumda uyuşturucu serbest mi olacak?

Kesinlikle... Ben Amerika’daki uyuşturucu yasağına da karşıyım. Hatta şöyle ilginç bir hikayem var. Uyuşturucudan tutuklu bir evsizin davasında jüri üyesi olmuştum. Polis parkta tuvalette, lavabonun orada kokain buluyor, ufak bir şey 363 mg. Bu adam yerdeki iki tüple çekiyormuş kokaini. Atmışlar içeri, birkaç ayı hapiste geçirmiş. Ben olaya baktım bu gariban adamın bütün yaptığı kendisini zehirlemek. Şimdi biz işimizi gücümüzü bıraktık 60 kişi geldik, dokuz jüri üyesinden birisi olabilmek için. 60 kişinin işi gücü kaç bin dolar eder. Mahkemede hakim var, para alıyor bunun asistanları var, avukatı var, savcı var, savcının yardımcısı var, gardiyan polisler var, şahitler var. Birsürü kişi bundan para alıyor. Üç gün süren birşey. Olay ne? Bir gariban adam kendini zehirliyor.

Siz ne dediniz jüride?

Ben “Bu ne biçim bir toplum, rezalet” dedim. O gece büyük sıkıntı yaşadım çünkü söz verdirdiler; yasaya uyacağım. Yasaya göre adamın cezalandırılması lazım. Ama ben “Ceza vermek yasaya sığmaz” dedim. Gariban adam sokaktayken açtı, biz sahip çıkmadık. Düştü, yardıma ihtiyacı oldu, umursamadık. Hastalandı umursamadık. Şimdi bu ada kendisini zehirliyor, hepimiz toplanıyoruz; bu adamı cezalandıracağız. O kadar da para harcıyoruz. Bu paranın ufak bir miktarını bu adama rehabilitasyona harcasak, daha önce eğitime harcasaydık, bu olmazdı. Dedim ki “Alkol de uyuşturucu, hatta daha tehlikeli. Birsürü insan sarhoş sürücüler yüzünden ölüyor, alkolü neden yasak etmiyorsunuz. Geçmişte yasak etmiştiniz baktınız ki olmuyor. Bu da aynı şekil, yasağın hiçbir etkisi yok.” İlk başta dokuzundan beşi “Suçluyu hemen cezalandıralım” diyordu, ben biraz konuşunca fikirler değişti, adamı salıverdik.

Eşcinsellerle ilgili düşünceniz ne?

Eşcinsellik eğer başkalarına dayatılmazsa, azgın bir şekilde başka insanlar rahatsız edilmezse, kişisel bir günah olarak kalır. Onların günahıdır.

Müdahale edilmez...

Tabii tabii... Toplum içerisinde onların fuhuşuna engel olunabilir.

Anayasada önerdiğiniz federal laik sistem var? Bu nedir?

Eyaletlere karşı Türkiye’de bir bölünme fobisi var. Halbuki Avrupa’da bazı ülkeler ve Amerika eyalet sistemiyle çalışır. Bu sitemde insanlar ülke sınırları içinde bazı temel prensipleri, ortak paydayı kabul ediyorlar, bir anayasa yapıyorlar. Ama o çerçeve içinde her eyalet kendisi farklı yasalar geliştirebilir. Anayasa çok detaylı değildir. Kaliforniya uyuşturucuya izin verebilir, Arizona vermeyebilir. Utah çok eşliliğe izin verebilir, öbür taraf vermeyebilir. Böyle bir serbesti neden olmasın? Eğer bir grup şeriat dedikleri şeye inanıyorlarsa bunlar kendi şehirlerinde onu uygulasınlar eğer cehennem yaratacaklarsa kendilerine yaratsınlar. Sonra yandakine bakacaklar ki orası özgür, burası cehennem. “Ulan biz şeriat diye cehenneme yarattık bunu değiştirelim” diyecekler.

Biz eyalet sistemine hep etnisite açısından bakıyorduk. Siz şimdi buna din perspektifi getiriyorsunuz..

Hem din hem ırk her şey giriyor içine, hem farklı kültür, farklı dini tolerans ve dini kaygılar... Niye hep uygun adımla marş yapalım? Eyaletlerin büyük yararı şu, bir eyalette bir yasa çıktı. eğer orada başarılıysa diğer eyaletler de uygular. Yani bölge bölge, deneme imkanı sağlar. Aynı zamanda toplum içindeki stresi azaltır. Güzel kardeşim, sen çarşaflı yaşamak istiyorsan bu eyalette çarşaflı yaşa, öbür eyaletteki başka türlü yaşasın...

Anayasa ne kadar süre yürülükte kalacak?

Bu anayasa 19 yıl boyunca geçerli olacak 19 yıl sonra kendisini lagvedecek. Yeni nesil isterse bu anayasayı aynen kabul edebilir, isterse kendileri anaysa yapabilir ama yeniden bir anayasa oylaması lazım. Niye birkaç kuşak benim kuşağımın yaptığı anayasaya mahkum olsun ve onu değiştirmek o kadar zor olsun? Otomatik olarak bitsin bir kuşakla... 19-20 yıl veya 40 yıl sonra otomatik olarak yeni anayasa tartışmaları olsun...

Siz Fethullah Gülen cemaatini nasıl değerlendiriyorsunuz?

İyi robotlar belki iyidir 10 sene. Ama sonra bir başkası düğmeye basınca o robotlar kötüye de dönüşebilir.

Ben Allah’a inanç konusunda zerre şüphesi olmayan bir felsefeciyim. Buna rağmen dindar değilim, gözlerimi kapayıp bir şeye inanmıyorum.

Eğer bir grup insan iyi araştırmadan sorgulamadan belli yurtlarla, okullarla çocukluktan beri bir şeye şartlanıyorsa o robottur. Genellikle iyi bir robottur, ama kendi özgür iradesini sürekli kullanmadığı için ve başkasının sepetine koyduğu için kullanılmaya müsaittir. Sadece Gülen cemaatinde değil, bütün tarikatların durumu o.

Tarikat olunca özgür iradeler kapıda bırakılıyor?

Gayet tabii. Şeyh ne diyorsa o olur. Ama Fethullah’a hakkını vermek lazım, diğer şeyhler gibi makro management (yönetim) yapmıyor, diğerleri insanların en ufak şeylerine bile müdahale ediyor. Ama benim endişem şu. Bu adam kötü bir insandır demiyorum, bu kadar etkin bir insan sorgulanmıyor, tutup da bir tartışma ortamına girmiyor. Bu tehlikeli bir şey. Sorgulanamayan şey sadece Allah’tır. Onun dışında her şey sorgulanmalıdır, peygamber bile... Ben görüyorum ki bir insan her türlü şeyden uzak, müridlerle çevrili ve alabildiğine abartılıyor ve o insan alabildiğine güç kazanıyor.

İran devrimine ben katıldım. Onların sloganaları “İstiklal, azadi, hükümeti islami”ydi; “bağımsızlık özgürlük ve İslami hükümet”. Sonra düğmeye basıldı, tersine çevrildi. Çünkü rasyonel değildi. Afganistan örneğini görüyoruz. Suudi Arabistan’ı görüyoruz. Bir devlet işine din adamları karıştığı vakit, devlet içine sızdığı vakit sonuç hayırlı değil. Bugün bir Sünni “Ben şeriatı getireceğim” diyor, kafasında o hayal var. Benim endişem bu, umarım gereksiz bir endişedir.

Anneniz için “diri diri kara çarşafa gömüldü” diyorsunuz. Çok sert değil mi bu ifade?

Çin’de kadınların ayakları demirden ayakkabıya sokulup büyümesi engellenirdi. Anneler de bunu kabul ederdi, kız çocuklarına yapılan zulme anneler de katılırdı. Yani bir kadının kendi isteğiyle kapanması var ama uzaktan bakınca çocukluktan beri bir beyin yıkama var. En sıcak mevsimde düşünün ki, ben bu halde terliyorum. Bu kadının iç elbisesi var onun üzerinde çarşaf var, çarsafın rengi de sarı değil ,beyaz değil, simsiyah... Güneş ışıklarını çekiyor. Dünyada cehennemi yaşıyor. Onun ötesinde, bireysel alanı daraltılıyor, tümüyle başka bir insan tarafından sahipleniliyor. Sosyal hayatta iyice soyutlanıyor. Tabii başörtülü kesim bunu aştı, onlar biraz farklı.

Bir kadın kendi özgür iradesiyle çarşaf giyemez mi?

Doğru öyle de olabilir, ama eğer bir kadın Allahın emri diye bunu yapıyorsa, ben de aynı kitaba inanıyorum bunu tartışabilmeliyiz. Çocuklara gelince, toplumun onları belli bir seviyede koruması lazım. Ben sünnet konusunda çocukların korunması gerektiğine inanıyorum. Sünnet gereksiz bir ameliyat. O çocuğun daha dini belli değil, Sünni olmaya karar vermemiş ki, niye çükünü kesiyorsun ? Ne Kur’an’da var ne de hadiste. Yahudilikten geçmiş bir hikaye.

Siz çocuklarınızı sünnet ettirdiniz mi?

Ben büyük bir hata yaptım. Hadisi sünneti reddetmiştim. Ama Amerika’da Yahudi etkisi var ya, sünnet bir hayli yaygınlaşmış, sünnet edelim dediler, ben de galiba unuttum yani, hemen yaptılar.

İkisi de mi?

İkisi de...

Kaç yaş var aralarında?

Dört. İkisinden sonra uyandım, nedense... O zaman beynim durmuş.

ÇOCUKLARI AGNOSTİK

Çocuklarınız “Tanrı var mı bilemeyiz biz agnostiğiz” diyormuş, öyle mi?

Öyle... Ben çocuklarımı kritik düşünceyle yetiştirdim. Dedim ki benimle tartışın, annem babam, Müslüman diye Müslüman olacaksanız hiç Müslüman olmayın. Öyle Müslüman olamazsınız, olsanız olsanız mukallit (taklit yapan) maymun olursunuz.

Onlara dini öğrettiniz mi? Namazı, duayı, Allah’ı ?

Yok. Ben felsefeciyim, Müslümanım, mukallit değilim. Oğlum Yahya 5 yaşındayken ben eşimle namaz kılarken, geldi, ayakkabısıyla bize katılmak istedi. Annesi “Ayakkabını çıkar” dedi. “Niye” diye sorunca annesi “Allah öyle diyor” dedi. Yahya “ben Allah’ın öyle dediğini duymadım” dedi. Ben çok sevindim “Aferin oğlum, işitinceye kadar sen ayakkabıyla kıl” dedim.

Sonra işitti mi Allah’ın sözünü?

Hala sorgulama döneminde. Çok güzel. Biri 20 diğeri 17 yaşında. İkisi de namaz kılmıyor, oruç tutmuyor. İnşallah yaparlar, ama onların seçimi ben zorlayamamam.

Babanızla ilişkinizi düşününce, bu durum özel olarak anlam kazanıyor.

Tabii... Ben babamın tavrını tümüyle yanlış buldum despotik bir ilişkiydi. Böyle bir ilişki hem Kur’an’a göre hem de insanı olarak yanlış. Allah bizi birey olarak yarattı ben baba olarak ona söylerim ama sonunda onun kararıdır.

Size göre Mustafa Kemal’in hayatında da 19 mucizesi var. Nedir bu mucize?

Müthiş bir şey, basit bir şey değil. Atatürk 19. fırkanın komutanlığını yapıyor 1881’de doğuyor, 19’un tam katı. 57.tümenin ya da tugayın, 38. alayın komutanlığını yapıyor. Bu bana Atatürk’ün tarihi olarak önemli bir insan olduğunu gösteriyor. Allah bunu hayatında gösteriyor. 19’un varlığına dikkat çekiyor. 19 illahi, ilginç bir şey.

Siz kendinizin de işaretli olduğunuzu söylüyorsunuz

Gayet tabii. Mesela hiç haberim yoktu Kur’an’da 19 mucizesi olduğundan Akıncılar teşkilatında 19 diye bir örgüt kurdum. Öyle olaylar oldu ki ben yıllar önce söyledim gerçekleşeceğini ve öyle oldu.

Taraf gazetesi 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Burak Atıncı
22 Şubat 2013 Cuma 13:23
Ateizme bir-ki
Bende eskiden dindarken böyle düşünürdüm sonra ateist oldum. Bu hocalarada hidayete erip ateist olmalarını dilerim.
Yusuf Sevgi
28 Ağustos 2011 Pazar 00:45
Şartlanmak
İnsan beyni bir düşünceye şartlandı mı,artık beynin donması gerçekleşmiştir...

Bir insan düşünüyorsa,sorguluyorsa o insanın düşüncesi,düşünmeden,sorgulamadan iman (!) etttiğini söyleyen milyonlarca robottan daha iyidir ...
Şu camilere girip-çıkan milyonlarca insana bir tek şu soruyu sorun: Bana Allahın varlığını ispatlayabilir misin? diye sorun cevap veremeyecektir...
Kıldığı namazı,tuttuğu orucu,verdiği zekatı neye göre değerlednireceğiz?
İlla her düşüncenin arkasından gidelim demiyorum,her söylenen yorum da doğrudur demiyorum,ama soru soranın niyetini önemserim..

Örneğin bir akım mucize olduğunu iddia ediyor,öyle inanıyorsa kuranı kerimden ve hadislerden mucize bulmaya,ispatlamaya çalışıyor,bir akım mucize olmadığını düşünüyor inanıyorsa mucize olmadığını kuranı kerimden hadislerden bulmak için argüman/delil arıyor...

Kuranı Kerime ve hadislere/olaya olduğu gibi bakmak,olandan görebildiğimiz kadarını aklımızca ve iştişare ederek yorumlamak daha doğru bir yöntem olsa gerek...

Her yorum/fikir/iddia ispata muhtaçtır,kaynağını gösterdikten sonra alışmadığımız yorumlara da eyvallah diyelim...

Bir insanın kötü olduğunu söylemek,zımmen kendinin daha iyi olduğunu söylemektir...Biraz insaf,hem de ibretlik (!) olanından...

Biz türkiyedeki müslümanlar samimi olsaydık düşüncelerinde/yaşamlarında onca cemaat tavuğun yumurta yumurtladığı gibi gruplar çıkmazdı...

Başkaların günahı ,bizim sevabımız olmaz...

Enam -159 (İnançlarının bütünlüğünü bozarak guruplara, fırkalara ayrılanlara gelince: onlar için yapabileceğin bir şey yoktur. Unutma, onların işi Allaha kalmıştır: ve zamanı geldiğinde Allah onlara vaktiyle yaptıklarını gösterecektir.) vesselam veddua....
Ahmet Yasin Elki
27 Ağustos 2011 Cumartesi 02:52
Beslendiğimiz Kaynaklar
Müslümanlar olarak Allah'ın istediği biçimde bir ömür sürmemizin kaynağı Kur'an'dır. O kişi veya bu kişi değildir. Kişilerin sözleride Vahyin içinde olduğu müddetçe doğrudur. Aklını putlaştıranlar, Vahiy-Akıl dengesini akıldan yana tercih yaparak yitirmişlerdir.

Peygamber, risalete başladığı günden son güne kadar asıl davasının tevhid olduğunu ve diğer uygulamaların bunun alt başlıkları olduğunu belirtmiştir. Peygamber ne bir spartaküs, ne bir robin hood, ne bir marks, ne de bir che olmamıştır. Köleliği, zengin-fakir ayrımını, kadına uygulanan baskıyı vb. bir çok konuyu asla asıl öncelik yapmamış, her zaman asıl önceliği tevhid olarak görmüştür. Tevhid uygulanınca ortaya çıkan nesil bu sorunların hepsini zaten Kur'an sınırları dahilinde çözüme kavuşturmuştur.

Kendini Kur'an yerine koyan kişiler, her zaman fitneye, kaosa, hedefsizliğe ve Ateist-deist bir ortama neden olmuşlardır.

Konuşmalarımızda, yazılarımızda gittikçe Kur'an merkeze almaktan uzaklaşıyor ve egolarımızı ilahlarımız haline getiriyoruz.

Eğer birileri bizi asli kaynağımızdan uzaklaştırıp, -hatta onu kendi ve heva ve hevesimiz için bir uyuncak haline getiriyorsa - başımızı iki elimiz arasına alıp düşünelim bru gidiş nereye dğru diye?
saidmansur
26 Ağustos 2011 Cuma 19:54
robin hood
zenginden zekat alıp fakire dağıttığı için şeriat da asrı saadet robin hood'u mu oluyor?
Muhammed Aydınlıkyol
26 Ağustos 2011 Cuma 18:31
İHSAN HOCAYI ANLAYAMAYANLARA
ihsan eliaçık'a mülk düşmanı diyenlere bir ibretlik örnek;dubai emirliğinin inşa ettiği burc-el arab gökdelenine harcanan para on milyar dolarlarla ifade edilmektedir.ve bu gökdelen o kadar yüksek olduğu için, aynı binada olmalarına rağmen insanlar aynı anda iftar açamıyorlar ve zemin katla en üst kat arasındaki iftar zamanı farkı yaklaşık 5 dakikadır.bu residanslarda yaşayanlar müslüman.......
somalide açlıktan ve susuzluktan kırılanda müslüman .........
Allah'a çok şükür ki ebuzer gibi aramızda ihsan hoca var ve anadolunun kekik kokan reyhan kokan güzel insanları sayesinde somali için veren el,yürüyen ayak,çarpan yürek,konuşan dil olduk.
abdulaziz
26 Ağustos 2011 Cuma 14:54
ben ALLAH'ın istediği islamdanım
bu nasıl bir bakış açısı,herkes kendine islam oluyor.islam teslimiyettir,ama kendine değil Allah'a teslim olmaktır.unutmayın yahudilerde çok sorgulardı.sonra lanetlendiler.

bu adamlar ne diyor,bunların fikirlerine ihtiyaç olmadığı gibi,zaten toplumumuzda bunların düşüncesinde milyonlarcası var. o yüzden bu yazının haksöz de yayınlanıp zihinlerimizi bulandırması gerekmezdi.zaten etrafımız kirli sularla çevrili bir de damara enjekte etmeyelim...
duaekseni
26 Ağustos 2011 Cuma 02:18
Emine Arslaner'e,
Emine hanım'ın gülerek yazdığı,oynayarak dalga geçtiği yorumculara hitaben sarfettiği sözleri okuyunca aklıma Robin Hood geldi.Hani şu zorbalıkla,zenginden alıp fakire veren masal kahramanı vardı ya!

Sanki dersin İhsan Eliaçık'ın yeni misyonu çağdaş Robin Hood'luk.Şu anda zorbalık yok ama,Arslaner'in satırları bana bir adım ilerisinin böylesi bir eyleme mi geçilecek diye korkuttu:)Amah İhsan hoca fazla gaza gelmeyin, mürşit uçmaz,mürid uçurur.

Ağzı olan herkes "konuşabilir" Bunda bir beis yok ta, Allah'ın bir kulu olan yazarı ,eleştiren insanlara müstehzi bir edayla yaklaşım anlaşılır gibi değil!

Demek İhsan Hoca'nın yeni müridleri gereğinden çok güler yüzlü,konu ciddi bile olsa,vahim neticeler doğurur bu gidiş tehlikeli diye öğüt veren müslüman kardeşler de olsa,hep bir ağızdan güle,oynaya ,kulaklarını tıkayıp, "doğru bikdikleri "yolda koşar adım gidiyorlar.

Amman ha;"Siz benim bildiğimi bilseydiniz az güler,çok ağlardınız" öğüdünü kulaklarımızı tıkamayalım.Nedir ağlatan o Kutlu Nebi'yi diye aklımızı putlaştırmadan,akıl yoralım.

"Akıl,aklı yenmek içindir",yoksa putlaştırmak için değildir!

Selam ve dua ile..
Aziz Kabadayı
25 Ağustos 2011 Perşembe 15:56
Aklın kurbanı2
edibi ve ağabeyini iyi tanırım.metinde o da bir zamanlar ;zaman makinası icadedebilirmiyiz? acaba zamanda ileri geri gidilinebilinirmi? gibi bilim kurgu olaylarına çok takılıyorlardı.nedense zeki insanların deneysel bilme çok fazla önem verenleri ,eğer peygamber mucizesi göremediysekte her halde kendi imanlarımızı şübheden uzaklaştıracak bir şeyler keşfedebilmeliyiz´e çok ihtiyac duymuşlardır.eğer bu aritmetik bilimsel 19u edip bulamasaydı şaşardım doğrusu.benim de 30 küsür yıldır içinde bulunduğum müslümanca yaşama mücadelesinde maalesef nice böyle mucizevi arayış içindeki kardeşlerimizi tarikatlara kaptırdık yada hans ayberg ütopyalarıyla ömürlerini heba ettiler.
Allahım kalblerinde gerçekten hidayet aryışında olanları yalnız sen biliyorsun.bizi Sıratalmustaqıymdan başkasına rağbet edenlerden eyleme.amin
Kerem Sözer
25 Ağustos 2011 Perşembe 15:01
Müritleri Eliaçık'ı Uçurabilecek mi?
Biraz olsun Kur'an okumuş ve okuduklarıyla amel eden bir müslüman için bu iki ropörtajda dile getirilen görüşlerin ne kadar Kur'andan uzak, tutarsız ve faydasız olduğunu anlamak hiç zor değil.

Fakat İhsan Eliaçık'ın bazı müritleri ve hayranları, sözkonusu çarpık görüşleri tartışan arkadaşlara hep GÜLÜYORLARmış.

Baksanıza, Abdülbasit BİLDİRİCİ bey ve Emine ASLANER hanım Eliaçık'a yapılan eleştirileri GÜLEREK izliyorlarmış.

Demek ki eleştirmekten aciz, ne dediğini bilemeyen, korkak ve üstelik AKILSIZLIĞI savunan ZAVALLILAR toplanmış bu yorum sayfasına.

Hadi Kur'an bilgisinden bir nasibiniz yok da EDEPten de mi hiç nasibiniz yok, Bildirici beyefendi ve Aslaner hanımefendi?

Aslaner hanımın gözünde Eliaçık hocası FİL, Eliaçık'a mürit olmayan bizler ise pahalı porselenden yaptığımız putlarımıza tapan korkak ve saldırgan saltanat sahipleriyiz.

EDEPten yoksun dedim ama bu hanımın mesleği meğer düpedüz ŞİRRETLİKmiş. Allah ıslah etsin, akıl fikir ve elbette edep lütfetsin kendilerine.

Bildirici beyefendi de sağolsun bizi sakin olmaya, kendimizi sorgulamaya davet ediyor.

Sanki burada MODERNİZMİN alternatifi olarak GELENEK sunulmuş gibi geleneğin de kaçınılmaz olarak SORGULANACAĞINı ve bunun da KAÇINILMAZ olduğunu buyurmuş.

Okumadan, anlamadan, muhakeme etmeden SALLAMA böyle bir şey olsa gerek.

Bildirici Beyefendi başkalarını alay konusu yapıp güleceğine aynaya baksa hiç fena olmayacak.
Hucurat suresini de mi hiç okumadınız mübarek?
YASEF TANRIKULU
25 Ağustos 2011 Perşembe 14:41
sayın ARSLANER'e
Mubarek ramazan,uslubunuz hiç hoş değil.Bizler de muhafazakar değiliz.Tarafsız bir okumacı sayın Eliaçık'ın solcu gözlüklerle Kur'an'ı yorumladığını kabul eder.Diğer vatandaşı anmaya bile lüzum yok.Kur'an ne solcu ne sağcı ve ne de muhafazakar bir okumayla tam olarak anlatılabilinir.Bir takım çevrelere hoş görünmek için eşcinselliğe (ontolojik olarak değil iğrenç bir eylemlilik olarak) ses çıkarmayan hayır DİYEMEYEN insanlar müslümanların arı duru damarına zarar veremezler.Son olarak muhafazakarlıkla müslümanları aynı görmeniz de hiç hoş değil.Yazılıp edilenler burada kalmayacaktır.
Hüseyin
25 Ağustos 2011 Perşembe 13:58
akılllık
İki isim arasında ne bağlantı var? Birinin geldiği yer diğerinin geleceği yer hakkında fikir vermiyor mu?
"Eğer referanslar Kuran'a dayandırılıyorsa herşey tartışılmalı" tezi doğru olsaydı hiç kimseye denilecek bir şey olmazdı. Bu abukluklarını Edip Yüksel de Kuran'a dayandırıyor, Zekaeriya Beyaz da, diğerleri de! Kuran ayetlerini tağuti etkilerle kirlenmiş zihinlerinin ürettiklerine kalkan yapmak bu tür tiplerin ortak tutumudur. Dolayısıyla Kuran'dan referans getir de, istediğini söyle mantığı geçerli olamaz. Kuran'dan delil getirmenin usulü vardır. Din usul ister.
Akıl devreye sokulmasın mı? Eliaçık'ı eleştirenler akılsızlığı mı savunuyorlar? Kuran zaten akletmeyi emrtmiyor mu? Çok basit polemikler bunlar! Cevabı uzatmaya da gerek yok. Sadece akılcılıkla akıllılık arasındaki farka dikkat çekmek yeterli olmalı!
vedat
25 Ağustos 2011 Perşembe 10:45
Şahıslara takılmayalım
Merhaba canlarım
Ben bu tartışmayı önemsiyorum.Yeter ki şahıslar değil fikirler tartışılsın.Şahısları tartışırsak iş değişir gerginlik oluşur.Çünkü insan sevdiği kişinin eleştirilmesine pek hoşgörüyle bakamıyor. Duygusallaşıyor, alınganlık oluyor.İşte bu tür olumsuz durumları minimize etmek için sadece fikirlerin tartışılması gerekiyor. Peki fikirleri neye göre tartişacağız? Sembolizme göre mi,rasyonalizme göre mi, Göreleliğe göre mi,Tarihselciliğe göre mi ? Müslüman olduğumuzu söylüyorsak bizlerin yapması gereken şu olmalıdır:Bizler tüm düşünceleri,fikirleri Kur'ana göre test etmek,tartmak zorundayız.Bu konuda Kur'anın pratiği olan yaşayan sahih sünnet de bizim için önemli bir veridir.Kadim Arap dil lügatleri de bizim için başvurulacak diğer önemli bir kaynaktır.Ama temel kaynağımız Kur'an dır.Bizler Rabbimizin ayetlerini anlamaya çalışırken asla acele etmemeli,yavaş ve düşüne düşüne okumalıyız.Allah'ın muradını en doğru şekilde anlamaya çalışmalıyız.Bunun için tüm imkanlarımızı seferber etmeliyiz.Kur'anı anlamada moder ve geleneksel tüm yöntem ve tekniklerden yararlanabiliriz ama bu yararlanmanın da bir ölçüsü olmalıdır.Aşırıya kaçılmamalıdır.Yani Kur'an başka yöntemlerce nesne ve edilgen konuma düşürülmemelidir.
Allah'ın ve Rasulünün dışında her insanın sözü alınır da red edilirde.Kimse kendi aklını ve öznel yorumlarını Allah'ın ve Rasulünün konumunda görmesin ve sınırlarını bilsin.Ben Rasulullahı asla tartışmam.Çünkü rasuller itaat edilsin diye gönderilmiştir,tartışılsın diye değil.Çünkü rasuller vahiyle terbiye ediliyor,yanlışları anında vahiyle düzeltiliyor ki örneklik misyonuna zarar gelmesin.Edip Yükselin "peygamberler de tartışılabilmeli" tezini ve bu konudaki aşırı diyebileceğim çıkışını doğru bulmuyorum.Tartışacaksak peygambere fatura edilen ve dinden miş gibi algılanan yanlış yaklaşımları,bidat ve hurafeleri,batıl inançları ve vahyin içini boşaltma ve onu hükümsüz kılma ,hayattan dışlama gibi yanlış yaklaşımları tartışmalıyız.
Yanlışmıyı
kemal ferace
25 Ağustos 2011 Perşembe 09:59
cam porselenler ve fil
haksöz haberi eliaçık ve edip yükseli aynı karede bulundurmakla, yada eliaçık hakkında haksızlık yapmakla suçlayanlar hiçte gerçekci değil ..
hem bunca telaşınızın nedeni nedir ?
eliaçığın daha önceki röportajlarına bir göz atın,
referansı Kuran olan birinin rahatsız olmaması imkansız söylemleri var .. cennetin cehennemin sembolik oluşundan tut ,
oraya girmek için müslüman olmayı bırak Allah a bile inanmaya gerek olmadığını söyleyen birisinin (vb.) bırakında gerçek yüzünü herkes görsün, bunu söyleyen orta anadolunun bir köyünde çiftçidir , yani mağazaya girecek ne filler nede cam porselenler kendisini zerre miskal ilgilendirmiyor .. bizim derdimiz; İslam a halel gelmesin .
Mustafa Ahıskalı
25 Ağustos 2011 Perşembe 05:26
Fillerden korkmuyoruz...
Fillerden korkmuyoruz, çünkü eşyaları kırılacak porselen mağazamız yok. Filler kendilerinden korksun... uzun burunlar, şişman gövdeler, büyük kulaklar ve kuyruklar... Bunları taşımak zor olsa gerek...

Sayın aslaner korkmuyoruz, lakin birilerinin deşifre ediliyor olması sizleri korkutmaya başladı.

Benim evim yok... arabama yok.. asgari ücret alıyorum... Bahse konu vatandaşın evide var, satılan kitaplarıda var... arabasıda var... Eşit olmamız için en azından evini veya arabasını bağışlasa...
Mustafa Ahıskalı
25 Ağustos 2011 Perşembe 05:17
Kaynak Kuransa Sorun Yok...
Doğrudur Kaynak Kur'an'sa sorun yok... Lakin bahse konu adam "Kuran tarihsel bir metindir. Yeni şey getirmemiştir. Bir çok ahkamının günümüzde hükmü yoktur" diyorsa kaynak Kur'an değil, başka şeyle olmuş olur. "Melek somut olarak yoktur. Pozitif veya negatif enerjidir". diyorsa Vahiy nasıl nüzul oldu. Kur'anda söz konusu edilen melekler nedir. Nasılsa "peygamber kıssalarıda yaşanmamış masallardır". E adamın kaynak olarak kullanacağı Kur'an kalmamış demektir.

Alimlerden biri derki "yüzme bilmeden denize atlarsan boğulursun, deniz akılcılıktır. Kur'an ise yüzme bilmektir"
ABDULBASİT BİLDİRİCİ
25 Ağustos 2011 Perşembe 04:54
KAYNAK KURANSA PROBLEM YOKTUR
Eğer bir insanın kaynağı kuran ise o kişi müslümandır. Geleneğe uymak zorunda değl. Acele etmeyin. Yavaş yavaş bu adamların dedikleri belli bir tartışmayı açığa çıkaracak. Gelenekçi müslümanlarımız da kendilerini sorgulamaya başlayacaklar. Kaçınılmaz bir şey bu.

Hele şu aklın kurbanı gibi yorumları okuyunca içten içe gülmekten kendimi alamıyorum. Allah akledin diye ısrarla vurgularken akılsızlığı savunmak nasıl bir aklın ürünü olabilir acaba.
Emine Arslaner
25 Ağustos 2011 Perşembe 04:46
Korkmakta haklisiniz
Eliacik porselen magazaniza giren fil. Taptiginiz o pahali heykelcikleri, cigliklariniza aldirmadan yerle yeksan ediyor. Saltanatinizi sarsiyor.

Böyle giderse Muhafaza-karin karini elinden cekip, karsiz ve cikarsiz garibanlara teslim edecek bu adam. Korkun, korkun ve saldirin.... Karinizi muhafaza etmek icin debelenip durun, debelendikce batacaksiniz...

Biz de kenardan izleyip gülümseyecegiz halinize....
Adnan Haktanır
25 Ağustos 2011 Perşembe 02:54
Yakışmadı...
İhsan Eliaçık ve Edip Yükseli aynı kefeye koyarak ibretlik bir manipülasyona örnek olmuşsunuz, kullanduğınız başlık bile yorumsuz yorum, haksöz söyleme sevdasında olan bir anlayışa yakışmadı...
Aziz Kabadayı
25 Ağustos 2011 Perşembe 02:37
Aklın kurbanı
insan hep duygularının kurbanı olmaz, bazen de aklının kurbanı olur.Yani yıllar boyu bilgi toplar sonra o bilgiyi aynı şairler gibi zaten arzu ettiği çizgi ne ise oraya getirir ve sonunda romantik,dramatik yada isyan şiirleri oluşur.
Fakat insan allah katında gerçekten doğruyu arayan bir şahıs olarak görülüyorsa; allahda ona hidayet eyleyip doğru yola ulaştırır.Öyle görünüyorki edip hala topladığı matematik kurallarına uygun malzemenin kurbanı.Bu nedenle de ne ailevi yaşantısında(hicab ve diğer unsurlar)ne de anananevi yaşantısında(kürt olmak ,anadolulu olmak gibi) hiç bir iz ve emareyi taşımıyor ve söyledikleride ne geleneksel anlayışı ne de allahın yoluna gerçekten iman edenleri tatmin etmiyor.Kalpleri yalnız allah bilir ve hidayet eden de odur(bedeviyede alim olana da).Rabbena ihdinassıratal mustaqıym.amin
h. aydın şahin
25 Ağustos 2011 Perşembe 00:45
"dam üstünde saksağan vur beline kazmayı"..."
ihsan eliaçık'ın neredeyse her şeyi bir şekilde malla-ekonomi ile ilişkili görmesi/göstermesi bana bu deyimi hatırlatıyor. tamam söylediklerinin çoğu doğru olabilir, en azından tartışılabilir, fakat İslam davası sadece ve sadece ve yine SADECE dünya nimetlerinin adil paylaşımından ibaret değildir. ropörtajı okuyan biri ihsan eliaçık'ın sözlerinden şu sonuca varabilir:
'Allah'ı inkar etmek çok önemli değil, eşcinsellik bir ahlaksızlık değil, tek önemli konu var o da mal-mülk edinmemek....'
insan bir tarafa/konuya fazla yoğunlaşınca her baktığı yerde Leyla'yı görüyor demek ki. bilmem ben mi yanlış anlıyorum.
ayrıca ihsan hoca'nın kitapları neden bu kadar pahalı merak ediyorum.
her şeye rağmen ihsan eliaçık'ın edip yüksel'le aynı kefede değerlendirilmemesi gerektiği kanaatindeyim. SELAMLAR
mustafa
25 Ağustos 2011 Perşembe 00:41
Numan Yılmaz'a ek olarak
Numan Yılmaz kardeşimin hatırlattığı hususlara katılmakla birlikte, birkaç noktayı da eklemeyi gerekli görmekteyim.
Kur'an Kur'an bütünlüğünde anlaşılması gereken bir kitap ve elbette Kur'an okumaya (yaşamaya) başlamanın en önemli birincil koşulu da tağutlardan beri bir okuma biçimi.
Kur'an'ı Kur'an bütünlüğünde anlama çabası da hiç şüphesiz ictihadi tartışmalardan beri değil ama en azından Kur'an'a, mütevatir rivayetlere, müfredat gibi lügatlere, bizden öncekilerin görüşlerine, yani islam geleneğinin birikimine sadık kalarak ve bu yetkinlikteki bir çabayla bunun sürdürülmesi gerekiyor.
Bu noktada Fevzi Zulaloğlu'nun Temel Kaynak Kur'an kitabını hatırlatmak ve Fevzi kardeşimize de buradan seslenmek isterim. Kitap birkaç baskı yaptı ve çok da faydalı oldu. Özellikle döneminin tarihselcilikle ilgili savunularına önemli anti-tezler ortaya koyan, daha doğrusu islami kesimleri kaynaklarının neliği üzerine uyaran, kendine getiren ve ayaklarını yere sağlam basmalarına vesile olan düzeyli çalışmalardan biri idi. Şimdilerde ortaya konan yeni yepyeni tartışmalara ilişkin de Fevzi kardeşimiz kalemini oynatmalı, kitabındaki vurguları güncellemeli, uyarılarını taze kan misali güne uyarlamalıdır diye düşünmekteyim. Tabii ki bu sorumluluk sadece Fevzi kardeşimizin omuzlarına yüklenmemeli ama kısa vadede kendisinden bu konuda usturuplu bir değerlendirme beklediğimi belirtmeliyim. Özellikle genç dimağların buna acilen ihtiyacı var.
Bu arada, haksöz'ün eski sayılarından örnekler verme geleneğini ben de sürdürmüş olayım. Tarihselcilikle alakalı önemli yazı, dosya ve değerlendirmeler var eski satılarda, arşivlerden ulaşmak mümkün...selamdua
ne varki
25 Ağustos 2011 Perşembe 00:37
ne yokki
allah bütün kullarına akıl vermiş..kullansın diye ne varki kendini peygamber olarak tanıtmamış bazı aşırı yorumları var o kadar bazı aşırı yorum dediğin allahın gönderdiği ayetleri inkar etmeye varıyor.....allah müslümanları parça parça bölmeye kafaları karıştırıp gençeleri zehirleyen insanlardan korusun.amin.
ahmet söğütcü
24 Ağustos 2011 Çarşamba 22:53
ihsan eliaçık ve popülarizm
konformizm ve kariyerizm putuna savaş açtığını söyleyen İhsan Eliaçık popülarizm putuna düçar olmuş görünüyor. Medya bu fırsatları kaçırmıyor. Eliaçık popüleritesini giderek artırıyor buna kuşku yok. ismail nacarlı tartışmalar tekrar başlıyor. yaşar nuri, zekerriya beyaz gibilerinin düşen reytinglerine taze kan geliyor. Namaz ile ilgili saçmalıkları kendisini muhtemelen habertürk ekranlarında canlı canlı izleyebileceğimiz türden. İslami duyarlılığa sahip halkın itibar etmesi söz konusu değil. İslami camiada ise az çok takip edilmekteydi ama samimiyetine olan inanç da giderek yok olmak üzere. Peygamberi yoldan giderek uzaklaştı. Allah akıl versin.

Edip yüksel zaten ciddiye alınmayalı çok zaman oldu. Haksözün bunu haber yapması bile tuhaf geldi bana ama neyse. agnostik, namaz kılmayan, oruç tutmayan evlatlarıyla övünen ucubenin biri. 19'la bozmuş kafayı. bence cezai ehliyetini bile uzun yıllar önce kaybetmiş bir sıyrık.
numan yılmaz
24 Ağustos 2011 Çarşamba 22:37
İhsan Eliaçık ve iki yönü
İhsan eliaçık'ın 2 yönü ön plana çıkıyor: Birincisi ve daha çok bilinen yönü; kapitalizm karşıtlığı ve bunun üzerinden Allah'ın evrensel ayetlerinden olan infak, zekat gibi yapıları işlevsiz hale getirecek bir eşitlik anlayışının savunusu yapmak. Bu yönüyle daha çok insanları etkiliyor ve piyasada öne çıkıyor. Kapitalizme karşı çıkmak insanları mal, mülk düşmanlığı götürmemeli, eliaçık ise ilginç ama özgün olmayan tezleri ile bir şekilde muhalif olmaya kilitlenen kesimlerde etki bırakıyor. Bu tarafı ne kadar kulağa hoş gelse de İslam'i bir söylem değil popüler bir söylem olabilecek düzeyde. İkinci özelliği de birinci özelliğini de açıklarken zaten kullandığı tarihselciliği;bu yönü pek bilinmiyor zaten onun söylemine dikkat kesilen insanlar bu durumu fark etme noktasında yetersizler. Tarihselliği ile Kuran'ı tarihin bir dönemine indirgeyerek bugüne ilişkin hükümleri iptal etme, metin sahibinin (ki Allah oluyor) muradını kendi aklı ile 'bugün bunu söylerdi' diyerek yorumlaması, müstağnileşmesi. Bu yönü Allah'ın ayetlerini köküne dinamit koyan özellikler barındırıyor. Kapitalizm sadece ekonomik yönü olan bir sistem değil ayrıca zihinsel yönü de bulunuyor. Kapitalizm egoizmi, bana göreciliği, bireyciliği üreten bir sistem değil mi? peki bu yönüyle İhsan Eliaçık Kapitalizm'e karşı çıkıyor mu?Hayır! Aksine kendiside Kuran'a kapitalistçe yaklaşıyor.
mustafa
24 Ağustos 2011 Çarşamba 22:13
İbretlik ne mi var? Elle tutulur ne var ki?
Bazı kardeşler sormuşlar ve haksöz editörlerinden neredeyse tespitlere şerh düşmelerini, tefsir etmelerini arzu eder bir edayı da takınmışlar. Belli ki alınmışlar?
Bizler de alınıyoruz! Müslümanlar adına mütevatir konular başta olmak üzere, kadim tevhidi geleneğin de üzeri çizilerek rasyonel akılla kapitalistlerin tv'lerinde boy gösterip müslüman solculuk oynamalarına.
Bazıları da haksözün eski sayılarından sola ilişkin olumlu değerlendirmeleri çıkarıp önümüze koyuyorlar. İyi de konu sol, ya da solla ittifak edilen hususlar değil ki, İslam'ı sol materyalist ve gayr-ı ahlaki düzeysiz tarihselciliğe kurban etmek sorunu.
Bazılarımız haklı olarak soracaklar düzeyli tarihselcilik var mı? diye. E varmış, bu yorumlardan sonra Ankara İlahiyat'çıların savundukları ve tarihte kökleri olan tarihselciliği arar oluyor insan. Rasyonalist tarihselcilikten iyidir diyesiniz geliyor. Geleneksel Nesihci anlayış birden daha sempatik görünüyor gözünüze. Öyle ya en azından İslami kalmak, İslam tarihine, yanlış da olsa bazı usul kaidelerine bağlı kalma hassasiyeti var bunlarda.
Peki aylardır gözümüzün içine sokulan bu ortaoyunu da neyin nesidir? Neye göre tartışacağız mesela? Cengiz Duman'ı da beğenmiyorsunuz. Cengiz bey en azından bu savunulara ciddi eleştiriler getirip kendinizi geliştirmenizi de sağlamıyorsa, o halde sizler bunları (İ. Eliaçık'ın savunularını) müridin şeyhe bağlanması gibi kabul etmişsiniz demek ki. Demek ki İhsan beyin rasyonel aklından sadır olan bu düşünceler tartışılamaz. Heyhat! bari Batılı eleştirel akla saygınız olsun. İ.Eliaçık'ın nefsinden sadır olan (bu bir iftira değil, kendisi ben rasyonel akılla davranıyorum diyor; Victor Hugo gibi yani, aydınlanmacılar gibi) savunular tartışılmaz ise; kaynak belirlenimine ihtiyaç yok ise; herhangi bir usul kaidesi gerektirmiyorsa, o halde devam edin bu yolda ne diyelim!
Ama bizlere ibretlik ne var ki diye sormayın!
Esselamu aleykum
mustafa
24 Ağustos 2011 Çarşamba 21:57
neden afişe ediliyorlar
özellikle ihsan eliaçık ın yorumunda yadırganacak ve çok absürt görülecek bir nokta göremiyorum. bazı görüşleri zaten değişik coğrafyadaki bazı müslüman aydınlar tarafından da paylaşılan görüşler. afişe eder gibi sunulmasını tasvip etmiyorum. sonuçta bizim iklimimizin bir insanını bu şekilde sunmak, sırf bizden farkıl düşünüyor, adil değil diye düşünüyorum.
cuma özusan
24 Ağustos 2011 Çarşamba 21:47
Edip yükselin tutulacak tarafı yok
İhsan Eliaçık'a gelince, o kadar yanlışımız var ki Eliaçık'ın yanlışları bunun arasında kayboluyor. Bu kadar materyalizme, ateizme, dünyeviliğe, modernizme, havaizme ve nefsaniliğe karşı bir İhsan Eliaçık azdır. Keşke on tane daha olsa. O zaman belki biraz denge sağlanırdı. Eskiden köylüler eşeğin yükünü dengelemek için bir tarafına taş koyarlardı. Selamlar.
Mehmet
24 Ağustos 2011 Çarşamba 20:56
iki yanlış bir doğru etmez...
İ.Eliaçığın da Edip Yüselin de bir çok yanlışları var...Haksöz sitesinin bu iki zatın görüşlerini değerlendirecek bir çok değerli yazarları ve alimleri var... tamam yorum yapsın insanlar ama bunların görüşlerindeki yanlışlıklarıda Kur'ana göre değerlendirilmesi lazımdı... siteden bunu beklerdim enazından...
Erdal
24 Ağustos 2011 Çarşamba 19:55
Körlük
Ben işsiz ve yoksul biri olarak şunu diyorum, İhsan Hoca ,biz yoksullara Rabbimizin bize verdiği hakları okuyor bizleri Kur'an-a daha bir yaklaştırdı. ben, onun sayesinde Kur'an-a daha bir umutla sarıldım... Diğer görüşleri beni pek ilgilendirmiyor... ama servet üzerinden mülkiyet üzerinden otorite üzerinden geliştirdiği yorum ve analizlerini değerli buluyorum... desteklenmesi ve sistematize edilmesi gerektğini düşünüyorumki biz mustazafalrın ezilenlerin yoksulların derdine Allah .cc. kitabından bir çare üretilsin...
Muhammed
24 Ağustos 2011 Çarşamba 18:55
Yanlış Kıyas Ve Yanlış Konumlanış!
En başta söylemeliyim ki, Edip Yüksel'in hala namaz kılıyor olması (ne şekilde olursa olsun) bende, "hiç yoktan iyidir" duygusu uyandırıyor. Artık kendimi teselli/teskin etmeye dönük kullandığım bir tesbitle devam edebilirim: Nasıl geleneksel çevrelerin bir ton "çizgi dışı"ları varsa ve kimse onlardan kalkarak genelleme yap(a)mıyorsa, "beri" tarafın "çizgi kaçkınları" karşısında da fazla panik yaşanmamalı. "İki taraf"ın müfritlerinin konularının "karşıtlık" üzerine kurulu olması da manidar. Adeta birbirlerini vareden, besleyen düşmanlıkları görüyoruz tutumlarında. Sanki biri olmazsa diğeri olamayacak gibi...Onun için dilleri hem keskin, hem de neredeyse "sadece" diğer uçta görülene dönük işliyor. Bakmayın siz arada bir diğer konularda, mesela siyasal konularda da konuşuyor gibi yapmalarına. Bunlar "eski günler"in alışkankanlıklarından. Zaten gündemlerine "esas konu"ları al(a)madıkları için de oraları bir çırpıda geçiyorlar/geçiştiriyorlar. Öyle ya muhteremlerin daha mühim konuları var. Hem zaten dini, geleneksel hurafelerden kurtarınca darbeci azılı İslam düşmanları, iman edecekler! Balyoz'cular, Fethullah Gülen tasfiye edilince, tam bir Kur'an talebesi olacaklar! O halde, ilk hedefimiz "Akdeniz dışı"ndaki vatan sathı olmalıdır ki, galiba bu satıh da, bütün vatan olmaktadır. Yani vatan elden gitmek üzeredir. Tsk'nın militarizmi, darbecilerin şerri, işkenceciler, Tunus Modelini (eski Tunus) hayaledenler, zorbalık "bin yıl sürecek" diyenler, başörtüsü zulümleri, faili meşhurlar ve onlarca, yüzlerce ızdıraplar, bütün bunları geçiniz. Geçiniz de, tümünü toplasanız tek bir Koç ya da Sabancı etmeyecek yeşil sermayeye geliniz! Geçiniz de tümünü topladığınızda, (dilerseniz, camiilerin kubbesini de -miğfer yerine- ilave edebileceğiniz) "camii cemaati" ile, tepeden tırnağa silahlı orduyu kıyaslayınız!? Ya da isterseniz tarikatlerin üyeleri ve etkinlikleri ile Tc'nin okullarını ve etkinliklerini, -anlaşılmıyorsa "etkisini" diyelim- konuşalım
İhsan Gümüşdere
24 Ağustos 2011 Çarşamba 18:19
iki satır
Haksöz editörleri, iki satır da olsa yorum katsalarmış, ne murat ettiklerini anlamış olurduk. Hani karikatür değil ki yorumsuz yayınlıyorsunuz. İbretlik. Burdan kim nasıl bir ibret almalı sizce? İyi yönde mi ibret alalım kötü yönde mi? Sevinelim mi üzülelim mi? İhsan Eliaçık konusunda gerçekten Haksöz'ün tavrını anlamak mümkün değil. Bir ara sayın Cengiz Duman beyefendi işi gücü bırakıp İhsan Eliaçık hangi konuda ne söylüyorsa tam tersini söylemeye başlamıştı. Bilmiyorum bıraktı mı o işleri. Umarım Haksöz bu iki kişinin hangi sözlerine katılmadığını da beyan etme gereği duyar. Edip Yüksel'i bilemem ama İhsan Eliaçık bize (ümmete) lazım. Yanlışları neyse açık açık söyleyin ki ola ki öğüt alır dinler.
vedat
24 Ağustos 2011 Çarşamba 18:17
İsra 101 ayeti yanlış anlamış
İ.Eliaçık çok önemli doğruları ifade etmekle beraber,özellikle İsra 101.ayetini yanlış anlamış.Burada geçen 9 ayettten kasıt Hz.Musa(as) ya verilen "9 ayrı mucize" dir. Emirler değil. Burada geçen ayet kelimesi mucize anlamında kullanılmıştır. Buna dikkat edilmeden aceleyle yorum yapılması açıkçası çok şaşırttı beni. Allah hepimizi Kur'anı dikkatli okuyan ve okuduğun ayetlerde Allah'ın muradını doğru anlamaya çalışan salih kullarından eylesin.(amin)
sezai bünyamin
24 Ağustos 2011 Çarşamba 18:03
anlamayan arkadaşlara
bazı arkadaşlar bu insanların söylediklerinde ne varki diyor o zaman sizin açınızdan sorun yok zaten tarihselcilik kokmuyormu liberal sol anlayış yokmu tevhid eşittir mülk sapkınlığı nedir? oysa kuranda birçok bahçe sahibi örnekte mülk servet edinmek eleştirilmex eleştirilen mülke bakış açısısı ve infak etmemektir infak edenin elinde kalmayacaksa neyi infak edecektir i. eliaçığın mealine baktığınızda bizzat kelimeleri yerinden ettiği saptırdığını görebilirsiniz namazları 2 vakite indiren anlayış bunun yalnız cüzi bir örneğidir Allah ıslah etsin
sedat
24 Ağustos 2011 Çarşamba 17:18
ALLAH SELAMET VERSİN
Edip yüksel hali nicedir böyle
Murat Ay
24 Ağustos 2011 Çarşamba 17:16
Kapitalist semayedara akıl hocalığı mı?
Mülk düşmanı İ. Eliaçık namaz ile ilgili soruyu ------İnsanlar durumuna göre namaz kılmalıdır. Bence şimdi şehirde yaşayanlar için namaz üç vakitte (cem) olabilir. Sabah işe giderken (sabah), öğle paydosunda (öğle-ikindi) kılarsın, birde mesai sonunda dönünce (akşam-yatsı) kılarsın. O zaman hiç sorun olmaz.-----
cümlesi ile bitiriyor. Sanırım Eliaçık fabrika ve işyerlerinde namaz sorununa bu şekilde çözüm üretiyor. Bu kadar anti kapitalizmi dillendiren İ. Eliaçık'ın namaz konusunda işçiden değilde patrondan yana patrunu memnun eden çözüm bulması harkulade. Ey Eliaçık!Hadi senin dinin sanada, namazı vaktinde ve Müslümanca kılmak isteyen proleter kardeşlerimizden yana tavır alarak bu kapitalistler işçiler için mescid oluşturmalı diyeceğine kapitalist patronun "canım kaza ediverirsin n'olcak?" çözümünün aynısını sunuyorsun. Neymiş Sabah evden çıkarken, öğlen paydosta ikindi ve akşamı boşver 4 rekat da eve dönünce kıl sorun böylece çözülür. İşyerlerinde namaz sorununa böyle çözüm sunuyor İ. Eliaçık. Eliaçık hadi abdestli kapitalisleri anladıkta bari abdestli gariban işçilerden ne istiyorsun?
Hüseyin
24 Ağustos 2011 Çarşamba 17:06
yanlış nerede?
Eliaçık'ın namaz konusunda kafası karışık, vakitler konusunda sadece sünnetideğil, Kuran'ı da devre dışı bırakıyor. Eşcinsellik adlı rezillik konusunda o ne itinalı dil öyle! Neredeyse iyi bir şey sayılmaz ama kötü olduğunu da söyleyemeyiz havalarında gevelemeler ... Müslüman hanımların gayrı müslimlerle evliliği meselesinde sınır tanımayan fetvalar ....
Maşallah bazı yorumcular bu görüşlerde yanlış olan ne diye soruyorlar? Hala yanlış göremediyseniz geçmiş olsun, uğurlar olsun!
YAKUP YUSUF
24 Ağustos 2011 Çarşamba 13:38
Çok az haklı oldukları konular hariç tutulacak yanları yok
“Rabbimiz, bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi kaydırma ve katından bize bir rahmet bağışla. Şüphesiz, bağışı en çok olan Sensin Sen.”
YUSUF ÇAĞLAR
24 Ağustos 2011 Çarşamba 13:15
VASAT ÜMMET NEREDE?
"İşte böylece sizin insanlar üzerinde şahitler ol­manız, Rasûlün de sizin üzerinizde bir şahit olması için sizi vasat bir ümmet kıldı.”
"Siz, insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en ha­yırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder, kötülükten mene­der ve Allah’a inanırsınız.”
“Kendisi için doğru yol belli olduktan sonra, kim peygambere karşı çıkar ve müminlerin yolundan başka bir yola giderse, onu o yolda bırakırız ve ce­henneme sokarız; o ne kötü bir yerdir.”
“Dini doğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin diye, din olarak Nuh’a tavsiye ettiğini, sana vahyet­tiğini, İbrahim’e Musa’ya ve İsa’ya tavsiye ettiğini sizin için hukuk düzeni yaptı.”
“Yoksa onların, dinden Allah’ın izin vermediği şeyleri dinî kaide kılan ortakları mı var?”
“Gerçekten şeytanlar dostlarına, sizinle müca­dele etmeleri için telkin ederler. Eğer onlara uyar­sanız şüphesiz siz de Allah’a ortak koşanlardan olursunuz.”
Beytocan
24 Ağustos 2011 Çarşamba 12:18
Ya Rab!
Ya Rab! Sebbit akdamena ala diynik! Yüce Rabbim bizleri de onları da ıslah etsin.Cemaatten ayrı, uzak düşüldü mü, bireysel takılma hayata egemen oldu mu, olacağı bu olur. Cemaat rahmettir. Kurtulanlar sadece iman edenler değil; iman edip, salih amel işleyen, sonrada hakkı (Allah'ı, Kuran-ı, Adaleti) birbirine tavsiye eden, nasihat edenler olacak. Bu da ancak bir yerlere bağlanmak ile mümkündür.
rojhılat
24 Ağustos 2011 Çarşamba 12:15
bay haydari
edip yükseli geç ama ihsan eliaçığın dediklerinin hangisi yanlış?
aykut aydın
24 Ağustos 2011 Çarşamba 11:54
anlama ve anlamaya dair...
kendi anladığı anlamı kitaba uydurma hastalığı bu iki zevatta ziyadesiyle mevcut. Kuran ı anlamanın anlamı, O'nun anlamını anlamaya çalışma gayretidir. O' na subjektif (öznel) yorumlar yapmanın değil.
Erdem
24 Ağustos 2011 Çarşamba 11:49
Yazık
Hezeyanların hepsini okumaya tahammül edemedim.
Gerçekten ibretlik miş.
Mübarek ramazan ayının bereketini ve manevi atmosferini bozmak için birileri sabotaj yapıyor.
Rabbim dini üzre ayaklarımızı sabit kılsın. (amin)
Metin Yüksel
24 Ağustos 2011 Çarşamba 11:28
Eski İslamcılar
İslam'la mücadale etmek eski İslamcılara kalmış. Rabbim hidayet versin. Rabbim bizim sonumuzu hayırlı kılsın.
Başka da denecek bir şey yok. Bunlara gerçekten acıyorum.
kemal ferace
24 Ağustos 2011 Çarşamba 11:23
facia ..
marks ve kominizmi aklayım derken
ihsan hocanın düştüğü duruma bak . yine bu röportajı daha önceki röportajlarından daha iyi ..
edip yüksel ise tam bir facia .. sünneti ve hadisi devre dışı bırakan , Kuran bize yeter diyen ekolün ibretlik temsilcisi ..
HARUNN
24 Ağustos 2011 Çarşamba 11:13
İHSAN ELİAÇIK
İhsan eliaçık"islam soldur sosyalizmdir" dedi habertürk tv de. islam islamdır ne sosyalizmdir ne kapitalizm ne de başka bir izm. hiç kimse hakka batıl batıla hak diyemez. Röpatajın tamamını okudum. mesela diyor ki " KAFİR DİNE İNANMAYAN DEĞİLDİR. Kafir mülk ve servet sahibi olup mülk ve serveti ile yoksulları ezenlerdir." kafir dine inanmayan değilmiş. o zaman kelimei şehadet ve kelimei tevhid ne anlama geliyor bir kişinin müslüman olmasının ilk şartı kelimei şehadet getirmesi değil midir? yine diyor ki "Cihatın amacı İslamiyet’i yaymak, Müslüman olmayanları Müslüman yapmak için yapılan bir davet ya da gayret değildir. Tam tersine insanların Müslüman olabilecekleri özgürlük koşullarını var edebilmek için mücadele etmektir cihat. Dolayısıyla cihat hak ve özgürlüklerin kazanıldığı zorbalığın ve yoksulluğun olmadığı bir düzenin çabasıdır. Böyle bir düzen kurulduktan sonra insanlar isterlerse Müslüman olurlar isterlerse olmazlar." peki herkesin özgürce istediği inancı seçebilmesini sağlamak zorba zalimleri silah zoru ile dize getirmeden nasıl olacak? şuna bakalım bir de "eğer bir adam dürüstse, ehli namus ve iffetli ise, aldatmayacak birisi ise hangi inançta olduğu bana göre önemli değildir. bu tamamen kişisel kararlarına bağlıdır. Şu anda kendisine Müslüman diyen adamada başka bir Müslüman’a kız vermiyor. Yok işin yok diyor. Yok kızıma bakamazsın diyor. Aynı şekilde GAYRİMÜSLİM ya da ATEİST birine de aynı muameleyi çekiyorlar. Sen dürüst olduğuna, aldatmayacağına inanıyorsan niye evlenmeyesin ki. Evlilikte aranan maksat nedir. Bana göre dürüstlüktür, iffettir. Çocukların yetiştirilmesinde bir sorun olmayacağını düşünüyorsan evlenmekte mahsur yok." işsizlik gerekçesi ile bir müslümanın kızını dürüst olduğu halde bir müslümana vermemesine ben de karşıyım ancak ateiste müslüman olmayana kız vermek de nerden çıkıyor. ihsan resmen Allah'ın yasakladığını helal saymaya kalkıyor bu küfürdür.
Ahmet Murat Kaya
24 Ağustos 2011 Çarşamba 10:12
Sonraki aşama
Bu durumun bir sonraki aşamasında iki seçenekli bir yol görünür:
1.sözü sembolik olan, niye kendisi de sembolik olmasın. Allah da bizatihi semboliktir. Dolayısı ile bireysellik ve humanizm keşfinden sonra materyalizme kadar gidebilecek bir mantık silsilesi başlar.
ya da;
2. Bana vahy geliyor.Öyle ya, arıya vahyeden Allah bana niye etmesin. Bilen bilir, İskender Evrenesoğlu bu yoldan geçmiştir.
ahmet babur
24 Ağustos 2011 Çarşamba 09:34
Rabbim Sana Sığınıyoruz.
Rabbim,içimizdeki beyinsizler yüzünden bizi helak etme.Rabbim, hatalarımızı ve eksikliklerimizi bağışla,taşkınlıklarımızı affet, sebatımızı arttır ve kafirlere karşı bize yardım et.
Bêkes
24 Ağustos 2011 Çarşamba 09:32
Ya Rabbi Ayaklarımızı Sabit Kıl!
Biri zaten sapıtmıştı (Edip Y.), diğeri de mülkiyet duvarına tosladıktan sonra hepten rotasını şaşırmış. Yaşamı midenin ortasına oturtmuş. Midemizin bedenimizin ortasında olması ise Onun için ayrı bir fitne olsa gerek.

İman nazlı bir çiçek gibidir. Onu salih amelle süslemek lazım. Tam bir teslimiyetle teslim olmak lazım. O herşeyden değerlidir o na öylece muamele etmek lazım. Yoksa nazlı çiçek solar. Solunca da elde kalan çer-çöp işte böylesi ibretlik vesikalar ortaya çıkarır.

Ya Rabbi her ne kadar sana layık olmasak da sen ayaklarımı dosdoğru yolunun üzerinde sabit kıl.

Ey kalpleri evirip çeviren Rabbimiz! Kalplerimizin çevrileceği davranış ve düşüncelerden bizleri koru...
Ahmet gülen
24 Ağustos 2011 Çarşamba 09:22
Allaha şükür'ki sizlere kimse itibar etmiyor.
Efendimiz a.s.v şöyle buyurur:
''Her şeyin (iş ve amelin) bir coşkusu ve heyecanı, sonra da gevşeme ve duraklama hali söz konusudur. Kimin gevşeme yönü bid’ata doğru olursa, o gerçekten sapmış ve perişan olmuştur. Kimin de gevşeme yönü sünnete doğru olursa, o da gerçekten hidayeti bulmuş ve kurtulmuştur”
Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 409.
Ben ikisinede gerçekten acıyorum.İkisine'de Şunu sormak istiyorum acaba tek başlarına kaldıkları zaman ortaya attıkları düşüncelerden dolayı içlerinden hiç bir sıkıntı duymuyorlarmı.Daha açıkçası kendileride düşüncelerine samimi olarak inanıyorlarmı.Yoksa bir boşlukta sallanıp duruyorlarmı.Allah istikametlerini düzeltsin.Amin.
Selami
24 Ağustos 2011 Çarşamba 05:33
hayırlı akibet
Edip Yüksel bu camianın en samimi ve gayretkeş insanlarından biriydi. Geldiği yere baktığımızda insanın içinin acımaması mümkün değil. Bu bir birikim ve aşama aşama geçilen bir süreç. Diğerinin geleceği yer de korkarım aynısı olacak. Yazık değil mi, bunca gayrete, emeğe? Vahye teslim olmak bu kadar zor mu, aklımızı putlaştırmak neden bu kadar cazip?
Gerçek Islam
24 Ağustos 2011 Çarşamba 05:08
Iste Gerçek Islam budur.
Ihsan Eliaçik kardesimize tesekkürler ediyorum.
Insanlari aydinlatiyor geleneksel Islam anlayisina karsi.
Insaallah herkes gerçek Islam ile tanisacaktir birgün.
Bugün için sizlere radikal bir durus gelebilir ama bir gün insaallah sizlerde Kur'ani öz itibari ile taniyacaksiniz.
Barış Uzun
24 Ağustos 2011 Çarşamba 04:59
amaç ne ?
Haksöz'ün son günlerde İhsan Eliaçık'a başlattığı hücumu hiç samimi bulmuyorum.
Daha önce neden gündeminizde bu kadar yer işgal etmiyordu Eliaçık tenkidi?
Getirdiği yorumlar ve yaklaşımı yankı bulmaya başladı, politik eylemlerin içinde boy gösterdi.
Bugün size paralel olarak Haksöz hücuma başladı.
Manidar doğrusu.
Ayrıca,
Röportajı okudum. İbretlik olan nedir, doğrusu anlamadım.
Ufak tefek aşırı yorumlar dışında "ibretlik" denilebilecek boyutta bir şey yok.
Ne bileyim mesela Mehdi olduğunu iddia etmemiş!
Allah'ın bedenine hulûl ettiğini falan da söylememiş.
Zina'yı falan onaylamamış.
Eşcinselliği meşru göstermemiş.
Bunlar "ibretlik" ölçüde olabilirdi.
Eee?
Nedir ibretlik olan sayın haksöz editör/leri ?
Buna amiyane tabirle öküz altında buzağı aramak denir.
Haydari
24 Ağustos 2011 Çarşamba 04:57
Ne hallere düştüler
Yazık bu insanlara..
İçtenlikle "Allah bu insanlara tekrar hidayeti nasib eylesin"diyorum.Rabbim bizleride sıratı müstakiminde sebatkar kılsın.Her türlü sapma açısından korusun.
"Rabbi sebbit kulubena ala dinik..
Diğer Haberler
DÜŞÜNCE PLATFORMU
PANO
İKTİBASLAR
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 524 10 28 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim