Eli kanlı Esed rejimi suçsuz, AK Parti hükümeti suçlu!

30.01.2014 12:29

Mehmet Metiner

Yer: TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu.

Suriye'deki utanç verici vahşeti görüntüleyen 55 bin fotoğraf üzerinde konuşuyoruz.

Amacımız, Komisyon olarak hazırladığımız bir bildiriyle bu vahşeti kınamak.

MHP'li üyenin de altına imza attığı basın bildirisine CHP'li vekiller veryansın ediyorlar.

Adeta Baas rejiminin sözcülüğünü yapıyorlar.

'Bu fotoğraflarda resmedilen ölümlerin Suriye rejimi tarafından yapıldığını nerden biliyorsunuz? Bu henüz kanıtlanmamış bir iddia. Bu iddia üzerinden Suriye rejimine yönelik bir tepki koymamız doğru değil' mealinde sözler ediyorlar.

Pek tabii bu bir duruş...

Bu haliyle kaldığı sürece sadece tartışmaya açık bir bakış açısı...

Ama giderek bu üslup yerini daha aleni bir biçimde Suriye rejimini arkalayan ve AK Parti hükümetini suçlayan bir üsluba bürünüyor.

'Suriye'ye silah gönderenler de bu katliamın ortağıdırlar.'

AK Parti hükümetine üstü örtülü ağır bir suçlama bu...

Söz alıp kendilerine hem ben, hem de Komisyondaki diğer AK Partili arkadaşlarımız.

Gayet medeni bir tartışma sürüp giderken kendini bilmezliğiyle ve hakaretamiz laflar eşliğinde bağırıp çağırmasıyla maruf bir CHP'li vekil doğrudan AK Parti hükümetine karşı zehir zemberek suçlamalarda bulunmaya başladı.

Suriye'nin eli kanlı rejiminin bir sözcüsüymüş gibi başladı kendi ülkesinin Hükümetini katil diye suçlamaya.

Tutanaklar ortada.

İsteyen girip bakabilir.

Bundan sonraki aktarımların hepsi tutanaktandır.

'Bu resimleri Cenevre'de Suriye Dışişleri Bakanı reddetti.'

Suriye Dışişleri Bakanı'nın beyanını esas alan, ama kendi ülkesinin Başbakanına ve Hükümetine başka iddialar üzerinden ağır saldırıda bulunan mahut kişi CHP'nin o tipik Baasçı zihniyetini sergiliyordu aslında.

Hükümetle ilgili ne tür iddia varsa onları doğru kabul eden, ama Suriye rejimiyle ilgili apaçık görüntüler karşısında bile Baasçı bir ağızla katil rejime arka çıkan CHP zihniyeti bir kez daha Komisyon'da hortlamıştı.

Hızını alamayan mahut kişi sadece Suriye'deki katliamdan değil Türkiye'deki katliamlardan da Hükümeti sorumlu tutan çok çirkin beyanlarda bulundu.

Konuşma tarzı daha bir çirkindi.

Sesini yükselttikçe yükseltiyor, bağırdıkça bağırıyordu.

İçindeki kini asgari nezaket kurallarıyla bağdaşmayan bir tarzda dile getiriyordu.

'Burada eğer kan akıyorsa, Suriye'de katliam varsa Hükümetin bunda payı çoktur' diye sürdürdüğü konuşmasına Kilis Milletvekilimiz Ahmet Salih Dal edebince itirazda bulunuyor:

'Bizim Hükümetimiz müdahale edene kadar 8 bin, 10 bin insan ölmüştü zaten.'

CHP'li mahut kişi hızını alamayıp doğrudan sözü Başbakanın 'Emevi camiinde yakında namaz kılacağız!' lafına getirip suçlamalarını boca etmeye devam ediyor:

'Bakın, daha dün Emevi Camisi'nde namaz kılmak için yola çıkanların bugün geldiği duruma bakın. Burada, Başbakanın bile, Türkiye'deki akan her kanda Hükümetin parmağı vardır.'

Kendi ülkesinin Hükümetine yönelik ağır ve galiz suçlamaların tümüne değinmeyeceğim.

MİT'in terörist el Kaide'yle nasıl işbirliği yaptığına dair suçlamalarına da hiç girmeyeyim.

Özetle dediği şu:

AK Parti Hükümeti ve Başbakan Suriye ve Türkiye'deki katliamların müsebbibidir.

İnsanı rahatsız eden o yüksek sesle konuşmasını sürdürmesi üzerinde kendisine dönüp sesini yükseltmemesini hatırlatıyorum.

Birden, 'Sen kimsin' diye başlayan çirkin bir üslupla sataşmalar...

O anda oluşan anlık bir öfke üzerine önümde duran plastik su bardağını kendisine atıyorum.

Keşke atmasaydım, ama tahammülfersa bu durum karşısında öfkelenmemek ne mümkün!

Bunun üzerine mahut kişi ağzını bozarak eline geçirdiği her şeyi atmaya başladı. Attıkları cisimlerin arasında cam bardak da vardı.

Aradan sonra tekrar Komisyon toplandığında mahut CHP'linin ahlak ve edeple bağdaşmayan sözlerle nasıl saldırılarını sürdürdüğüne ise burada değinmeyeceğim. Merak edenler tutanaklara bakıp laflara bakabilirler.

'İnsan Hakları Komisyonu'nda bulunacakların önce insan olmaları gerekir' türünden ağır suçlamalarına cevap vermek için onun seviyesine inmek gerekiyor çünkü.

CHP'liler utanmasalar o fotoğraflarda resmedilen gayr-ı insani işkence ve ölümlerin Başbakan Erdoğan tarafından yapıldığını söylerler.

Bunu örtük olarak söylüyorlar zaten, ama alenî olarak söylemekten de kaçınmazlar.

Kendi ülkesinin Başbakanını 'düşman', eli kanlı Suriye Başkanını ise 'dost' olarak gören CHP zihniyetinin Baas yoldaşlığı noktasındaki dayanışmasını anlarız anlamasına ama bu küfürbaz ve hakeratimiz tavrını sürdürmesi halinde hiçbirimizin hoşlandığı görüntülerin ortaya çıkacağından hiç kimsenin kuşkusu olmasın.

Eleştiriye eyvallah, ama küfür ve hakarete asla izin vermeyiz.

Hiç kimsenin, hele hele eli kanlı diktatörleri savunmaktan ar duymayanların bize şamar oğlanı muamelesi yapmasına da zinhar izin vermeyiz.

Herkes üslubuna dikkat etmeli.

Edepli olmalı.

Eleştiri ile hakaret arasındaki sınırı gözetmeli.

İnsan olmak tam da böyle bir şeydir.

İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu'nun CHP'li üyeleri hariç AK Partili ve MHP'li üyelerinin imzaladığı o bildiriyi Türkiye'nin yüzünü ak eden bir davranış olarak selamlıyorum.

O bildiride belirtildiği üzere, Suriye'de öldürülen o insanların şahsında aslında yok edilen insanlıktır, insanlığımızdır.

Herkesi sadece ve yalnızca insanlığı kuşanmaya davet ediyorum.

Yenişafak

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim