El Ezher alay konusu oldu

04.01.2010 19:59

Fehmi Huveydi

El Ezher'in Gazze sınırına inşa edilen duvara onay vermesi Mısır hükümetinin dine karıştığının göstergesi. Bu karar kimseyi kandıramaz

Mısır’ın Gazze kuşatmasını derinleştirecek bir duvar inşa etmesinden daha da kötüsü, El Ezher Üniversitesi’ne bağlı İslami araştırmalar akademisinin yayımladığı bir bildirinin duvarı benimsemesi, meşrulaştırması ve duvara karşı çıkılmasını şeriat hükümlerine aykırı görmesi. Karşımızda iki skandal var. İlki, Mısır’ın ABD ve İsrail’in baskılarına olumlu karşılık veren siyasi kararı, ikincisi de diğer dış baskılar doğrultusunda alınan Şer’i fetvayla ilgili.

Fetva garip bir biçimde çıkarıldı. Duvar konusu akademinin 31 Aralık’taki oturum gündeminde yer almıyordu. Akademi üyelerinden hiçbirinin aklına duvar inşaatıyla ilgili bir konunun kendilerine sunulacağı gelmezdi. Fakat üyeler salonda kameraların olduğunu gördü. Bu alışıldık değildi. Bazıları kameraların oturuma katılan vakıflar bakanını izlemek için geldiğini düşündü. Gündemdeki konuların ele alınmasının ardından akademi üyeleri, El Ezher Rektörü Şeyh Muhammed Tantavi’nin sürpriziyle karşılaştı: Tantavi bir kağıt çıkarıp, kameralar önünde duvar inşaatını destekleyen ve inşaata karşı çıkanları günahkâr kılan bildirisini okudu. Herkes kameraların bu anı kaydetmek için geldiğini anladı. Yani iş vakıflar ve enformasyon bakanlarının katılımıyla, akademinin bilgisi dışında tertiplenmiş. Tantavi bildiriyi okur okumaz yerinden kalktı, kimseye yorum yapma imkânı tanımadan bütün katılımcıların şaşkınlığı ortasında oturumdan ayrıldı.

Ardından akademiye dayandırılan bildiri yayımlandı ve iki şeyin hedeflendiği görüldü: Arap sokaklarının öfkesine maruz kalmasının ardından Mısır hükümetinin tutumunu meşrulaştırmak ve Sünni âlim Yusuf Karadavi’nin Gazze ablukasını derinleştiren duvarın dinen yasak olduğu açıklamasına cevap vermek.

Bu tablo birçok noktayı gözler önüne serdi. Öncelikle, attığı adımı haklı göstermek için kendisini savunma konumunda gören Mısır hükümetinin zayıflığı ortaya çıktı. Kahire, duvarın yarısının inşaatının tamamlanmasının ardından ayıbını örtecek bir dini kılıfa ihtiyaç duydu. Hükümet konunun ulusal güvenlikle bağlantısından emin olsaydı dışarıda kopan gürültüyle ilgilenmezdi. İkincisi, dinin siyasete müdahalesiyle ilgili bir sorun yaşadığımızın doğru olmadığı anlaşıldı. Zira karşımızda, siyasetin dine müdahalesinin vardığı noktaya dair açık bir örnek duruyor! Üçüncüsü, bu tür uygulamalarda bulunanlar kamuoyu hakkında hiçbir şey bilmiyor. Bildiri kimseyi ikna etmediği gibi akademiyi küçültüp alay konusu haline getirdi.

Telefonda görüştüğüm Temyiz Mahkemesi Başkan Yardımcısı Ahmed Mekki, duvar inşaatını savunmanın Filistinlilerin aç bırakılmasını savunmak anlamına geldiğini, bunun İslam’ın, yasaların veya aklın kabul etmediği bir suç olduğunu belirtti. Mekki, Tantavi ve akademi üyelerinin, aç bıraktığı kedi sebebiyle bir kadının cehenneme gittiğini anlatan hadisi başkalarından daha iyi bildiklerini de ekledi. Bu durum Gazze’de 1,5 milyon Filistinli’yi abluka altına alanların ve aç bırakanların cezasıyla ilgili büyük bir soru yöneltiyor. Mekki El Ezher’in duvar fetvasının, dünyanın dört bir yanından duvarı kınamak ve ablukayı kaldırmak için gelen Batılı eylemcilerin duruşuyla aynı zamana denk gelmesindeki açık ironiye de dikkat çekti. (Katar gazetesi Şark, 3 Ocak 2010)

RADİKAL

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim