1. YAZARLAR

  2. Melih Altınok

  3. Ekseni kayasıcalar
Melih Altınok

Melih Altınok

Yazarın Tüm Yazıları >

Ekseni kayasıcalar

A+A-

Son dönemlerde yükselen trende uyup dozunda “anarşik’ takılan Okan Bayülgen, pazar gecesi Medya Kralı’nda, kentli olduğu kadar çağdaş da olan konuğu Tolga Karel’e soruyor.

“Son günlerde Türkiye’nin dış politikasında en çok tartışılan konu nedir?”

Birbirinden matrak şıkları dinleyen Karel, Bayülgen’in vurgusunun etkisiyle kameralara dönerek protest yanıtını yapıştırıveriyor:

“Şaft Kayması”

Son dönemde Kemalist bir güruhun terör estirdiği ekşisözlük’ün hassasiyetlerini kendine rehber edindiğini açık etmekten çekinmeyen Bayülgen de istediği buram buram klişe kokan yanıtın etkisiyle oturduğu döner koltuğun eksenini seyircilere doğru ‘döndürerek’ haykırıyor:

“Şaft Kayması... Bravo!”

Salonda alkışlar, nümayiş...

Bayülgen’in ve saf konuğunun yüzünde, “gizliden şeriatçı” olduğu yetmiyormuş gibi bir de atalarının muasır medeniyet hedefini İran’a doğru kaydırması an meselesi olan AKP’ye çakmanın saadeti, huzuru, mutluluğu...

Resmî söylemin sacayaklarından biri olan popüler kültürün münevverlerinden Bayülgen’in son parodisinden alıntıladığım bu sahne, ulusalcı cephede son dönemde yürütülen eksen kayması tartışmalarının karakteristiğini çok iyi yansıtıyor.

AKP’nin belki de en başarılı olduğu dış politika alanındaki açılımlarını, kadim Tük dış politikasında doğuya doğru bir kayma olarak lanse etmeye çalışan ‘yurttan sesler korosu’nu kaygılandıran değişmeler neler olabilir sizce, bir bakalım mı?

Aralarında dört bir tarafımızı sardığı iddia edilen ezeli ‘düşmanlarımızın’ da olduğu altmışa yakın ülkeyle vizelerin kısmen ya da tamamen kaldırılması mı?

Entelektüel birikimi ve perspektifiyle Türkiye için bir şans olarak gördüğüm Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun, bugüne değin resmî yetkililerimizin ‘aşiret reisi’ diye hitap ettiği Kürdistan Bölge Başkanı Mesut Barzani’ye Kürtçe “Hoş geldin Mesut Ağabey” demesi mi?

Siyasal iktidarın, Avrupa’daki ve tüm dünyadaki solcularının-sosyalistlerin de çözüm için aktif rol oynadığı Gazze sorununa müdahil olması mı?

Hükümetin, Kıbrıs’taki ‘haksız işgal’in yaratığı travmadan beslenen Denktaş kuyrukçusu Derviş Eroğlu yerine, birleşik Kıbrıs ve barış diye çırpınan sosyalist Mehmet Ali Talat’ı desteklemesi mi? Rum kesiminin tanınması konusunda, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın yılların sanrısından ayılıp cesur bir şekilde gerçek dünyaya terfi ederek “Bütün dünya tanıyor biz tanımasak ne olur?” demesi mi?

Cumhurbaşkanı  Abdullah Gül’ün Ermenistan Devlet Başkanı ile birlikte futbol maçı izlemesi mi?

Yoksa Türkiye’nin bugüne değin süregeldiği üzere ABD’nin dümen suyundan bir fersah açılıp, tarihi boyunca dünya barışı yolundaki en radikal adımlardan birini atması ve Brezilya ile birlikte İran’la uranyum takası anlaşması yapması mı?

Yerim dar, rahatlıkla uzayıp gidecek örnekleri burada kesmek zorundayım. Ama lütfen elinizi vicdanınıza koyarak söyler misiniz? Bu saydıklarım arasında Türkiye’nin uluslararası toplumla, Avrupa ile ve komşularıyla dostane ilişkiler geliştirmesini arzu etmesi gereken solcuları, demokratları, liberalleri rahatsız edecek ne var Allah aşkına?

Tamam dikensiz gül bahçesi tarif etmiyorum elbette. AKP’nin dış politika alanında da pek çok eksiği var.

Evet, Barzani’ye olması gerektiği gibi davrandığı için hakkını verdiğim Davutoğlu, basın açıklaması sırasında, bir Kürdistan bayrağını çok gördü komşumuza. Ya da Başbakan’ın Gazze konusundaki meşru çıkışında dozu kaçırıp, Hamas’ı resmen sahiplenmesi yanlıştı. Ama devede kulak sayılacak bu ayrıntıların, yıllardır “kapansın el kapıları” eksenine sıkı sıkıya sarılıp şaftımızı kaydıran müesses nizamın yediği herzelerin yanında lafı edilir mi?

Hâsılı, statükocu oligarşin varlığını sabit kalmasına borçlu olduğu o içe kapanmacı, ceberut eksen umarım daha rahat radikal şekilde kayar; Avrupa’ya doğru, komşularımıza doğru...

Umut Sarıkaya’nın şu sözleri, ilkokul düzeyindeki bir toplumsal gerçekçilik güzellemesiyle ahaliyi “Uyanın İran oluyoruz” paranoyasına inandırmaya çabalayan Bayülgengiller için söylemiş âdeta:

“Samimiyet keşfedilince cehalet meşrulaştı.”

melihaltinok@gmail.com

TARAF

YAZIYA YORUM KAT