1. YAZARLAR

  2. İhsan Dağı

  3. Eksen tartışmasından AB üyeliğine
İhsan Dağı

İhsan Dağı

Yazarın Tüm Yazıları >

Eksen tartışmasından AB üyeliğine

A+A-

"Batı'dan uzaklaşıyor" derken AB ile entegrasyonu derinleşen ve tam üyelik süreci rayına oturan bir Türkiye görmek hiç şaşırtıcı olmaz.

Çünkü, ABD'de İsrail yanlısı çevreler Türkiye'yi dışlayıcı, yalnızlaştırıcı bir tutum alırken AB'den ve Avrupa kamuoyundan tam tersi sesler yükseliyor.

'Eksen kayması' tartışmalarını başlatan kesimlerin pompaladıkları 'Türkiye Doğu'ya kayıyor' endişesi Avrupa'da 'Türkiye'yi kaybetmeyelim' telaşına dönüşüyor. ABD Savunma Bakanı Gates ile AB Komisyon Başkanı Barroso arasındaki 'Türkiye'yi kimin yüzünden kaybediyoruz?' tartışması bu bağlamda son derece anlamlı. Sonunda 'eksenciler'in beklentilerin hilafına bir durum ortaya çıkabilir; Avrupa'yı Türkiye ile güçlendirmek isteyenler tam üyelik sürecini hızlandırabilir. Tabii bunun için bizim de yapmamız gerekenler var. Onlara geleceğim.

Önce şunu bilelim; Gates gibiler zaten Türkiye'nin AB üyeliğine destek vermiyorlar. Onlar Türkiye'yi bölgesel işlerde kullanabilecekleri bir ileri karakol olarak görmek isterler. AB'ye tam üye olmuş bir Türkiye'nin ABD'nin 'sadık bir müttefiki' olarak kalmayacağını, kendi öncelikleri ile AB'nin bölgesel politikasını şekillendirmeye çalışacağını bilirler.

Öte yandan İsrail'in de AB üyeliğimiz sürecinden hiç haz etmediğini bilmemiz lazım. Onlar için de temel yaklaşımı, 'Türkiye'nin düşman bir çevrede İsrail'in dostluğuna ihtiyaç duyması' biçiminde özetlenebilir. Bölgesinde dostlar kazanan AB üyeliği sürecinde ilerleyen bir Türkiye'yi tercih etmiyorlar. AB üyesi bir Türkiye demek, 'Avrupa barışı'nın Ortadoğu'ya doğru genişlemesi, İsrail üzerinde de barış baskısı kurması demek. Oysa İsrail'de baskın güçler için barış işgal topraklarının Filistin'e teslimi demek, yani toprak kaybı!

AB adına Barroso, Gates'e verdiği cevapta; 'Türkiye'nin asıl tepki gösterdiği gelişmelerin ABD'nin Irak'ı işgaliyle başladığını' söyledi. Yani Türkiye'nin bizimle değil ABD ile sorunu var, demek istiyor. Haklı da... Sonuçta, 'Türkiye'yi kim kaybetti, kim kaybetmedi' tartışmasında AB'nin kaybetmeyen olmak isteyeceğini düşünüyorum. Bu yönde mesajlar yoğunlaşmaya başladı. AB, Türkiye'nin dış ve bölgesel politikasından son derece memnun. Bölgesiyle işbirliği kuran, çatışmaları çözücü roller üstlenen bir Türkiye'nin Avrupa için kazanç olacağını biliyorlar. AB'nin 2009 ilerleme raporunda Türkiye'nin en çok övgüyle söz edilen yönü aktif ve çatışma çözücü dış/bölgesel poltikasıydı. Bunun 'iyi komşuluk politikasının bir uzantısı olduğu kuşkusuz AB açısından.

Dolayısıyla 'eksen tartışmaları'nı tetikleyenler kendi kazdıkları kuyuya düşebilir; bu sürecin sonunda Türkiye Avrupa ile çok daha yakınlaşabilir, üyelik vizyonu netleşebilir.

Bunun için bizim de yapmamız gerekenler var. Demokratikleşme, yeni anayasa, özgürlükler yolunda reformlara devam etmek ilk şart. Ayrıca Kıbrıs ve spesifik olarak da Güney Kıbrıs gemilerine limanlarımızın açılması konusunun müzakere sürecini tıkayan en ciddi, ama aynı zamanda da en kolay sorun olduğunu görmek lazım.

Hükümet çevreleri, 2002-2004 yıllarında Denktaş ile bugün Ergenekon'dan yargılanan birçok kişinin AB üyeliğini Kıbrıs meselesi üzerinden durdurmaya çalıştığını hatırlamalı. Onların bu yıllarda yapmaya çalıştığı bugün fiilen gerçekleşmiş durumda. Buna bir son vermek gerek. Artık ek protokolün uygulanmasının önü açılmalı. Bunu uzatmanın hiçbir anlamı yok. Bu mesele Ekim 2005'te müzakerelere başladığımız andan itibaren süreci zehirlemeye başladı ve hâlâ devam ediyor. Kendi yarattığımız bir sorun bu. Limanlarımız 1987 yılına kadar Rum bandıralı gemilere açıktı. Şimdi tam 16 müzakere başlığı limanlar meselesi yüzünden açılamıyor. Bu, tam bir kendi kendine kilit vurma durumu.

Bir benzeri de Heybeliada Ruhban Okulu meselesi. Osmanlı döneminde açılmış, Cumhuriyet döneminde de 1971'e kadar hizmet veriyor. Hükümet çevreleri açılmasında bir sorun görmüyor, ama açmıyorlar veya açamıyorlar... Koca devlet kendi vatandaşlarının işleteceği bir dinî okuldan korkuyor, bunun uluslararası bir mesele olmasına seyirci kalıyor. i.dagi@zaman.com.tr

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT