1. YAZARLAR

  2. Serdar Demirel

  3. Eksen kaysa ne olur?
Serdar Demirel

Serdar Demirel

Yazarın Tüm Yazıları >

Eksen kaysa ne olur?

A+A-

Türkiye’nin coğrafî ve kültürel derinliğinin bir gereği olarak Ortadoğu’dan Afrika’ya Kafkaslardan Balkanlara bir dizi inisiyatifler alması, “Türkiye’nin ekseni mi değişiyor?” endişelerine tavan yaptırdı.

Dışişleri Bakanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı’na varana kadar en üst devlet yetkililerinin, muhataplarına, bir eksen kaymasının sözkonusu olmadığını, Türkiye’nin ait olduğu coğrafyalarda proaktif siyaset izlediğini ve bunun bölgenin de, Batı’nın da çıkarlarına uygun düştüğünü anlatması gerekti.

“Eksen kayması” sorgulamasına muhatap olmak sıradan bir mesele değildir. Osmanlı’nın yıkılmasına giden süreci ve Cumhuriyet döneminin mâziden radikal kopuş serancamını anlatması yönüyle olduğu kadar 21. yüzyıldaki konumumuza ilişkin cihetiyle de önemlidir.

Türkiye’ye bir eksen biçilmiş, uysa da uymasa da. Yüzünü hep Batı’ya dönecek, mâziyi hiç hatırlamayacak, Doğu’yu unutacak. Cumhuriyet döneminde “muasır medeniyet seviyesini yakalamak” diye sloganlaştırılmış klişede ifade edilen jakoben Batılılaşma yani. Sinan Çetin’in çektiği, "Mutlu Ol, Bu Bir Emirdir!" adlı o enfes kısa filmde ironisi yapılan akıl tutulması...

Devletlûmuzun “Batılılaşma” saplantısının bir gereği olarak asırlarca aynı kaderi paylaştığımız halklarla beraber yeni stratejik birliktelikler düşünülmemiş. Zaruret miktarı Ortadoğu’ya ve Kafkaslara bakmışız, o kadar. Öyle istemişler, elitlerimiz de o kadarını yapmış. Bu yüzden ait olduğumuz coğrafyayı ne zaman hatırlasak eksen tartışmaları gündeme gelmiş.

Erbakan hükümetinin D-8 projesi “eksen kayması korkusu”nu büyüttüğü için literatüre “postmodern darbe” diye geçen bir kalkışmayla yıkıldı. İrtica yaygarası gerçeği örtmek içindi sadece.

Nüfuz ajanlığıyla memur kalemlerin; "en fakir ülkelerin oluşturduğu birlik" diye tiye aldıkları o proje, birilerini fena korkutmuştu çünkü. 'Zengin ülkelerin oluşturduğu G-8 ve Avrupa Birliği'ne gönderme yaparak projeyi küçümsüyor gözüküyorlardı, ama korktukları kesindi.

D-8, kalkınmakta olan 8 ülkeyi; Bangladeş, Endonezya, İran, Malezya, Mısır, Nijerya, Pakistan ve Türkiye’nin oluşturduğu birliği formüle ediyor. 22 Ekim 1996 yılında, dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan’ın öncülüğünde teşekkül etmişti. Kurucu 8 ülkenin inisiyatifinde, gelecekte bütün Müslüman ülkelerin ekonomi öncelikli işbirliğini hedeflemişti. Eksen kayıyor, Türkiye İslâmî mâzisini arıyor terâneleriyle az çığırtkanlık yapmadılar hani.

Eksen kaymasından kastettikleri halk iradesinin başıboş bırakılmaması ve Batı merkezli kontrol altında tutulması velhâsıl. Coğrafyamızın aslî unsuru olan Müslüman duyarlılığının siyasi projelere dönüşmesinin adını da irtica koymuşlar.

Küresel olanı kimliğimizin farkında olarak idrak etmemiz, rahatsız ediyor birilerini. Kendi kültürümüzün öznesi olmaya çalışmamız korkutuyor onları. Bu yüzden eksen kayması tartışmalarıyla hesap soruyorlar, gözdağı veriyorlar...

Suret-i haktan gözükmeyi ihmal etmeyerek hükümete muhafazakâr kimliği üzerinden mesaj veriyorlar. Neymiş efendim, Osmanlı’dan beri hep Batılıymışız ve yüzümüz hep Batı’ya dönükmüş. “Osmanlı Doğulu olmaktan çok Batılı’ydı”, bunu ezberleyin diyorlar.

Tamam da, Osmanlı Batı’ya kendi değerleriyle girmişti, kendine has medeniyet projesiyle orada varolmuştu. Bu değerlerin aslî unsuru kuşkusuz İslâm’dı.. Batı’yı taklit etmiyordu, aksine Batı Osmanlı’ya özeniyordu. Son asırlarda durum değişse de tarihî bu hakikati kim inkâr edebilir ki?

Bizden istedikleri kendi kültürümüzün öznesi olmamak, bunu aklımızdan bile geçirmemek. Osmanlı özgün değerleriyle Batı’daydı, birileri ise devşirme değerlerle Doğu’da. Arada dağlar kadar fark var. Bu yüzden Osmanlı üzerinden mesaj vermeleri yersiz. Kaldı ki, kimse Osmanlı’yı diriltmenin peşinde de değil.

Bize “eksenimizi” hatırlatan Batılıların önemli bir kısmı, Avrupa Birliği’ne girmemize de karşı. Türkiye’yi farklı alternatif arayışlarına itmemek için kapıda oyalıyorlar.

Söylemek istediğim şu aslında: Eksenler tarihseldir, değişebilir. Batı’nın dahi yeni eksen arayışlarına girdiği bir dönemde bunun düşüncesinin bile bize haram kılınması kabûl edilemez. Her ülke kendi geleceğini planlıyorsa, Türkiye de gereğini yapmak durumundadır.

VAKİT

YAZIYA YORUM KAT