1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Ekonomik Göstergeler SOS Veriyor!
Ekonomik Göstergeler SOS Veriyor!

Ekonomik Göstergeler SOS Veriyor!

Yazısında ekonomideki son durumu analiz eden İbrahim Kahveci, seçimlerden sonra asıl sürprizin ekonomide görüleceğini kaydediyor.

A+A-

İbrahim Kahveci’nin Karar’daki köşesinde yayınlanan konuyla alakalı bugünkü (14 Mayıs 2018) yazısını ilginize sunuyoruz:

Asıl Sürprizler Seçim Sonrasında

Çifte açık verirsek ekonomik riskimiz hiç beklenmedik derecede artıyor. Zaten S&P alelacele bu nedenle not kırdı. Ağustos ayında yapması gereken değerlendirmeyi “Seçim paketi” açıklanınca hemen ilan etti.

S&P ne diyor:

1-Makro dengelerdeki bozulma arttı

2-Enflasyon bozuldu.

3-Türkiye’nin mali pozisyonu zayıfladı

S&P açıklamasında ayrıca dış finansman koşullarının ağırlaşması ve özel sektör sorunlarının artmasına da dikkat çekti.

Mart ayının başında da Moody’s Türkiye’nin kredi notunu kırmıştı. Moody’s not kırarken “Yabancı sermaye bağımlığını azaltın” uyarısında bulunmuştu. S&P ise özel olarak mali disiplini bozmayın diye uyardı. Kısaca iki açık riski birleşince toplam risk katmerli olarak arttı.

Şimdi gelin çifte açığa bakalım:

A-) Cari açık: Şubat 2018 itibariyle yıllık cari açığımız 53,3 milyar dolara ulaşmış durumda. Mart 2017’de yıllık cari açığımız 33,5 milyar dolardı. Biliyorsunuz ki, Türkiye eski yıllarda hızlı (yüzde 7-8) büyüme oranları döneminde yüksek cari açık veriyordu. Artık sıfır büyüme bile cari açık verdiriyor.

Kısaca, kaskatı şekilde ülkemiz yabancı sermaye bağımlısı oldu. Büyüme olmasa bile cari açıkla yaşamak zorundayız. Büyüme olmasa bile yabancı ülkemize para getirsin diye taviz vermek zorundayız.

B-) Bütçe açığı: Uzun yıllar (Aslında 2002 sonrası) cari açık artışı karşısında, bütçe açığı azalıyordu. Yani yabancı sermayenin ülkeye girişi tüketimi ve vergi gelirlerini artırarak bütçeyi sağlam tutuyordu.

Yeniden hatırlatmam gerekecek ki, Türkiye bütçe disiplinini özellikle 2010 sonrasında asla bütçe giderlerini kısarak yapmadı. Sürekli yeni vergi paketleri ve vergi artışları ile bütçeye ek gelirler toplayarak, artan kamu harcamaları finanse edildi. Hatta her sıkışıklıkta yeni kamu varlıkları satışa sunularak artan kamu harcamaları kapatılmak istendi.

Ama artık bütçe de yama tutmuyor.

2014 yılında Hazine nakit dengesi -21,7 milyar TL açık veriyor. 2015 yılında -17,2 milyar nakit açığı oluşuyor.

Ve 2016 yılı... Hazine nakit açığı -38,2 milyar TL’ye artıyor.

Ya 2017? Hazine nakit açığı tam 60 milyar 472 milyon TL’ye çıkıyor.

Gelelim 2018 yılına. Geçen yıl ilk dört ayda 26 milyar 267 milyon TL olan nakit açığı 2018 yılı aynı döneminde 32 milyar 658 milyon TL’ye çıkmış durumda.

Durun... Asıl mesele seçim sonrasında.

Verilen seçim vaatlerine bakıyorsunuz ki, müthiş bir harcama artışı bizi bekliyor. Sadece ve sadece emeklilere 2 bayram ikramiyesi 24 milyar lira tutuyor. Kadroya alınan 900 b,in taşeronun artan mali yüklerini hiç hesaplamayın zaten. Kısaca seçim öncesi devletin kesesi epey bonkörce  kullanılmış oluyor.

YENİ VERGİ VE ZAMLAR

Doların 4,37 liraya çıktığı 9 Mayıs günü Cumhurbaşkanı başkanlığında ekonomi yönetimi ve danışmanları toplantı. Yapılan açıklamanın şifrelerini beraber çözelim:

1- Mali disiplinden asla taviz verilmeyecek

2- Kamu maliyesinde bozulmaya izin verilmeyecek

3- Faiz baskısı azaltılacak.

Mehmet Şimşek ise o gün şu açıklamayı yapıyor: “Piyasalardaki endişelerden biri de maliye politikasına ilişkin atılan adımlardan kaynaklandığını görüyoruz. Ekonomide bir resesyon yaşanmasın diye maliye politikası geçen sene devreye sokuldu. ‘Acaba Türkiye, uzun bir süredir ekonomi açısından önemli bir çıpa görevini gören maliye politikasında kalıcı bir trend değişikliği mi oluyor?’ kaygısı var’. Bu kaygı yersiz”

Dikkat ederseniz hem Mehmet Şimşek konuşmasında, hem de EKK toplantısı sonrasında yapılan açıklamalar, tam da S&P’un not kırma gerekçesine önlemler alınacağına işaret ediyor. Yani çifte açığa izin verilmeyecek.

O zaman ne olacak?

Cari açık kısa vadede kapatılamayacağına göre geriye bütçe açığı kalıyor. Bütçe harcamaları da o derece kısılamayacağına göre, geriye bütçe gelirlerini artırmak kalıyor. Bütçe gelirleri nasıl artırılacak?

Ya on milyarlarca liralık yeni kamu malları satılacak

Ya da yeni vergi artışları ve kamu zamları gelecek.

Veyahut her ikisi birden.

Özet mi? Çifte açıkla gidersek 2019’a kalmadan büyük bir ekonomik daralma ile IMF’nin kapısına soluğumuz yetmeyebilir. Çifte açık yerine tek açıkla gitmeye kalkarsak ise, seçim sonrası büyük vergi artışları ve kamu zamlarına şimdiden hazırlanalım.

Yani mesele seçim değil, asıl sürprizler seçim sonrasında.

HABERE YORUM KAT

2 Yorum